Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

وَقُرْاٰنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَاَهُ۫ عَلَى النَّاسِ عَلٰى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنْزِيلًا

ve ḳur'ānen feraḳnāhu li teḳraehu ǎlā n-nāsi ǎlā mukṧin ve nezzelnāhu tenzīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقُرْاٰنًاve ḳur'ānenق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneve Kur'an'ı
2فَرَقْنَاهُferaḳnāhuف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.parçalara ayırdık
3لِتَقْرَاَهُ۫li teḳraehuق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneokuman için
4عَلَىǎlā
5النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlara
6عَلٰىǎlā
7مُكْثٍmukṧinم ك ثOyalanmak, beklemek/ummak, aylak aylak dolaşmak, kalmak, beklenti içinde duraklamak, acele etmemek, konuşurken yavaş olmakağır ağır
8وَنَزَّلْنَاهُve nezzelnāhuن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve onu indirdik
9تَنْزِيلًاtenzīlenن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.birbiri ardınca

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir Kur'ân'dır ki onu insanlara dura dura, yavaş yavaş okuman için âyet âyet, sûre sûre ayırdık ve onu azar azar indirdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir Kurʼânʼdır ki onu insanlara dura dura, yavaş yavaş okuman için âyet âyet, sûre sûre ayırdık ve onu azar azar indirdik.

Adem Uğur

Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (âyet âyet, sûre sûre) ayırdık; ve onu peyderpey indirdik.

Ahmed Hulusi

Kuran'ı birbirinin tamamlayıcısı bölümlere ayırdık ki, insanlara, Onu hazmetmelerine imkan tanıyarak, zaman içinde yavaş yavaş okuyasın. . . Biz Onu kısım kısım indirdik.

Ahmet Tekin

Sana bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, okunan bir kitap, Kur’ân verdik. Onu insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet, sûre sûre ayırdık. Biz onu bölüm bölüm indirdik.

Ahmet Varol

Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (ayet ayet) ayırdık ve onu (ihtiyaca göre) kademe kademe indirdik.

Ali Bulaç

Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.

Ali Fikri Yavuz

Hem onu, bir Kur’ân olarak âyetlere ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın. Biz, onu yavaş yavaş (ve âyet âyet yirmi üç yılda) indirdik.

Ali Rıza Safa

İnsanlara yavaş bir biçimde okuman için, Kur'an'ı, bölümlere ayırdık. Ve Onu, parçalar biçiminde bir indirişle indirdik.

Bayraktar Bayraklı

Biz onu Kur'an olarak, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ayırdık ve peyderpey indirdik.

Bekir Sadak

Kuran'i, insanlara agir agir okuman icin, bolum bolum indirdik ve onu gerektikce indirdik.

Celal Yıldırım

İnsanlara, ağır ağır, aralıklı, nefes ala ala okuyasın diye Kur'ân'ı parça parça sunduk, gerektikçe (ihtiyaca göre) indirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz onu, insanlara aralıklarla okuyasın diye okumaya elverişli bölümlere ayırdık, peyderpey indirdik.

Diyanet İşleri

Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

Diyanet İşleri (eski)

Kuran'ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm indirdik ve onu gerektikçe indirdik.

Diyanet Vakfi

Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (âyet âyet, sûre sûre) ayırdık; ve onu peyderpey indirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sana Kur'ân'ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye (kısımlara) ayırdık ve biz onu yavaş yavaş indirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem onu bir Kur'an olarak ayet ayet ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın, hem de gerektikçe parça parça indirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem onu bir Kur'an olmak üzere ayet ayet ayırdık ki nasa dura dura okuyasın hem de tenzil suretiyle ceste ceste indirdik

Erhan Aktaş

Kur'an'ı; onu, zamana yayarak insanlara duyurman için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kur'an'ı; onu, zamana yayarak insanlara duyurman için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kur'an'ı; onu, zamana yayarak insanlara duyurman için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.

Fizilal-il Kuran

Kur'an'ı insanlara ağır ağır okuyasın diye bölümlere ayırdık ve ihtiyaçlar gerektikçe bölüm bölüm indirdik.

Gültekin Onan

Onu bir Kuran olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.

Hamdi Döndüren

Kur’an’ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölümlere ayırdık ve onu azar azar indirdik.

Hasan Basri Çantay

Biz onu bir Kur'an olmak üzere (ayet ayet) ayırdık ki insanlara karşı, dura dura (ağır ağır, dane dane) okuyasın. Biz onu tedricen indirdik.

Hasib Asutay

Biz onu, Kur'an olarak insanlara dura dura okuyasın diye (âyet âyet sure sure) ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

Hayrat Neşriyat

Hem onu, bir Kur’ân olarak (âyet âyet) kısımlara ayırdık ki, insanlara onu (iyice anlayabilmeleri için) dura dura okuyasın! Çünki onu (hâdiselere göre, size bir ders olmak üzere) azar azar indirdik.

İbni Kesir

Bir de Kur'an'ı insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ve gerektikçe indirdik.

Mehmet Okuyan

Biz onu (Kur’an’ı), insanlara yavaş yavaş okuyasın diye (bölümlere) ayırdık ve onu bu şekilde indirdik.

Muhammed Esed

ve ayrıca onu, insanlara yavaş yavaş okuyasın diye bir Kuran, temel bir okuma metni olarak bölüm bölüm açıkladık, ayet ayet indirdik.

Mustafa İslamoğlu

Ayrıca onu sürekli okunan bir Kur'an kılmak için bölüm bölüm açıkladık (ki), üzerinde dura dura onu insanlara okuyasın; çünkü biz de onu, (hayata geçirsinler) diye dura dura, parça parça indirmiştik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onu Kur'an olarak vakit vakit (müneccemen) indirdik, onu nâsa teennî ile (dura dura) okuyasın diye. Ve onu birbiri ardınca (müteferrik surette) indirmiş olduk.

Ömer Öngüt

Sana Kur'an'ı verdik ve onu insanlara yavaş yavaş okuman için kısım kısım indirdik.

Suat Yıldırım

Hem o vahyi, insanların zihinlerine sindire sindire okuman için, zaman zaman gelen Kur’ân dersleri halinde indirdik

Süleyman Ateş

Onu, insanlara ağır ağır okuman için, okuma parçalarına ayırdık ve onu azar azar indirdik.

Süleymaniye Vakfı

Biz onu, kur'anlar /anlam kümeleri şeklinde ayırdık ki onu (anlam kümesinin tamamlanmasını) bekleyerek insanlara öğretesin. Onu parça parça indirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz onu Kur'anlar (kümeler) halinde ayırdık ki insanlar beklenti halinde iken onu onlara öğretesin. Onu parça parça indirdik.

Şaban Piriş

Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye kısım kısım indirdik. O'nu yavaş yavaş indirdik.

Tefhim-ul Kuran

Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.

Ümit Şimşek

Hem Kur'ân'ı insanlara fasılalar halinde okuyasın diye bölümlere ayırdık ve parça parça indirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu, bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp ağır ağır indirdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Quranı insanlara aramla oxuyasan deyə, Biz onu hissələrə ayırıb tədriclə nazil etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İnsanlara aramla (yavaş-yavaş) oxuyasan deyə, Biz Qurʼanı hissələrə ayırıb (ayə-ayə, surə-surə) göndərdik. Biz onu tədriclə, (iyirmi üç ilə yaxın bir müddət ərzində) nazil etdik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Ein Koran ist es, den Wir in Teilen herabsenden, damit du ihn den Menschen bedächtig, nach und nach vorträgst. Wir haben ihn wahrhaftig herabgesandt.

Almanca — Der Edle Quran

Einen Qurʹan haben Wir (offenbart, den Wir in Abschnitte) unterteilt (haben), damit du ihn den Menschen in Abständen vorträgst; und Wir haben ihn wahrlich nach und nach offenbart.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ein Quran, den WIR in Teilen einteilten, damit du ihn den Menschen in Gemächlichkeit rezitierst. Und WIR sandten ihn doch nach und nach hinab.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A Quran that has been revealed in partible division at intervals so that you may recite it O Muhammad to the people slowly and deliberately. We revealed it in succeeding stages and each part with the others makes up the whole.

Abdul Haleem

it is a recitation that We have revealed in parts, so that you can recite it to people at intervals; We have sent it down little by little.

Abdullah Yusuf Ali

(It is) a Qur'an which We have divided (into parts from time to time), in order that thou mightest recite it to men at intervals: We have revealed it by stages.

Abul A'la Maududi

We have revealed the Qur'an in parts that you may recite it to people slowly and with deliberation; and (for that reason) We have revealed it gradually (to suit particular occasions).

Aisha Bewley

We have divided up the Qur’an, so you can recite it to mankind at intervals, and We have sent it down little by little.

Al-Hilali & Khan

And (it is) a Qur’ân which We have divided (into parts), in order that you might recite it to men at intervals. And We have revealed it by stages (in 23 years).

Ali Quli Qarai

We have sent the Qur’ān in [discrete] parts so that you may read it to the people a little at a time, and We have sent it down piecemeal.

Amatul Rahman Omar

We have divided this Qur'ân into distinct chapters and have revealed it in stages that you may recite it to mankind at intervals and (that is why) We have revealed it piece by piece, and in stages.

Arthur John Arberry

and a Koran We have divided, for thee to recite it to mankind at intervals, and We have sent it down successively.

Bijan Moeinian

This Qur’an is divided into different parts and revealed gradually so that you may recite to people piece by piece.

E. Henry Palmer

'And a Qur'an which we have divided, that thou mayst read it to mankind leisurely, and we sent it down, sending it down. '

Edip-Layth

A Quran/Recitation that We have separated, so that you may relate it to the people over time; and We have brought it down gradually.

George Sale

And We have divided the Koran, revealing it by parcels, that thou mightest read it unto men with deliberation; and We have sent it down, causing it to descend as occasion required.

Hamid S. Aziz

And it is a Quran which We have divided, that you may read it to mankind at intervals, and We have revealed it by successive revelations. "

Mahmoud Ghali

And (this is) a Qur'an; We have distinctly separated (its verses) that you may read it to man-kind staidly, (Or: at intervals) and We have been sending it down successively (i. e., by successive revelation on different occasions).

Marmaduke Pickthall

And (it is) a Qur'an that We have divided, that thou mayst recite it unto mankind at intervals, and We have revealed it by (successive) revelation.

Mohamed Ahmed - Samira

We have divided the Qur'an into parts that you may recite it to men slowly, with deliberation. That is why We sent it down by degrees.

Muhammad Asad

[bearing] a discourse which We have gradually unfolded, so that thou might read it out to mankind by stages, seeing that We have bestowed it from on high step by step, as [one] revelation.

Mustafa Khattab

˹It is˺ a Quran We have revealed in stages so that you may recite it to people at a deliberate pace. And We have sent it down in successive revelations.

Progressive Muslims

And a Quran that We have separated, so that you may relate it to the people over time; and We have brought it down gradually.

Sahih International

And [it is] a Qur'an which We have separated [by intervals] that you might recite it to the people over a prolonged period. And We have sent it down progressively.

Sam Gerrans

And as a recitation We divided, that thou recite it to men in stages; and We have sent it down as a successive revelation.

Shabbir Ahmed

With the Qur'an which We have gradually unfolded, so that you might convey it to mankind by stages. Behold, We have sent it down step by step, as one Revelation.

Syed Vickar Ahamed

And (it is) a Quran that We have divided (into parts from time to time), so that you may recite it to men at intervals: We have revealed it (to you) by stages.

Taqi Usmani

We have divided the Qur’ān in portions, so that you may recite it to the people gradually, and We have revealed it little by little.

The Monotheist Group

And a revelation that We have separated, so that you may read it to the people over time; and We have brought it down gradually.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Nous avons fait descendre) un Coran que Nous avons fragmenté, pour que tu le lises lentement aux gens. Et Nous lʹavons fait descendre graduellement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me Quran mijar bi mijar, ayet bi ayet, (hin bi hin) hinart da ku tu ji mirovan re (hêdî hêdî, bi rihetî) bixwînî (û ew jî wê fehm bikin û ji ber bikin) û me ew (li gorî rewş û bûyeran) li pey hev hinart.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En een Koran hebben Wij in gedeelten opgedeeld opdat jij hem bedachtzaam aan de mensen zou voorlezen; Wij hebben hem in gedeelten neergezonden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben den Koran gescheiden, door dien bij gedeelten te openbaren, opdat gij dien den mensch met overleg zoudt voorlezen, en wij hebben dien nedergezonden, naar gelang de gelegenheid dit vereischte.

Hollandaca — Siregar

En (de openbaring van) de Koran hebben Wij in gedeelten verdeeld, om hem aan de mensen met tussenpozen voor te dragen en Wij hebben hem els een neerzending neergezonden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (ниспослали Мы тебе) (о, Пророк) Коран, (который) Мы разделили [в котором разделили Истину ото лжи, верное руководство от заблуждения, дозволенное от запретного,...], чтобы ты читал его людям не спеша, и ниспослали Мы его [Коран] ниспосланием [частями, по поводу происходящих событий и по потребности людей в разъяснении каких-либо положений].

Rusça — Osmanov

Коран же Мы разделили [на отдельные части], чтобы ты читал его людям не спеша. И Мы ниспослали его как откровение.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har delat den i avsnitt, som du skall läsa för människorna i lugn och långsam rytm, och Vi uppenbarar den (i dessa avsnitt) ett efter ett.