خ و ض (ḢWĐ) kökünün geçtiği ayetler
Yüzmek/yürümek/geçmek/girmek, bir şeyi diğerine getirmek, bir şeye nüfuz etmek veya yolunu zorlamak, bir şeyin içine dalmak, hata yapmak, yanlış/boş söyleme girmek, içeceği veya şarabı karıştırıp çalkalamak, bir iş hakkında yanlış veya uygunsuz şekilde davranmak.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (12)
Bu kök Kur'an boyunca 12 kez, 8 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
يَخُوضُوا4 kez
Nisa 4:140يَخُوضُواyeḣūDūonlar dalıncaya
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا
ve ḳad nezzele ǎleykum fī l-kitābi en iƶā semiǎ'tum āyāti (a)llahi yukferu bihā ve yustehzeu bihā fe lā teḳ'ǔdū meǎhum Hattā yeḣūDū fī Hadīṧin ğayrihi innekum iƶen miṧluhum inne (a)llahe cāmiǔ l-munāfiḳīne ve l-kāfirīne fī cehenneme cemīǎn
Oysa Allah size Kitap'ta (Kur'an'da) "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
En'am 6:68يَخُوضُواyeḣūDūonlar geçinceye
وَاِذَا رَاَيْتَ الَّذِينَ يَخُوضُونَ فِي اٰيَاتِنَا فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ وَاِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
ve iƶā raeyte (e)lleƶīne yeḣūDūne fī āyātinā fe eǎ'riD ǎnhum Hattā yeḣūDū fī Hadīṧin ğayrihi ve immā yunsiyenneke ş-şeyTānu fe lā teḳ'ǔd beǎ'de ƶ-ƶikrā meǎ l-ḳavmi Z-Zālimīne
Ayetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.
Zuhruf 43:83يَخُوضُواyeḣūDūdalsınlar
Mearic 70:42يَخُوضُواyeḣūDūdalsınlar
نَخُوضُ2 kez
Tevbe 9:65نَخُوضُneḣūDulafa dalmıştık
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ
ve le in seeltehum le yeḳūlunne innemā kunnā neḣūDu ve nel'ǎbu ḳul e bi(a)llahi ve āyātihi ve rasūlihi kuntum testehziūne
Şayet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, O'nun ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?"
Müddessir 74:45نَخُوضُneḣūDudalardık
يَخُوضُونَ1 kez
En'am 6:68يَخُوضُونَyeḣūDūne(münasebetsizliğe) dalanları
وَاِذَا رَاَيْتَ الَّذِينَ يَخُوضُونَ فِي اٰيَاتِنَا فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ وَاِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
ve iƶā raeyte (e)lleƶīne yeḣūDūne fī āyātinā fe eǎ'riD ǎnhum Hattā yeḣūDū fī Hadīṧin ğayrihi ve immā yunsiyenneke ş-şeyTānu fe lā teḳ'ǔd beǎ'de ƶ-ƶikrā meǎ l-ḳavmi Z-Zālimīne
Ayetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.
خَوْضِهِمْ1 kez
En'am 6:91خَوْضِهِمْḣavDihimdaldıkları bataklıkta
وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ اِذْ قَالُوا مَا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى بَشَرٍ مِنْ شَيْءٍ قُلْ مَنْ اَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي جَاءَ بِهِ مُوسٰى نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُمْ مَا لَمْ تَعْلَمُوا اَنْتُمْ وَلَا اٰبَٓاؤُ۬كُمْ قُلِ اللّٰهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
ve mā ḳaderū (a)llahe Haḳḳa ḳadrihi iƶ ḳālū mā enzele (a)llahu ǎlā beşerin min şey'in ḳul men enzele l-kitābe elleƶī cā'e bihi mūsā nūran ve huden li n-nāsi tec'ǎlūnehu ḳarāTīse tubdūnehā ve tuḣfūne keṧīran ve ǔllimtum mā lem teǎ'lemū entum ve lā ābā'ukum ḳuli (a)llahu ṧumme ƶerhum fī ḣavDihim yel'ǎbūne
Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü, "Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi" dediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab'ı kim indirdi?" (Ey Muhammed!) "Allah" (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar.
وَخُضْتُمْ1 kez
Tevbe 9:69وَخُضْتُمْve ḣuDtumve siz de daldınız
كَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ كَانُوا اَشَدَّ مِنْكُمْ قُوَّةً وَاَكْثَرَ اَمْوَالًا وَاَوْلَادًا فَاسْتَمْتَعُوا بِخَلَاقِهِمْ فَاسْتَمْتَعْتُمْ بِخَلَاقِكُمْ كَمَا اسْتَمْتَعَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ بِخَلَاقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَالَّذِي خَاضُوا اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
ke(e)lleƶīne min ḳablikum kānū eşedde minkum ḳuvveten ve ekṧera emvālen ve evlāden fe stemteǔ bi ḣalāḳihim fe stemteǎ'tum bi ḣalāḳikum ke mā stemteǎ (e)lleƶīne min ḳablikum bi ḣalāḳihim ve ḣuDtum ke elleƶī ḣāDū ulāike HabiTat eǎ'māluhum fī d-dunyā ve l-āḣirati ve ulāike humu l-ḣāsirūne
(Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
خَاضُوا1 kez
Tevbe 9:69خَاضُواḣāDūdalanlar
كَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ كَانُوا اَشَدَّ مِنْكُمْ قُوَّةً وَاَكْثَرَ اَمْوَالًا وَاَوْلَادًا فَاسْتَمْتَعُوا بِخَلَاقِهِمْ فَاسْتَمْتَعْتُمْ بِخَلَاقِكُمْ كَمَا اسْتَمْتَعَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ بِخَلَاقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَالَّذِي خَاضُوا اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
ke(e)lleƶīne min ḳablikum kānū eşedde minkum ḳuvveten ve ekṧera emvālen ve evlāden fe stemteǔ bi ḣalāḳihim fe stemteǎ'tum bi ḣalāḳikum ke mā stemteǎ (e)lleƶīne min ḳablikum bi ḣalāḳihim ve ḣuDtum ke elleƶī ḣāDū ulāike HabiTat eǎ'māluhum fī d-dunyā ve l-āḣirati ve ulāike humu l-ḣāsirūne
(Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.