Bizi, (Kureyş'in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semud kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz.

وَمَا مَنَعَنَا اَنْ نُرْسِلَ بِالْاٰيَاتِ اِلَّٓا اَنْ كَذَّبَ بِهَا الْاَوَّلُونَ وَاٰتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِالْاٰيَاتِ اِلَّا تَخْوِيفًا

ve mā meneǎnā en nursile bi l-āyāti illā en keƶƶebe bihā l-evvelūne ve āteynā ṧemūde n-nāḳate mubSiraten fe Zelemū bihā ve mā nursilu bi l-āyāti illā teḣvīfen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve yoktur
2مَنَعَنَاmeneǎnāم ن عEngellemek, alıkoymak, durdurmak, önlemek, engelleyici olmak, yasaklamak, reddetmek veya geri çevirmek, aynı zamanda korumak veya savunmak veya muhafaza etmek, tartışmak veya itiraz etmek, direnmek veya dayanmak, güçlendirmek veya tahkim etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz veya erişimi zor hale getirmek.bizi alıkoyan
3اَنْen
4نُرْسِلَnursileر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegöndermekten
5بِالْاٰيَاتِbi l-āyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetler (mu'cizeler)
6اِلَّٓاillādışında
7اَنْen
8كَذَّبَkeƶƶebeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlamaları
9بِهَاbihā(onları)
10الْاَوَّلُونَl-evvelūneا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçevvelkilerin
11وَاٰتَيْنَاve āteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve verdik
12ثَمُودَṧemūdeثمودSemud'a
13النَّاقَةَn-nāḳateن و قEti yağdan temizlemek, deve eğitmek, düzene koymak, dikkatli yapmak. niiqatun - gayret, beceri, incelik, rafine, en iyi, dağın tepesi, büyük ve uzun dağ. naaqatun - dişi deve.dişi deveyi
14مُبْصِرَةًmubSiratenب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıaçık bir mu'cize olarak
15فَظَلَمُواfe Zelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmako zulmetmelerine sebeb oldu
16بِهَاbihāonlara
17وَمَاve māve
18نُرْسِلُnursiluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebiz göndermeyiz
19بِالْاٰيَاتِbi l-āyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.mu'cizeleri
20اِلَّاillādışında
21تَخْوِيفًاteḣvīfenخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkutmak

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bizi, mûcizeler göndermekten meneden şey, ancak evvelki ümmetlerin, onları yalanlamalarıdır ve Semûd'a apaçık bir mûcize olarak dişi deveyi verdik de zulmettiler ona ve biz âyetleri, ancak korkutmak için göndeririz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bizi, mûcizeler göndermekten meneden şey, ancak evvelki ümmetlerin, onları yalanlamalarıdır ve Semûdʼa apaçık bir mûcize olarak dişi deveyi verdik de zulmettiler ona ve biz âyetleri, ancak korkutmak için göndeririz.

Adem Uğur

Bizi, âyetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu âyetleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine, açık bir mucize olmak üzere bir dişi deve vermiştik. Onlar ise, (bu deveyi boğazladılar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz âyetleri ancak korkutmak için göndeririz.

Ahmed Hulusi

Mucizelerimizi irsal etmemize mani olan, öncekilerin onları yalanlamış olmasıdır (siz de yalanlarsanız derhal azabını yaşardınız, sizi ortadan kaldırmak zorunda kalırdık)! Semud'a da aydınlatan olarak dişi deveyi verdik de (vahşice öldürerek) ona zulmettiler! Biz mucizelerimizi ancak korkutmak için irsal ederiz.

Ahmet Tekin

Bizi âyetler, maddî mûcizeler göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu âyetleri yalanlayarak, kanunlarımız gereği, helâke maruz kalmalarıdır. Nitekim Semûd kavmine açık bir mûcize olmak üzere bir dişi deve vermiştik. Onlar ise, bu devenin haklarına riayet etmemek, onu öldürmek suretiyle bu maddî mûcizeyi hiçe saydılar. Oysa biz, o mûcizeleri ancak korkutmak için göndeririz.

Ahmet Varol

Bizi mucizeler göndermekten alıkoyan, öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. Semud'a apaçık (bir mucize) olarak dişi deveyi verdik de ona zulmettiler. Oysa biz mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.

Ali Bulaç

Bizi ayet (mucize)ler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud'a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.

Ali Fikri Yavuz

(Kureyş kavminin iman etmek için istediği) o mûcizeleri göndermekten bizi alıkoyan da yoktur. Ancak bu mûcizeleri, evvelki ümmetler yalanladılar (Yine imana gelmediler). Biz, Semûd’a, açık bir mûcize olarak o dişi deveyi verdik de, sonra inkâr edip öldürdüler. Halbuki biz, o mûcizeleri, ancak korkutmak için göndeririz.

Ali Rıza Safa

Bizi, mucizeler göndermekten alıkoyan, öncekilerin onları yalanlamış olmasıdır. Semud'a açık bir biçimde dişi deveyi verdik; sonunda haksızlık yaptılar. Zaten Biz, mucizeleri, ancak korkutmak için göndeririz.

Bayraktar Bayraklı

Mucizeler göndermekten bizi alıkoyan husus, öncekilerin mucizeleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semud kavmine gözle görülebilen bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik de, onu haksız yere öldürmüşlerdi. Oysa Biz, mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.

Bekir Sadak

Bizi mucize gondermekten alikoyan, ancak, oncekilerin onlari yalanlamis olmalaridir. Semud milletine gozle gorulebilen bir mucize, bir disi deve vermistik de ona zulmetmislerdi. Oysa Biz mucizeleri yalniz korkutmak icin gondeririz.

Celal Yıldırım

Bize âyetler (mu'cizeler ve açık belgeler) göndermekten alıkoyan, ancak öncekilerin o âyetleri ya lanlamasıdır. (Meselâ) Semûd kavmine deveyi gözle görülür biçimde verdik, ona zulmettiler. Halbuki biz o âyetleri ancak korkutmak için göndeririz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bizi mûcizeler göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin bunları yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine, açık bir mûcize olmak üzere (olağanüstü özelliklere sahip) deveyi vermiştik, ama (inanmayıp) ona kötülük yaptılar. Oysa biz mûcizeleri yalnızca korkutup uyarmak için göndeririz.

Diyanet İşleri

Bizi, (Kureyş'in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semud kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz.

Diyanet İşleri (eski)

Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud milletine gözle görülebilen bir mucize, bir dişi deve vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.

Diyanet Vakfi

Bizi, âyetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu âyetleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine, açık bir mucize olmak üzere bir dişi deve vermiştik. Onlar ise, (bu deveyi boğazladılar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz âyetleri ancak korkutmak için göndeririz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bizi, âyetler (mucizeler) ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd'a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi (deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bizi mucizelerle peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak önceki milletlerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud'a gözleri göre göre mucize olmak üzere o dişi deveyi verdik de onunla kendilerine zulmettiler; oysa Biz o mucizeleri, ancak korkutmak için göndeririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O istenilen ayetler (mu'cizeler) le risalet vermekten bizi men'eden de yoktur, ancak onları evvelki ümmetler tekzib ettiler, Semude gözleri göre göre o nakayı verdik de onunla kendilerine zulmettiler, halbuki biz o ayetleri ancak korkutmak için göndeririz

Erhan Aktaş

Bizi ayet göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onu yalanlamış olmalarıdır. Semud halkına göz göre göre o dişi deveyi verdik. Onunla kendilerine zulmettiler. Ve Biz, ayetleri uyarmaktan başka bir şey için göndermeyiz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bizi ayet göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onu yalanlamış olmalarıdır. Semud halkına göz göre göre o dişi deveyi verdik. Onunla kendilerine zulmettiler. Ve Biz, ayetleri uyarmaktan başka bir şey için göndermeyiz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bizi ayet göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onu yalanlamış olmalarıdır. Semud halkına gözleri göre göre o dişi deveyi verdik. Onu öldürerek kendilerine haksızlık ettiler. Ve Biz, ayetleri uyarmaktan başka bir şey için göndermeyiz.

Fizilal-il Kuran

Bizi somut mucizeler ortaya koymaktan alıkoyan sebep, daha önceki milletlerin bu tür mucizeleri yalanlamaları (ve bu yüzden ağır azaba çarptırılmayı haketmeleridir) Semudoğulları'na açık mucize olarak deveyi verdik. Fakat ona karşı zalimce davrandılar. Biz somut mucizeleri sadece insanları korkutmak için ortaya koyarız.

Gültekin Onan

Bizi ayetler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud'a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik; fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.

Hamdi Döndüren

Bizi mucizeler göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin bunları yalanlamış olmasıdır. Semud’a bir mucize olarak dişi deveyi verdik. Ama onlar, deve yüzünden kendilerine zulmettiler. Oysa biz, mucizeleri sadece korkutmak için göndeririz.

Hasan Basri Çantay

Bizi (Kureyşe) ayetler (mucizeler) göndermemizden alıkoyan (sebeb başka değil) ancak evvelki (ümmet) lerin onları tekzib etmiş olduklarıdır. Biz, Semuda gözleri göre göre o dişi deveyi verdik de (onu öldürdüler ve) bu yüzden (kendilerine) zulmetdiler. Halbuki bir ayetleri (azab ve ihlak için değil) ancak (ahiret azabından) korkutmak için göndeririz.

Hasib Asutay

Bizi âyetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onları yalanlamış olmasıdır. (Nitekim) Semud'a açık bir mucize olarak o dişi deveyi verdik de (onlar) onunla (onu boğazlamakla) zulmettiler. Oysa biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.

Hayrat Neşriyat

(Müşriklerin istedikleri) o mu'cizeleri göndermekten bizi alıkoyan (tek) şey, evvelkilerin onları yalanlamasıdır. Nitekim Semûd (kavmin)e (peygamberlerinin hakkaniyetini) gösteren (bir mu'cize) olarak o dişi deveyi vermiştik de ona (o mu'cizeyiyalanlamaları sebebiyle, kendilerine) zulmettiler. Hâlbuki (böyle) mu'cizeleri, ancak korkutmak için göndeririz.

İbni Kesir

Bizi ayetlerle göndermekten alıkoyan şey; ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud'a da gözleri göre göre bir dişi deve vermiştik de, ona zulmetmişlerdi. Halbuki Biz; ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.

Mehmet Okuyan

Bizi, ayetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin onları yalanlamış olmasıdır. (Nitekim) Semûd kavmine de (mucize olarak) aydınlatıcı, (ders verici) bir dişi deve vermiştik de onlar (vahşice katlettikleri için) ona haksızlık etmişlerdi. (Oysa) biz ayetleri (mucizeleri) ancak (inkârcıları) korkutmak için göndeririz.

Muhammed Esed

Bizi (öncekiler gibi, bu mesajı da) mucizevi belirtilerle birlikte göndermekten alıkoyan tek sebep, önceki toplumların onları hep yalanlamış olmalarıdır; nitekim, Semud kavmine uyarıcı, aydınlatıcı bir belirti olarak o dişi deveyi verdik, ama onlar bunu kale almadılar. Oysa biz bu kabil belirtileri yalnızca korkutup uyarmak amacıyla göndermişizdir.

Mustafa İslamoğlu

Bizim mucizeler göndermemize yalnızca önceki toplumların onları yalanlamış olmaları engel oldu. Nitekim Semud'a (risaletin) görünür bir delili olarak dişi deveyi vermiştik, fakat temsil ettiği gerçeği inkar yoluyla ona zulmettiler; zaten Biz bu tür mucizevi delilleri, yalnızca korkutarak uyarma amacıyla göndeririz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Bizi âyetler ile peygamber göndermekten bir şey men etmiş değildir. Ancak onları eski kavimler tekzîp etmişlerdir. Ve Semûd'a gözleri göre göre o dişi deveyi verdik, onlar ise onunla zulmettiler ve Biz âyetleri göndermeyiz, ancak korkutmak için göndeririz.

Ömer Öngüt

Bizi âyetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Nitekim Semud kavmine gözleri göre göre bir dişi deve vermiştik. Onlar ise ona zulmetmişlerdi. Oysa biz o âyetleri (mucizeleri) ancak korkutmak için göndeririz.

Suat Yıldırım

Kâfirlerin keyfî olarak istedikleri mûcizeleri göndermeyişimizin tek sebebi, daha önceki kâfirlerin bu gibi mûcizeleri yalanlamış olmalarıdır. Nitekim Semud halkına açık bir mûcize olarak o dişi deveyi verdik de onu öldürdüler ve bu yüzden kendilerine zulmettiler. Biz o âyetleri sadece korkutmak için göndeririz.

Süleyman Ateş

Bizi ayetler (mu'cizeler) göndermekten alıkoyan şey, evvelkilerin, (onları) yalanlamış olmasıdır. Semud(kavmin)e açık bir mu'cize olarak dişi deveyi verdik, o zulmetmelerine sebeb oldu (deveyi boğazlayarak kedilerine yazık etmiş oldular). Biz mu'cizeleri, yalnız korkutmak için göndeririz.

Süleymaniye Vakfı

(Sana) mucizeler göndermekten bizi alıkoyan tek şey, öncekilerin onlar karşısında yalana sarılmış olmalarıdır. (Salih'in kavmi) Semud'a gerçeği gösterir şekilde bir dişi deve vermiştik; ama onlar ona karşı yanlış yapmışlardı. Bizim mucizeler göndermemiz, sadece korkutmak içindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Seni mucizelerle göndermemizi engelleyen tek şey, öncekilerin onlar karşısında yalana sarılmalarıdır. Semud'a, gerçeği gösteren belge olarak bir dişi deve vermiştik ama ona yanlış iş yapmışlardı. Biz mucizeleri sadece korkutmak için göndeririz.

Şaban Piriş

Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud kavmine mucize olarak gözleri önündeki Deve'yi vermiştik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak için göndeririz.

Tefhim-ul Kuran

Bizi ayet (mucize) ler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud'a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.

Ümit Şimşek

Onların istedikleri mucizeleri göndermeyişimizin sebebi, daha öncekilerin de bunları yalanlamış olmalarıdır. Nitekim Semud kavmine hakikati apaçık gösteren bir mucize olarak deveyi vermiştik de onlar bu yüzden zulmetmişlerdi. Halbuki Biz mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.

Yaşar Nuri Öztürk

Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. Semud kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onunla kendilerine zulmettiler. Biz, mucizeleri yalnız korkutup sindirmek için göndeririz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bizim möcüzələr göndərməkdən vaz keçməyimizə səbəb ancaq əvvəlkilərin onları yalan hesab etmələri idi. Səmud tayfasına açıq-aydın möcüzə kimi bir dişi dəvə verdik, lakin onlar ona zülm etdilər. Biz möcüzələri yalnız qorxutmaq üçün göndəririk.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bizə möʼcüzələr göndərməyə mane olan şey ancaq əvvəlkilərin (keçmiş ümmətlərin) onları yalan hesab etmələridir. Biz Səmud tayfasına açıq-aşkar bir möʼcüzə olaraq dişi (maya) bir dəvə verdik, lakin onlar ona zülm etdilər (dəvəni tutub kəsdilər). Biz möʼcüzələri yalnız (bəndələrimizi) qorxutmaq üçün göndəririk.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir senden keine Zeichen und Wunder mehr herab, weil die früheren Generationen sie verleugnet haben. Den Thamûd haben Wir das klar erkennbare Zeichen der Kamelstute gegeben. Sie haben sich jedoch an ihr vergangen. Die Zeichen senden wir nur, um Furcht einzuflößen.

Almanca — Der Edle Quran

Und nichts (anderes) hat Uns davon abgehalten, die Zeichen (mit den Propheten) zu senden, als daß die Früheren sie für Lüge erklärten. Und Wir gaben den Tamud die deutlich sichtbare Kamelstute, sie aber taten an ihr Unrecht. Und Wir senden die Zeichen (mit den Propheten) nur, um Furcht einzuflößen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und nichts könnte Uns hindern, Zeichen zu senden, obwohl die Früheren sie verworfen hatten. Und Wir gaben den Tamud die Kamelstute als ein sichtbares Zeichen, doch sie frevelten an ihr. Und Wir senden Zeichen, nur um abzuschrecken.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In fact nothing prevented Us from sending you O Muhammad to the people with the power of working miracles to evince both your mission and Allah's Omnipotence and Rightful Authority except that people of bygone times refused to acknowledge them. Among them were the Thamudites to whom We sent the she –camel- as an evident and undoubted sign, but they mistreated her without due regard and wronged themselves. We only authorize the work of miracles so that the people be moved with a mingled feeling of dread and reverence toward Allah and realize the evil consequence of disobeying or denying Him.

Abdul Haleem

Nothing prevents Us from sending miraculous signs, except the fact that previous peoples denied them. We gave the people of Thamud the she-camel as a clear sign, yet they maltreated it. We send signs only to give warning.

Abdullah Yusuf Ali

And We refrain from sending the signs, only because the men of former generations treated them as false: We sent the she-camel to the Thamud to open their eyes, but they treated her wrongfully: We only send the Signs by way of terror (and warning from evil).

Abul A'la Maududi

Nothing hindered Us from sending Our Signs except that the people of olden times rejected them as lies. We publicly sent the she-camel to the Thamud to open their eyes but they wronged her. We never send Our Signs except to cause people to fear.

Aisha Bewley

Nothing has prevented Us sending you Signs except the fact that the previous peoples denied them. We gave Thamud the she-camel as a visible Sign, and then they mistreated her. We do not send Signs except to frighten people.

Al-Hilali & Khan

And nothing stops Us from sending the Ayât (proofs, evidence, signs) but that the people of old denied them. And We sent the she-camel to Thamûd as a clear sign, but they did her wrong. And We sent not the signs except to warn, and to make them afraid (of destruction).

Ali Quli Qarai

Nothing keeps Us from sending signs except that the ancients denied them. We gave Thamūd the she-camel as an eye-opener, but they wronged her. We do not send the signs except for deterrence.

Amatul Rahman Omar

And nothing could prevent Us from going on sending (Our) signs though the former people cried lies to them. And We gave to Thamûd the she-camel as an enlightenment and an eye opener, but they dealt with her unjustly. And We do not send (Our) signs except to warn the people (against the evil consequences of disbelief and transgression).

Arthur John Arberry

Naught prevented Us from sending the signs but that the ancients cried lies to them; and We brought Thamood the She-camel visible, but they did her wrong. And We do not send the signs, except to frighten.

Bijan Moeinian

Nothing can prevent the Lord from sending His miracles (that you are repeatedly asking for) to you. The fact is, the previous nations (such as the people of Pharaoh) denied such miracles (sending miracles, therefore, is not efficient.) I sent the famous camel (as a miracle) to the people of Thamood (for example;) they responded (to this miracle) by killing her! The main reason for sending the (past) miracles was to warn the people (so that they wake up from the hypnotic dream induced by Satan and come to their senses. What was needed in the time of Mohammad was a Book to relay the Lord’s Message to the entire humanity and to the generations to come, with a guarantee that it will never be falsified.)

E. Henry Palmer

Naught hindered us from sending thee with signs, save that those of yore said they were lies; so we gave Thamud the visible she-camel, but they treated her unjustly! for we do not send (any one) with signs save to make men fear.

Edip-Layth

The rejection of previous people did not stop Us from sending the signs. We sent to Thamud the camel with foresight, but they did her wrong. We do not send the signs except to alert.

George Sale

Nothing hindered us from sending thee with miracles, except that the former nations have charged them with imposture. We gave unto the tribe of Thamud, at their demand, the she-camel visible to their sight; yet they dealt unjustly with her: And We send not a prophet with miracles, but to strike terror.

Hamid S. Aziz

Naught hindered us from sending you with signs, save that those of yore denied them; so We gave Thamud the visible she-camel, but they treated her wrongfully (or ignorantly) and We send not (or any one with) signs save to warn.

Mahmoud Ghali

And nothing prevented Us from sending the signs except that the earliest (people) cried lies to them; and We brought Thamûd the she-camel (as) (a thing) beheld, (i. e., for them to behold) yet they did an injustice regarding her. And in no way do We send the signs except for frightening.

Marmaduke Pickthall

Naught hindereth Us from sending portents save that the folk of old denied them. And We gave Thamud the she-camel - a clear portent save to warn.

Mohamed Ahmed - Samira

Nothing could stop Us from sending signs except that the earlier people had rejected them as lies. We sent to Thamud the she-camel as a token to make it clear to them, but they treated her cruelly; and We send signs only to deter.

Muhammad Asad

And nothing has prevented Us from sending [this message, like the earlier ones,] with miraculous signs [in its wake], save [Our knowledge] that the people of olden times [only too often] gave the lie to them: thus, We provided for [the tribe of] Thamud the she-camel as a light-giving portent, and they sinned against it. And never did We send those signs for any other purpose than to convey a warning.

Mustafa Khattab

Nothing keeps Us from sending the ˹demanded˺ signs except that they had ˹already˺ been denied by earlier peoples. And We gave Thamûd the she-camel as a clear sign, but they wrongfully rejected it.[1] We only send the signs as a warning.

Progressive Muslims

And what stopped Us from sending the signs except that the previous people disbelieved in them. And We sent to Thamud the camel with foresight, but they did her wrong. And We do not send the signs except to make them fearful.

Sahih International

And nothing has prevented Us from sending signs except that the former peoples denied them. And We gave Thamud the she-camel as a visible sign, but they wronged her. And We send not the signs except as a warning.

Sam Gerrans

And there prevented Us from sending proofs only that the former peoples denied them. And We gave Thamūd the she-camel as a visible proof, but they wronged her. And We send the proofs only to put in dread.

Shabbir Ahmed

Nothing has changed Our Plan to send down this Final Revelation, even though the previous nations have often denied or distorted Our Verses. The most blatant example is of Thamud who violated the clear sign of their submission, and failed the crucial test by killing the she-camel. (7:73), (11:89), (26:141), (27:45). We continued to send Messages for mankind to establish the Order in which peace would replace fear.

Syed Vickar Ahamed

And nothing could stop Us from sending the Signs, except that the men of earlier generations denied them as false: And We sent the she-camel to the Samood (Thamud) to open their eyes (to the truth), but they treated her wrongfully: And We only send the Signs to bring fear in (them and to keep them away from evil).

Taqi Usmani

Nothing made us refrain from sending the signs (demanded by the pagans,) except that the earlier people had rejected them. (For example,) We gave Thamūd the she-camel, as an eye-opener, then they did wrong to her, and We do not send signs but as a warning.

The Monotheist Group

And what stopped Us from sending the signs except that the previous people disbelieved in them. And We sent to Thamud the camel with foresight, but they did her wrong. And We do not send the signs except to make them fearful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Rien ne Nous empêche dʹenvoyer les miracles, si ce nʹest que les Anciens les avaient traités de mensonges. Nous avions apporté aux Thamûd la chamelle qui était un (miracle) visible: mais ils lui firent du tort. En outre, Nous nʹenvoyons de miracles quʹà titre de menace.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bes a ku em ji anîna mucîzeyan dane paş bi sebunet ku umetên berê bawerî bi mucîzeyên me neanîbûn (lewra; Xwedê daxwaza wan bi cih anî, belê wan bawerî pê neanîbû). Me wek mucîzeyeke aşkera deveyeke mê dabû gelê Semûd, vêca wan jî (ev deve şerjê kir û) sitemkarî pê kirin. Em mucîzeyan bes ji bo tirsandina (mirovan) dişînin (da ku bêne îmanê).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En niets verhinderde Ons de tekenen te zenden dan dat zij die er eertijds waren ze loochenden. En Wij gaven de Thamoed de kameelmerrie als iets duidelijk zichtbaars, maar zij behandelden haar onrechtvaardig. En Wij zenden slechts tekenen om vrees aan te jagen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Niets had ons verhinderd, u met wonderen te zenden, behalve dat de vroegere volkeren die van bedrog hebben beschuldigd. Wij gaven den stam van Thamoed op zijn verzoek, zichtbaar de wijfjes kameel; doch zij handelden onrechtvaardig er mede, en wij zonden geen profeet met wonderen, dan om schrik in te boezemen.

Hollandaca — Siregar

En niets verhinderde Ons de Tekenen neer te zenden dan dat de voorafgaaden hen loochenden. En Wij gaven de Tsamôed de vrouwtjeskameel, als een duidelijk zichtbaar (Teken) maar zij behandelden haar onrechtvaardig. En Wij zenden de Tekenen alleen maar om (hen) te doen vrezen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И удержало Нас от того, чтобы отправить (пророков) со знамениями [с чудесами] (которые просят многобожники), только то, что отвергли (знамения) прежние (общины). И даровали Мы самудянам [народу пророка Салиха] верблюдицу, как наглядное знамение, но они злостно обошлись с ней [убили ее] (и Мы погубили их, ниспослав на них наказание). И Мы отправляем (пророков) с Нашими знамениями [с чудесами] только для устрашения (Наших рабов) [чтобы они получили из них полезные назидания]!

Rusça — Osmanov

Ниспослать [Мухаммаду] знамения Нам помешало лишь то, что прежние народы не уверовали в них (т. е. знамения). Мы даровали самудянам верблюдицу как явное знамение, но они учинили с ней беззаконие. Мы же ниспосылаем Наши знамения только для устрашающего предупреждения.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ingenting hindrar Oss att sända (människorna) tecken och under (liksom Vi gjorde i äldre tider) utom detta att folken i äldre tider (trots tecknen) kallade (Våra budskap) för lögn; till stammen Thamud överlämnade Vi kamelstoet som ett tecken för att öppna deras ögon, men de förgrep sig på det. Vi sänder inte (sådana) tecken annat än som en varning.