Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا

ve lā teḳfu mā leyse leke bihi ǐlmun inne s-sem'ǎ ve l-beSara ve l-fu'āde kullu ulāike kāne ǎnhu mes'ūlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lāve
2تَقْفُteḳfuق ف وTakip etmek, peşinden gitmek, arkasından yürümek, izinden gitmek, ayak izlerini takip etmek, takip etmesine veya başarılı olmasına neden olmak.ardına düşme
3مَاşeyin
4لَيْسَleyseل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirolmayan
5لَكَlekesenin
6بِهِbihihakkında
7عِلْمٌǐlmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgin
8اِنَّinneçünkü
9السَّمْعَs-sem'ǎس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakkulak
10وَالْبَصَرَve l-beSaraب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıve göz
11وَالْفُؤٰادَve l-fu'ādeف ا دKalpte incinmek, kalp hastalığına yakalanmak, kalpten vurulmak. Hareket, harekete geçirme. Yakıt söz konusu olduğunda; yanmak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, alevlenmek veya alev almak: ve kalp için söylendiğinde; coşku veya hevesle heyecanlanmak. Kalp, zihin/akıl, zihin keskinliği/açıklığı.ve gönül
12كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsi
13اُو۬لٰٓئِكَulāikebunların
14كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
15عَنْهُǎnhuo(yaptığı)ndan
16مَسْؤُ۫لًاmes'ūlenس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksorumludur

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bilmediğin şeyin üstünde durup ısrâr etme; çünkü kulak da, göz de, gönül de, hepsi de sorumludur bundan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bilmediğin şeyin üstünde durup ısrâr etme; çünkü kulak da, göz de, gönül de, hepsi de sorumludur bundan.

Adem Uğur

Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

Ahmed Hulusi

Hakkında ilmin olmayan şeyin ardına düşme (zanla karar verme)! Muhakkak ki sem' (algılama), basar (değerlendirme) ve fuad (Esma mana özelliklerini beyne yansıtıcılar - {kalp nöronları ana rahminde 120. günde kendilerini beyne kopyalar ve beyinden devam eder}), işte onların hepsi ondan mesuldür!

Ahmet Tekin

Hakkında bilgin olmayan alanlarda konuşma, görmediğin, duymadığın, bilmediğin konulara takılıp insanlara iftira etme. Çünkü kulak, göz, gönül ve akıl bunların her biri, yaptıklarından sorumludur.

Ahmet Varol

Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Şüphesiz kulak, göz ve kalb; bunların tümü ondan sorumludur.

Ali Bulaç

Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.

Ali Fikri Yavuz

Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardınca gitme, çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.

Ali Rıza Safa

Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve yürek; işte onların tümü bundan sorumludur.

Bayraktar Bayraklı

Bilmediğin şeyin ardına düşme! Çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve gönül, bunların hepsi bundan sorguya çekilecektir.

Bekir Sadak

Bilmedigin seyin ardina dusme; dogrusu kulak, goz ve kalp, bunlarin hepsi o seyden sorumlu olur.

Celal Yıldırım

Bilmediğin bir şeyin ardına düşme; çünkü doğrusu kulak, göz ve kalb, bunların herbiri ondan (ardına düştüğün şeyden) sorumludur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

Diyanet İşleri

Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

Diyanet İşleri (eski)

Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.

Diyanet Vakfi

Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardınca gitme; çünkü kulak, göz, gönül; bunların her biri ondan sorumludur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de hiç bilmediğin bir şey'in ardınca gitme, çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri ondan mes'ul bulunuyor

Erhan Aktaş

Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad bunların hepsi ondan sorumludur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad bunların hepsi ondan sorumludur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad bunların hepsi ondan sorumludur.

Fizilal-il Kuran

Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalp var ya, bunların hepsi konusunda sorguya çekileceksiniz.

Gültekin Onan

Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve yürek (fuade), bunların hepsi ondan sorumludur.

Hamdi Döndüren

Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsinden (sahibi) sorumludur.

Hasan Basri Çantay

Senin için hakkında bir bilgi haasıl olmayan şey'in ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalb: Bunların her biri bundan mes'uldür.

Hasib Asutay

Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

Hayrat Neşriyat

Hakkında bilgi sâhibi olmadığın bir şeyin ardına da düşme! Çünki kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan mes’ûldür.

İbni Kesir

Hakkında bilgin olmadığı şey üzerinde durma. Çünkü kulak da, göz de, kalb de bütün bunlar ondan sorumludurlar.

Mehmet Okuyan

Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine (biliyormuş gibi) düşme! Şüphesiz ki işitme (duyusu), göz ve kalp, bütün bunlar o (kazandığı)ndan sorumludur.

Muhammed Esed

Bilmediğin şeyin ardına düşme; çünkü, işitme duyusu, görme duyusu ve kalp, bunların hepsi (Hesap Günü'nde) bundan sorguya çekilecektir!

Mustafa İslamoğlu

Ve bilmediğin bir şeyin peşinden gitme! Çünkü kulak, göz ve gönül; bütün bunlar (hesap günü) ondan dolayı sorguya çekilecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve senin için kendisine bilgi olmayan bir şeyin arkasına düşme. Şüphe yok ki kulak, göz, gönül, hepsinden (sahibi) sorulmuş olacaktır.

Ömer Öngüt

Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

Suat Yıldırım

Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalb gibi azaların hepsi de sorguya çekilecektir.

Süleyman Ateş

Bilmediğin bir şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi o(yaptığı)ndan sorumludur.

Süleymaniye Vakfı

Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine körü körüne takılma! Çünkü sen dinleme, görme (basiret) ve gönül özelliklerinden dolayı sorumlu tutulacaksın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bilgi sahibi olmadığın bir konuda konuşma. Sende olan dinleme, görme (basiret) ve gönül özellikleri ondan sorumlu tutulmanı gerektirir.

Şaban Piriş

Bilmediğin bir şeyin ardına düşme; zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

Tefhim-ul Kuran

Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.

Ümit Şimşek

Bilmediğin şeyin peşine takılma. Çünkü kulak olsun, göz olsun, kalp olsun, hepsi bundan sorumlu tutulmuştur.

Yaşar Nuri Öztürk

Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Haqqında məlumatın olmadığı bir işin dalınca getmə. Çünki qulaq, göz və ürək – bunların hamısı sahibinin əməlləri barəsində sorğu-sual olunacaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey insan!) Bilmədiyin bir şeyin ardınca getmə (bacarmadığın bir işi görmə, bilmədiyin bir sözü də demə). Çünki qular, göz və ürək–bunların hamısı (sahibinin etdiyi əməl, dediyi söz barəsində) sorğu-sual olunacaqdır.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Du sollst nicht behaupten, etwas zu wissen, wenn du es nicht weißt. Jeder hat sich vor Gott für Gehör, Gesicht und Verstand zu verantworten.

Almanca — Der Edle Quran

Und verfolge nicht das, wovon du kein Wissen hast. Gewiß, Gehör, Augenlicht und Herz, - all diese -, danach wird gefragt werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Und verfolge nicht das, wovon du keine Kenntnis hast. Wahrlich, das Ohr und das Auge und das Herz sie alle sollen zur Rechenschaft gezogen werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und folge nicht dem, worüber du über kein Wissen verfügst! Gewiß, das Gehör, das Sehen und der Verstand, all diese werden von ihm (vom Menschen) zweifellos verantwortet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And do not gratify your desire or inclination to pursue a subject of which you have no knowledge nor charge anyone with a fault or a crime when you are not sure of his guilt nor pursue vain things which will avail you nothing. Indeed, he faculties of hearing, sight and intellect, each and all, are held responsible in Day of Judgement and shall have much to answer for.

Abdul Haleem

Do not follow blindly what you do not know to be true: ears, eyes, and heart, you will be questioned about all these.

Abdullah Yusuf Ali

And pursue not that of which thou hast no knowledge; for every act of hearing, or of seeing or of (feeling in) the heart will be enquired into (on the Day of Reckoning).

Abul A'la Maududi

(xiii) Do not follow that of which you have no knowledge. Surely the hearing, the sight, the heart - each of these shall be called to account.

Aisha Bewley

Do not pursue what you have no knowledge of. Hearing, sight and hearts will all be questioned.

Al-Hilali & Khan

And follow not (O man i.e., say not, or do not or witness not) that of which you have no knowledge.[1] Verily! The hearing, and the sight, and the heart, of each of those one will be questioned (by Allâh).

Ali Quli Qarai

Do not follow that of which you have no knowledge. Indeed the hearing, the eyesight, and the heart —all of these are accountable.

Amatul Rahman Omar

And do not follow and utter that of which you have no knowledge. Surely, the ear and eye and the heart, all of these, shall be called upon to account (for it).

Arthur John Arberry

And pursue not that thou hast no knowledge of; the hearing, the sight, the heart -- all of those shall be questioned of.

Bijan Moeinian

You shall not follow (the guess work and) what you do not have any knowledge about. Remember, your hearing, sight, and mind will be held responsible.

E. Henry Palmer

And do not pursue that of which thou hast no knowledge; verily, the hearing, the sight, and the heart, all of these shall be enquired of.

Edip-Layth

Do not uphold what you have no knowledge of. For the hearing, eyesight, and mind, all these are held responsible for that.

George Sale

And follow not that whereof thou hast no knowledge; for the hearing, and the sight, and the heart, every of these shall be examined at the last day.

Hamid S. Aziz

And follow (or pursue) not that of which you have no knowledge; verily, the hearing, the sight, and the heart, of all of these it shall be asked (to give an account).

Mahmoud Ghali

And do not pursue what you have no knowledge of; surely hearing and beholding and heart-sight, (Or: perception) all of those will be questioned of.

Marmaduke Pickthall

(O man), follow not that whereof thou hast no knowledge. Lo! the hearing and the sight and the heart - of each of these it will be asked.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not follow that of which you have no knowledge. Verily the ear, the eye, the heart, each will be questioned.

Muhammad Asad

And never concern thyself with anything of which thou hast no knowledge: verily, [thy] hearing and sight and heart - all of them - will be called to account for it [on Judgment Day]!

Mustafa Khattab

Do not follow what you have no ˹sure˺ knowledge of. Indeed, all will be called to account for ˹their˺ hearing, sight, and intellect.

Progressive Muslims

And do not uphold what you have no knowledge of. For the hearing, eyesight, and mind, all these you are responsible for.

Sahih International

And do not pursue that of which you have no knowledge. Indeed, the hearing, the sight and the heart - about all those [one] will be questioned.

Sam Gerrans

And follow thou not that whereof thou hast no knowledge; the hearing and the sight and the heart, each of those will be questioned.

Shabbir Ahmed

And you shall not follow blindly any information of which you have no direct knowledge. (Using your faculties of perception and conception) you must verify it for yourself. In the Court of your Lord, you will be held accountable for your hearing, sight, and the faculty of reasoning. (And so, the insane and the disabled will have their incapacities taken into account in a court of law.)

Syed Vickar Ahamed

And do not follow that about which you have no knowledge; Verily, every act of hearing, or of seeing, or of (wandering of) the heart will be questioned (on the Day of Judgment).

Taqi Usmani

And do not follow a thing about which you have no knowledge. Surely, the ear, the eye and the heart - each one of them shall be interrogated about.

The Monotheist Group

And do not uphold what you have no knowledge of; for the hearing, eyesight, and heart - all these you are responsible for.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ne poursuis pas ce dont tu nʹas aucune connaissance. Lʹouïe, la vue et le cœur: sur tout cela, en vérité, on sera interrogé.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Nekeve pey a ku der barê wê de tu jê bêagah î. Bêguman guh, çav û dil (xwediyên wan) ji ya ku ew dikin, berpirs in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En ga niet achter iets aan waarvan jij geen kennis hebt. Het horen, het zien en het hart, over al dat wordt verantwoording afgelegd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En volg niet datgene, waarvan gij geene kennis hebt; want het gezicht, het gehoor en het hart, alles zal op den jongsten dag worden onderzocht.

Hollandaca — Siregar

En volg niet dat waarover je geen kennis hebt. Voorwaar, het gehoor en het gezichtsvermogen en de harten: die zullen allen erover ondervraagd worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не следуй (о, человек) за тем, о чем у тебя нет знания [не говори, что видел, если не видел; не говори, что слышал, если не слышал]: ведь поистине, слух, зрение, сердце – все они будут (в День Суда) об этом спрошены.

Rusça — Osmanov

Не следуй тому, в чем ты не сведущ, ибо слух, зрение и сердце будут призваны к ответу.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Befatta dig inte med det som du inte riktigt vet; ditt öra och ditt öga och ditt hjärta skall (alla en Dag) tillfrågas om detta.