ع ص ر (AṦR) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Sıkmak/sıkıştırmak/bükmek, bir şeyi çekmek. İ'sar - kasırga, şiddetli rüzgar, sağanak yağmur, kasırga. Mu'sirat - yağmur yağdıran bulutlar, yağmur bulutları. Asr - çağ, zaman, öğleden sonra, tarih, çağların ardışıklığı, akşam, yüzyıl, dönem, ölçülebilir zaman, başlangıcı ve sonu olmayan sınırsız zamanı ifade eden dahr (Dal-ha-Ra) sözcüğünden farklı olarak ardışık dönemlerden oluşan. Asran - gece ve gündüz, sabah ve akşam.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (5)

Bu kök Kur'an boyunca 5 kez, 5 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

اِعْصَارٌ1 kez

Bakara 2:266اِعْصَارٌiǎ'Sārunbirden bir kasırga

اَيَوَدُّ اَحَدُكُمْ اَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِنْ نَخِيلٍ وَاَعْنَابٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ لَهُ فِيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَاَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَاءُ فَاَصَابَهَٓا اِعْصَارٌ فِيهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

e yeveddu eHadukum en tekūne lehu cennetun min neḣīlin ve eǎ'nābin tecrī min teHtihā l-enhāru lehu fīhā min kulli ṧ-ṧemerāti ve eSābehu l-kiberu ve le hu ƶurriyyetun Duǎfā'u fe eSābehā iǎ'Sārun fīhi nārun fe Hteraḳat ke ƶālike yubeyyinu (a)llahu lekumu l-āyāti leǎllekum tetefekkerūne

Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size ayetlerini böyle açıklıyor.

اَعْصِرُ1 kez

Yusuf 12:36اَعْصِرُeǎ'Sirusıktığımı

وَدَخَلَ مَعَهُ السِّجْنَ فَتَيَانِ قَالَ اَحَدُهُمَٓا اِنِّٓي اَرٰينِٓي اَعْصِرُ خَمْرًا وَقَالَ الْاٰخَرُ اِنِّٓي اَرٰينِٓي اَحْمِلُ فَوْقَ رَأْسِي خُبْزًا تَأْكُلُ الطَّيْرُ مِنْهُ نَبِّئْنَا بِتَأْوِيلِهِ اِنَّا نَرٰيكَ مِنَ الْمُحْسِنِينَ

ve deḣale meǎhu s-sicne feteyāni ḳāle eHaduhumā innī erānī eǎ'Siru ḣamran ve ḳāle l-āḣaru innī erānī eHmilu fevḳa ra'sī ḣubzen te'kulu T-Tayru minhu nebbi'nā bi te'vīlihi innā nerāke mine l-muHsinīne

Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz" dedi.

يَعْصِرُونَ1 kez

Yusuf 12:49يَعْصِرُونَyeǎ'Sirūne(insanlar meyve) sıkarlar

ثُمَّ يَأْتِي مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ

ṧumme ye'tī min beǎ'di ƶālike ǎāmun fīhi yuğāṧu n-nāsu ve fīhi yeǎ'Sirūne

"Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar."

الْمُعْصِرَاتِ1 kez

Nebe 78:14الْمُعْصِرَاتِl-muǎ'Sirātisıkışan(bulut)lar-

وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاءً ثَجَّاجًا

ve enzelnā mine l-muǎ'Sirāti māen ṧeccācen

(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.

وَالْعَصْرِ1 kez

Asr 103:1وَالْعَصْرِve l-ǎSriasr, zaman, çağ, yüzyıl, ikindi vakti, tutuklamak, menetmek, sıkılmış şeyin özü, özsu.

وَالْعَصْرِ

ve l-ǎSri

(1-2) Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir.