Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

fe eḣaƶethumu S-SayHatu muşriḳīne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Güneş doğduktan sonra onları bir bağırış, helâk ediverdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Güneş doğduktan sonra onları bir bağırış, helâk ediverdi.

Adem Uğur

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

Ahmed Hulusi

Güneş doğarken, o korkunç titreşimli ses onları yakaladı.

Ahmet Tekin

Güneş doğarken, şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe onların işini bitirdi.

Ahmet Varol

Derken güneşin doğma vaktine girmeleriyle birlikte onları o çığlık alıverdi.

Ali Bulaç

Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet onları, güneşin doğma vaktinde korkunç gürültü yakalayıverdi.

Ali Rıza Safa

Sonunda, tan yeri aydınlanırken, bir gürleme onları yakaladı.

Bayraktar Bayraklı

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

Bekir Sadak

Tanyeri agarirken, ciglik onlari yakalayiverdi.

Celal Yıldırım

Güneş doğarken bir ses, bir uğultu onları yakalayıverdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nihayet ortalık aydınlanırken korkunç ses onları yakalayıverdi!

Diyanet İşleri

Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

Diyanet İşleri (eski)

Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.

Diyanet Vakfi

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Güneş doğarken o korkunç çığlık onları yakaladı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, güneş doğmaya başlarken onları, o sayha, korkunç ses tutuverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi

Erhan Aktaş

Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

Fizilal-il Kuran

Tanyeri ağarırken korkunç bir gürültüye tutuldular.

Gültekin Onan

Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.

Hamdi Döndüren

Güneş doğarken, o korkunç ses onları yakalayıverdi.

Hasan Basri Çantay

Derken onları, işrak vakfına girdikleri sırada, o (korkunç) ses yakalayıverdi.

Hasib Asutay

Derken güneşin doğma vaktine girdiklerinde, o korkunç ses onları yakaladı.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet gündoğumuna ulaşan kimseler iken o (korkunç) ses onları yakaladı.

İbni Kesir

Tan yeri ağarırken çığlık onları yakalayıverdi.

Mehmet Okuyan

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakalamıştı.

Muhammed Esed

Ve derken, tan yeri ağarırken, (hak ettikleri azabın) gürültüsü apansız yakaladı onları

Mustafa İslamoğlu

Ve şafak ağarırken, onları (dehşetli) sayha kıskıvrak yakalayıverdi;

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onları işrak vaktine girdikleri sırada, o sayha tutuverdi.

Ömer Öngüt

Tanyeri ağarırken o korkunç çığlık onları yakalayıverdi.

Suat Yıldırım

Güneş doğarken o korkunç ses bastırıverdi onları!

Süleyman Ateş

Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.

Süleymaniye Vakfı

Gün doğarken o yüksek ses onları yakaladı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.

Şaban Piriş

Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.

Tefhim-ul Kuran

Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.

Ümit Şimşek

Gün doğarken o korkunç ses onları yakaladı.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Günəş doğanda qorxunc səs onları yaxaladı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Şəfəq doğanda o dəhşətli (tükürpədici) səs onları bürüdü.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Der ungeheure, vernichtende Schrei ergriff sie, als die Sonne aufging.

Almanca — Der Edle Quran

Da ergriff sie der Schrei bei Sonnenaufgang,

Almanca — M. A. Rassoul

Da erfaßte der Schrei sie bei Sonnenaufgang.

Almanca — Muhammad Zaidan

So richtete sie ein Vernichtungsschrei beim Sonnenaufgang zugrunde.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there it was: a single cry* from heaven's realm stirred up a merciless blast which overtook them by sun- rise.

Abdul Haleem

and the blast overtook them at sunrise:

Abdullah Yusuf Ali

But the (mighty) Blast overtook them before morning,

Abul A'la Maududi

Then the mighty Blast caught them at sunrise,

Aisha Bewley

So the Great Blast seized hold of them at the break of day.

Al-Hilali & Khan

So As-Saihah (torment - awful cry) overtook them at the time of sunrise.

Ali Quli Qarai

So the Cry seized them at sunrise,

Amatul Rahman Omar

Then a dreadful punishment overtook these (opponents of Lot) at sunrise.

Arthur John Arberry

and the Cry seized them at the sunrise,

Bijan Moeinian

So they were subjected to a sever blast early in the morning.

E. Henry Palmer

And the noise caught them at the dawn.

Edip-Layth

So the scream took them at sunrise.

George Sale

Wherefore a terrible storm from heaven assailed them at sun-rise:

Hamid S. Aziz

And the mighty blast caught them at dawn.

Mahmoud Ghali

Then the Shout took them (away) at sunshine.

Marmaduke Pickthall

Then the (Awful) Cry overtook them at the sunrise.

Mohamed Ahmed - Samira

So they were seized by the mighty blast at break of day;

Muhammad Asad

And thereupon the blast [of Our punishment] overtook them at the time of sunrise,

Mustafa Khattab

So the ˹mighty˺ blast overtook them at sunrise.

Progressive Muslims

So the scream took them at sunrise.

Sahih International

So the shriek seized them at sunrise.

Sam Gerrans

And the Blast seized them at sunrise.

Shabbir Ahmed

The blast (of Our Requital) overtook them at the time of sunrise.

Syed Vickar Ahamed

But the Blast (an explosion) overtook them (the Lut people) before morning,

Taqi Usmani

So, they were seized by the Cry at sunrise.

The Monotheist Group

So the scream took them at sunrise.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors, au lever du soleil le Cri (la catastrophe) les saisit.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di çaxê hilhatina rojê de wê qîra dijwar ew hingaftin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen greep de schreeuw hen bij zonsopgang.

Hollandaca — Siregar

Toen trof de donderslag hen bij zonsopgang.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И постиг их [неверующих из народа Лута] (поражающий) шум (наказания) при восходе солнца.

Rusça — Osmanov

На восходе солнца настиг их глас [Джибрила].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när solen gick upp genljöd över dem dånet (av Guds straff).