Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَاءُ لِمَنْ نُرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ يَصْلٰيهَا مَذْمُومًا مَدْحُورًا

men kāne yurīdu l-ǎācilete ǎccelnā lehu fīhā mā neşā'u li men nurīdu ṧumme ceǎlnā lehu cehenneme yeSlāhā meƶmūmen medHūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَنْmenkim
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinise
3يُرِيدُyurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istiyor (dünyayı)
4الْعَاجِلَةَl-ǎācileteع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.acele olanı
5عَجَّلْنَاǎccelnāع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.çabucak veririz
6لَهُlehuona
7فِيهَاfīhāorada
8مَاkadar
9نَشَاءُneşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğimiz
10لِمَنْli menkimseye
11نُرِيدُnurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istediğimiz
12ثُمَّṧummesonra, ayrıca
13جَعَلْنَاceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak(yerini) yaparız
14لَهُlehuona
15جَهَنَّمَcehennemeجهنمcehennem
16يَصْلٰيهَاyeSlāhāص ل يAteşte ısıtmak, sıcağa dayanmak, kızartmak/kavurmak/ızgara yapmak/yakmak.oraya girer
17مَذْمُومًاmeƶmūmenذ م مKınamak/suçlamak/azarlamak/mahkum etmek/sansürlemek/ayıplamak, ayıplanacak, suçlanan, rezil olmuş, istismar edilmiş, kaçınmak/uzak durmakkınanmış olarak
18مَدْحُورًاmedHūranد ح رSürmek, itmek, uzaklaştırmak, çıkarmak, kapatmak, atmak, kovmak.ve kovulmuş olarak

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kim, şu hemencecik, pek tez geçen dünyâyı dilerse biz de dilediğimize, dilediğimiz şeyi hemencecik veririz orada, sonra biz, cehennemi de onun için halkettik, oraya kınanmış, kovulmuş bir halde girer.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kim, şu hemencecik, pek tez geçen dünyâyı dilerse biz de dilediğimize, dilediğimiz şeyi hemencecik veririz orada, sonra biz, cehennemi de onun için halkettik, oraya kınanmış, kovulmuş bir halde girer.

Adem Uğur

Her kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

Ahmed Hulusi

Kim önündeki dünyayı isterse, dilemişsek, dünyada ona istediğini veririz. Sonra onun için cehennemi mekan kılarız; aşağılanmış ve uzaklaştırılmış olarak ona yerleşir.

Ahmet Tekin

Kim, dünya hayatının günlük geçici kazancını isterse, istediğimize, sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olan kadarını dünyada âcilen veririz. Sonra da, ona cehennemi hazırlarız. Kınanmış ve rahmetimizden kovulmuş olarak oraya yaslanır.

Ahmet Varol

Kim bu çabucak geçeni (dünyayı) isterse, orada istediğimiz kimseye, dilediğimizi çabucak veririz. Sonra ona cehennemi nasip ederiz. Oraya kınanmış, (rahmetten) kovulmuş olarak ulaşır.

Ali Bulaç

Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.

Ali Fikri Yavuz

Kim ameli ile dünya menfaatını isterse, dilediğimiz kimseye istediğimiz şeyi, dünyada peşin veririz; sonra da onu cehennem’e koyarız; kötülenmiş ve rahmetten koğulmuş bir halde ona ulaşır.

Ali Rıza Safa

Kim ivedi olarak isterse, dilediğimiz kimseye, dilediğimiz ölçüde ivedi olarak veririz. Sonra, ona cehennemi veririz. Gözden düşmüştür; kovulmuş olarak oraya girer.

Bayraktar Bayraklı

Kim bu geçici dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

Bekir Sadak

Dunyayi isteyene istedigimiz kimseye diledigimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazirlariz; yerilmis ve kovulmus olarak oraya girer.

Celal Yıldırım

Kim acele (ve peşin bir dünya hayatı) istiyorsa, biz Dünya'da dilediğimizi istediğimize acele olarak veririz. Sonra da Cehennem'i ona ayırırız ; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya varıp girer.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kim bu geçici dünyayı isterse burada istediğimiz kimseye dilediğimiz şeyleri veririz; sonra da onu cehenneme göndeririz; oraya kınanmış ve kovulmuş olarak girer.

Diyanet İşleri

Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

Diyanet İşleri (eski)

Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer.

Diyanet Vakfi

Her kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Her kim peşin isterse, ona, dünyada istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar peşin veririz; sonra da ona cehennemi tahsis ederiz; kınanmış kovulmuş olarak ona yaslanır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her kim peşin istiyorsa ona Dünyada peşin veririz, dilediğimiz kadar istediğimize, sonra da ona Cehennemi tahsıs ederiz, mezmun, matrud bir halde ona yaslanır

Erhan Aktaş

Kim aceleyi isterse, hak eden kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kim aceleyi[1] isterse, hak eden[2] kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kim aceleciyi isterse, dilediğimiz kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Fizilal-il Kuran

Kim geçici dünyanın mutluluğunu isterse dilediğimiz kimselere orada dilediğimiz kadar geçici nimet veririz. Fakat sonra onu cehenneme yollarız, horlanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak oraya girer.

Gültekin Onan

Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.

Hamdi Döndüren

Kim bu geçici dünya hayatını isterse, dilediğimize, dilediğimiz kadarını orada verir, ama sonra yerini cehennem yaparız, kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Hasan Basri Çantay

Kim bu çarçabuk geçen (dünyayı) dilerse biz de burada ona, (evet) kimi dilersek ona, dileyeceğimiz şey'i çarçabuk veririz. Sonra da onu cehenneme sokarız. O, buraya kınanmış ve (rahmetimizden) koğulmuş olarak ulaşır.

Hasib Asutay

Kim bu aceleci (dünya)yı isterse, orada ona, dilediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız! Oraya kınanmış ve kovulmuş olarak girer.

Hayrat Neşriyat

Kim çabuk geçen (bu dünyay)ı isterse, (artık) orada istediğimiz şeyi kimin için dilersek, kendisine çabucak veririz; sonra ona Cehennemi tahsîs ederiz; kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

İbni Kesir

Kim geçici dünyayı isterse; onun için orada dilediğimiz kadar, dilediğimiz kimseye hemen veririz. Sonra onun için cehennemi hazırlarız. Kötülenmiş ve koğulmuş olarak oraya girer.

Mehmet Okuyan

Kim bu çabucak geçen (dünyayı) isterse, ona yani (helakini) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz. Sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme yerleştirmiş (olacağız).

Muhammed Esed

Kim ki, bu geçici hayatın (hazları) peşinde koşmak isterse, bu istediğinden dilediğimiz kadar, gerekli gördüğümüz kimseye hemen veririz; ama sonra onun payını cehennem kılarız ki oraya kınanmış ve kovulmuş olarak katlanmak zorunda kalacaktır!

Mustafa İslamoğlu

Her kim ki, hemen 'şimdi ve burada'nın geçici hazlarını tercih ederse, Biz de onun payını orada hızlandırır, dilediğimiz kimseye istediğimiz kadar veriveririz; ne ki sonunda ona cehennemi tahsis ederiz (de), o oraya kınanmış ve gözden çıkarılmış biri olarak atılır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Her kim bu çabuk geçeni (bu dünya varlığını) dilerse onun için burada dilediğimiz miktarı çarçabuk veririz, dilediğimize. Sonra ona Cehennemi tahsis kılmış oluruz. Oraya kınanmış, kovulmuş bir halde yaslanır.

Ömer Öngüt

Kim bu çarçabuk geçen dünyayı isterse, biz de burada ona, evet kimi dilersek ona, dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da ona cehennemi hazırlarız. Kınanmış ve rahmetimizden kovulmuş olarak oraya girer.

Suat Yıldırım

Kim şu peşin dünya zevkini isterse, Biz de dilediğimiz kimse hakkında ve dilediğimiz miktarda, o dünya zevkini ona veririz. Ama sonra ona cehennemi mekân kılarız,O da yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya atılır.

Süleyman Ateş

Kim bu aceleci(dünya)yı isterse, orada ona, (evet) istediğimiz kimseye hemen çabucak dilediğimiz kadar veririz; ama sonra yerini cehennem yaparız! Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Süleymaniye Vakfı

Kim (sadece) bir an önce eline geçecek olanı /dünyayı isterse istediğimiz kişiye gerek gördüğümüz kadarını bu dünyada çabucak verir, sonra ona cehennemi yerilmiş ve kovulmuş olarak kalacağı bir yurt yaparız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kim çarçabuk olanı isterse orada, dilediğimiz kişiye, tercih ettiğimiz kadar verir sonra cehennemi onun yeri yaparız. Oraya alçalmış ve kovulmuş olarak gider.

Şaban Piriş

Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, burada dilediğimize acele isteğini veririz. Sonra ona cehennemi hazırladık. Yerilmiş ve koğulmuş olarak oraya girecektir.

Tefhim-ul Kuran

Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra da ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.

Ümit Şimşek

Kim bu peşin dünyayı isterse, Biz dilediğimiz kadarını dilediğimiz kimseye bu dünyada peşin olarak verir, sonra Cehennemi ona mekân yaparız. O da kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Yaşar Nuri Öztürk

Peşin isteyene dünyada peşin veririz: Dilediğimize dilediğimiz kadar. Sonra da ona cehennemi veririz; yaslanır ona, kınanmış ve kovulmuş olarak.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kim gəldi-gedər dünyanı istəsə, orada ona – dilədiyimiz kimsəyə istədiyimiz şeyləri dərhal verərik. Sonra isə onu qınanmış və Allahın rəhmətindən qovulmuş halda girəcəyi Cəhənnəmə atarıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Hər kəs fani dünyanı istəsə, dilədiyimiz şəxsə istədiyimiz neʼməti orada tezliklə verərik. Sonra isə (axirətdə) ona Cəhənnəmi məskən edərik. O, (Cəhənnəmə) qınanmış, (Allahın mərhəmətindən) qovulmuş bir vəziyyətdə daxil olar!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wer nur die vergänglichen Freuden des irdischen Lebens genießen will, dem geben Wir schnell davon, soviel Wir wollen und wem Wir wollen. Dann bereiten Wir für ihn die Hölle, in der er verworfen und verstoßen die Feuerstrafe erleidet.

Almanca — Der Edle Quran

Wer immer das schnell Eintreffende will, dem gewähren Wir darin schnell, was Wir wollen - demjenigen, den Wir wollen; hierauf haben Wir für ihn die Hölle bestimmt, der er ausgesetzt sein wird, mit Vorwürfen behaftet und verstoßen.

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn einer das Irdische begehrt, bereiten Wir ihm schnell das, was Wir wollen - dem, der Uns beliebt; danach haben Wir Gahannam für ihn bestimmt, in der er brennt, verdammt und verstoßen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He who wishes to go by the world and its fleeting, evanescent and ephemeral enjoyment and glory will find Allah moving quickly to respond to whom He will and apportion to him what He will, but in the end We will make Hell his abode where he sits brooding on its vast abyss, censured, despised and rejected.

Abdul Haleem

If anyone desires [only] the fleeting life, We speed up whatever We will in it, for whoever We wish; in the end We have prepared Hell for him in which to burn, disgraced and rejected.

Abdullah Yusuf Ali

If any do wish for the transitory things (of this life), We readily grant them - such things as We will, to such person as We will: in the end have We provided Hell for them: they will burn therein, disgraced and rejected.

Abul A'la Maududi

If anyone desires immediate benefits, We hasten to grant whatever benefits We will in the present life to whomsoever We please, but thereafter We decree for him Hell wherein he shall burn, condemned and rejected.

Aisha Bewley

As for anyone who desires this fleeting existence, We hasten in it whatever We will to whoever We want. Then We will consign him to Hell where he will roast, reviled and driven out.

Al-Hilali & Khan

Whoever desires the quick-passing (transitory enjoyment of this world), We readily grant him what We will for whom We like. Then, afterwards, We have appointed for him Hell; he will burn therein disgraced and rejected (- far away from Allâh’s Mercy).

Ali Quli Qarai

Whoever desires this transitory life, We expedite for him therein whatever We wish, for whomever We desire. Then We appoint hell for him, to enter it, blameful and spurned.

Amatul Rahman Omar

For him who desires the present (transitory) life (only) We shall hasten an immediate reward for him in this very life (giving) what We will to whom We will. But We have prepared Gehenna for him, he shall enter it, condemned and rejected.

Arthur John Arberry

Whosoever desires this hasty world, We hasten for him therein what We will unto whomsoever We desire; then We appoint for him Gehenna wherein he shall roast, condemned and rejected.

Bijan Moeinian

If a person wants something very badly in this world, I readily grant him his wish at my discretion. Then I condemn him to Hell where he will burn and stay there forever disgraced and rejected.

E. Henry Palmer

Whoso is desirous of this life that hastens away, we will hasten on for him therein what we please,- for whom we please. Then we will make hell for him to broil in - despised and outcast.

Edip-Layth

Whoever seeks the life of haste, We will hasten for Him what he wishes, then We will make hell for him a place which he will reach disgraced and rejected.

George Sale

Whosoever chooseth this transitory life, We will bestow on him therein before hand that which We please; on him, namely, whom We please: Afterwards will We appoint him hell for his abode; he shall be thrown into the same to be scorched, covered with ignominy, and utterly rejected from mercy.

Hamid S. Aziz

Whoever is desirous of this life that soon passes away, We will hasten on for him therein what We please for whom We please. Then We will make hell for him to broil in - despised and outcast (or condemned, disgraced and rejected).

Mahmoud Ghali

Whoever is willing (to gain) (this) hasty (world), We (quickly) hasten for him therein whatever We decide to whomever We will; thereafter We make for him Hell where he will roast, reprobated and (regretfully) rejected.

Marmaduke Pickthall

Whoso desireth that (life) which hasteneth away, We hasten for him therein what We will for whom We please. And afterward We have appointed for him hell; he will endure the heat thereof, condemned, rejected.

Mohamed Ahmed - Samira

"Whosoever desires what hastes away, We hasten to give him (in this life) as much as We please to whosoever We will; but afterwards there is Hell for him in which he will burn, disgraced and ostracised.

Muhammad Asad

Unto him who cares for [no more than the enjoyment of] this fleeting life We readily grant thereof as much as We please, [giving] to whomever it is Our will [to give]; but in the end We consign him to [the suffering of] hell; which he will have to endure disgraced and disowned!

Mustafa Khattab

Whoever desires this fleeting world ˹alone˺, We hasten in it whatever We please to whoever We will; then We destine them for Hell, where they will burn, condemned and rejected.

Progressive Muslims

Whoever seeks the life of haste, We will make for Him what he wishes, then We will make Hell for him a place which he will reach disgraced and rejected.

Sahih International

Whoever should desire the immediate - We hasten for him from it what We will to whom We intend. Then We have made for him Hell, which he will [enter to] burn, censured and banished.

Sam Gerrans

Whoso desires this fleeting life, We hasten for him therein what We will to whom We wish; then have We appointed for him Gehenna wherein he will burn, condemned and banished.

Shabbir Ahmed

Those who fall for quick gains of life that hastens away, (disregarding the Eternal Values and the Hereafter), We hasten for them according to Our Laws indiscriminately. (But, since they have not invested in the Hereafter) We have appointed for them Hell; they will endure its heat, disgraced, rejected. (2:200), (11:15-16).

Syed Vickar Ahamed

If any (of you) wish for the passing things (of this life), We give him readily— Those things as We will, to those persons as We will: In the end, We have (also) made Hell for him: He will burn in there, disgraced and rejected.

Taqi Usmani

Whoever opts for the immediate (benefits from) life herein, We give him, right here in this life, as much as We will, to whomever We intend. Then We assign Jahannam for him where he shall enter condemned, discarded.

The Monotheist Group

Whoever seeks the life of haste, We will make for him what he wishes, then We will make Hell for him a place which he will reach disgraced and rejected.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quiconque désire (la vie) immédiate, Nous nous hâtons de donner ce que Nous voulons, à qui Nous voulons. Puis, Nous lui assignons lʹEnfer où il brûlera méprisé et repoussé.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ê ku bi (tenê) dinyayê bixwaze, em ji bo kesê ku em bivên a ku em bixwazin em ê bidinê, piştre jî em ê wî riswa bikin, (ji rehma xwe) biqewitînin û têxin dojehê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wie het snel voorbijgaande leven wenst, die bezorgen Wij daarin snel wat Wij willen, voor wie Wij wensen. Dan maken Wij voor hem de hel om in te braden, verafschuwd en verstoten als hij is.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hem die dit voorbijgaande leven heeft gekozen, zullen wij in deze wereld spoedig geven wat ons behaagt; daarna hebben wij de hel voor zijn verblijf bereid; daar zal hij verbrand worden, bedekt met schande en beroofd van alle genade.

Hollandaca — Siregar

En wie het vergankelijke (van de wereld) wenst: voor hem zullen Wij wat Wij wensen daarin verhaaasten, voor wie Wij willen. Vervolgens maken Wij voor hem de Hel, hij gaat daar binnen, vernederd en verjaagd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Кто желал (только) скоропреходящей [этой жизни], ускоряли Мы для него в ней то, что желаем для тех, кому хотим. Потом (в День Суда) сделали Мы для него Геенну [Ад], чтобы он горел в ней порицаемым (и) отверженным.

Rusça — Osmanov

Тем, кому Мы желали - из стремившихся к [благам] преходящей жизни, - Мы тотчас даровали то, что Нам было угодно. А уж потом Мы предоставим ему [место] в аду, где он будет поверженным и презренным.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om någon (enbart) står efter det jordiska livets förgängliga goda, låter Vi honom genast njuta av detta - (Vi ger) vad Vi vill, åt den Vi vill - men därefter låter Vi honom, förhatlig och utstött, brinna i helvetets (ugn).