- Türkçe anlamı
- Güneş
- İsminin kaynağı
- 1. âyetteki "eş-Şems" kelimesi
- Hangi cüzde
- 30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 26.
وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙ
ve ş-şemsi ve DuHāhā
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۖ
ve l-ḳameri iƶā telāhā
Onu izlediğinde Ay'a andolsun,
وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۖ
ve n-nehāri iƶā cellāhā
Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,
وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۖ
ve l-leyli iƶā yeğşāhā
Onu bürüdüğünde geceye andolsun,
وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنٰيهَاۖ
ve s-semāi ve mā benāhā
Göğe ve onu bina edene andolsun,
وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۖ
ve l-erDi ve mā TaHāhā
Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,
وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۖ
ve nefsin ve mā sevvāhā
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۖ
fe elhemehā fucūrahā ve teḳvāhā
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۖ
ḳad efleHa men zekkāhā
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا
ve ḳad ḣābe men dessāhā
Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۖ
keƶƶebet ṧemūdu bi Tağvāhā
Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۖ
iƶi nbeǎṧe eşḳāhā
Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠
fe ḳāle lehum rasūlu (a)llahi nāḳate (a)llahi ve suḳyāhā
Allah'ın Resulü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۖ
fe keƶƶebūhu fe ǎḳarūhā fe demdeme ǎleyhim rabbuhum bi ƶenbihim fe sevvāhā
Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.
وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا
ve lā yeḣāfu ǔḳbāhā
Allah, bunun sonucundan çekinmez de!