Biz, onlara ayetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.

وَاٰتَيْنَاهُمْ اٰيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ

ve āteynāhum āyātinā fe kānū ǎnhā muǎ'riDīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاٰتَيْنَاهُمْve āteynāhumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve onlara verdik
2اٰيَاتِنَاāyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
3فَكَانُواfe kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinfakat idiler
4عَنْهَاǎnhāonlardan
5مُعْرِضِينَmuǎ'riDīneع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.yüz çeviriyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Delillerimizi göstermiştik onlara, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Delillerimizi göstermiştik onlara, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Adem Uğur

Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Ahmed Hulusi

Onlara işaretlerimizi verdik; ama onlardan yüz çevirdiler.

Ahmet Tekin

Biz onlara, Semud kavmine, Rasûlümüzün hak peygamber olduğuna delâlet eden âyetlerimizi, mûcizelerimizi vermiştik, onlar âyetlerimizden yüz çeviriyorlar, engelleme tedbirleri alıyorlardı.

Ahmet Varol

Onlara ayetlerimizi vermiştik, ama onlardan yüz çevirmişlerdi.

Ali Bulaç

Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Biz, onlara, mûcizelerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirip durmuşlardı.

Ali Rıza Safa

Onlara da ayetlerimizi verdik; fakat yüz çevirdiler.

Bayraktar Bayraklı

Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlar yüz çevirmişlerdi.

Bekir Sadak

Onlara ayetlerimizi verdigimiz halde, yuz cevirmislerdi.

Celal Yıldırım

Biz ise onlara âyetler (açık belgeler ve mu'cizeler) verdik; buna rağmen ondan yüzçevirdiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oysa onlara âyetlerimizi de gönderdik, fakat bunlara sırt çevirdiler.

Diyanet İşleri

Biz, onlara ayetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.

Diyanet Vakfi

Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlar, yüz çeviriyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz onlara ayetlerimizi vermiştik, fakat onlardan yüz çeviriyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve biz onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan i'raz ediyorlardı

Erhan Aktaş

Onlara ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.

Fizilal-il Kuran

Onlara mucizelerimizi gösterdik, fakat onlar yüz çevirdiler.

Gültekin Onan

Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.

Hamdi Döndüren

Biz onlara âyetlerimizi verdik, ama onlardan yüz çevirdiler.

Hasan Basri Çantay

Biz onlara ayetlerimizi vermişdik de bunlardan yüz çevirici idiler.

Hasib Asutay

Onlara âyetlerimizi vermiştik de, onlardan yüz çevirmişlerdi.

Hayrat Neşriyat

Onlara da mu'cizelerimizi vermiştik; fakat (onlar) bunlardan yüz çevirici kimseler olmuşlardı.

İbni Kesir

Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde yüz çevirmişlerdi.

Mehmet Okuyan

Biz onlara delillerimizi vermiştik fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Muhammed Esed

Oysa, onlara mesajlarımızı bahşetmiştik; ne var ki, onlara inatla sırt çevirdiler;

Mustafa İslamoğlu

Zira onlara ayetlerimizi iletmiştik, fakat onlar o (ayetlerden) ısrarla yüz çevirmiştiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara âyetlerimizi vermiş idik de onlardan yüz çevirici olmuşlardı.

Ömer Öngüt

Biz onlara âyetlerimizi vermiştik, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

Suat Yıldırım

Onlara delil ve mûcizelerimizi verdik, ama onlar bu delillerden yüz çevirdiler

Süleyman Ateş

Onlara ayetlerimizi verdik, ama onlardan yüz çeviriyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

Onlara ayetlerimizi ulaştırmıştık ama onlardan yüz çevirmişlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halbuki onlara mucizeler (ayetler) vermiştik ama yüz çevirmişlerdi.

Şaban Piriş

Onlara ayetlerimizi göndermiştik ama ondan yüz çevirmişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.

Ümit Şimşek

Biz onlara âyetlerimizi verdik; onlar ise bundan yüz çevirdiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimizi onlara verdik ama onlardan yüz çeviriyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onlara ayələrimizi göndərdik, lakin onlar bu ayələrdən üz döndərdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onlara (Hicr əhalisinə) möʼcüzələrimizi göndərdik, lakin onlardan üz çevirdilər (bu möʼcüzələrə baxıb ibrət almadılar, Allahın qüdrəti, əzəməti haqqında düşünmədilər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir übermittelten ihnen Unsere Zeichen. Sie wandten sich aber davon ab.

Almanca — Der Edle Quran

Wir ließen ihnen Unsere Zeichen zukommen, aber sie wandten sich von ihnen ab.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir gaben (ihnen) Unsere Zeichen, sie aber wandten sich von ihnen ab.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR ließen ihnen Unsere Ayat zuteil werden. So pflegten sie sich davon abzuwenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We presented them with Our signs betokening Omnipotence and Authority but they took objection against them and a dislike,

Abdul Haleem

We gave them Our signs, but they turned their backs.

Abdullah Yusuf Ali

We sent them Our Signs, but they persisted in turning away from them.

Abul A'la Maududi

We also gave them Our Signs, yet they turned away from them.

Aisha Bewley

We brought them Our Signs but they turned away from them.

Al-Hilali & Khan

And We gave them Our Signs, but they were averse to them.

Ali Quli Qarai

We had given them Our signs but they disregarded them.

Amatul Rahman Omar

And We gave them Our commandments but they were averse to them.

Arthur John Arberry

We brought them. Our signs, and they turned away from them.

Bijan Moeinian

I sent them thus My revelations, but they preferred to disregard them.

E. Henry Palmer

and we brought them our signs, but they therefrom did turn away.

Edip-Layth

We gave them Our signs, but they turned away from them.

George Sale

And We produced our signs unto them, but they retired afar off from the same.

Hamid S. Aziz

And We brought them Our revelations, but they did turn away there from.

Mahmoud Ghali

And We brought them Our signs, yet they were veering away from them.

Marmaduke Pickthall

And we gave them Our revelations, but they were averse to them.

Mohamed Ahmed - Samira

And though We had given them Our signs they turned away from them.

Muhammad Asad

for We did vouchsafe them Our messages, but they obstinately turned their backs upon them-

Mustafa Khattab

We gave them Our signs, but they turned away from them.

Progressive Muslims

And We gave them Our signs, but they turned away from them.

Sahih International

And We gave them Our signs, but from them they were turning away.

Sam Gerrans

And We brought them Our proofs, but they turned away from them.

Shabbir Ahmed

And We gave them Our Messages, but they stubbornly turned away from them.

Syed Vickar Ahamed

And We sent them Our Signs, but they continued to turn away from them.

Taqi Usmani

We provided them with Our signs, yet they kept turning away from them.

The Monotheist Group

AndWe gave them Our signs, but they turned away from them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous leur avons montré Nos miracles, mais ils sʹen étaient détournés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me mucîzeyên xwe dan wan, lê belê wan berê xwe ji wan vegerandin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij gaven hun Onze tekenen, maar zij wendden zich ervan af.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij toonden hun onze teekens; maar zij wendden zich ver daarvan af.

Hollandaca — Siregar

En Wij hebben ben Onze Tekenen gegeven, maar zij plachten zich daarvan af te wenden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И привели Мы им [самудянам] Наши знамения, а они от них [от знамений] отворачивались.

Rusça — Osmanov

Мы явили им Наши знамения, но они от них отвернулись.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi gav dem del av Våra budskap, men de vände envist ryggen till.