Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.
حَتّٰٓى اِذَا اسْتَيْـَٔسَ الرُّسُلُ وَظَنُّوا اَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا جَاءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّيَ مَنْ نَشَاءُ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ
Hattā iƶā steyese r-rusulu ve Zennū ennehum ḳad kuƶibū cā'ehum neSrunā fe nucciye men neşā'u ve lā yuraddu be'sunā ǎni l-ḳavmi l-mucrimīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonucu peygamberler, tamâmıyla ümitlerini kesip tamamıyla inkâr edileceklerini sandıkları zaman yardımımız gelmiştir de dilediğimizi kurtarmışızdır. Fakat azâbımız, suçlu topluluktan hiçbir sûretle geriye çevrilemez.
Abdulkadir Gölpınarlı
Sonucu peygamberler, tamâmıyla ümitlerini kesip tamamıyla inkâr edileceklerini sandıkları zaman yardımımız gelmiştir de dilediğimizi kurtarmışızdır. Fakat azâbımız, suçlu topluluktan hiçbir sûretle geriye çevrilemez.
Adem Uğur
Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.
Ahmed Hulusi
Ta ki Rasuller ümitlerini yitirdiler ve (azap uyarıları gerçekleşmeden önce) zannettiler ki kendileri yalanlandılar, (işte o zaman) nusretimiz onlara geldi. . . Dilediğimiz kimseler kurtarıldı. . . Suçlular toplumundan azabımız geri çevrilmez.
Ahmet Tekin
Nihayet Rasullerin ümitlerini kestikleri; tâbilerinin rasulleri yalana âlet edilmiş kimseler sandıkları bir sırada, onlara yardımımız gelip yetişti. Sünnetimize, düzenimizin yasalarına uygun olarak, irademizin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseler kurtarıldı. İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir topluluktan azâbımız geri çevrilmez.
Ahmet Varol
Nihayet peygamberler ümitlerini kestiklerinde ve (insanlar onların) yalanlandıklarını sandıklarında onlara yardımımız ulaştı ve dilediğimiz kurtarıldı. Azabımız ise suçlular topluluğundan geri çevrilmez.
Ali Bulaç
Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.
Ali Fikri Yavuz
Nihayet Peygamberler, kendilerini yalanlayan kavimlerinin iman etmelerinden ümidlerini kesince ve tekzip edildiklerini anlayınca, kendilerine zaferimiz geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Bizim azabımız, mücrimler topluluğundan geri çevrilmez.
Ali Rıza Safa
Öyle ki, elçiler umutlarını yitirdiklerinde ve yalancı çıkarıldıklarını düşündüklerinde, yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Cezamız ise suçlular toplumundan geri çevrilmez.
Bayraktar Bayraklı
Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalancı sanıldıklarını anladıklarında, onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. Suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.
Bekir Sadak
Oyle ki, peygamberler umitsizlige dusup, yalanlandiklarini sandiklari bir sirada onlara yardimimiz gelmistir. Boylece, istedigimizi kurtaririz. Azabimiz suclu milletten geri cevrilemiyecektir.
Celal Yıldırım
O kadar ki, peygamberler ümitlerini kaybedecek duruma gelip (inkarcıların onları) yalana çıkaracaklarını sandıkları zaman yardımımız onlara gelip yetişti; dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Suçlu günahkâr milletten ise azâb ve şiddetimiz geri çevrilmez.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalancı sayıldıklarını anladıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. Fakat, suça gömülmüş olanlardan azabımız geri çevrilmez.
Diyanet İşleri
Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.
Diyanet İşleri (eski)
Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.
Diyanet Vakfi
Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale geldikleri ve kendilerinin yalancı çıkarılmış oldukları zannına kapıldıkları zaman, onlara yardımımız geldi ve dilediklerimiz kurtuluşa erdirildi. Suçlular topluluğundan ise azabımız geri çevrilmez!
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet Peygamberler ümidlerini kesecek hale geldikleri ve onlar yalana çıkarıldılar zannettikleri vakıt onlara nusratımız geldi de dilediklerimiz necata irdirildi, mücrimler güruhundan ise azabımız giri döndürülmez
Erhan Aktaş
Ne zaman ki resuller, yalanlanmalarının bitmeyeceği kanaatine varıp ümitlerini iyice yitirince, onlara yardımımız ulaştı. Sonra da dilediklerimiz kurtarıldı. Azabımız, suçlu halklardan geri çevrilmez.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ne zaman ki resuller, yalanlanmalarının bitmeyeceği kanaatine varıp ümitlerini iyice yitirince, onlara yardımımız ulaştı. Sonra da dilediklerimiz kurtarıldı. Azabımız, suçlu halklardan geri çevrilmez.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ne zaman ki rasuller, yalanlanmalarının bitmeyeceği kanaatine varıp ümitlerini iyice yitirince, onlara yardımımız ulaştı. Sonra da dilediklerimiz kurtarıldı. Azabımız, suçlular topluluğundan geri çevrilmez.
Fizilal-il Kuran
Gönderdiğimiz peygamberler, ümmetlerinden iyice ümit kestiklerinde ve kesinlikle yalancı sayıldıkları sonucuna vardıklarında, kendilerine yardımımız erişiverdi de dilediklerimiz ortak azaptan kurtarıldı, fakat hiç kimse ağır suçlulardan şiddetli azabımızı savamaz.
Gültekin Onan
Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkarlar topluluğundan azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.
Hamdi Döndüren
Sonunda peygamberler bile ümitsizliğe düşmüşler, halk peygamberlere yalan yere söz verildiği kanaatine kapılmıştı. İşte o sırada onlara yardımımız yetişti. Biz dilediğimiz kimseleri kurtarırız. Fakat şiddetimiz günahkârlar toplumundan asla geri çevrilmez!
Hasan Basri Çantay
Hatta o peygamberler (kavmlerinin imanından) ümidlerini kesib de onların (va'd edildikleri nusret-i ilahiyye hususunda) muhakkak yalana çıkarıldıklarını zannetdikleri sırada onlara nusretimiz yetişib gelmiş, biz kimi dilersek o (ya'ni peygamberler ve tabileri) kurtuluşa erdirilmişdir. Günahkarlar güruhundan ise azabımız asla döndürülmeyecekdir.
Hasib Asutay
Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de yalanlanmış olduklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Ama) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.
Hayrat Neşriyat
Nihâyet peygamberler (o kavimlerin îmâna gelmelerinden) ümidlerini kestiği ve(o kavimler de) gerçekten onların (o peygamberlerin) yalancı çıkarıldıklarını zannettikleri bir sırada kendilerine yardımımız geldi de dilediğimiz kimseler (o azabdan) kurtarıldı. Hâlbuki günahkârlar topluluğundan azâbımız geri çevrilmez.
İbni Kesir
Nihayet o Peygamber ümitsizliğe düşüp kesinlikle yalanladıklarını sandıkları sırada, onlara yardımımız gelmiştir. Böylece dilediğimiz kurtarılmıştır. Suçlular güruhundan ise baskınımız asla geri çevrilmeyecektir.
Mehmet Okuyan
Sonunda elçiler ümitlerini yitirip de kendilerinin (ümmetleri tarafından) yalanlandıklarını kesin olarak anladıkları sırada onlara yardımımız gelmiş ve dilediğimiz kimse(ler) kurtarılmıştır. Bizim azabımız, suçlular topluluğundan geri döndürülemez.
Muhammed Esed
(Önceki elçilerimizin hepsi uzun süre zulüm ve baskıya uğramışlardır;) nihayet bu elçiler neredeyse bütün ümitlerini kaybettikleri ve büsbütün yalancılıkla damgalandıklarını gördükleri bir sırada Bizim yardımımız kendilerine ulaşmıştır; ve böylece dilediğimizi kurtarmışızdır (hakkı inkar edenleri ise yok etmişizdir): çünkü azabımız günaha gömülüp gitmiş insanlardan asla geri çevrilemez.
Mustafa İslamoğlu
(Önceki) peygamberler (öylesine zorlandılar ki), en sonunda neredeyse (toplumlarına ilişkin) tüm umutlarını yitirdiler; artık iyiden iyiye yalanla(n)dıklarını düşünmeye başlayınca, yardımımız kendilerine ulaştı; sonuçta dilediğimizi kurtuluşa ulaştırmışızdır; fakat azabımız günaha gömülüp gitmiş bir toplumdan asla geri çevrilmez.
Ömer Nasuhi Bilmen
Nihâyet o peygamberlerin ye'se düştükleri ve kendilerinin hakikaten yalana çıkarıldıklarını zanneyledikleri zaman onlara nusretimiz geliverdi. Artık dilediğimiz kimseler necâta erdirildi ve mücrimler olan kavimden ise azabımız geri döndürülmeyecektir.
Ömer Öngüt
Nihayet o peygamberler ümitsizliğe düşüp de kendilerinin kesinlikle yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada, onlara yardımımız gelmiştir. Böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirilir. Baskınımız suçlular gürûhundan aslâ geri çevrilmez.
Suat Yıldırım
O müşrikler kendilerine mühlet verilmesine aldanmasınlar. Daha öncekilere de böyle fırsat verilmişti. Ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye gelir ve toplumları da peygamberlerinin kendilerini aldattığı zannına kapılırlar, işte o zaman onlara yardımımız ulaşır, inkârcılar helâk olur, dilediğimiz kimseler kurtulur. Çünkü (uzun vâdede) cezamız, suçlu toplumlardan hiçbir surette geri çevrilmez.
Süleyman Ateş
(Bir süre serbest bırakılmalarına aldanmasınlar. Kendilerinden önce gelenlere de öyle fırsat verilmişti. Fakat) Ne zaman ki, elçiler umutlarını kestiler ve kendilerinin yalana çıkarıldıklarını (kafirlere karşı kendilerine yapılacağı va'dedilen yardımın yapılmayacağını) sandılar, işte o zaman onlara yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Azabımız suçlular topluluğundan asla geri çevrilmez.
Süleymaniye Vakfı
Ne zaman ki elçilerimiz umutlarını kesti ve yalancı sayıldıklarını anladılar; o zaman onlara yardımımız geldi de tercih ettiklerimiz kurtarıldı. (Ama) Baskınımız suçlular topluluğundan geri çevrilmez.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O elçiler umutlarını kesmiş ve yalancı yerine konuldukları kanaatine varmışlarsa yardımımız gelir, sonra tercih ettiğimizi kurtarırız. Azabımız, suçlular topluluğundan engellenemez.
Şaban Piriş
Peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını gördükleri bir anda kendilerine yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri döndürülemez.
Tefhim-ul Kuran
Öyleki peygamberler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkârlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.
Ümit Şimşek
Nihayet o peygamberler kavimleri tarafından kesin olarak yalanlandıklarını anlayıp da onlardan ümit kestiklerinde, kendilerine yardımımız yetişti ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Mücrimler güruhundan ise azabımız geri çevrilecek değildi.
Yaşar Nuri Öztürk
Ne zaman ki resuller ümitsizliğe düşüp yalanlandıkları kanısına vardılar, işte o zaman yardımımız kendilerine ulaştı da dilediklerimiz kurtarıldı. Azabımız suçlular topluluğundan geri çevrilemez.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Elçilər hər dəfə ümidlərini itirdikdə və özlərinin yalançı hesab edildiklərini güman etdikdə köməyimiz onlara gəlir və istədiyimiz kəs də nicat tapırdı. Günahkar tayfadan əzabımız əsla dəf olunmaz.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nəhayət, peyğəmbərlər ümidsizliyə qapıldıqda və özlərinin yalançı hesab edildiklərini gördükdə (yəqin etdikdə) köməyimiz onlara yetdi, dilədiyimizə nicat verildi. Bizim əzabımız günahkarlardan əsla dəf olunmaz!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Erst wenn die Gesandten die Hoffnung fast aufgeben und annehmen, daß sie widerlegt worden sind, kommt ihnen unsere Hilfe zum Sieg. Wir retten, wen Wir wollen, und Unsere den Frevlern geltende Strafe vermag niemand abzuwenden.
Almanca — Der Edle Quran
Erst dann, als die Gesandten die Hoffnung aufgegeben hatten und sie meinten, daß sie belogen worden seien, kam Unsere Hilfe zu ihnen. Und so wird errettet, wen Wir wollen. Aber vom übeltätigen Volk wird Unsere Gewalt nicht abgewandt.
Almanca — M. A. Rassoul
Als nun die Gesandten die Hoffnung aufgaben und dachten, sie würden belogen, kam Unsere Hilfe zu ihnen; da wurden jene errettet, die Wir wollten. Und Unsere Strafe kann nicht von dem sündigen Volk abgewendet werden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Als die Gesandten die Hoffnung aufgaben und dachten, daß sie bereits getäuscht wurden, da kam zu ihnen unser Sieg. Dann wurde gerettet, wen WIR wollen. Und Unser Gewalt-Antun kann von den schwer verfehlenden Leuten niemals abgewendet werden.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Our Messengers O Muhammad do face hardships and difficulties, adversities and distresses to the extent that they give up hope of their followers' constancy and begin to think that they take them for impostors. There and then the turning point is reached and Our help comes in good time. We deliver whom We will and punish whom We will and never is Our retributive punishment averted from those who grow daily more and more wicked.
Abdul Haleem
When the messengers lost all hope and realized that they had been dismissed as liars, Our help came to them: We saved whoever We pleased, but Our punishment will not be turned away from guilty people.
Abdullah Yusuf Ali
(Respite will be granted) until, when the messengers give up hope (of their people) and (come to) think that they were treated as liars, there reaches them Our help, and those whom We will are delivered into safety. But never will be warded off our punishment from those who are in sin.
Abul A'la Maududi
(It also happened with the earlier Messengers that for long they preached and people paid no heed) until the Messengers despaired of their people, and the people also fancied that they had been told lies (by the Messengers), then suddenly Our help came to the Messengers. And when such an occasion comes We rescue whom We will; as for the guilty, Our chastisement cannot be averted from them.
Aisha Bewley
Then when the Messengers despaired and thought themselves denied, Our help came to them, and those We willed were saved. Our violent force cannot be averted from people who are evildoers.
Al-Hilali & Khan
(They were reprieved) until, when the Messengers gave up hope and thought that they were denied (by their people), then came to them Our Help, and whomsoever We willed were rescued. And Our punishment cannot be warded off from the people who are Mujrimûn (criminals, sinners, disbelievers, polytheists).
Ali Quli Qarai
When the apostles lost hope and they thought that they had been told lies, Our help came to them, and We delivered whomever We wished, and Our punishment will not be averted from the guilty lot.
Amatul Rahman Omar
(It always happened with the previous Messengers as well, they went on with their teachings) till when those Messengers despaired (of believing on the part of their people) and they (the people of their nation) thought that they have been told only lies (in the name of revelations), Our help reached these (Messengers) suddenly, delivering those whom We pleased. Surely, Our punishment is not averted from the people who sever their ties (with Us).
Arthur John Arberry
Till, when the Messengers despaired, deeming they were counted liars, Our help came to them and whosoever We willed was delivered. Our might will never be turned back from the people of the sinners.
Bijan Moeinian
The previous Prophets went on spreading My Words for the longest time till they became disappointed. When they were treated as liar, My help reached them; I saved whoever I had decided and the punishment of the guilty people was unavoidable.
E. Henry Palmer
Until when the apostles despaired and they thought that they were proved liars, our help came to them, and whosoever we pleased was saved; but our violence is not averted from the sinful people.
Edip-Layth
Then, when the messengers gave up, and they thought that they have been denied, Our victory came to them. We then save whom We wish, and Our punishment cannot be swayed from the wicked people.
George Sale
Their predecessors were born with for a time, until, when our apostles despaired of their conversion, and they thought that they were liars, our help came unto them, and We delivered whom We pleased; but our vengeance was not turned away from the wicked people.
Hamid S. Aziz
We never sent before you any, save men whom We inspired, from among the people of the townships (or communities). Have they not journeyed in the earth and beheld the consequences for those who were before them? Verily, the abode of Hereafter is surely better for those who believe; have they then no sense?
Mahmoud Ghali
Till, when the Messengers finally despaired and expected that they were counted liars, Our victory came to them. So, whoever We decided will be safely delivered. And Our violence will not be turned back (i.e., turned away from) from the criminal people.
Marmaduke Pickthall
Till, when the messengers despaired and thought that they were denied, then came unto them Our help, and whom We would was saved. And Our wrath cannot be warded from the guilty.
Mohamed Ahmed - Samira
When the apostles despaired and thought they were made false promises, Our help arrived, and We delivered whom We pleased; but never will Our punishment be averted from the sinners.
Muhammad Asad
[All the earlier apostles had to suffer persecution for a long time;] but at last -when those apostles had lost all hope and saw themselves branded as liars - Our succour attained to them: whereupon everyone whom We Milled [to be saved] was saved [and the deniers of the truth were destroyed]: for, never can Our punishment be averted from people who are lost in sin.
Mustafa Khattab
And when the messengers despaired and their people thought the messengers had been denied help, Our help came to them ˹at last˺. We then saved whoever We willed, and Our punishment is never averted from the wicked people.
Progressive Muslims
Then, when the messengers gave up, and they thought that they have been denied, Our victory came to them. We then save whom We wish, and Our punishment cannot be swayed from the wicked people.
Sahih International
[They continued] until, when the messengers despaired and were certain that they had been denied, there came to them Our victory, and whoever We willed was saved. And Our punishment cannot be repelled from the people who are criminals.
Sam Gerrans
When the messengers had despaired and thought that they had been denied, there came to them Our help and who We willed was delivered. And repulsed not is Our wrath from the lawbreaking people.
Shabbir Ahmed
There have been times when even the Messengers had lost all hope of reformation and thought that they had been denied. Then came Our help. We saved everyone worthy of being saved. Without exception We punished those who thrived on the fruit of others' toil.
Syed Vickar Ahamed
(Time will be given to them) until, when the messengers (of Allah) give up hope and think that they were treated as liars, then Our help reaches them and those whom We want are taken into safety. And Our punishment is never taken away from those who are in sin.
Taqi Usmani
(Punishment was often delayed) until when the messengers were in despair and thought that they were wrong in their estimation, Our help came to them, then saved were those whom We willed. And Our punishment is not averted from the guilty.
The Monotheist Group
Then, when the messengers gave up, and they thought that they have been denied, Our victory came to them. We then save whom We wish, and Our punishment cannot be swayed from the wicked people.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Quand les messagers faillirent perdre espoir (et que leurs adeptes) eurent pensé quʹils étaient dupés voilà que vint à eux Notre secours. Et furent sauvés ceux que Nous voulûmes. Mais Notre rigueur ne saurait être détournée des gens criminels.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dema pêxember ji bawerîanîna gelê xwe bêhêvî bûn û hizir kirin ku ew ji berê gelê xwe ve hatine derewandin, hingê arîkariya me ji wan re tê. Vêca em kê bivên wî (ji belayê) rizgar dikin. Bêguman ezabê me ji ser desteka gunehkar nayê zivirandin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En wanneer dan de gezanten geen hoop meer hadden en zij vermoedden dat er tegen hen gelogen was, dan kwam Onze hulp tot hen en dan werden wie Wij wilden gered. Maar Ons geweld kan niet worden afgewend van de misdadige mensen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Toen eindelijk onze gezanten wanhoopten aan het slagen hunner pogingen, en de menschen dachten, dat zij leugenaars waren, kwam onze hulp tot hen, en wij bevrijdden wie ons behaagde; maar onze wraak werd van de zondaren niet afgewend.
Hollandaca — Siregar
Totdat de Boodschappers wanhoopten en dachten dat zij werden geloochend, toen kwam Onze hulp tot hen. En Wij redden wie Wij wilden. En Onze bestraffing kan niet tegengehouden worden van het misdadige volk.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(Неверующие также отвергали прежних пророков и посланников, и дело доходило до того, что) когда (прежние) посланники (уже) отчаивались (что призываемые ими люди уверуют) и думали, что их отвергли [посланники убеждались, что их народ не желает оставлять свое неверие], (только тогда) к ним [к посланникам] приходила Наша помощь [наказание упорствующим в неверии и спасение верующим], и бывали спасены те, кого Мы пожелали [посланники и те, кто последовал за ними на истине]. И нельзя отвратить Нашей мощи [наказание] от упорствующих неверующих!
Rusça — Osmanov
Когда же посланники впадали в отчаяние [из-за отказа следовать их вере] и полагали, что их отвергли, Мы приходили к ним на помощь, и спасались те, кого Мы хотели [спасти]. Ведь Наше наказание неотвратимо для грешников!
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Till sist - när sändebuden hade gett upp hoppet om (att vinna sina landsmän för tron) och att (kunna tillbakavisa) anklagelserna för lögn - nådde dem Vår hjälp och de räddades som Vi ville rädda - men ingen kan hindra Vår straffande (vrede från) att slå ned på de obotfärdiga syndarna.