(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۖ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۖ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۖ
ve nefsin ve mā sevvāhā / fe elhemehā fucūrahā ve teḳvāhā / ḳad efleHa men zekkāhā
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken ona kötülüğünü de, çekinmesini de ilham etmiştir.
Adem Uğur
Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki,
Ahmed Hulusi
Sonra da ona (bilince) hem fücurunu (Hak'tan ve Sistemden sapmayı) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham edene ki. . .
Ahmet Tekin
Andolsun nefsi, insanı, ahlâkî zaaflarla, vicdan azabıyla; takva esaslarını-Kur’ân esaslarını benimseme ve hayata geçirme, Allah’a sığınma, emirlerine yapışma, günahlardan arınma, azaptan korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla özgürce şahsiyetini geliştirme, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma kabiliyetiyle donatana!
Ahmet Varol
Sonra ona kötülüğe eğilimini ve takvasını ilham edene.
Ali Bulaç
Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).
Ali Fikri Yavuz
Sonra da o nefse, isyanını ve itaatını öğretene ki,
Ali Rıza Safa
Ardından, hem kötülüğü hem de sorumluluk bilincine erişmeyi ona bildirene!
Bayraktar Bayraklı
- Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki,
Bekir Sadak
Sonra da ona iyilik ve kotuluk kabiliyeti verene and olsun ki:
Celal Yıldırım
Sonra da ona fenalıklarını ve (bunlardan) sakınmasını ilham edene yemîn olsun ki,
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ona kötü ve iyi olma yeteneklerini yerleştirene ki,
Diyanet İşleri
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Diyanet İşleri (eski)
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:
Diyanet Vakfi
(1-10) Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham edene ki,
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham eyliyene ki
Erhan Aktaş
Sonra ona fucurunu ve takvasını ilham etti.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sonra ona fücurunu ve takvasını ilham etti.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sonra ona fücurunu ve takvasını ilham etti.
Fizilal-il Kuran
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene andolsun ki,
Gültekin Onan
Sonra ona fücurunu ve takvasını ilham edene (andolsun).
Hamdi Döndüren
Sonra da, ona kötülüğü ve ondan sakınmayı ilham edene yemin olsun ki,
Hasan Basri Çantay
sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı ilham edene ki,
Hasib Asutay
Sonra da ona kötülüğü ve ondan sakınmayı ilham edene (2) (andolsun ki,) (2. Yani hangi işin günâh, hangisinin takvaya uygun olduğunu nefse duyurana yemin olsun.)
Hayrat Neşriyat
Sonra da ona (o kişiye) günâhını ve takvâsını (neyin isyan, neyin itâat olduğunu bildirerek) ilhâm edene (yemîn olsun)!
İbni Kesir
Sonra da ona, hem kötülüğü hem de takvayı ilham edene,
Mehmet Okuyan
Sonra da ona (nefse), kötülük ve takvâ (duyarlılık) kabiliyetini verene ki
Muhammed Esed
ve nasıl ahlaki zaaflarla olduğu kadar Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını!
Mustafa İslamoğlu
ve nihayet insan benliğine iyiyi ve kötüyü tanıyıp sorumsuz ve sorumlu davranma yeteneğini yerleştiren (şahit olsun) ki:
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra da ona günahını ve takvâsını ilham etmiş olana (andolsun ki),
Ömer Öngüt
Sonra da ona isyanını ve itaatını ilham edene andolsun ki!
Suat Yıldırım
(8-9) Ona hem kötülük, hem de ondan sakınma yolu ilham eden hakkı için ki: Nefsini maddî ve manevî kirlerden arındıran, felaha erer.
Süleyman Ateş
Ona bozukluğunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki:
Süleymaniye Vakfı
sonra ona, günah işlemekte olduğunu da yanlıştan sakınmasını da ilham edene yemin olsun ki
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sonra yaptığının kötü veya iyi olduğunu ilham edene yemin olsun ki
Şaban Piriş
Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene..
Tefhim-ul Kuran
Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).
Ümit Şimşek
Kötülüğünü de, iyiliğini de ona ilham edene:
Yaşar Nuri Öztürk
Ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene ki,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
ona günahları və Allahdan qorxmağı təlqin edənə!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Sonra da ona günahlarını və pis əməllərdən çəkinməsini (xeyir və şəri) öyrədənə ki,
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
und Der ihr die Erkenntnis von Frevel und Frömmigkeit eingab!
Almanca — Der Edle Quran
und ihr dann ihre Sittenlosigkeit und ihre Gottesfurcht eingegeben hat!
Almanca — M. A. Rassoul
und ihr den Sinn für ihre Sündhaftigkeit und für ihre Gottesfurcht eingegeben hat!
Almanca — Muhammad Zaidan
dann ihr sowohl Taqwa-Losigkeit als auch Taqwa eingab,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And how He inspired the self with self-abuse and self-indulgence, as well as with reverence and vindication and self-sacrifice and adaptation.
Abdul Haleem
and inspired it [to know] its own rebellion and piety!
Abdullah Yusuf Ali
And its enlightenment as to its wrong and its right;-
Abul A'la Maududi
and imbued it with (the consciousness of) its evil and its piety:
Aisha Bewley
and inspired it with depravity or taqwa,
Al-Hilali & Khan
Then He showed him what is wrong for him and what is right for him.
Ali Quli Qarai
and inspired it with [discernment between] its virtues and vices:
Amatul Rahman Omar
Then He revealed to it (- the soul, the ways of) its evil and its righteousness,
Arthur John Arberry
and inspired it to lewdness and godfearing!
Bijan Moeinian
That God has clearly indicated what is right and what is wrong for man.
E. Henry Palmer
its sin and its piety!
Edip-Layth
So He gave it its evil and good.
George Sale
and inspired into the same its faculty of distinguishing, and power of choosing, wickedness and piety:
Hamid S. Aziz
And enlightened it with what is wrong and right for it!
Mahmoud Ghali
So He inspired it to its impiety and piety!
Marmaduke Pickthall
And inspired it (with conscience of) what is wrong for it and (what is) right for it.
Mohamed Ahmed - Samira
And given the faculty of knowing what is disruptive and what is intrinsic to it.
Muhammad Asad
and how it is imbued with moral failings as well as with consciousness of God!
Mustafa Khattab
then with ˹the knowledge of˺ right and wrong inspired it!
Progressive Muslims
So He gave it its evil and good.
Sahih International
And inspired it [with discernment of] its wickedness and its righteousness,
Sam Gerrans
And inspired it with its immorality and its prudent fear!
Shabbir Ahmed
And how it is instilled with the capacity to disintegrate or become secure.
Syed Vickar Ahamed
And its enlightenment and to its wrong and to its right—
Taqi Usmani
then inspired it with its (instincts of) evil and piety,
The Monotheist Group
So He gave it its evil and good.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et lui a alors inspiré son immoralité, de même que sa piété!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca sirûşa (îlhama) neqencî û teqwayê nîşan dayê…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En die haar toen haar zondigheid en haar godvrezendheid heeft ingegeven!
Hollandaca — Salomo Keyzer
En haar het vermogen van onderscheiding ingaf, en de macht, tusschen zonde en godsvrucht te kiezen.
Hollandaca — Siregar
Hij Die haar haar zondigheid en haar vrees (voor Hem) bijgebracht heeft.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и внушил ей грехолюбие (порочность, распущенность) ее и остережение (от грехов) [устроил таким образом, что он явно отличает и понимает, что является хорошим поступком и что является грехом] !
Rusça — Osmanov
кто внушил ей и ее грехи, и ее благочестие.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och nedlagt i henne både syndfullhet och gudsfruktan.