(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبِينٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهِ فَاتَّبَعُوا اَمْرَ فِرْعَوْنَ وَمَا اَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشِيدٍ

ve leḳad erselnā mūsā bi āyātinā ve sulTānin mubīnin / ilā fir'ǎvne ve meleihi fe ttebeǔ emra fir'ǎvne ve mā emru fir'ǎvne bi raşīdin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderdik
3مُوسٰىmūsāموسىMusa'yı
4بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizle
5وَسُلْطَانٍve sulTāninس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmakve bir belgeyle
6مُبِينٍmubīninب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık
1اِلٰىilā
2فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFiravun'a
3وَمَلَا۬ئِهِve meleihiم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıve adamlarına
4فَاتَّبَعُواfe ttebeǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekonlar uydular
5اَمْرَemraا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakbuyruğuna
6فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFiravun'un
7وَمَاve māve değildi
8اَمْرُemruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakbuyruğu
9فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFiravun'un
10بِرَشِيدٍbi raşīdinر ش دDoğru yolu takip etmek, iyi yönlendirilmiş olmak, gerçek yön, doğru hareket kuralı, dürüstlük, bir çocuğun/zekanın olgunluğu, kişinin işlerini yönetme kapasitesi.doğruya yöneltici

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki biz Mûsâ'yı, delillerimizle ve apaçık bir burhanla göndermiştik

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki biz Mûsâʼyı, delillerimizle ve apaçık bir burhanla göndermiştik

Adem Uğur

Andolsun ki Musa'yı da mucizelerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki biz, Musa'yı işaretlerimiz olarak ve apaçık delille irsal ettik. . .

Ahmet Tekin

Mûsâ’yı da, âyetlerimizle, mûcizelerimizle, apaçık bir ferman ile, ilâhî bir yetki ile özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere Rasul olarak gönderdik.

Ahmet Varol

Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir belgeyle gönderdik.

Ali Bulaç

Andolsun, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık olan bir delille gönderdik.

Ali Fikri Yavuz

(96-97) Şânım hakkı için, biz Mûsa’yı da Firavuna ve kavminin ileri gelenlerine mûcizelerimizle ve apaçık Asâ hüccetimizle gönderdik de, onlar, Firavun’un emrine uydular. Firavun’un emri ise hak değildi (sapıklıktı.).

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla gönderdik.

Bayraktar Bayraklı

- Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir kanıtla Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Ama onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri, akla uygun değildi.

Bekir Sadak

(96-97) And olsun ki Musa'yi FIravun ve erkanina mucizeleremizle, apacik bir delil ile gonderdik. Firavun'un buyruguna uydular, oysa Firavun'un buyurdugu sagduyuya uygun degildi.

Celal Yıldırım

And ollsun ki, biz Musa' yi da âyetlerimizle ve açık-sağlam belge ile Fir'avn'a ve onun (milletinin) ileri gelenlerine gönderdik. Bununla beraber onlar (o ileri gelenler) yine de Fir'avn'ın emrine uydular. Oysa Fir'avn'ın emri doğru ve sıhhatli değildi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(96-97) Gerçekten Mûsâ’yı da mûcizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a ve onun adamlarına gönderdik; fakat onlar (Mûsâ’ya değil) Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun’un emri isabetli değildi.

Diyanet İşleri

(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.

Diyanet İşleri (eski)

(96-97) And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apaçık bir delil ile gönderdik. Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi.

Diyanet Vakfi

(96-97) Andolsun ki Musa'yı da mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir belge ile gönderdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ululuğuma andolsun ki, Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için Musayı da ayetlerimizle ve bir sultanı mübin ile gönderdik

Erhan Aktaş

Ant olsun Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik;

Fizilal-il Kuran

Musa'yı da ayetlerimizle ve somut mucizeler ile peygamber olarak gönderdik.

Gültekin Onan

Andolsun, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık olan bir delille gönderdik.

Hamdi Döndüren

Andolsun ki Biz Musa’yı mucizelerimizle ve açık bir delille gönderdik.

Hasan Basri Çantay

(96-97) Andolsun ki biz Musayı da Fir'avna ve onun ileri gelenlerine mucizelerimizle ve apaçık bir hüccetle gönderdik de yine onlar Fir'avnın emrine tabi oldular. Halbuki Fir'avn'ın emri hiç de salahiyyetli ve dürüst değildi.

Hasib Asutay

Andolsun Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

Hayrat Neşriyat

(96-97) And olsun ki Mûsâ’yı da mu'cizelerimizle ve apaçık bir delîl ile Fir'avun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik; fakat (o kavim) Fir'avun’un emrine uydular. Hâlbuki Fir'avun’un emri doğru değildi.

İbni Kesir

Andolsun ki Musa'yı, ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a ve erkanına gönderdik.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki Musa’yı da ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a ve onun yöneticilerine göndermiştik. Onlar, Firavun’un emrine uymuşlardı. (Oysa) Firavun’un emri asla doğru değildi.

Muhammed Esed

Ve Gerçek şu ki, Biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz Musa'yı da, ayetlerimizle ve kesin bir yetkiyle

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve andolsun ki, Mûsa'yı âyetlerimiz ile ve apaçık bir hüccetle gönderdik.

Ömer Öngüt

Andolsun ki Musa'yı âyetlerimizle (mucizelerimizle) ve apaçık bir delille gönderdik.

Suat Yıldırım

(96-97) Mûsâ’yı da âyetlerimizle ve özellikle pek âşikâr bir delil ile, Firavun’a ve ileri gelen yardımcılarına Peygamber olarak gönderdik. Ama adamlar tutup Firavun’un emrine tâbi oldular. Oysa Firavun’un emri tutarlı ve doğru bir emir değildi.

Süleyman Ateş

Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik.

Süleymaniye Vakfı

Musa'yı da ayetlerimizle /mucizelerimizle, apaçık ve güçlü bir delille elçi olarak göndermiştik;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şurası bir gerçek ki Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir delille elçi gönderdik,

Şaban Piriş

(96-97) Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir belge ile Firavun ve çevresine göndermiştik. Onlar, Firavun'un emrine uydular; oysa Firavun'un buyruğu doğru yola çıkarmazdı.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık olan ispatlayıcı bir delille gönderdik.

Ümit Şimşek

Biz Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, Musa'yı ayetlerimizle ve açık bir kanıtla gönderdik;

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Musanı möcüzlərimizlə və aydın bir dəlillə elçi göndərdik –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz Musanı da möʼcüzələrimizlə və açıq-aşkar bir (dəlillə) peyğəmbər göndərdik -

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir entsandten einst Moses mit Unseren Zeichen und einem eindeutigen unwiderlegbaren Beweis

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir sandten ja bereits Musa mit Unseren Zeichen und deutlicher Gewalt

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, Wir entsandten Moses mit Unseren Zeichen und offenbarem Beweis

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits entsandten WIR doch Musa mit Unseren Ayat und einem eindeutigen Beweis

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We sent Mussa(Moses) well equipped with signs serving to demonstrate delegated divine power and Authority.

Abdul Haleem

We also sent Moses, with Our signs and clear authority,

Abdullah Yusuf Ali

And we sent Moses, with Our Clear (Signs) and an authority manifest,

Abul A'la Maududi

And indeed We sent Moses with Our signs and with a clear authority

Aisha Bewley

We sent Musa with Our Signs and clear authority

Al-Hilali & Khan

And indeed We sent Mûsâ (Moses) with Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) and a manifest authority.

Ali Quli Qarai

Certainly We sent Moses with Our signs and a manifest authority

Amatul Rahman Omar

And surely We sent Moses with Our signs and manifest strong arguments,

Arthur John Arberry

And We sent Moses with Our signs, and a manifest authority,

Bijan Moeinian

As to Pharaoh and his officers, I sent Moses with undeniable miracles and delegated authority.

E. Henry Palmer

And we sent Moses with our signs and with obvious power

Edip-Layth

We sent Moses with Our signs and a clear authority.

George Sale

And we formerly sent Moses with our signs, and manifest power,

Hamid S. Aziz

As though they had not dwelt therein. Behold! Removed was Midian! As was removed Thamud!"

Mahmoud Ghali

And indeed We already sent Mûsa (Moses) with Our signs and an all-binding authority.

Marmaduke Pickthall

And verily We sent Moses with Our revelations and a clear warrant

Mohamed Ahmed - Samira

We sent Moses with Our signs and full authority

Muhammad Asad

AND, INDEED, We sent Moses with Our messages and a manifest authority [from Us]

Mustafa Khattab

Indeed, We sent Moses with Our signs and compelling proof

Progressive Muslims

And We sent Moses with Our signs and a clear authority.

Sahih International

And We did certainly send Moses with Our signs and a clear authority

Sam Gerrans

And We sent Moses with Our proofs and a clear authority

Shabbir Ahmed

And, indeed, We sent Moses with Our Messages and a manifest authority.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We sent Musa (Moses), with Our Clear (Signs) and open authority,

Taqi Usmani

And We sent Mūsā, with Our signs and with clear proof,

The Monotheist Group

And We sent Moses with Our signs and a clear authority.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, me Mûsa jî bi mucîzeyên xwe û bi nîşanên aşkera şand…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben Moesa toch met Onze tekenen en een duidelijke machtiging gezonden

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij zonden vroeger Mozes met onze teekens en duidelijke kracht tot Pharao en zijne vorsten;

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, wij hebben Môesa gezonden met Onze Tekenen en duidelijke bewijzen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот Мы послали Мусу с Нашими знамениями [с девятью чудесами [[Девять чудес-знамений, с которыми Аллах Всевышний направил пророка Мусу к Фараону: посох; белая, как снег, рука; разделение моря; годы неурожая; потоп, который затопил их поля и сады; саранча, которая поела их посевы, двери и крыши домов и также их одежды; насекомые, которые несли гибель их скоту; жабы, которые оказывались в их пище, посуде и постели; кровь, в которую превратилась вода в их реках и колодцах.]]] и ясным доказательством

Rusça — Osmanov

Послали Мы также Мусу с Нашими знамениями и явным свидетельством (т. е. Торой)

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH VI sände Moses med Våra budskap och en klar bekräftelse på hans myndighet