Sözlük

ي ا س (YÊS)

يَاْس : Bir şeyde umudun tükenmesini anlatır. Bu anlamda يَئِسَ ve اِسْتَيْأَسَ denir. Tıpkı عَجِبَ ve اِسْتَعْجَبَ ile سَخِرَ ve اِسْتَسْخَرَ fiilleri gibi. Bu bağlamda Yüce Allah şöyle nuyurur: فَلَمَّا اسْتَيْئَسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيًّا Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan ümit kestiler, o zaman fısıldaşarak oradan uzaklaştılar (12/Yûsuf 80); حَتَّى إِذَا اسْتَيْئَسَ الرُّسُلُ Nihâyet peygamberleri ümit kesecek hâle gelince (12/Yûsuf 110).
قَدْ يَئِسُوا مِنَ اْلأَخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَابِ الْقُبُورِ Kâfirler, mezarlık halkından nasıl ümidi kesmişse, onlar da âhiretten öyle ümidi kesmişlerdi (60/Mümtehine 13); إِنَّهُ لَيَئُوسٌ كَفُورٌ şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur (11/Hûd 9); أَفَلَمْ يَيْئَسِ الَّذِينَ آَمَنُوا …. İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamâdilar mı ki, (13/Ra’d 31).
Deniyor ki: Son âyette geçen أَفَلَمْ يَيْئَسِ (umudunu kesmediler mi?) cümlesi, bilmediler mi (bilmeleri gerekmez miydi)? demektir. Burada Yüce Allah, onların sözlerindeki umutsuzluk, ilimden kaynaklanıyor demek istememiştir. Demek istediği, iman edenlerin, kâfirlerin imana geleceğinden umut kesmeleri, bu umutsuzluğun bizzat onların iman etmediklerini öğrenmelerinden sonra olabileceğidir. Öyleyse, iman edenlerin, kâfirlerin imanından umut kesmeleri, onların bunu bizzat öğrendiklerini gösterir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →