ي ا س (YÊS) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Umutsuzluğa düşmek, çaresiz olmak, umudunu yitirmek, bilmek, tanımak, farkına varmak. Bu kelime, umudu kesmek anlamına gelen qanata (Qaf-Nun-Tay) kelimesinin eş anlamlısıdır.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (13)

Bu kök Kur'an boyunca 13 kez, 10 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

يَئِسَ2 kez

Maide 5:3يَئِسَyeiseumudu kesmişlerdir

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِ ذٰلِكُمْ فِسْقٌ اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ دِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ دِينًا فَمَنِ اضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

Hurrimet ǎleykumu l-meytetu ve d-demu ve leHmu l-ḣinzīri ve mā uhille li ğayri (a)llahi bihi ve l-munḣaniḳatu ve l-mevḳūƶetu ve l-muteraddiyetu ve n-neTīHatu ve mā ekele s-sebuǔ illā mā ƶekkeytum ve mā ƶubiHa ǎlā n-nuSubi ve en testeḳsimū bi l-ezlāmi ƶālikum fisḳun l-yevme yeise (e)lleƶīne keferū min dīnikum fe lā teḣşevhum ve ḣşevni l-yevme ekmeltu lekum dīnekum ve etmemtu ǎleykum niǎ'metī ve raDītu lekumu l-islāme dīnen fe meni DTurra fī meḣmeSatin ğayra mutecānifin li iṧmin fe inne (a)llahe ğafūrun raHīmun

Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah'a itaatten kopmak)tır. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Mümtehine 60:13يَئِسَyeiseumudu kestiği

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا مِنَ الْاٰخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ اَصْحَابِ الْقُبُورِ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tetevellev ḳavmen ğaDibe (a)llahu ǎleyhim ḳad yeisū mine l-āḣirati ke mā yeise l-kuffāru min eSHābi l-ḳubūri

Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirlerdeki kafirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.

يَا۬يْـَٔسُ2 kez

Yusuf 12:87يَا۬يْـَٔسُyeyesuumut kesmez

يَابَنِيَّ اذْهَبُوا فَتَحَسَّسُوا مِنْ يُوسُفَ وَاَخِيهِ وَلَا تَا۬يْـَٔسُوا مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ اِنَّهُ لَا يَا۬يْـَٔسُ مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ

yā beniyye ƶhebū fe teHassesū min yūsufe ve eḣīhi ve lā teyesū min ravHi (a)llahi innehu lā yeyesu min ravHi (a)llahi illā l-ḳavmu l-kāfirūne

"Ey oğullarım! Gidin Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez."

Ra'd 13:31يَا۬يْـَٔسِyeyesihala anlamadılar mı?

وَلَوْ اَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰى بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَمِيعًا اَفَلَمْ يَا۬يْـَٔسِ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَنْ لَوْ يَشَاءُ اللّٰهُ لَهَدَى النَّاسَ جَمِيعًا وَلَا يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا تُصِيبُهُمْ بِمَا صَنَعُوا قَارِعَةٌ اَوْ تَحُلُّ قَرِيبًا مِنْ دَارِهِمْ حَتّٰى يَأْتِيَ وَعْدُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

ve lev enne ḳur'ānen suyyirat bihi l-cibālu ev ḳuTTiǎt bihi l-erDu ev kullime bihi l-mevtā bel li (a)llahi l-emru cemīǎn e fe lem yeyesi (e)lleƶīne āmenū en lev yeşā'u (a)llahu le hedā n-nāse cemīǎn ve lā yezālu (e)lleƶīne keferū tuSībuhum bimā Saneǔ ḳāriǎtun ev teHullu ḳarīben min dārihim Hattā ye'tiye veǎ'du (a)llahi inne (a)llahe lā yuḣlifu l-mīǎāde

Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah'ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, inkar edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.

يَئِسُوا2 kez

Ankebut 29:23يَئِسُواyeisūümidi kesmişlerdir

وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَائِهِ اُو۬لٰٓئِكَ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَتِي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

ve(e)lleƶīne keferū bi āyāti (a)llahi ve liḳāihi ulāike yeisū min raHmetī ve ulāike lehum ǎƶābun elīmun

Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

Mümtehine 60:13يَئِسُواyeisūumudu kesmiş olan

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا مِنَ الْاٰخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ اَصْحَابِ الْقُبُورِ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tetevellev ḳavmen ğaDibe (a)llahu ǎleyhim ḳad yeisū mine l-āḣirati ke mā yeise l-kuffāru min eSHābi l-ḳubūri

Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirlerdeki kafirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.

لَيَؤُ۫سٌ1 kez

Hud 11:9لَيَؤُ۫سٌle yeūsunümitsiz

وَلَئِنْ اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَاهَا مِنْهُ اِنَّهُ لَيَؤُ۫سٌ كَفُورٌ

ve le in eƶeḳnā l-insāne minnā raHmeten ṧumme nezeǎ'nāhā minhu innehu le yeūsun kefūrun

Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir.

اسْتَيْـَٔسُوا1 kez

Yusuf 12:80اسْتَيْـَٔسُواsteyesūumudu kesince

فَلَمَّا اسْتَيْـَٔسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيًّا قَالَ كَبِيرُهُمْ اَلَمْ تَعْلَمُوا اَنَّ اَبَاكُمْ قَدْ اَخَذَ عَلَيْكُمْ مَوْثِقًا مِنَ اللّٰهِ وَمِنْ قَبْلُ مَا فَرَّطْتُمْ فِي يُوسُفَ فَلَنْ اَبْرَحَ الْاَرْضَ حَتّٰى يَأْذَنَ لِي اَبِٓي اَوْ يَحْكُمَ اللّٰهُ لِي وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ

fe lemmā steyesū minhu ḣaleSū neciyyen ḳāle kebīruhum e lem teǎ'lemū enne ebākum ḳad eḣaƶe ǎleykum mevṧiḳan mine (a)llahi ve min ḳablu mā ferraTtum fī yūsufe fe len ebraHa l-erDe Hattā ye'ƶene lī ebī ev yeHkume (a)llahu lī ve huve ḣayru l-Hākimīne

Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır."

تَا۬يْـَٔسُوا1 kez

Yusuf 12:87تَا۬يْـَٔسُواteyesūumut kesmeyin

يَابَنِيَّ اذْهَبُوا فَتَحَسَّسُوا مِنْ يُوسُفَ وَاَخِيهِ وَلَا تَا۬يْـَٔسُوا مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ اِنَّهُ لَا يَا۬يْـَٔسُ مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ

yā beniyye ƶhebū fe teHassesū min yūsufe ve eḣīhi ve lā teyesū min ravHi (a)llahi innehu lā yeyesu min ravHi (a)llahi illā l-ḳavmu l-kāfirūne

"Ey oğullarım! Gidin Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez."

اسْتَيْـَٔسَ1 kez

Yusuf 12:110اسْتَيْـَٔسَsteyeseumutlarını kestiler

حَتّٰٓى اِذَا اسْتَيْـَٔسَ الرُّسُلُ وَظَنُّوا اَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا جَاءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّيَ مَنْ نَشَاءُ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ

Hattā iƶā steyese r-rusulu ve Zennū ennehum ḳad kuƶibū cā'ehum neSrunā fe nucciye men neşā'u ve lā yuraddu be'sunā ǎni l-ḳavmi l-mucrimīne

Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

يَؤُ۫سًا1 kez

İsra 17:83يَؤُ۫سًاyeūsenumutsuzluğa düşer

وَاِذَٓا اَنْعَمْنَا عَلَى الْاِنْسَانِ اَعْرَضَ وَنَاٰ بِجَانِبِهِ وَاِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ كَانَ يَؤُ۫سًا

ve iƶā en'ǎmnā ǎlā l-insāni eǎ'raDe ve neā bi cānibihi ve iƶā messehu ş-şerru kāne yeūsen

İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.

فَيَؤُ۫سٌ1 kez

Fussilet 41:49فَيَؤُ۫سٌfe yeūsunhemen üzülür

لَا يَسْـَٔمُ الْاِنْسَانُ مِنْ دُعَاءِ الْخَيْرِ وَاِنْ مَسَّهُ الشَّرُّ فَيَؤُ۫سٌ قَنُوطٌ

lā yesemu l-insānu min duǎā'i l-ḣayri ve in messehu ş-şerru fe yeūsun ḳanūTun

İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.

يَئِسْنَ1 kez

Talak 65:4يَئِسْنَyeisnekesilenler

وَالّٰٓـِٔي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِنْ نِسَائِكُمْ اِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلٰثَةُ اَشْهُرٍ وَالّٰٓـِٔي لَمْ يَحِضْنَ وَاُو۬لَاتُ الْاَحْمَالِ اَجَلُهُنَّ اَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ اَمْرِهِ يُسْرًا

ve llāī yeisne mine l-meHīDi min nisāikum ini rtebtum fe ǐddetuhunne ṧelāṧetu eşhurin ve llāī lem yeHiDne ve ūlātu l-eHmāli eceluhunne en yeDeǎ'ne Hamlehunne ve men yetteḳi (a)llahe yec'ǎl lehu min emrihi yusran

Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.