Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي يُوعَدُونَ
fe ƶerhum yeḣūDū ve yel'ǎbū Hattā yulāḳū yevmehumu elleƶī yūǎdūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Bırak onları, vaadedilen güne ulaşıncaya dek didinip oynasınlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Bırak onları, vaadedilen güne ulaşıncaya dek didinip oynasınlar.
Adem Uğur
Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.
Ahmed Hulusi
Bırak onları, vadolundukları sürece kavuşuncaya kadar (dünyalarına) dalsınlar ve oynasınlar!
Ahmet Tekin
Onları kendi hallerine bırak. Tehdit edildikleri günle karşılaşıncaya kadar, bâtıla dalıp, bilgisizce ileri geri konuşarak oynasınlar.
Ahmet Varol
Artık sen onları bırak, vaadedildikleri günlerine kavuşuncaya kadar dalsın ve oynasınlar.
Ali Bulaç
Artık onları bırak; onlara vadedilen günlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Ali Fikri Yavuz
Şimdi bırak onları (bâtıl inançlarına) dalsınlar, oynaya dursunlar; tâ vaad edildikleri (kıyamet) günlerine kavuşuncaya kadar...
Ali Rıza Safa
Artık, onlara aldırış etme. Kendilerine sözü verilen güne kavuşuncaya dek, aymazlık içinde oyalansınlar.
Bayraktar Bayraklı
Uyarıldıkları güne kavuşuncaya kadar bırak onları; eğlenceye dalsınlar, oynasınlar!
Bekir Sadak
Birak onlari, kendilerine soz verilen gune kavusana kadar, dalsinlar, oynasinlar.
Celal Yıldırım
Bırak onları, (tehdîd anlamında) va'd olundukları günlerine kavuşuncaya kadar (inkâr ve azgınlıklarına) dalıp oynasınlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Geleceği kendilerine söylenen günlerine ulaşıncaya kadar bırak onları dünyaya dalıp eğlensinler!
Diyanet İşleri
Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.
Diyanet İşleri (eski)
Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.
Diyanet Vakfi
Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Şimdi sen bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şimdi bırak onları dalsınlar, oynaya dursunlar, va'dolunduklan günleri (gelip) çatasıya kadar!
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi bırak onları dalsınlar, oynıya dursunlar ta va'dolundukları günlerine çatasıya kadar
Erhan Aktaş
Artık onları kendi hallerine bırak! Uyarıldıkları güne kavuşuncaya değin boş şeylerle oyalanıp dursunlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Artık onları kendi hallerine bırak! Uyarıldıkları güne kavuşuncaya değin boş şeylerle oyalanıp dursunlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Artık onları kendi hallerine bırak! Uyarıldıkları güne kavuşuncaya değin boş şeylerle oyalanıp dursunlar.
Fizilal-il Kuran
Bırak onları, kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oyalansınlar!
Gültekin Onan
Artık onları bırak; onlara vadedilen günlerine kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Hamdi Döndüren
Sen, onları kendi başlarına bırak da, tehdit olundukları günlerine kavuşuncaya kadar, boş konuşmalarına dalsınlar, oyalanıp dursunlar!
Hasan Basri Çantay
(Şimdilik) sen bırak onları, (baatılın içine) dalsınlar, (dünyalarında) oynaya dursunlar. Nihayet (azab ile) tehdid edilmekde oldukları günlerine kavuşdurulacaklardır.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Bırak onları kendilerine söz verilen günlerine (24) kavuşuncaya kadar (bâtıla) dalsınlar, oynayadursunlar. (24. Kıyamet gününe.)
Hayrat Neşriyat
O hâlde bırak onları, tehdîd edilegeldikleri günlerine kavuşuncaya kadar (bâtıla)dalsınlar, oynasınlar!
İbni Kesir
Bırak onları, kendilerine vaadedilen güne ulaşıncaya kadar dalsınlar, oyalanıp dursunlar.
Mehmet Okuyan
Sen (şimdilik) bırak da kendilerine vadedilen günlerine kavuşuncaya kadar (boş işlere) dalsınlar, oynasınlar.
Muhammed Esed
Onları bırak da vaad edilen (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar beyhude konuşmalarla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynayıp dursunlar!
Mustafa İslamoğlu
Artık onları bırak, geleceği vaad olunan günlerine kavuşuncaya kadar lafazanlıkla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynamayı sürdürsünler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık onları bırak, (beyhûde işlere) dalsınlar ve oyalanadursunlar. O vaadolundukları günlerine mülâki olacaklarına değin.
Ömer Öngüt
Bırak onları! Kendilerine vâdedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynayıp dursunlar.
Suat Yıldırım
Kendilerine bildirilen o hesap gününe kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak, batıllarına dalsınlar, varsın oyalansınlar.
Süleyman Ateş
Bırak onları, kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.
Süleymaniye Vakfı
Artık onları bırak da tehdit edildikleri günle yüzleşinceye dek boş işlere dalsın, oynayıp dursunlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onları kendi hallerine bırak, boş işlere dalsınlar da tehdit edildikleri azap günüyle yüzleştirilinceye dek oyalanıp dursunlar.
Şaban Piriş
Bırak onları, kendilerine vaat edilen güne kavuşuncaya kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Tefhim-ul Kuran
Artık sen onları bırak; onlar vadedilen kendi günlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Ümit Şimşek
Bırak onları, dalsınlar, eğlensinler, vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar.
Yaşar Nuri Öztürk
Bırak onları, kendilerine vaat edilen günlerine kavuşuncaya değin dalıp gitsinler; oynayıp oyalansınlar!
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onları burax, qoy vəd olunduqları günə qovuşanadək batil işlərə dalsınlar və bir müddət əylənsinlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Peyğəmbər!) Qoy onlar vəʼd olunduqları günə (qiyamət gününə) qovuşana qədər (bihudə işlərə) qurşanaraq (dünyada özləri üçün) oynayıb əylənsinlər!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Laß sie hadern und spielen, wie es ihnen gelüstet, bis der Tag, der ihnen angedroht ist, sie plötzlich ereilt.
Almanca — Der Edle Quran
So lasse sie schweifende Gespräche führen und ihr Spiel treiben, bis sie ihrem Tag begegnen, der ihnen angedroht ist.
Almanca — M. A. Rassoul
So laß sie sich in eitler Rede ergehen und sich vergnügen, bis sie ihrem Tag begegnen, der ihnen angedroht wird.
Almanca — Muhammad Zaidan
Also laß sie sich unterhalten und Unfug treiben, bis sie ihren Tag treffen, der ihnen angedroht wird.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Let them drown themselves O Muhammad in the nonsensical and in vanities and engage in amusement which is the happiness of those who cannot think, until the encounter with the Day they have been promised.
Abdul Haleem
Leave them to wade in deeper and play about, until they face the Day they have been promised.
Abdullah Yusuf Ali
So leave them to babble and play (with vanities) until they meet that Day of theirs, which they have been promised.
Abul A'la Maududi
So leave them alone to indulge in their vanities and to frolic about until they encounter that Day of theirs against which they have been warned.
Aisha Bewley
So leave them to plunge and play around until they meet their Day which they are promised.
Al-Hilali & Khan
So leave them (alone) to speak nonsense and play until they meet the Day of theirs which they have been promised.
Ali Quli Qarai
So leave them to gossip and play until they encounter their day which they are promised.
Amatul Rahman Omar
So leave them alone to indulge in vain talk and to keep themselves occupied with unreal things until they meet their time (of punishment) which they have been promised.
Arthur John Arberry
Then leave them alone to plunge and play, until they encounter that day of theirs which they are promised.
Bijan Moeinian
Let them be amused by their fabrications till they see the Day which is waiting them.
E. Henry Palmer
But leave them to ponder and to play until they meet that day of theirs which they are promised.
Edip-Layth
So leave them to speak nonsense and play until they meet their day, which they have been promised.
George Sale
Wherefore let them wade in their vanity, and divert themselves, until they arrive at their day with which they have been threatened.
Hamid S. Aziz
So leave them flounder in false discourses and sporting until they meet their Day which they are promised.
Mahmoud Ghali
So leave them out to wade (i. e., to become absorbed in) and play until they meet the Day which they are promised.
Marmaduke Pickthall
So let them flounder (in their talk) and play until they meet the Day which they are promised.
Mohamed Ahmed - Samira
Leave them to their vain discoursing and horse-play till they come to meet their promised day (of reckoning).
Muhammad Asad
But leave them to indulge in idle talk and play [with words] until they face that [Judgment] Day of theirs which they have been promised:
Mustafa Khattab
So let them indulge ˹in falsehood˺ and amuse ˹themselves˺ until they face their Day, which they have been warned of.
Progressive Muslims
So leave them to speak nonsense and play until they meet their Day, which they have been promised.
Sahih International
So leave them to converse vainly and amuse themselves until they meet their Day which they are promised.
Sam Gerrans
So leave thou them alone to discourse vainly and play until they meet their day which they are promised.
Shabbir Ahmed
So let them chatter and play until they meet their Day which they have been promised.
Syed Vickar Ahamed
So leave them (alone) to talk aimlessly and play (with petty things) until they meet that Day of theirs, which they have been promised.
Taqi Usmani
So, let them indulge (in their fallacy) and play, until they face their Day that they are promised.
The Monotheist Group
So leave them to speak nonsense and play until they meet their Day which they have been promised.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Laisse-les donc sʹenfoncer dans leur fausseté et sʹamuser jusquʹà ce quʹils rencontrent le jour qui leur est promis.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Tu wan di rewşa wan de bihêle, bila xwe di pûçiyê de berdin û bi dinyaya xwe dilxweş bibin, heyanî ku pêrgî wê roja ku soza wê ji wan re hatiye dayîn bên.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Laat hen maar kletsen en schertsen totdat zij hun dag tegenkomen die hun wordt aangezegd.
Hollandaca — Siregar
Laat hen in hun dwaling blijven en spelen totdat zij hun Dag ontmoeten die hun is aangezegd.
Rusça (1)
Rusça — Ebu Adel
Оставь же (о, Посланник) их [этих измышляющих на Аллаха ложь] погружаться (в своих ложных доводах) и забавляться (в этом мире), пока они не встретят свой день [день наказания], который им обещан (и это будет либо уже и в этом мире, либо в Вечной жизни).