Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?

وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا رَجُلَيْنِ اَحَدُهُمَٓا اَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلٰى شَيْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلٰى مَوْلٰيهُ اَيْنَمَا يُوَجِّهْهُ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ هَلْ يَسْتَوِي هُوَ وَمَنْ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَهُوَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

ve Derabe (a)llahu meṧelen raculeyni eHaduhumā ebkemu lā yeḳdiru ǎlā şey'in ve huve kellun ǎlā mevlāhu eynemā yuveccihhu lā ye'ti bi ḣayrin hel yestevī huve ve men ye'muru bi l-ǎdli ve huve ǎlā SirāTin musteḳīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَضَرَبَve Derabeض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakve misal verir
2اللّٰهُ(a)llahuAllah
3مَثَلًاmeṧelenم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.misaliyle
4رَجُلَيْنِraculeyniر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.(şu) iki adamı
5اَحَدُهُمَٓاeHaduhumāا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.birisi
6اَبْكَمُebkemuب ك مaptal (doğal yapı ya da kendisini ifade edecek kelime bulamama nedeniyle), cevap verecek anlayışa sahip olmama, konuşma yeteneği olsa da iyi cümle kuramama, konuşmayı kasıtlı ya da bilgisizlikten dolayı kesme, konuşması engellenen, serbestçe konuşamayandilsizdir
7لَا
8يَقْدِرُyeḳdiruق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışgücü yetmez
9عَلٰىǎlā
10شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişhiçbir şeye
11وَهُوَve huveve o
12كَلٌّkellunك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlibir yüktür
13عَلٰىǎlāüzerine
14مَوْلٰيهُmevlāhuو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakefendisinin
15اَيْنَمَاeynemānereye
16يُوَجِّهْهُyuveccihhuو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.onu gönderse
17لَا
18يَأْتِye'tiا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgetirmez
19بِخَيْرٍbi ḣayrinخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.bir hayır
20هَلْhel
21يَسْتَوِيyestevīس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyegibi olur mu?
22هُوَhuveo
23وَمَنْve menve kimse
24يَأْمُرُye'muruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemreden
25بِالْعَدْلِbi l-ǎdliع د لAdil ve hakkaniyetli davranmak, eşitlik ve orantıyla hareket etmek, uygun şekilde düzenlemek, göreli büyüklüğe göre ayarlamak, adaleti tesis etmek, eşit tutmak, eşdeğer ödemek, doğru şekilde düzenlemek, düzeltmek, doğru yoldan sapmak, yan çizmek, yoldan çıkmak. adlun - adalet, hakkaniyet, doğruluk, karşılık, fidye, eşdeğer, tazminat, onun yerine.adaleti
26وَهُوَve huveve o (kimse)
27عَلٰىǎlāüzere (giden)
28صِرَاطٍSirāTinص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.yol
29مُسْتَقِيمٍmusteḳīminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhdoğru

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Allah, gene iki kişiyi örnek getirir: Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, sâhibine bir yüktür, nereye yollasa hayırlı bir iş becerip gelemez. O, hiç adâletle emreden ve doğru yolu tutmuş olan adamla eşit olur mu?

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Allah, gene iki kişiyi örnek getirir: Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, sâhibine bir yüktür, nereye yollasa hayırlı bir iş becerip gelemez. O, hiç adâletle emreden ve doğru yolu tutmuş olan adamla eşit olur mu?

Adem Uğur

Allah, şu iki kişiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu?

Ahmed Hulusi

Allah şu iki kişiyi de misal verdi: Bunlardan biri konuşmasını bilmez, bir şeye kudreti yoktur; efendisi yanında yüktür. . . Onu hangi işe yönlendirse bir hayırla gelmez. . . Hiç bu, elindekinin hakkını veren ve kendisi doğru yolda yürüyen kişi ile eşit olur mu?

Ahmet Tekin

Allah şu iki adamı da misâl verir. Bunlardan birisi dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, patronuna bir yüktür. Onu nereye gönderse faydalı bir iş yapamaz. Şimdi bu adamla, doğru muhkem, güvenli yolda yürüyen islamî hayatı yaşayan kendisine ve başkalarına faydalı olan, insanlar arasında sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî adâleti uygulayarak kamu düzenini sağlayan, adâletli olmayı emreden kimse eşit olur mu?

Ahmet Varol

Allah bir de şu iki adamı örnek vermektedir: Biri dilsizdir, bir şeye gücü yetmez, efendisinin üzerine bir yüktür ve onu nereye gönderse bir iyilik getirmez. Şimdi bununla, adaleti emreden, kendisi de doğru bir yol üzere olan kimse bir olur mu?

Ali Bulaç

Allah şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiç bir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?

Ali Fikri Yavuz

Allah şu iki adamı da misal getirdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine sade bir ağırlıktır, efendisi onu ne tarafa gönderse hiç bir hayra yaramaz. Hiç bu, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan kimseye müsavi (eş) olabilir mi? (İşte hak dini gönderen, insanlara her türlü nimet ve rahmet ihsan eden Allah, hiç bir fayda ve zarara güçleri yetmiyen putlara ortak tutulabilir mi?)

Ali Rıza Safa

Allah, şu iki kişiyi de örnek veriyor: "Birisi, hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ve yöneticisinin sırtında bir yük; nereye gönderse bir yarar sağlamıyor. O, adaleti uygulayan ve doğru yolda yürüyen kimseyle aynı olur mu?"

Bayraktar Bayraklı

Allah şu iki kişiyi örnek veriyor: Biri, hiçbir şeye gücü yetmeyen, efendisine yük olan, bir yere gönderse bir iyilik getiremeyen bir dilsiz; şimdi bu, doğru yolda olarak adaletle iş yapan kimse ile bir olur mu?

Bekir Sadak

Allah iki adami misal veriyor: Biri hicbir seye gucu yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yuktur, nereye gonderse bir hayir cikmaz bu, dogru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi? *

Celal Yıldırım

Allah yine, iki adamı misâl veriyor : Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine ağırlık veren bir yüktür; nereye yöneltip gönderse, hiç de hayır ile gelmez ; bununla, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan kimse hiç eşit olurlar mı ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yine Allah şu iki insanı örnek veriyor: Biri dilsizdir, elinden hiçbir şey gelmez, efendisinin sırtında yüktür, onu nereye gönderse yararlı bir sonuçla gelmez. Şimdi bununla adaleti emreden ve kendisi de dosdoğru yolda bulunan kimse bir olur mu?

Diyanet İşleri

Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?

Diyanet İşleri (eski)

Allah iki adamı misal veriyor: Biri hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yüktür, nereye gönderse bir hayır çıkmaz; bu, doğru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi?

Diyanet Vakfi

Allah, şu iki kişiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah şu iki adamı da misal verdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan adam eşit olur mu?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah şunu da bir örnek veriyor: Birisi hiçbir şeye gücü yetmeyen, efendisine sadece bir ağırlık olan ve ne tarafa gönderilse hiçbir işe yaramayan bir dilsizdir. Bu dilsiz hiç adaletle emreden ve doğru bir yolda giden kimse ile eşit olabilir mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah şunu da bir temsil getirdi: iki kişi birisi dilsiz, hiç bir şeye kudreti yok, efendisine sade bir ağırlık, ne tarafa gönderilse hiç bir hayre yaramaz, hiç bu, adaletle amir olan ve doğru bir yolda giden kimseye müsavi olabilir mi?

Erhan Aktaş

Allah, iki adamı da örnek verdi: Bunlardan biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez; mevlasına bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu adamla, adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, iki adamı da örnek verdi: Bunlardan biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez; mevlasına bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu adamla, adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, iki adamı da örnek verdi: Bunlardan biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez; mevlasına bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu adamla, adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?

Fizilal-il Kuran

Allah bir de şu iki adamı örnek verir: Adamlardan biri dilsizdir, hiçbirşey yapamaz efendisine yüktür, gönderildiği hiçbir yerden başarı ile dönmez. Şimdi bu adam hiç doğru yolda olan ve adalete uygun emirler veren bir kimse ile bir olur mu?

Gültekin Onan

Tanrı şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiç bir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle buyuran ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?

Hamdi Döndüren

Yine Allah, şu iki insanın durumunu örnek olarak vermektedir: Birisi dilsizdir, hiçbir şey yapamaz, efendisinin üzerine bir yüktür, efendisi onu nereye gönderse bir hayır getirmez. Şimdi bu kimse ile doğru yolda giderek, adaleti emreden kimse eşit olur mu?”

Hasan Basri Çantay

Allah (şu) iki kişiyi de misal getirdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiç bir şey beceremez ve o, efendisinin üstünde bir yükdür. O, bunu nereye gönderse hayır getirmez. Hiç bu, adaletle emreden, kendisi dosdoğru bir yol üzerinde bulunan kişi ile bir olur mu?

Hasib Asutay

Allah (şu) iki kişiyi de misal olarak verdi: 'Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve o efendisinin üstüne bir yüktür. (Efendisi) onu nereye gönderirse bir hayır getiremez. Şimdi bu, adaletle emreden ve kendisi de doğru bir yol üzerinde bulunan kimseye eşit olabilir mi?

Hayrat Neşriyat

Allah, iki kişiyi de bir (başka) misâl olarak getirdi ki, bunlardan biri dilsizdir; hiçbir şeye gücü yetmez ve o efendisine (sâdece) bir yüktür; onu nereye gönderse bir hayır getirmez. Hiç o adam, adâleti emreden ve kendisi, dosdoğru bir yol üzerinde olan kimse ile bir olur mu (ki putları, nihâyetsiz ihsan ve kudret sâhibi ve hak kelâmıyla sizi doğru yola sevk eden Allah ile bir tutuyorsunuz)?

İbni Kesir

Allah; iki kişiyi de misal veriyor: Biri hiç bir şeye gücü yetmez bir dilsizdir ki, efendisine yüktür. Nereye gönderse bir hayır getirmez. Bununla; doğru yolda olup adaletle emreden bir olur mu hiç?

Mehmet Okuyan

Allah şu iki adamı da örnek vermektedir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve efendisine bir yüktür. Onu her nereye gönderse hiçbir hayır (yarar) da getiremez. Bu kişi ile doğru yolda olarak adaleti emreden (diğer) kişi eşit olur mu hiç!

Muhammed Esed

Ve yine Allah (size başka) iki insan örneği veriyor: Onlardan biri, hiçbir iş elinden gelmeyen bir dilsiz ki, efendisinin sırtında gerçek bir yük; öyle ki, beriki onu hangi işe koşsa olumlu bir sonuç alamıyor. Peki, işte böyle biri, doğru ve hakça olanın yapılmasını emreden ve kendisi de dosdoğru bir yolda yürüyen (bilge bir) kimseyle hiç bir tutulabilir mi?

Mustafa İslamoğlu

Yine Allah şu iki adamı da misal verir: Onlardan biri elinden hiçbir iş gelmeyen, iki lafı bir araya getiremeyen bir ahmak. Üstüne üstlük bir de efendisinin sırtında yük. Onu nereye gönderse başarılı bir sonuçla dönemez. Şimdi böyle biri, adaleti emreden ve kendisi de dosdoğru yolda olan kimseyle denk tutulabilir mi?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Allah Teâlâ iki kişiyi de mesel getirmiştir. Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye kâdir olamaz ve o, efendisi üzerine bir yüktür, onu nereye gönderse bir hayır ile gelemez. Hiç bu, adâletle emreden ve kendisi doğru bir yol üzerinde bulunan kimseye müsavî olabilir mi?

Ömer Öngüt

Allah iki kişiyi misal olarak verir. Birisi dilsizdir, hiçbir şey beceremez, efendisinin üzerine bir yüktür, onu nereye gönderse bir hayır getirmez. Şimdi bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse bir olabilir mi?

Suat Yıldırım

Allah bir de şu temsili getiriyor:İki kişi var. Birisi dilsiz, hiçbir şey beceremez, efendisine sadece bir yük! Ne tarafa gönderse hiçbir işe yaramaz!Şimdi hiç bu zavallı ile, hakkı hakikati bilen, adaleti dile getirip gerçekleştiren, dosdoğru yol üzere ilerleyen bir insan eşit tutulabilir mi?

Süleyman Ateş

Ve Allah şu iki adamı da misal olarak anlattı: Birisi dilsizdir, hiçbir şey yapamaz, efendisinin üzerine bir yüktür. (Efendisi) onu nereye gönderse bir hayır getirmez (bir iş beceremez). Şimdi bu (adam), doğru yolda giderek adaleti emreden kimse gibi olur mu?

Süleymaniye Vakfı

Allah iki kişiyi daha örnek veriyor: Onlardan biri, hiçbir şeye güç yetiremeyen dilsiz, velisine yük olmuş, onu nereye yönlendirse iyi bir sonuçla gelmiyor. Şimdi onunla, kendisi doğru yol üzerinde bulunup adaleti emreden diğer kişi hiç bir olur mu?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah size iki kişilik bir benzetme daha yapıyor. Biri, dostuna yük olmuş bir dilsiz, hiç bir şey yapamaz, nereye gönderse bir iş beceremez. Diğeri, doğru bir yolda olup adil ve dengeli davranışlar istiyor. Bu iki kimse bir olur mu?

Şaban Piriş

Allah şu iki adamı da örnek olarak veriyor: Birisi, dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve efendisine yük. Onu nereye gönderse hayır getirmez. Onunla; adaleti emreden ve dosdoğru bir yolda olan kimse eşit olur mu?

Tefhim-ul Kuran

Allah şu örneği de verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiç bir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?

Ümit Şimşek

Allah şu iki adamın misalini de verdi: Onlardan biri dilsizdir, elinden hiçbir şey gelmez ve efendisine ancak bir yüktür; onu gönderdiği hiçbir yerden bir hayır getirmez. Bu kimse, adaleti emreden ve kendisi de dosdoğru bir yol üzerinde bulunan kimseyle bir olur mu?

Yaşar Nuri Öztürk

Allah şöyle bir örnekleme de yaptı: İki adam; birisi dilsiz; hiçbir şeye gücü yetmez, efendisi/yöneticisi üstüne sadece bir yük. Efendi onu nereye gönderse hiçbir hayır getiremez. Şimdi bu adam, dosdoğru bir yol üzerinde bulunup adaletle emreden kişi ile aynı olur mu?

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah eləcə də iki kişi barəsində məsəl çəkdi; onlardan biri laldır, heç bir şeyə gücü çatmır və öz ağasına bir yükdür. Onu hara yollasa, xeyirlə qayıtmaz. Məgər doğru yolda olub ədalətli işlər görməyi əmr edən bir kimsə ilə belə bir adam eyni ola bilərmi?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allah iki nəfər (Özü ilə bütlər) barəsində yenə belə bir məsəl buyurdu: (bu iki nəfərin) biri dilsizdir (laldır), heç bir şeyə gücü çatmaz. O öz ağasına bir yükdür, onu hara yollasa, xeyirlə qayıtmaz. O heç doğru yolda olub haqq-ədaləti əmr edən (insanları ədalətli işlər görməyə sövq edən) bir kimsə kimi ola bilərmi?!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Gott führt das Gleichnis von zwei Männern an, von denen der eine stumm und zu nichts fähig ist. Er ist eine Last für seinen Herrn. Wohin auch immer er ihn schickt, bringt er nichts Gutes. Ist er vergleichbar mit jemandem, der die Gerechtigkeit gebietet und den geraden Weg geht?

Almanca — Der Edle Quran

Und Allah prägt das Gleichnis zweier Männer. Der eine von beiden ist stumm und hat über nichts Macht; er ist seinem Herrn eine Last; wo auch immer er ihn hinschickt, bringt er nichts Gutes. Ist er etwa jemandem gleich, der Gerechtigkeit gebietet und sich auf einem geraden Weg befindet?

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ALLAH prägt ein Gleichnis zweier Männer. Der eine von ihnen ist stumm, 1 vermag nichts und ist eine Last für seinen Maula, egal wohin er ihn schickt, bringt er nichts Gutes. Ist er etwa dem gleich, der Gerechtigkeit gebietet und auf geradlinigem Weg ist?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Again Allah cites an instance of two other men in illustration of a general truth: one of them is mute, unable to accomplish anything, totally dependent on his master for his livelihood. Wherever he sends him to perform a work he utterly fails to accomplish the desired end. Does he compare width his master who is whole just and keeps on the path of righteousness!

Abdul Haleem

God presents another illustration: two men, one of them dumb, unable to do anything, a burden to his carer- whatever task he directs him to, he achieves nothing good- can he be considered equal to one who commands justice and is on the straight path?

Abdullah Yusuf Ali

Allah sets forth (another) Parable of two men: one of them dumb, with no power of any sort; a wearisome burden is he to his master; whichever way be directs him, he brings no good: is such a man equal with one who commands Justice, and is on a Straight Way?

Abul A'la Maududi

Allah sets forth another parable: There are two men, one of whom is dumb and has no power over anything; he is a burden to his master, and wheresoever his master directs him, he fails to bring forth any good. Can such a person be the equal of one who enjoins justice and himself follows the Right Way?

Aisha Bewley

Allah makes another metaphor: two men, one of them deaf and dumb, unable to do anything, a burden on his master, no matter where he directs him he brings no good, is he the same as someone who commands justice and is on a straight path?

Al-Hilali & Khan

And Allâh puts forward (another) example of two men, one of them dumb, who has no power over anything (disbeliever), and he is a burden on his master; whichever way he directs him, he brings no good. Is such a man equal to one (believer in the Islâmic Monotheism) who commands justice, and is himself on the Straight Path?

Ali Quli Qarai

Allah draws [another] parable: Two men, one of whom is dumb, having no power over anything and who is a liability to his master: wherever he directs him he does not bring any good. Is he equal to someone who enjoins justice and is [steady] on a straight path?

Amatul Rahman Omar

And Allâh sets forth an excellent description of (other) two men. One of them is dumb and has no power over anything and he is a useless burden on his master; wherever he sends him he fetches no good. Can he be like the man who enjoins justice and who follows the exact right path? (No, not at all.)

Arthur John Arberry

God has struck a similitude: two men, one of them dumb, having no power over anything, and he is a burden upon his master -- wherever he despatches him, he brings no good. Is he equal to him who bids to justice, and is on a straight path?

Bijan Moeinian

As another example, consider two men. One of them is dumb and (like the creatures of God who are totally dependent upon Him) incapable of doing any thing good. Is such person equal to the other one who (like God) rules with justice and follows the right way? (If the answer is no, then why are you making good for nothing gods of yours equal to God?)

E. Henry Palmer

And God has struck out a parable: two men, one of them dumb, able to do nothing, a burden to his lord wherever he directs him he comes not with success; is he to be held equal with him who bids what is just and who is on the right way?

Edip-Layth

God puts forth the example of two men, one of them is mute and he cannot control anything, and he is a burden to his master. Wherever he points him, he does not come with any good. Is he the same as one who orders good and he is on a straight path?

George Sale

God also propoundeth as a parable two men; one of them born dumb, who is unable to do or understand any thing, but is a burden unto his master; whithersoever he shall send him, he shall not return with any good success: Shall this man, and he who hath his speech and understanding, and who commandeth that which is just, and followeth the right way, be esteemed equal?

Hamid S. Aziz

And Allah coins another similitude (parable): two men, one of them dumb, able to do nothing, a burden to his lord; wherever he directs him he brings no success; is he to be held equal with him who bids what is just and who is on the Straight Way?

Mahmoud Ghali

And Allah has struck a similitude: two men, one of them dumb, unable to determine anything, and he is wholly dependent upon his patronizer-wherever he directs him, he comes up with no charitable (acts). Is he equal to him who commands to justice and is on a straight Path?

Marmaduke Pickthall

And Allah coineth a similitude: Two men, one of them dumb, having control of nothing, and he is a burden on his owner; whithersoever he directeth him to go, he bringeth no good. Is he equal with one who enjoineth justice and followeth a straight path (of conduct)?

Mohamed Ahmed - Samira

God presents another example of two men, one dumb and unable to do a thing and is a burden on his master. Wherever he is sent he returns without any good (result). Could he be equal to one who enjoins what is just, and follows the right path?

Muhammad Asad

And God propounds [to you] the parable of two [other] men -one of them dumb, unable to do anything of his own accord, and a sheer burden on his master: to whichever task the latter directs him, he accomplishes no good. Can such a one be considered the equal of [a wise man] who enjoins the doing of what is right and himself follows a straight way?

Mustafa Khattab

And Allah sets forth a parable of two men: one of them is dumb, incapable of anything. He is a burden on his master. Wherever he is sent, he brings no good. Can such a person be equal to the one who commands justice and is on the Straight Path?[1]

Progressive Muslims

And God puts forth the example of two men, one of them is mute and he cannot achieve anything, and he is a burden to his guardian. Wherever he points him, he does not come with any good. Is he the same as one who orders good and he is upon a straight path

Sahih International

And Allah presents an example of two men, one of them dumb and unable to do a thing, while he is a burden to his guardian. Wherever he directs him, he brings no good. Is he equal to one who commands justice, while he is on a straight path?

Sam Gerrans

And God strikes a similitude: — two men: one of them dumb, not having power over anything, and a burden on his master: wherever he directs him, he brings no good. Is he equal with one who enjoins justice, and is on a straight path?

Shabbir Ahmed

Allah gives you another example of two men. One of them is he whose faculties of speech and mind are totally disabled. He cannot do anything of his own accord and he is totally dependent on his care-provider, unable to bring forth any good in any way. Can such a one be considered equal of the man who is fit, enjoins justice and himself walks the Straight Path? (Allah expects you to use your faculties to the best of your abilities).

Syed Vickar Ahamed

And Allah brings forward (another) case of two men: One of them dumb, with no power of any type, he is a tiresome burden on his master; Wherever he (master) directs him (the dumb one), he brings no good: Is such a man equal to one who acts justly, and is on the Straight Path?

Taqi Usmani

And Allah gives another example: There are two men. One of them is dumb who is unable to do anything, and he is a burden on his master. Wherever he directs him to, he brings no good. Can he be equal to the one who enjoins justice and is on the straight path?

The Monotheist Group

And God puts forth the example of two men, one of them is mute and he cannot achieve anything, and he is a burden to his guardian. Wherever he points him, he does not come with any good. Is he the same as one who orders good and he is upon a straight path?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Allah propose en parabole deux hommes: lʹun dʹeux est muet, dépourvu de tout pouvoir et totalement à la charge de son maître; Quelque lieu où celui-ci lʹenvoie, il ne rapporte rien de bon; serait-il lʹégal de celui qui ordonne la justice et qui est sur le droit chemin?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê ji du zilaman mînakê dide; yek ji wan lal e, hêza wî li ser tiştekî nîn e û ew li ser xwediyê xwe bar e; Xwediyê wî bi ku ve wî bişîne ew tu qenciyekê nayîne. Vêca erê ma ev (zilam) û ew ê ku bi xwe li ser riyeke rast be û bi dadî ferman dike, dibine mîna hev?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Ook geeft God een voorbeeld van twee mannen. Een van beiden is stom en heeft nergens macht over en hij is een last voor zijn beschermheer, waar hij hem ook heen stuurt, hij komt met niets goeds. Is die dan gelijk aan iemand die gebiedt rechtvaardig te handelen en die op een juiste weg is?

Hollandaca — Salomo Keyzer

God stelt ook als eene vergelijking twee mannen voor, waarvan de een stom geboren, en niet in staat is iets te doen of te verstaan: maar een last voor zijn meester is: waarheen hij hem ook zende, hij zal hem niets goeds brengen. Zal deze man en hij die meester over zijne spraak is en verstaat, en die beveelt wat rechtvaardig is en den rechten weg volgt, gelijk geacht worden?

Hollandaca — Siregar

En Allah maakt een vergelijking met twee mannen: een van de twee is stom en hij heeft geen enkele macht en hij is een last voor zijn meester; waar hij hem ook heen stuurt: hij brengt niets goeds voort. Is hij gelijk aan degene die het oprechte gebiedt, en op het Rechte Pad is?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (чтобы показать несостоятельность многобожия) приводит Аллах (в качестве) примера двух людей: один из них (двоих) – немой, (и при этом еще) ничего не может, и он (является) тягостью для своего хозяина. Куда бы он [хозяин] его [немого] ни послал, он не возвращается с благом. Разве же одинаковы он [немой] и тот (человек), который побуждает к справедливости, будучи на прямом пути? (Тогда как можно равнять глухого и немого идола, который ни на что не способен, Аллаху Всемогущему, Который только Он один одаривает Свои творения благами?)

Rusça — Osmanov

И привел Аллах притчу о двух мужах, один из которых - немой, ни на что не способен и служит обузой для своего господина. Куда бы господин его ни послал, раб не принесет добра. Неужели же равны он и тот, который велит поступать справедливо и стоит на прямом пути?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Gud framställer liknelsen om två män, varav en är stum och inte kan reda sig själv och är en börda för sin beskyddare; vilket uppdrag denne än ger honom, misslyckas han. Kan han jämställas med den som föreskriver rättvisa (förhållanden mellan människor) och själv följer rättens raka väg?