Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجِّيلٍ
fe ceǎlnā ǎāliyehā sāfilehā ve emTarnā ǎleyhim Hicāraten min siccīlin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ülkelerinin altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ülkelerinin altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.
Adem Uğur
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Ahmed Hulusi
Oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine siccilden taşlar (pişirilmiş taşlaşmış çamur - volkanik lav) yağdırdık.
Ahmet Tekin
Böylece, ülkenin altını üstüne getirdik. Belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine balçıktan dökülerek pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Ahmet Varol
O an (şehirlerinin) üstünü altına getirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Ali Bulaç
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.
Ali Fikri Yavuz
Hemen şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de çamurdan pişirilmiş taş yağdırdık.
Ali Rıza Safa
Böylece, altını üstüne getirdik ve katılaşmış çamurdan taşları onların üzerine yağdırdık.
Bayraktar Bayraklı
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Bekir Sadak
Memleketlerini alt ust ettik, uzerlerine sert tas yagdirdik.
Celal Yıldırım
Şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine çamurdan pişirilmiş taş yağdırdık.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ardından yurtlarının altını üstüne getirdik, üzerlerine taşlaşmış çamur yağdırdık!
Diyanet İşleri
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Diyanet İşleri (eski)
Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.
Diyanet Vakfi
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Biz, onların şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Derhal şehirlerinin üstünü altına getirdik ve balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık üzerlerine.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derhal şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık
Erhan Aktaş
Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Fizilal-il Kuran
Beldelerinin altını üstüne getirdik ve üzerlerine taşlaşmış balçık kütleleri yağdırdık.
Gültekin Onan
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.
Hamdi Döndüren
Böylece o kentin altını üstüne getirdik ve üzerlerine çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.
Hasan Basri Çantay
Hemen (şehirlerinin) üstünü altına getirdik. Tepelerine de balçıkdan pişirilmiş bir taş (yağmuru) yağdırdık.
Hasib Asutay
Hemen (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Hayrat Neşriyat
Böylece oranın üstünü altına getirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık!
İbni Kesir
Ülkelerinin üstünü altına getirdi. Üzerlerine sert taş yağdırdık.
Mehmet Okuyan
Hemen oranın üstünü altına getirmiştik. Üzerlerine (balçıktan) pişirilmiş (sert) taşlar yağdırmıştık.
Muhammed Esed
ve böylece (bu günahkar şehirlerin) altını üstüne getirdik; belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık.
Mustafa İslamoğlu
ve oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine (püskürtü halinde) akkor balçıktan taşlar yağdırdık.
Ömer Nasuhi Bilmen
Hemen onların üstünü altına getirdik ve onların üzerine balçıktan yapılmış taşlar yağdırdık.
Ömer Öngüt
Şehirlerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Suat Yıldırım
Bir anda şehirlerinin üstünü altına çevirdik. Pişirilmiş çamurdan yapılmış taş yağmuruna tuttuk onları!
Süleyman Ateş
O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.
Süleymaniye Vakfı
O şehrin altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan taş yağdırdık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.
Şaban Piriş
Tavanlarını yerin dibine geçirdik. Üzerlerine de yağmur gibi pişmiş taşlar yağdırdık.
Tefhim-ul Kuran
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.
Ümit Şimşek
Şehirlerinin altını üstüne getirdik ve başlarına ateşte pişmiş taşlar yağdırdık.
Yaşar Nuri Öztürk
O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Oranın altını üstünə çevirdik və onların üzərinə odda bişmiş gil daşlar yağdırdıq.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onların altını-üstünü çevirdik və başlarına odda bişmiş gildən bərk daşlar yağdırdıq.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Und wir stellten die Stadt auf den Kopf und ließen einen Hagel aus hartem Lehm, dem Regenfall gleich, auf sie niedergehen.
Almanca — Der Edle Quran
und Wir kehrten das Oberste von ihr zuunterst und ließen auf sie Steine aus gebranntem Lehm regnen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann kehrten WIR ihr Oberstes zuunterst und ließen über sie Steine von Sidsch-dschil hageln.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We turned those cities -Sodom and Gomorrah- upside down and rained them with fire and successional brimstones as hard as baked clay.
Abdul Haleem
We turned their city upside down and rained on them a shower of clay stones.
Abdullah Yusuf Ali
And We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay.
Abul A'la Maududi
and turned the land upside down, and rained down stones of baked clay.
Aisha Bewley
We turned the place completely upside down and rained down on them stones of hard-baked clay.
Al-Hilali & Khan
And We turned (the towns of Sodom in Palestine) upside down and rained down on them stones of baked clay.
Ali Quli Qarai
and We made its topmost part its nethermost, and rained on them stones of shale.
Amatul Rahman Omar
We turned it (- the city) upside down, and rained upon the people petrified hard stones of clay (constantly).
Arthur John Arberry
and We turned it uppermost nethermost and rained on it stones of baked clay.
Bijan Moeinian
I turned their houses upside down and rained upon them heated stones.
E. Henry Palmer
And we made the higher parts (of the cities) their lower parts, and rained down on them stones of baked clay.
Edip-Layth
Thus We turned it upside down, and rained upon them with fiery projectiles.
George Sale
And We turned the city upside down; and We rained on them stones of baked clay.
Hamid S. Aziz
And We turned their cities upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay.
Mahmoud Ghali
So We turned it upside-down, and We rained upon them stones of baked clay.
Marmaduke Pickthall
And We utterly confounded them, and We rained upon them stones of heated clay.
Mohamed Ahmed - Samira
And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.
Muhammad Asad
and We turned those [sinful towns} upside down, and rained down upon them stone-hard blows of chastisement pre-ordained.
Mustafa Khattab
And We turned the cities ˹of Sodom and Gomorrah˺ upside down and rained upon them stones of baked clay.
Progressive Muslims
Thus We turned it upside down, and rained over them with rocks made from hardened clay.
Sahih International
And We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of hard clay.
Sam Gerrans
And We utterly overthrew it and rained upon it stones of baked clay.
Shabbir Ahmed
And We turned the towns upside down and showered upon them hard heated rocks.
Syed Vickar Ahamed
And We turned upside down (the cities of Sodom), and rained down on them brimstones (yellow sulfurous stones) hard as baked clay.
Taqi Usmani
Then, We turned it (the city) upside down and rained down upon them stones of baked clay.
The Monotheist Group
Thus We made its highest part become its lowest, and We rained upon them fiery projectiles.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous renversâmes (la ville) de fond en comble et fîmes pleuvoir sur eux des pierres dʹargile dure.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Êdî Me welatê wan serûbinî hev kir û me bi ser wan de kevirên ji heriya pehtî barandin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij keerden haar ondersteboven en lieten er bakstenen op regenen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En wij keerden de stad ten onderste boven en lieten er een regen op nedervallen van steenen uit gebakken klei.
Hollandaca — Siregar
Toen keerden Wij haar (de stad) ondersteboven en deden Wij op hen stenen van harde klei neerkomen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И Мы сделали верх его [их селения] низом [перевернули его] и обрушили на них камни из обожженной глины.
Rusça — Osmanov
И Мы перевернули [город Лута] вверх дном и пролили на них дождь из окаменевшей глины.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Vi lade (deras städer) i ruiner och det förutbestämda straffet drabbade dem som ett regn av stenblock.