Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

وَلَا تَكُونُوا كَالَّتِي نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ اَنْكَاثًا تَتَّخِذُونَ اَيْمَانَكُمْ دَخَلًا بَيْنَكُمْ اَنْ تَكُونَ اُمَّةٌ هِيَ اَرْبٰى مِنْ اُمَّةٍ اِنَّمَا يَبْلُوكُمُ اللّٰهُ بِهِ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

ve lā tekūnū ke lletī neḳaDet ğazlehā min beǎ'di ḳuvvetin enkāṧen tetteḣiƶūne eymānekum deḣalen beynekum en tekūne ummetun hiye erbā min ummetin innemā yeblūkumu (a)llahu bihi ve le yubeyyinenne lekum yevme l-ḳiyāmeti mā kuntum fīhi teḣtelifūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lāve asla
2تَكُونُواtekūnūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmayın
3كَالَّتِيke lletīgibi
4نَقَضَتْneḳaDetن ق ضYıkmak, bozmak, sözleşmeyi bozmak, bir şeyi iptal etmek, anlaşmayı ihlal etmek, çözmek/bükmekçözen kadın
5غَزْلَهَاğazlehāغ ز لEğirmek, pamuk veya yünü eğirmek, ihmalkar olmak, bir ceylanla şaşkına dönmek; onunla konuşmak ve aşık gibi davranmak; dönmek veya döndürmek; kendine görev edinmek; takipçisi olmak, aşığı olmak; aşık tavırlar veya davranışlar; yüksekte olan veya doğan güneş; iplik satıcısı veya eğiricisi; ince kordonipliğini
6مِنْmin
7بَعْدِbeǎ'diب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmesonra
8قُوَّةٍḳuvvetinق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).kuvvetli
9اَنْكَاثًاenkāṧenن ك ثsöz vermek (vaadi) bozmak, (antlaşmayı) ihlal etmek, (ipi) çözmek, sökmek, iplik iplik olmak.büktükten
10تَتَّخِذُونَtetteḣiƶūneا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbir vasıta yaparak
11اَيْمَانَكُمْeymānekumي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.yeminlerinizi
12دَخَلًاdeḣalenد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakbozucu
13بَيْنَكُمْbeynekumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaranızda
14اَنْen
15تَكُونَtekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğu için
16اُمَّةٌummetunا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]bir topluluk
17هِيَhiye
18اَرْبٰىerbāر ب وArtmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba (karşılaştırmalı form) - daha çok, daha fazla artmış.daha çok
19مِنْmin
20اُمَّةٍummetinا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]diğer bir topluluktan
21اِنَّمَاinnemāçünkü
22يَبْلُوكُمُyeblūkumuب ل وDenemek, test etmek, sınamak, imtihan etmeksizi dener
23اللّٰهُ(a)llahuAllah
24بِهِbihibununla
25وَلَيُبَيِّنَنَّve le yubeyyinenneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinve açıklayacaktır
26لَكُمْlekumsize
27يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
28الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
29مَاşeyleri
30كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunuz
31فِيهِfīhihakkında
32تَخْتَلِفُونَteḣtelifūneخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekayrılığa düştüğünüz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İpliğini iyice büktükten sonra onu söken kadına benzemeyin. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha çok ve üstün diye yeminlerinizi bir düzen haline koymayın; Allah sizi bununla sınar ancak ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi de kıyâmet günü, size açıklar, bildirir.

Abdulkadir Gölpınarlı

İpliğini iyice büktükten sonra onu söken kadına benzemeyin. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha çok ve üstün diye yeminlerinizi bir düzen haline koymayın; Allah sizi bununla sınar ancak ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi de kıyâmet günü, size açıklar, bildirir.

Adem Uğur

Bir toplum diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

Ahmed Hulusi

İpliğini kuvvetle büktükten sonra söküp çözen (kadın) gibi olmayın. . . Bir toplum diğerinden daha kalabalık diye, yeminlerinizi aldatma vasıtası ediniyorsunuz. . . Allah o yeminlerinizle sizi yalnızca imtihan eder (ki ne olduğunuz ortaya çıksın da, yarın itiraz edemeyesiniz). . . Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi kıyamet sürecinde size açıklayacaktır.

Ahmet Tekin

İpliğini, dokumasını, örgüsünü sapasağlam büktükten, dokuduktan, ördükten sonra, bükülmüş ipliği, dokumayı, örgüyü çözüp sökerek bozan yarım akıllı kadın gibi olmayın. Bir millet diğerine göre askeri ve ekonomik üstünlüğe sahip diye, taahhütlerinizi, antlaşmalarınızı, yeminler ederek verdiğiniz sözleri, aranızda hileye, aldatmaya, fesada alet etmeyin. Allah bununla sizi imtihan etmektedir. Kıyamet günü, ihtilâf çıkarmış olduğunuz konuları Allah bir bir açıklayarak sizi hesaba çekecektir.

Ahmet Varol

Bir topluluğun diğer bir topluluktan daha çok olmasından dolayı yeminlerinizi aldatma aracı yaparak ipliğini sağlamca büktükten sonra söküp bozan kadın gibi olmayın. Şüphesiz Allah onunla sizi imtihan eder. Üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size muhakkak açıklayacaktır.

Ali Bulaç

Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.

Ali Fikri Yavuz

Bir ümmet diğer bir ümmet’den daha ziyadedir, diye (kafîrlerin çokluğuna bakıp) yeminlerinizi aranızda hile edinerek, o ipliğini sağlamca eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın. Gerçekten Allah, sizi bununla (ahde vefa ile) imtihan eder; ve dünyada ayrılığa düştüğünüz şeyi, kıyamet gününde muhakkak size açıklayacaktır.

Ali Rıza Safa

Bir toplum, diğer toplumdan daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma aracı yaparak, ipliğini iyice eğirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Aslında, Allah, bununla sizi sınıyor. Yeniden Yaratılış Günü'nde ise hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeyleri kesinlikle açıklayacaktır.

Bayraktar Bayraklı

Bir milletin diğer bir milletten daha çok olmasından dolayı, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra örgüsünü bozan kadın gibi, aranızdaki yeminlerinize hile sokarak bozmayınız! Şüphesiz, Allah onunla sizi deniyor ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi kıyamet günü elbette size açıklayacaktır.

Bekir Sadak

Bir ummetin digerinden daha cok olmasindan oturu, aranizdaki yeminleri bozarak, ipligini iyice egirip katladiktan sonra bozan kadin gibi olmayin. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, sorumlu tutulacaksiniz.

Celal Yıldırım

İpliğini iyice büküp sağlamlaştırdıktan sonra onu bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmet diğer bir ümmetten daha çoktur, diye aranızdaki yeminleri bozup .dolaylı, hileli hareket etmeyin). Allah bununla sizi ancak denemektedir ve Kıyamet günü de mutlaka ihtilâfa düştüğünüz şeyi size bir bir açıklayacaktır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sakın, bir grubun diğer gruptan daha güçlü olması sebebiyle yeminlerinizi aranızda (güçsüzler aleyhine) bir kandırma aracı yaparak, ipliğini iyice büktükten sonra geri çözen kadın gibi olmayın. Allah bu şekilde sizi imtihan etmektedir. Ve O, hakkında görüş ayrılığına düştüğünüz şeyleri kıyamet gününde size mutlaka açıklayacaktır.

Diyanet İşleri

Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

Diyanet İşleri (eski)

Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyamet günü açıklar.

Diyanet Vakfi

Bir toplum diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bir ümmet diğer ümmetten daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bir hile aracı edinerek, o ipliğini kat kat kuvvetlice büktükten sonra sökmeye çalışan karı gibi olmayın! Herhalde Allah, sizi onunla imtihan eder ve O, kesinlikle hakkında ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri, kıyamet günü size açıklayacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir ümmet diğer bir ümmetten daha nemalı olduğu için yeminlerinizi aranızda bir hud'a ittihaz ederek o, ipliğini kat kat kuvvetle büktükten sonra sökmeye çalışan karı gibi olmayın, her halde Allah sizi onunla imtihan eder ve elbette o ıhtilaf etmekte olduğunuz şeyleri Kıyamet günü size muhakkak beyan edecektir

Erhan Aktaş

İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha güçlü olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

Fizilal-il Kuran

Taraflardan biri diğerinden daha kalabalık, daha güçlüdür diye yeminlerinizi birbirinize karşı hile aracı olarak kullanmayınız, böylece eğirdiği yünü sağlam iplik haline getirdikten sonra tekrar tel tel çözen kadın gibi olmayınız. Çünkü Allah sizi bu yolla sınavdan geçirir. Kıyamet günü aranızdaki anlaşmazlık konularını size açıklayacaktır.

Gültekin Onan

Bir ümmet diğer bir ümmetten [sayıca ve malca] daha gelişkindir diye yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz, Tanrı sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.

Hamdi Döndüren

İpliğini güzelce büküp sağlam yaptıktan sonra, çözüp bozan kadın gibi olmayın. Siz bir toplum diğer toplumdan (mal ve sayıca) daha çok olduğundan dolayı, yeminlerinizi aranızda bir fesat aracı yapıyorsunuz! Ancak Allah sizi bununla deniyor. Elbette kıyamet gününde, görüş ayrılığına düştüğünüz şeyleri size açıklayacaktır.

Hasan Basri Çantay

İpliğini sağlamca bükdükden sonra söküb bozan (kadın) gibi olmayın. "Bir ümmet diğer bir ümmetden (malca ve sayıca) daha çokdur" diye yeminlerinizi aranızda bir hıyle ve fesad (mevzuu) edinir misiniz? Her halde Allah sizi bununla imtihan eder. Hakkında ihtilafa düşmekde olduğunuz şey'i ise O, kıyamet gününde elbette size açıklayacakdır.

Hasib Asutay

Bir topluluk diğer topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra çözüp bozan (kadın) gibi olmayan. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet gününde size elbette açıklayacaktır.

Hayrat Neşriyat

Hem ipliğini sağlamca büktükten sonra söküp bozan (kadın) gibi olmayın! Bir ümmetin, diğer bir ümmetten daha fazla olması sebebiyle, yeminlerinizi aranızda (bozarak)bir hîle ediniyorsunuz! Allah, sizi bununla ancak imtihân eder. Hakkında ihtilâfa düşmekte olduğunuz şeyleri ise kıyâmet günü size mutlaka açıklayacaktır.

İbni Kesir

İpliğini iyice eğirip katladıktan sonra, söküp bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yapıyorsunuz. Allah, onunla sizi imtihan eder. Kıyamet günü ihtilaf ettiğiniz şeyleri elbette size beyan edecektir.

Mehmet Okuyan

Bir toplum diğer bir toplumdan daha kabarık (çok, güçlü) olduğu için, yeminlerinizi aranızda bir bozgunculuk aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kişiler) gibi olmayın! Allah bununla (bu eyleminizle) sizi imtihan etmektedir. Hakkında anlaşmazlığa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

Muhammed Esed

Ve sakın yeminlerinizi, sırf içinizden bir grubun diğerinden daha güçlü olmasına dayanarak aranızda bir aldatma aracı olarak ele alıp da ipliğini iyice büküp berkittikten sonra onu çözüp koparan kadın gibi olmayın. Allah bütün bunlarla sizi sadece sınavdan geçiriyor ki, üzerinde çekişip durduğunuz her şeyi Kıyamet Günü'nde bütün açıklığıyla karşınıza koysun.

Mustafa İslamoğlu

Ve asla bir topluluk (diğerinden) daha karlı gerekçesiyle, yeminlerinizi kendi aranızda bir kandırmacaya dönüştürerek, ipliğini iyice eğirdikten sonra onu tersine çevirip çözen kadının durumuna düşmeyin! Şüphesiz Allah sizi bununla sınamaktadır; ve elbette Kıyamet Günü üzerinde sürekli tartışıp farklı sonuçlara ulaştığınız şeyleri açık seçik önünüze serecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve ipliğini sağlamca büküp yaptıktan sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmetin diğer bir ümmetten daha ziyâde (servet, kuvvet sahibi) olduğu için yeminlerinizi aranızda bir fesada âlet ittihaz edersiniz. Şüphesiz ki, Allah Teâlâ sizi bununla imtihan eder ve elbette kendisinden ihtilâf eder olduğunuz şeyi size Kıyamet gününde açıkça beyan edecektir.

Ömer Öngüt

İpliği sağlamca büktükten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bir topluluk diğer bir topluluktan sayıca daha çok olmasına bakarak, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yapmayın. Allah bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

Suat Yıldırım

Bir topluluk, diğer bir topluluktan sayıca, nüfuzca veya malca daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bir aldatma ve işi bozma sebebi kılıp da ipliğini sağlamca büküp eğirdikten sonra çözen, böylece bütün emeğini boşa çıkaran ahmak kadının durumuna düşmeyin. Gerçekten Allah sizi bununla (sözünüzü yerine getirmekle veya nüfuz ve servet çokluğu ile) imtihan eder. Kıyamet günü de hakkında ihtilafa düşmüş olduğunuz şeyleri size açıklayacaktır.

Süleyman Ateş

Bir topluluk, diğer bir topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yaparak, ipliğini kuvvetli büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın! Çünkü Allah, sizi bununla dener. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size açıklayacaktır.

Süleymaniye Vakfı

Bir toplum diğer toplumdan daha çok diye yeminlerinizi aranıza sokulmuş önemsiz bir şey sayarak ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra söken kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla zor bir imtihana sokar. Kıyamet /mezardan kalkış günü, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları size elbette açıklayacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir toplum (ümmet), başka toplumdan üstün diye, yeminlerinizi bozulabilir sayıp ipliğini sağlam eğirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah bu şekilde sizi sınar. (Mezardan) kalkış günü, aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz konuları size elbette bildirecektir.

Şaban Piriş

İpliğini iyice eğirip sağlamlaştırdıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Bir toplum, diğer bir toplumdan daha çok diye yeminlerinizi bozuyorsunuz. Ancak, Allah sizi onunla imtihan ediyor, kıyamet günü hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyi açıklayacaktır.

Tefhim-ul Kuran

Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.

Ümit Şimşek

İpliğini sağlamca eğirdikten sonra tekrar bozan kadına benzemeyin. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha kalabalık diye, yeminlerinizi aranızda bir fesat aracı yapmayın. Aslında Allah sizi bununla sınıyor; anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi ise kıyamet gününde size açıklayacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeminleri bozmada, ipliğini kuvvetle büktükten sonra bozup parçalayan karı gibi olmayın. Bir topluluk ötekinden daha zengin ve kalabalık çıktığı için yeminlerinizi aranızda bir hile aracı yapıyorsunuz. Allah sizi bununla imtihan ediyor; ihtilafa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size açık bir biçimde elbette gösterecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İpliyini möhkəm əyirdikdən sonra onu açıb sökən qadın kimi olmayın. Bir camaat digər bir camaatdan sayca və malca daha çox olduğu üçün andlarınızı aranızda hiylə vasitəsinə çevirirsiniz. Allah bununla sizi sınayır. O, ixtilafda olduğunuz şeyləri Qiyamət günü sizə mütləq bildirəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Möhkəm əyirdiyi ipliyi sonradan qıran (təzədən açıb sökən) qadın kimi olmayın. Siz bir ümmət digərindən (sayca) çox olduğu üçün aranızdakı andları yalana çevirirsiniz (fitnə-fəsad aləti edirsiniz). (Bu gün bir qəbilə ilə müqavilə bağlayır, sabah daha qüvvətli, daha varlı bir qəbilə ilə rastlaşdıqda əvvəlki ilə bağladığınız müqaviləni pozub onunla sazişə girisiniz). Allah bununla yalnız sizi sınayır. O, qiyamət günü ixtilafda olduğunuz (dini) məsələləri sizə izah edəcəkdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Seid nicht wie eine Frau, die ihren Faden wieder zerlegt, nachdem sie ihn gesponnen hat! Mißbraucht eure Eide nicht, um die anderen zu betrügen und eurer Gemeinschaft gegenüber anderen Gemeinschaften Vorteile zu verschaffen! Gott will euch dadurch nur prüfen. Am Jüngsten Tag wird Er euch gewiß aufklären, worüber eure Meinungen verschieden waren.

Almanca — Der Edle Quran

Und seid nicht wie jene, die ihr Garn, nachdem es fest gesponnen war, wieder in aufgelöste Strähnen bricht, indem ihr eure Eide untereinander als Mittel des Betrugs nehmt, weil eine Gemeinschaft zahlreicher ist als eine andere Gemeinschaft. Allah prüft euch damit nur, und Er wird euch am Tag der Auferstehung ganz gewiß über das Klarheit geben, worüber ihr uneinig zu sein pflegtet.

Almanca — M. A. Rassoul

Und seid nicht wie jene (Frau), die ihre Strickarbeiten auflöste, nachdem sie diese angefertigt hatte. Ihr macht eure Eide zu einem Mittel, euch gegenseitig zu betrügen, (aus Furcht,) ein Volk könnte sonst mächtiger werden als ein anderes. Allah stellt euch damit nur auf die Probe, und am Tage der Auferstehung wird Er euch das klar machen, worüber ihr uneinig waret.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und seid nicht wie diejenige, die ihr gesponnenes Garn zu Fasern auflöste, nachdem es fest gesponnen war, indem ihr eure Eide untereinander, wie Fiktionen betrachtet aus Sorge, daß eine Umma stärker als eine andere Umma sein könnte. ALLAH prüft euch damit nur. Und ER wird euch am Tag der Auferstehung eindeutig erläutern, worin ihr uneins wart.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do not be like the unstable workwoman who unravels and breaks the strands of her woven fabric after she has manufactured it in a loom by crossing the warp and the weft and interlaced them very strongly. What a tangled web you weave when first you practice to deceive. You use your oaths among yourselves with the guilt of deception residing in the intention; you break and dishonour your vows with the weak when you find them more advantageous with the strong. This is unexcusable nor is it in conformity with Islamic principles. Allah tests your prudence and in Day of Judgment shall He clear up matters with which you were at variance

Abdul Haleem

Do not use your oaths to deceive each other- like a woman who unravels the thread she has firmly spun- just because one party may be more numerous than another. God tests you with this, and on the Day of the Resurrection He will make clear to you those things you differed about.

Abdullah Yusuf Ali

And be not like a woman who breaks into untwisted strands the yarn which she has spun, after it has become strong. Nor take your oaths to practise deception between yourselves, lest one party should be more numerous than another: for Allah will test you by this; and on the Day of Judgment He will certainly make clear to you (the truth of) that wherein ye disagree.

Abul A'la Maududi

And do not become like the woman who, after having painstakingly spun her yarn, caused it to disintegrate into pieces. You resort to oaths as instruments of mutual deceit so that one people might take greater advantage than another although Allah puts you to the test through this. Surely on the Day of Resurrection He will make clear the Truth concerning the matters over which you differed.

Aisha Bewley

Do not be like a woman who spoils the thread she has spun by unravelling it after it is strong, by making your oaths a means of deceiving one another, merely because one community is bigger than another. Allah is only testing you by this. He will make clear to you on the Day of Rising the things about which you differed.

Al-Hilali & Khan

And be not like her who undoes the thread which she has spun, after it has become strong, by taking your oaths as a means of deception among yourselves, lest a nation should be more numerous than another nation. Allâh only tests you by this [i.e who obeys Allâh and fulfils Allâh’s Covenant and who disobeys Allâh and breaks Allâh’s Covenant]. And on the Day of Resurrection, He will certainly make clear to you that wherein you used to differ [i.e. a believer confesses and believes in the Oneness of Allâh and in the Prophethood of Prophet Muhammad صلى الله عليه و سلم which the disbeliever denies and that is their difference amongst them in the life of this world][1].

Ali Quli Qarai

Do not be like her who would undo her yarn, breaking it up after [spinning it to] strength, by making your oaths a means of [mutual] deceit among yourselves, so that one community may become more affluent than another community. Allah only tests you thereby, and He will surely clarify for you on the Day of Resurrection what you used to differ about.

Amatul Rahman Omar

And be not like the woman who breaks her yarn after spinning it strong with hard labour into thread. You use your oaths to deceive one another (for fear) lest one nation should become more powerful than the other nation. Surely, Allâh tries you thereby and on the Day of Resurrection will make clear to you all the things about which you had been differing (from one another).

Arthur John Arberry

And be not as a woman who breaks her thread, after it is firmly spun, into fibres, by taking your oaths as mere mutual deceit, one nation being more numerous than another nation. God only tries you thereby; and certainly He will make clear to you upon the Day of Resurrection that whereon you were at variance.

Bijan Moeinian

Do not behave like that (foolish) person who, after having worked so hard to knit something, pulls the thread and breaks it into pieces! Remember this example when you want to break your promises (even the ones which are not made by taking God as a witness for its fulfillment) no matter how powerful you (or your group) are. This is one way that God puts you to the test. Remember, on the Day of Resurrection, He will play back for you whatever you were disputing among yourselves.

E. Henry Palmer

And be not like her who unravels her yarn, fraying it out after she hath spun it close, by taking your oaths for mutual intrigue, because one nation is more numerous than another; God only tries you therewith, but He will make manifest to you on the resurrection day that whereon ye did dispute.

Edip-Layth

Do not be like the one who unraveled her knitting after it had become strong, by breaking your oaths as a means of deception between you, because a nation is more numerous than another nation. God only puts you to the test by it. He will show you on the day of Resurrection what you were disputing in.

George Sale

And be not like unto her who undoeth that which she hath spun, untwisting it after she hath twisted it strongly; taking your oaths between you deceitfully, because one party is more numerous than another party. Verily God only tempteth you therein; and He will make that manifest unto you, on the day of resurrection, concerning which ye now disagree.

Hamid S. Aziz

And be not like her who unravels her yarn, fraying it out after she hath spun it close, by taking your oaths for mutual intrigue, because one nation is more numerous than another; Allah only tries you therewith, but He will make manifest to you on the Day of Judgment that whereon you disagree.

Mahmoud Ghali

And do not be as she who breaks her yarn, even after it is strongly spun, (Literally: powerfully spun) into strands, by taking to yourselves your oaths fraudulently among yourselves, one nation being more numerous than another nation. Surely, Allah only tries you thereby; and indeed He will definitely make evident to you upon the Day of the Resurrection that wherein you used to differ.

Marmaduke Pickthall

And be not like unto her who unravelleth the thread, after she hath made it strong, to thin filaments, making your oaths a deceit between you because of a nation being more numerous than (another) nation. Allah only trieth you thereby, and He verily will explain to you on the Day of Resurrection that wherein ye differed.

Mohamed Ahmed - Samira

And do not be like her who untwists her yarn having spun it into durable thread. Do not use your oaths deceitfully because one party has ascendency over you. God surely tries you in this way: He will make it clear to you on the Day of Resurrection what you were differing about.

Muhammad Asad

Hence, be not like her who breaks and completely untwists the yarn which she [herself] has spun and made strong-[be not like this by] using your oaths as a means of deceiving one another, simply because some of you may be more powerful than others. " By all this, God but puts you to a test-and [He does it] so that on Resurrection Day He might make clear unto you all that on which you were wont to differ.

Mustafa Khattab

Do not be like the woman who ˹foolishly˺ unravels her yarn after it is firmly spun, by taking your oaths as a means of deceiving one another in favour of a stronger group. Surely Allah tests you through this. And on the Day of Judgment He will certainly make your differences clear to you.

Progressive Muslims

And do not be like she who unravelled her knitting after it had become strong, by breaking your oaths as a means of deception between you. That a nation shall be more numerous than another nation, for God puts you to the test by it. And He will show you on the Day of Resurrection that which you were disputing in.

Sahih International

And do not be like she who untwisted her spun thread after it was strong [by] taking your oaths as [means of] deceit between you because one community is more plentiful [in number or wealth] than another community. Allah only tries you thereby. And He will surely make clear to you on the Day of Resurrection that over which you used to differ.

Sam Gerrans

And be not like her who breaks her thread after it was strong into fibres, taking your oaths as a deception between you because one community is more numerous than another community. God but tries you thereby; and He will make plain to you on the Day of Resurrection that wherein you differed.

Shabbir Ahmed

And be not like the knitting woman who spins yarn with tremendous hard work, and then breaks it apart. She wastes with her own hands a whole day's labor at the spinning wheel. (Breaking solemn pledges could nullify your good deeds). This is an example for you, if you abuse your promises to take advantage of others. People usually do that to advance from others wrongfully, or help their own groups (57:20). Allah has devised this as a test of your character. (Human beings are the only creatures who can make a pledge. Breaking promises violates human rights and hurts your own "Self"). On The Day of Resurrection you will appear before your Lord with the imprints of your doings on your "Self". He will then make you understand the dispute between your word and your action and between your reason and emotions.

Syed Vickar Ahamed

And do not be like a woman who breaks to untwisted fibers, the thread which she has spun, after it has become strong. And do not make promises to (hide the) acts of dishonesty (and deception) between yourselves, especially when there be more (people) in one party than in the other: Allah will test you by this; And on the Day of Judgment (Resurrection), He will surely make clear to you (the truth about) what you disagree.

Taqi Usmani

Do not be like the woman who had broken her yarn into pieces after spinning it firmly, by taking your oaths as means of mischief between yourselves, merely because a group gets greater benefit than the other. In fact, Allah puts you to a test thereby and, of course, on the Day of Resurrection He will explain to you all those matters in which you disagreed.

The Monotheist Group

And do not be like she who unraveled her knitting after it had become strong, by breaking your oaths as a means of deception between you. That a nation shall be more numerous than another nation, for God puts you to the test by it. And He will show you on the Day of Resurrection that which you were disputing in.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ne faites pas comme celle qui défaisait brin par brin sa quenouille après lʹavoir solidement filée, en prenant vos serments comme un moyen pour vous tromper les uns les autres, du fait que (vous avez trouvé) une communauté plus forte et plus nombreuse que lʹautre. Allah ne fait, par là, que vous éprouver. Et, certes, Il vous montrera clairement, au Jour de la Résurrection ce sur quoi vous vous opposiez.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca hûn jî nebin wekî wê jinika ku piştî hiriya xwe bi zexm dirêsiya, (ji ber kêmeqliya xwe) dîsa vedikir ku hûn jî sondxwarina xwe bikin hîle û riya xapandinê di navbera xwe de, bi sedema ku hûn leqayî civatekê bibin ku ew (bi hejmar û mal) ji civata (ku we pê re payman daye) hîn bêhtir û bihêztir e. Xwedê bi van soz û peymanan bes we diceribîne û da ku roja qiyametê ya hûn tê de ketin îxtilafê ji bo we aşkere bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En weest niet als zij die haar garen na het stevig gesponnen te hebben weer opsplitst door jullie eden voor onderlinge arglistigheid te gebruiken omdat de ene gemeenschap talrijker is dan de andere gemeenschap. God stelt jullie daarmee slechts op de proef en op de opstandingsdag zal Hij jullie duidelijk maken waarover jullie het oneens waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gelijk niet op de vrouw, die vernietigde wat zij gesponnen had; die den draad losdraaide, nadat zij hem stevig had gesponnen; door elkander bedriegelijke eeden te doen, omdat het eene deel sterker is dan het andere. Waarlijk, God beproeft u slechts hierin, en hij zal u dat duidelijk maken op den dag der opstanding, waaromtrent gij thans verschilt.

Hollandaca — Siregar

En weest niet als zij die haar garen weer op- splitst nadat zij het stevig gesponnen had, Mlie eden als een list tussen jullie gebruikend, omdat één gemeenschap talrijker is dan een (andere) gemeenschap. Voorwaar, Allah beproeft jullie er slechts mee. En Hij zal jullie op de Dag der Opstanding duidelijk maken waar jullie over plachten te redetwisten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (нарушением свои договоров) не становитесь как та (слабоумная женщина [[Толкователи Корана сообщают о том, что в свое время в Мекке жила слабоумная женщина, которая пряла и затем это же расплетала.]]), которая полностью расстроила [расплела] свою пряжу, после того как оно было цельной пряжей, обращая свои клятвы (которые вы принесли во время заключения договора) в обман между вами [по отношению к тем, с которыми вы заключили договор], (когда) одни люди бывают многочисленнее (других) людей [чувствуя свою многочисленность]. Аллах лишь испытывает вас этим [повелением соблюдать договора], и Он непременно разъяснит вам в День Воскресения то, относительно чего вы расходились во мнениях (в земной жизни).

Rusça — Osmanov

Не уподобляйтесь той женщине, которая распустила свою пряжу после того, как скрутила нити. Вы обращаете свои клятвы в средство взаимного обмана, чтобы одни из вас были сильнее, чем другие. Воистину, Аллах испытывает вас [велением быть верным завету], и Он в День воскресения непременно даст вам разъяснение о том, в чем у вас были разногласия.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Gör inte som (kvinnan) som repade upp den starka tråd hon hade spunnit, och svär inte era eder (som om ni spelade ett spel där det gäller) att överlista varandra och (att hålla sig väl med) den klan (eller grupp) som har flest män (och är rikast i fråga om resurser). Detta är ett prov som Gud låter er undergå och på Uppståndelsens dag skall Han helt visst klargöra för er det som ni hade olika meningar om.