(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.

لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

le ǎmruke innehum le fī sekratihim yeǎ'mehūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ömrün hakkı için onlar, gafletten âdeta sarhoştular, gaflet içinde şaşkın bir haldeydiler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ömrün hakkı için onlar, gafletten âdeta sarhoştular, gaflet içinde şaşkın bir haldeydiler.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

Ahmed Hulusi

Yaşamına yemin olsun ki, onlar (zevk) sarhoşlukları içinde, kör ve şaşkın bocalıyorlar!

Ahmet Tekin

'Dinine andolsun ki ey Lût, onlar şehvet sarhoşluğu içinde, önlerine gelene sarkıntılık yapıp duruyorlar. Seni hiç dinlerler mi?'

Ahmet Varol

Senin ömrüne yemin olsun ki, onlar sarhoşlukları (şaşkınlıkları) içinde bocalıyorlar.

Ali Bulaç

Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.

Ali Fikri Yavuz

(Rasûlüm!) Ömrün hakkı için, doğrusu onlar sarhoşlukları içinde azgın bir halde idiler.

Ali Rıza Safa

Ne yazık ki, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

Senin ömrüne andolsun ki onlar, sarhoşluklarının içinde bocalıyorlardı.

Bekir Sadak

Senin hayatina and olsun ki, onlar sahosluklari icinde bocalayip duruyorlardi.

Celal Yıldırım

(Peygamberim !) hayatına yemin olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde ne yaptıklarını bilmiyorlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Ey resulüm!) Hayatına yemin olsun ki onlar, sarhoş (sersem) halleriyle saçmalayıp duruyorlardı.

Diyanet İşleri

(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Resulüm! Ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Resulüm, ömrüne yemin ederim ki, gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Resulüm! ömrüne kasem olsun ki hakikaten onlar serhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı

Erhan Aktaş

Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sana ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed, hayatın hakkı için onlar sarhoşlukları içinde debeleniyorlardı.

Gültekin Onan

Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.

Hamdi Döndüren

Ömrüne yemin olsun ki onlar (şehvetten) sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) seni ebedi yad-ı cemiline yemin ederim ki onlar serhoşlukları (azgınlıkları) içinde muhakkak serseri bir halde idiler.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

Hayrat Neşriyat

(Ey şanlı Peygamber!) Ömrüne yemîn olsun ki, gerçekten onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

İbni Kesir

Senin ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşlukları içinde muhakkak serseri bir halde idiler.

Mehmet Okuyan

(Melekler Lut’a) şöyle demişlerdi: “Ömrüne yemin olsun: Şüphesiz ki onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.”

Muhammed Esed

(Fakat melekler Lut'a:) "Canı sağolasıca!" dediler, "(Onlar bu durumda seni hiç dinlerler mi?) Baksana, (şehvetten) gözleri dönmüş, körcesine sendeleyip, öteye beriye sarkıntılık yapıp duruyorlar!"

Mustafa İslamoğlu

(Melekler) "Hay, sen bin yaşa!" dediler; "Baksana, onlar (şehvet) sarhoşluğuyla (gömüldükleri günah bataklığı) içerisinde debelenip duruyorlar!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ömrüne andolsun ki, şüphe yok, onlar kendi sarhoşlukları içinde şaşırıp durur kimseler idi.

Ömer Öngüt

Resulüm! Senin ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşlukları içinde serseri bir halde idiler.

Suat Yıldırım

(Resulüm!) "Hayatın hakkı için onlar, kendilerini öylesine kaybetmişlerdi ki sarhoşlukları içinde sürünüp gitmekte idiler."

Süleyman Ateş

Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Muhammed!) Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalar halde duruyorlardı.

Şaban Piriş

Hayatına and olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.

Tefhim-ul Kuran

Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör sersemdiler.

Ümit Şimşek

Hayatın hakkı için, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

(Ey Muhəmməd!) Sənin canına and olsun ki, onlar sərxoşluqları içində veyl-veyl gəzirdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Canına and olsun ki, onlar məstlikləri (küfrləri) içində sərgərdan (şaşqın) vəziyyətdə durub qaldılar. (Lutun nəsihətini qəbul etmədilər).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Wahrheit ist, sie waren berauscht und ahnten nicht, was sie erwartete.

Almanca — Der Edle Quran

Bei deinem Leben, sie irrten wahrlich in ihrer Trunkenheit umher.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrhaftig! Sie waren in ihrem Rausch verblendet, so daß sie umherirrten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"To your life, O prophets" he was told, "they -the wicked- are wandering here and there being deceived by their vain illusive sensuous perception which shall melt when the sun beams glow".

Abdul Haleem

By your life [Prophet], they wandered on in their wild intoxication

Abdullah Yusuf Ali

Verily, by thy life (O Prophet), in their wild intoxication, they wander in distraction, to and fro.

Abul A'la Maududi

By your life, (O Prophet), they went about blindly stumbling in their intoxication.

Aisha Bewley

By your life! They were wandering blindly in their drunkenness!

Al-Hilali & Khan

Verily, by your life (O Muhammad صلى الله عليه و سلم), in their wild intoxication, they were wandering blindly.

Ali Quli Qarai

By your life, they were bewildered in their drunkenness.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) by your (holy) life and by your true faith these (your opponents) are (also) wandering distractedly in a fit of frenzy.

Arthur John Arberry

By thy life, they wandered blindly in their dazzlement,

Bijan Moeinian

Alas they were drunk and out of their mind.

E. Henry Palmer

By thy life! verily, they were surely in their intoxication blindly wandering on!-

Edip-Layth

By your life, they are in their drunkenness, blundering.

George Sale

As thou livest they wander in their folly.

Hamid S. Aziz

By your life (O Muhammad)! In their frenzy of intoxication (passion) they went blindly (distractedly) to and fro.

Mahmoud Ghali

By your life, surely they were indeed blundering in their stupor.

Marmaduke Pickthall

By thy life (O Muhammad) they moved blindly in the frenzy of approaching death.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily by your life they were utterly confused in their (lustful) drunkenness.

Muhammad Asad

[But the angels spoke thus:] "As thou livest, [O Lot, they will not listen to thee:] behold, in their delirium [of lust] they are but blindly stumbling to and fro!"

Mustafa Khattab

By your life ˹O Prophet˺,[1] they certainly wandered blindly, intoxicated ˹by lust˺.

Progressive Muslims

By your life, they are in their drunkenness, blundering.

Sahih International

By your life, [O Muúammad], indeed they were, in their intoxication, wandering blindly.

Sam Gerrans

By thy life, they were in their intoxication wandering blindly!

Shabbir Ahmed

The Messengers said to Lot, "They won't listen to you even if you preach them all your life. " They were totally intoxicated, stumbling up and down.

Syed Vickar Ahamed

Surely, by your life (O Prophet), in their wild misled condition (of intoxication), they wander distracted back and forth.

Taqi Usmani

By your life, (O prophet) they were wandering blindly in their intoxication (misguidance).

The Monotheist Group

By your life, they are in their intoxication, blundering.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Par ta vie! ils se confondaient dans leur délire.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi jiyana te sond be; ew di nav serxweşiyê de bi sergêjane diçûn û dihatin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Bij jouw leven, zij gingen in hun roes door met dwalen!

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo waar gij leeft, zij dwaalden in beschonkenheid.

Hollandaca — Siregar

Bij jouw leven (O Moehammad): voorwaar, zij verkeren onrustig in hun dwaling.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Я, Аллах) клянусь жизнью твоей (о, Мухаммад)! Поистине, они [народ Лута] однозначно слепо скитаются в своем опьянении.

Rusça — Osmanov

Клянусь твоей жизнью, [Мухаммад,] что они, упоенные опьянением, блуждают слепо.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(De utsända sade:) ʺSå sant du lever (kommer de inte att lyssna till dig)! I sin upphetsning vet de inte vad de gör.ʺ