Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجِّيلٍ

fe ceǎlnā ǎāliyehā sāfilehā ve emTarnā ǎleyhim Hicāraten min siccīlin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَجَعَلْنَاfe ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve getirdik
2عَالِيَهَاǎāliyehāع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmaküstünü
3سَافِلَهَاsāfilehāس ف لAlçak olmak, aşağı olmak, aşağıya inmek, aşağıda bulunmak, düşmek, alçalmak, bayağılaşmakaltına
4وَاَمْطَرْنَاve emTarnāم ط رGökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti.ve yağdırdık
5عَلَيْهِمْǎleyhimüzerlerine
6حِجَارَةًHicāratenح ج رMahrum bırakmak, sertleştirmek, gizlemek, direnmek, yasaklamak, engellemek, önlemek, (bir yere) erişimi yasaklamak. Bir kişi veya şeyden alıkoymak/engellemek/men etmek/esirgemek/kısıtlamak, yasaklamak/yasak koymak/ketlemek/yasaklamak, bir şeyin sınırını çizmek veya kapamak, deve veya hayvanın gözü etrafına yanık bir işaret koymak, kuşatmak, bir şeyi bir kişi için yasak veya izin verilmez kılmak, cesaret bulmak veya cesaretlendirilmek, boğazını keserek kesmek. hajar - bir kaya/taş veya kaya kütlesi.taşlar
7مِنْmin
8سِجِّيلٍsiccīlinس ج لKaydetmek, yazmak, tescil etmek, sicile geçirmek, not almak, deftere yazmak, rapor tutmak, belgelemek, teybe almakçamurdan pişmiş

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ülkelerinin altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ülkelerinin altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.

Adem Uğur

Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Ahmed Hulusi

Oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine siccilden taşlar (pişirilmiş taşlaşmış çamur - volkanik lav) yağdırdık.

Ahmet Tekin

Böylece, ülkenin altını üstüne getirdik. Belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine balçıktan dökülerek pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Ahmet Varol

O an (şehirlerinin) üstünü altına getirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Ali Bulaç

Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.

Ali Fikri Yavuz

Hemen şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de çamurdan pişirilmiş taş yağdırdık.

Ali Rıza Safa

Böylece, altını üstüne getirdik ve katılaşmış çamurdan taşları onların üzerine yağdırdık.

Bayraktar Bayraklı

Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Bekir Sadak

Memleketlerini alt ust ettik, uzerlerine sert tas yagdirdik.

Celal Yıldırım

Şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine çamurdan pişirilmiş taş yağdırdık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ardından yurtlarının altını üstüne getirdik, üzerlerine taşlaşmış çamur yağdırdık!

Diyanet İşleri

Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Diyanet İşleri (eski)

Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.

Diyanet Vakfi

Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz, onların şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derhal şehirlerinin üstünü altına getirdik ve balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık üzerlerine.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derhal şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık

Erhan Aktaş

Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece şehri altüst ettik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Fizilal-il Kuran

Beldelerinin altını üstüne getirdik ve üzerlerine taşlaşmış balçık kütleleri yağdırdık.

Gültekin Onan

Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.

Hamdi Döndüren

Böylece o kentin altını üstüne getirdik ve üzerlerine çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.

Hasan Basri Çantay

Hemen (şehirlerinin) üstünü altına getirdik. Tepelerine de balçıkdan pişirilmiş bir taş (yağmuru) yağdırdık.

Hasib Asutay

Hemen (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Hayrat Neşriyat

Böylece oranın üstünü altına getirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık!

İbni Kesir

Ülkelerinin üstünü altına getirdi. Üzerlerine sert taş yağdırdık.

Mehmet Okuyan

Hemen oranın üstünü altına getirmiştik. Üzerlerine (balçıktan) pişirilmiş (sert) taşlar yağdırmıştık.

Muhammed Esed

ve böylece (bu günahkar şehirlerin) altını üstüne getirdik; belirlenmiş cezanın infazı için üzerlerine püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık.

Mustafa İslamoğlu

ve oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine (püskürtü halinde) akkor balçıktan taşlar yağdırdık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hemen onların üstünü altına getirdik ve onların üzerine balçıktan yapılmış taşlar yağdırdık.

Ömer Öngüt

Şehirlerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Suat Yıldırım

Bir anda şehirlerinin üstünü altına çevirdik. Pişirilmiş çamurdan yapılmış taş yağmuruna tuttuk onları!

Süleyman Ateş

O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.

Süleymaniye Vakfı

O şehrin altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan taş yağdırdık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.

Şaban Piriş

Tavanlarını yerin dibine geçirdik. Üzerlerine de yağmur gibi pişmiş taşlar yağdırdık.

Tefhim-ul Kuran

Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.

Ümit Şimşek

Şehirlerinin altını üstüne getirdik ve başlarına ateşte pişmiş taşlar yağdırdık.

Yaşar Nuri Öztürk

O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Oranın altını üstünə çevirdik və onların üzərinə odda bişmiş gil daşlar yağdırdıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların altını-üstünü çevirdik və başlarına odda bişmiş gildən bərk daşlar yağdırdıq.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Und wir stellten die Stadt auf den Kopf und ließen einen Hagel aus hartem Lehm, dem Regenfall gleich, auf sie niedergehen.

Almanca — Der Edle Quran

und Wir kehrten das Oberste von ihr zuunterst und ließen auf sie Steine aus gebranntem Lehm regnen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann kehrten WIR ihr Oberstes zuunterst und ließen über sie Steine von Sidsch-dschil hageln.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We turned those cities -Sodom and Gomorrah- upside down and rained them with fire and successional brimstones as hard as baked clay.

Abdul Haleem

We turned their city upside down and rained on them a shower of clay stones.

Abdullah Yusuf Ali

And We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay.

Abul A'la Maududi

and turned the land upside down, and rained down stones of baked clay.

Aisha Bewley

We turned the place completely upside down and rained down on them stones of hard-baked clay.

Al-Hilali & Khan

And We turned (the towns of Sodom in Palestine) upside down and rained down on them stones of baked clay.

Ali Quli Qarai

and We made its topmost part its nethermost, and rained on them stones of shale.

Amatul Rahman Omar

We turned it (- the city) upside down, and rained upon the people petrified hard stones of clay (constantly).

Arthur John Arberry

and We turned it uppermost nethermost and rained on it stones of baked clay.

Bijan Moeinian

I turned their houses upside down and rained upon them heated stones.

E. Henry Palmer

And we made the higher parts (of the cities) their lower parts, and rained down on them stones of baked clay.

Edip-Layth

Thus We turned it upside down, and rained upon them with fiery projectiles.

George Sale

And We turned the city upside down; and We rained on them stones of baked clay.

Hamid S. Aziz

And We turned their cities upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay.

Mahmoud Ghali

So We turned it upside-down, and We rained upon them stones of baked clay.

Marmaduke Pickthall

And We utterly confounded them, and We rained upon them stones of heated clay.

Mohamed Ahmed - Samira

And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.

Muhammad Asad

and We turned those [sinful towns} upside down, and rained down upon them stone-hard blows of chastisement pre-ordained.

Mustafa Khattab

And We turned the cities ˹of Sodom and Gomorrah˺ upside down and rained upon them stones of baked clay.

Progressive Muslims

Thus We turned it upside down, and rained over them with rocks made from hardened clay.

Sahih International

And We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of hard clay.

Sam Gerrans

And We utterly overthrew it and rained upon it stones of baked clay.

Shabbir Ahmed

And We turned the towns upside down and showered upon them hard heated rocks.

Syed Vickar Ahamed

And We turned upside down (the cities of Sodom), and rained down on them brimstones (yellow sulfurous stones) hard as baked clay.

Taqi Usmani

Then, We turned it (the city) upside down and rained down upon them stones of baked clay.

The Monotheist Group

Thus We made its highest part become its lowest, and We rained upon them fiery projectiles.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous renversâmes (la ville) de fond en comble et fîmes pleuvoir sur eux des pierres dʹargile dure.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî Me welatê wan serûbinî hev kir û me bi ser wan de kevirên ji heriya pehtî barandin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij keerden haar ondersteboven en lieten er bakstenen op regenen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij keerden de stad ten onderste boven en lieten er een regen op nedervallen van steenen uit gebakken klei.

Hollandaca — Siregar

Toen keerden Wij haar (de stad) ondersteboven en deden Wij op hen stenen van harde klei neerkomen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы сделали верх его [их селения] низом [перевернули его] и обрушили на них камни из обожженной глины.

Rusça — Osmanov

И Мы перевернули [город Лута] вверх дном и пролили на них дождь из окаменевшей глины.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi lade (deras städer) i ruiner och det förutbestämda straffet drabbade dem som ett regn av stenblock.