Şems Suresi

الشمس15 ayetTefsir
91/114
Türkçe anlamı
Güneş
İsminin kaynağı
1. âyetteki "eş-Şems" kelimesi
Hangi cüzde
30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 26.
Diyanet 26.Eliaçık 25.Mustafa İslamoğlu 28.Mısır Resmi 26.Blachère 7.Câbirî 24.Derveze 26.Zeyveli 25.
  1. وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙ

    ve ş-şemsi ve DuHāhā

    Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,

  2. وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۖ

    ve l-ḳameri iƶā telāhā

    Onu izlediğinde Ay'a andolsun,

  3. وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۖ

    ve n-nehāri iƶā cellāhā

    Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,

  4. وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۖ

    ve l-leyli iƶā yeğşāhā

    Onu bürüdüğünde geceye andolsun,

  5. وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنٰيهَاۖ

    ve s-semāi ve mā benāhā

    Göğe ve onu bina edene andolsun,

  6. وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۖ

    ve l-erDi ve mā TaHāhā

    Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,

  7. وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۖ

    ve nefsin ve mā sevvāhā

    (7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

  8. فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۖ

    fe elhemehā fucūrahā ve teḳvāhā

    (7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

  9. قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۖ

    ḳad efleHa men zekkāhā

    (7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

  10. وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا

    ve ḳad ḣābe men dessāhā

    Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.

  11. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۖ

    keƶƶebet ṧemūdu bi Tağvāhā

    Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.

  12. اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۖ

    iƶi nbeǎṧe eşḳāhā

    Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.

  13. فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠

    fe ḳāle lehum rasūlu (a)llahi nāḳate (a)llahi ve suḳyāhā

    Allah'ın Resulü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."

  14. فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۖ

    fe keƶƶebūhu fe ǎḳarūhā fe demdeme ǎleyhim rabbuhum bi ƶenbihim fe sevvāhā

    Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.

  15. وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا

    ve lā yeḣāfu ǔḳbāhā

    Allah, bunun sonucundan çekinmez de!