Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (O'nun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.

وَلَوْ اَنَّهُمْ رَضُوا مَا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ سَيُؤْتِينَا اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهِ وَرَسُولُهُ اِنَّٓا اِلَى اللّٰهِ رَاغِبُونَ

ve lev ennehum raDū mā ātāhumu (a)llahu ve rasūluhu ve ḳālū Hasbunā (a)llahu se yu'tīnā (a)llahu min feDlihi ve rasūluhu innā ilā (a)llahi rāğibūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levve şayet
2اَنَّهُمْennehumonlar
3رَضُواraDūر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.razı olsalardı
4مَاşeye
5اٰتٰيهُمُātāhumuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine verdiğine
6اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
7وَرَسُولُهُve rasūluhuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisinin
8وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve deselerdi
9حَسْبُنَاHasbunāح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.bize yeter
10اللّٰهُ(a)llahuAllah
11سَيُؤْتِينَاse yu'tīnāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekyakında bize verecek
12اللّٰهُ(a)llahuAllah
13مِنْmin
14فَضْلِهِfeDlihiف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekbol lutfundan
15وَرَسُولُهُve rasūluhuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisi de
16اِنَّٓاinnābiz sadece
17اِلَىilā
18اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
19رَاغِبُونَrāğibūneر غ بArzu etmek, özlem duymak, dilemek, genişletmek/bol yapmak. 'an ile - hoşlanmamak, sevmemek, arzu etmemek. Ba ve 'an ile (9:120) - kendi hayatlarını onun hayatına tercih etmek. İla ile - yalvarmak, yakarmak. raghbun - sevgi, özlem. raghibun - içtenlikle yalvaran kişi.rağbet ederiz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ne olurdu şüpheden sıyrılıp Allah'ın ve Peygamberinin verdiğine hoşnut olsalardı ve Allah yeter bize, yakında lûtfeder bize de Allah da verir, Peygamberi de, şüphe yok ki biz, ümîdimizi Allah'a bağlamışız deselerdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ne olurdu şüpheden sıyrılıp Allahʼın ve Peygamberinin verdiğine hoşnut olsalardı ve Allah yeter bize, yakında lûtfeder bize de Allah da verir, Peygamberi de, şüphe yok ki biz, ümîdimizi Allahʼa bağlamışız deselerdi.

Adem Uğur

Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup, "Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Resûlü de. Biz yalnız Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu).

Ahmed Hulusi

Onlar, Allah'ın ve Rasulünün onlara verdiğine razı olsalardı ve: "Allah bize yeter. . . Yakında Allah bize fazlından verecek, Rasulü de. . . Doğrusu biz Allah'a yönelmişlerdeniz" deselerdi.

Ahmet Tekin

Keşke onlar, Allah ve Rasulünün kendilerine verdikleri pay ve imkânlara razı olsalar: 'Allah bize yeter. Allah ve Rasûlü bize lütuf ve ihsanından verir. Biz, Allah’ın rızasını, sadece Allah’ın rızasını arzuluyoruz.' deselerdi.

Ahmet Varol

Eğer onlar, Allah'ın ve Peygamber'inin kendilerine verdiği şeylere razı olup: 'Allah bize yeter. Allah kendi lütfundan bize verecektir; Peygamberi de. Biz ancak Allah'a gönül bağlayanlarız' deselerdi (kendileri için daha iyi olurdu).

Ali Bulaç

Eğer onlar, Allah'ın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: "Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (ya)!..

Ali Fikri Yavuz

Ne olur, bunlar, Allah ve Rasûlü kendilerine ne verdiyse razı olaydılar da şöyle diyeydiler; “-Bize Allah yeter, Allah bize fazlından yine verir, Rasûlü de... Biz, ancak Allah’a rağbet edicileriz.”

Ali Rıza Safa

Allah'ın ve O'nun elçisinin verdikleriyle hoşnut olsalardı, şöyle derlerdi: "Allah, bize yeterlidir. Allah, Kendi lütfundan, yakında bize elçisiyle verecektir. Aslında, biz, yalnızca Allah'tan bekleriz!"

Bayraktar Bayraklı

Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine verdiğine razı olup, "Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Rasulü de. Biz, Allah'a düşkün kimseleriz "deselerdi kendileri için daha hayırlı olurdu.

Bekir Sadak

Eger onlar, Allah ve peygamberinin kendilerine vermis olduklari seylere razi olsalar ve «Allah bize yeter, O ve peygamberi bol nimetinden bize verecektir; dogrusu biz Allah'a gonul baglayanlardaniz» deselerdi daha hayirli olurdu. *

Celal Yıldırım

Eğer onlar Allah ve Peygamberinin kendilerine verdiğine razı olsalardı ve «Allah bize yeter; Allah ve Resulü bize kendi fazl-u keremlerinden vereceklerdir. Biz elbette Allah'a rağbet edicileriz» deselerdi, (ne iyi olurdu!).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Halbuki Allah ve resulünün verdiğine razı olup, “Bize Allah yeter, Allah da resulü de bize lutuf ve kereminden yine verir. Doğrusu biz yalnız Allah’tan umarız” deselerdi daha iyi olurdu.

Diyanet İşleri

Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (O'nun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.

Diyanet İşleri (eski)

Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve 'Allah bize yeter, O ve Peygamberi bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah'a gönül bağlayanlardanız' deselerdi daha hayırlı olurdu.

Diyanet Vakfi

Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup, «Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Resûlü de. Biz yalnız Allah'a rağbet edenleriz» deselerdi (daha iyi olurdu).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ne olurdu bunlar, Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olsalar da «Bize Allah yeter. Allah bize lütuf ve ihsanından yine lutfeder, verir. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır» deselerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne olurdu bunlar, Allah ve Peygamberi kendilerine ne verdiyse ona razı olsaydılar da: "Bize Allah yeter, Allah bize lütfundan yine verir, peygamberi de. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır." deselerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne olurdu bunlar kendilerine Allah ve Resulü ne verdiyse razı olaydılar da diye idiler, bize Allah yeter, Allah bize fadlından yine verir, Resulü de, bizim bütün rağbetimiz Allahadır

Erhan Aktaş

Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Resul'ünün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Resul'ü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Resulünün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Resulü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Rasulü'nün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Rasul'ü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi.

Fizilal-il Kuran

Oysa eğer onlar Allah'ın ve Peygamber'in kendilerine ayırdığı payı sevinçle karşılayarak, «Allah bize yeter, yakında Allah da bize lütfundan verecek, Peygamber de. Biz umudumuzu yalnız Allah'a bağlamışız» deselerdi, kendileri hakkında daha iyi olurdu.

Gültekin Onan

Eğer onlar, Tanrı'nın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: 'Bize Tanrı yeter; Tanrı pek yakında Bize fazlından verecek O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Tanrı'ya rağbet edenleriz' deselerdi (ya)!..

Hamdi Döndüren

Onlar, Allah’ın ve Peygamber’in kendilerine verdiği şeye razı olsalar da, “Allah bize yeter, Allah bize lütfundan vereceği gibi Peygamber de verecektir. Biz, yalnız Allah’a umut bağlayanlardanız.” deselerdi, (haklarında daha iyi olurdu)!

Hasan Basri Çantay

Eğer onlar — Allah ve Resulü kendilerine ne verdiyse — buna raazi olsalardı da "Bize Allah yeter, yakında bize lütf-ü kereminden Allah da verir, Resulü de. Biz ancak Allaha rağbet edicileriz (ümidimiz hep Ona bağlıdır)" deselerdi (ne olurdu)?

Hasib Asutay

Eğer onlar Allah'ın ve resulünün kendilerine verdiği şeylere razı olup, 'Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek Resulü de. Şüphesiz biz yalnız Allah 'a rağbet edenler (O 'nun ihsanını ister)iz' deselerdi (daha iyi olurdu).

Hayrat Neşriyat

Gerçekten onlar, Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine râzı olup: 'Allah bize yeter; Allah bize fazlından yakında (yine) verir, Resûlü de (verir); doğrusu biz ancak Allah’a rağbet edicileriz' deselerdi (elbette kendileri için hayırlı olurdu).

İbni Kesir

Şayet onlar, Allah'ın ve peygamberinin kendilerine verdiklerinden hoşnud olsalardı da: Bize Allah yeter, yakında bize bol nimetinden verir, Rasulü' de. Biz, ancak Allah'a rağbet edenleriz, demiş olsalardı.

Mehmet Okuyan

Onlar Allah’ın ve Elçisi’nin kendilerine verdiğine razı olup “Allah bize yeter; yakında bize Allah da lütfundan verecektir, Elçisi de. Biz yalnızca Allah’a rağbet edenleriz (yönelenleriz).” deselerdi (daha iyi olurdu).

Muhammed Esed

Oysa, Allahın kendilerine verdiği Onun Elçisinin de verilmesini (sağladığı) şeylerle yetinip hoşnut olsalardı ve "Allah bize yeter! Allah, bolluk ve bereketinde bize (dilediğini) verecektir; Onun Elçisi ise bize verilmesini (sağlayacaktır); doğrusu, biz umutla ve yürekten Allaha yönelmişiz," deselerdi, (bu onlar için elbette daha iyi olurdu.)

Mustafa İslamoğlu

Ah keşke onlar Allah'ın ve O'nun Elçisi'nin kendilerine verdikleriyle yetinselerdi; ve "Allah bize yeter; gün gelir de Allah lutfundan bize (bir pay) verirse, O'nun Elçisi de (bize takdim eder); elbet biz ta gönülden Allah'a yönelmişiz" deselerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer onlar Allah Teâlâ'nın ve Peygamberinin kendilerine verdiğine razı olsalardı ve «Şüphe yok ki, Allah Teâlâ bize yeter. Allah Teâlâ fazlından bize verecektir. Resûlü de. Muhakkak ki, bizler Cenâb-ı Hakk'a rağbetkar kimseleriz» (deselerdi) elbette haklarında hayırlı olurdu.

Ömer Öngüt

Keşke onlar Allah'ın ve Peygamber'inin kendilerine verdiğine râzı olsalardı da: “Allah bize yeter. Yakında Allah bize lütfundan verir, Resul'ü de. Biz sadece Allah'a rağbet edip gönül bağlayanlardanız. ” demiş olsalardı!

Suat Yıldırım

Eğer onlar Allah’ın ve Resûlünün kendilerine verdiklerine razı olsalar ve: "Allah’ın lütfu bize yeter. Allah bize lütfundan yine verir, Resûlü de. Bizim isteğimiz sadece Allah’ın rızasıdır!" deselerdi, kendileri için elbette daha iyi olurdu.

Süleyman Ateş

(Ne olur) onlar, Allah'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup: "Allah bize yeter, yakında Allah da bize bol lutfundan verecek, Elçisi de; biz sadece Allah'a rağbet ederiz (yalnız O'ndan umarız)." deselerdi!

Süleymaniye Vakfı

Keşke Allah'ın ve elçisinin verdiğine razı olsalar da şöyle diyebilselerdi: "Allah bize yeter! Allah lütfundan bize verecektir, elçisi de. Biz umudumuzu sadece Allah'a bağlarız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Keşke Allah'ın ve Elçisinin verdiğine razı olsalar da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter, Allah kendi lutfundan yine verir; Elçisi de öyle. Bütün umudumuz Allah'tadır."

Şaban Piriş

Eğer onlar, Allah ve Peygamberin kendilerine verdiğinden hoşnut olup: 'Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Resulü de.' deselerdi, daha hayırlı olurdu.

Tefhim-ul Kuran

Eğer onlar, Allah'ın ve Resulünün verdiklerine hoşnut olsalardı ve: «Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O'nun Resulü de. Biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz» deselerdi (ya) !..

Ümit Şimşek

Keşke Allah ve Resulünün onlara verdiklerine razı olup da 'Bize Allah yeter; Allah ve Resulü bize lütfundan yine verir; bizim muradımız Allah'ın rızasıdır' demiş olsalardı!

Yaşar Nuri Öztürk

Ne olurdu, bunlar, Allah ve resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalardı da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir; resulü de. Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kaş ki, onlar Allahın və Onun Elçisinin onlara verdiyinə razı qalıb: “Allah bizə yetər. Allah da bizə Öz lütfündən verəcək, Onun Elçisi də. Həqiqətən də, biz Allaha rəğbət bəsləyirik”– deyəydilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kaş münafiqlər Allahın və Peyğəmbərinin onlara verdiklərindən razı qalıb: ″Allah bizə kifayətdir. Allah bizə Öz neʼmətindən bəxş edəcək, Peyğəmbəri də (sədəqədən). Biz, həqiqətən, Allaha ürəkdən bağlananlarıq!″ – deyəydilər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie hätten sich mit dem zufriedengeben müssen, was Gott und Sein Gesandter ihnen gegeben haben und hätten sagen müssen: ʺGott genügt uns. Er wird uns aus Seiner Gabenfülle geben, desgleichen Sein Gesandter. Wir richten unsere Bitten an Gott allein.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie doch mit dem zufrieden wären, was Allah und Sein Gesandter ihnen gewährten, und sagten: ʺUnsere Genüge ist Allah. Allah wird uns (etwas) von Seiner Huld gewähren und auch Sein Gesandter. Gewiß, nach Allah steht unser Begehrenʺ.

Almanca — M. A. Rassoul

Wären sie mit dem zufrieden gewesen, was Allah und Sein Gesandter ihnen gegeben hatten, und hätten sie nur gesagt: ʺWir lassen uns an Allah genügen: Allah wird uns aus Seiner Fülle geben und ebenso Sein Gesandter. Zu Allah wollen wir uns als Bittende begeben!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wären sie doch zufrieden damit, was ALLAH und Sein Gesandter ihnen zuteil werden ließen, und hätten sie doch gesagt: ʺUns genügt ALLAH. ALLAH wird uns von Seiner Gunst zuteil werden lassen sowie Sein Gesandter. Wir sind ALLAH gegenüber Bittsteller.ʺ (So wäre dies gewiß besser für sie).

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Had they been satisfied in mind with the divine fundamental assumption forming the basis of a chain of reasoning that guides the Messenger to action and said: "so be it, we are contented with Allah; His bounty will abound in us directly and through His Messenger and to Him we do homage and suit", it would have been to their advantage.

Abdul Haleem

If only they would be content with what God and His Messenger have given them, and say, ‘God is enough for us- He will give us some of His bounty and so will His Messenger- to God alone we turn in hope.’

Abdullah Yusuf Ali

If only they had been content with what Allah and His Messenger gave them, and had said, "Sufficient unto us is Allah! Allah and His Messenger will soon give us of His bounty: to Allah do we turn our hopes!" (that would have been the right course).

Abul A'la Maududi

[9:59] Would that they were content with what Allah and His Messenger gave them, and were to say: "Allah suffices for us, and Allah will give us out of His bounty and so will His Messenger. It is to Allah alone that we turn with hope."

Aisha Bewley

If only they had been pleased with what Allah and His Messenger had given them and had said, ‘Allah is enough for us. Allah will give us of His bounty as will His Messenger. It is to Allah that we make our plea.’

Al-Hilali & Khan

Would that they were contented with what Allâh and His Messenger (صلى الله عليه وسلم) gave them and had said: "Allâh is Sufficient for us. Allâh will give us of His Bounty, and so will His Messenger (from alms). We implore Allâh (to enrich us)."

Ali Quli Qarai

[It would have been better] if they had been pleased with what Allah and His Apostle gave them, and had said, ‘Allah is sufficient for us; Allah will give to us out of His grace, and His Apostle. Indeed to Allah do we eagerly turn.’

Amatul Rahman Omar

(It would have been better for them) if they had been well content with what Allâh and His Messenger had given them, and had said, `Sufficient for us is Allâh. Allâh will grant us out of His bounty and so will His Messenger. Surely, to Allâh alone do we turn in supplication.'

Arthur John Arberry

O were they well-pleased with what God and His Messenger have brought them, saying, 'Enough for us is God; God will bring us of His bounty, and His Messenger; to God we humbly turn. '

Bijan Moeinian

How nice of them would have been, if they had counted their blessings. They could have said: "We only rely upon God and we are grateful for what God and His prophet have given us."

E. Henry Palmer

Would that they were content with what God and His Apostle had brought them, and would say, 'God is enough for us! God will bring us of His grace, and so will His Apostle; verily, unto God is our desire!'

Edip-Layth

If only they were content with what God and His messenger had given them, and had said, "God suffices us; God will give us from His bounty, and so His messenger; it is to God that we desire."

George Sale

But if they had been pleased with that which God and his apostle had given them, and had said, God is our support; God will give unto us of his abundance and his prophet also; verily unto God do we make our supplications: It would have been more decent.

Hamid S. Aziz

Would that they were content with what Allah and His Messenger had brought them, and would say, "Allah is sufficient for us! Allah will bring us of His Bounty, and so will His Messenger; verily, in Allah is our hope (or desire). "

Mahmoud Ghali

And if they were satisfied with what Allah and His Messenger brought them, and said, "Enough (Reckoner) for us is Allah ; Allah will soon bring us of His Grace, and (so will) His Messenger; surely we (turn) to Allah, being desirous. " (i.e. of His Grace).

Marmaduke Pickthall

(How much more seemly) had they been content with that which Allah and His messenger had given them and had said: Allah sufficeth us. Allah will give us of His bounty, and (also) His messenger. Unto Allah we are suppliants.

Mohamed Ahmed - Samira

They should rather have been pleased with what God and His Prophet had given them, and said: "God is sufficient for us; He will give us of His largesse as will His Apostle. We supplicate no one but God."

Muhammad Asad

And yet, [it would be but for their own good] if they were to content themselves with what God has given them and [caused] His Apostle [to give them], and would say, "God is enough for us! God will give us [whatever He wills] out of His bounty, and [will cause] His Apostle [to give us, too]: verily, unto God alone do we turn with hope!"

Mustafa Khattab

If only they had been content with what Allah and His Messenger had given them and said, "Allah is sufficient for us! Allah will grant us out of His bounty, and so will His Messenger. To Allah ˹alone˺ we turn with hope."

Progressive Muslims

And if they had only been content with what God and His messenger had given them, and they had said: "God is sufficient, He will give us from His bounty, and His messenger. It is to our Lord that we desire."

Sahih International

If only they had been satisfied with what Allah and His Messenger gave them and said, "Sufficient for us is Allah ; Allah will give us of His bounty, and [so will] His Messenger; indeed, we are desirous toward Allah," [it would have been better for them].

Sam Gerrans

And had they been satisfied with what God and His messenger gave them, and said: “Sufficient for us is God; God will give us of His bounty, as will His messenger — to God do we turn in hope,”[...]

Shabbir Ahmed

It would have been enormously good for them if they were content with what Allah and His Messenger had given them (59:7). And if they said, "Allah suffices us. (What we have received in equity is good for us). Allah will give us of His Bounty, and the Messenger will distribute in kindness and equity. We turn to Allah with all our hopes." (The Central Authority will be just to all).

Syed Vickar Ahamed

If only they had been pleased with what Allah and His Messenger (Muhammad) gave them, and had said, "Allah is sufficient for us! Allah will give us from His bounty, and His Messenger (from the charity): To Allah do we turn our hopes!" (That would have been right).

Taqi Usmani

Would that they were content with what Allah and His Messenger had given to them, and were to say, "Allah is sufficient for us; Allah and His Messenger will give us (more) out of His grace (when they so will). Indeed, we crave for (the pleasure of) Allah alone."

The Monotheist Group

And if they had only been content with what God and His messenger had given them, and they had said: "God suffices; God will give us from His bounty, and His messenger; it is towards God that we desire."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Sʹils sʹétaient contentés de ce quʹAllah leur avait donné ainsi que Son messager et avaient dit: ʺAllah nous suffit. Bientôt Allah nous accordera Sa faveur de même que Son messager!... Cʹest vers Allah que va tout notre désirʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger ew bi ya ku Xwedê û Pêxemberê wî daye wan qayîl bibûna û bigotina: Xwedê besî me ye. Xwedê dê ji kerema xwe bide me û Pêxemberê wî jî (dê bide me) û em bêguman ji Xwedayê xwe bihêvî ne (dê ji bo wan bixêrtirbaya).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als zij maar tevreden zouden zijn met wat God en Zijn gezant hun geven en zouden zeggen: ʺGod is ons goed genoeg. God zal ons van Zijn goedgunstigheid geven en Zijn gezant zal dat ook; wij verlangen naar God.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar indien zij tevreden waren geweest met datgene, wat God en zijn apostel hun hebben gegeven, en zoo zij gezegd hadden: God is onze steun; God zal ons van zijn overvloed geven, evenals zijn Profeet, en wij begeeren slechts God: waarlijk het zou beter voor hen geweest zijn.

Hollandaca — Siregar

En als zij tevreden zouden zijn met wat Allah en zijn Boodschapper hun hebben gegeven en zij zeiden: ʺAllah is voor ons voldoende, Allah zal ons van zijn grote gunst geven, en (ook) zijn Boodschapper, voorwaar, op Allah vestigen wij onze hoop.ʺ (Dan zou dat beter voor hen zijn.)

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если они [ругающие Пророка из-за милостыни] были бы довольны тем, что дал им Аллах и Его посланник, и сказали бы: «Достаточно нам Аллаха, даст нам Аллах от Своей щедрости и (даст нам) Его посланник (из того, что даровал Аллах). Поистине, Мы к Аллаху обращаемся (чтобы Он обогатил нас и избавил от нужды в милостыне)!» (то это было бы лучше для них).

Rusça — Osmanov

О, если бы они довольствовались тем, что даровал им Аллах и Его Посланник и сказали бы: ʺДовольно нам Аллаха. Он дарует нам от Своей щедрости, и Его Посланник [дарует по Его указанию]. Воистину, мы жаждем только [милости] Аллаха!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det vore bättre om de nöjde sig med vad Gud och Hans Sändebud ger dem och sade: ʺVi litar till Gud för våra behov och Gud skall av godhet ge oss (vad vi behöver - ge oss det) genom Sitt Sändebud. Vi sätter vårt hopp till Gud.