Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
اِنَّ الَّذِينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذِينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَ
inne (e)lleƶīne ecramū kānū mine (e)lleƶīne āmenū yeDHakūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki suç işliyenler, inananlara gülerler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Şüphe yok ki suç işliyenler, inananlara gülerler.
Adem Uğur
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki o suç işleyenler iman edenlere gülerlerdi.
Ahmet Tekin
Doğrusu, İslâm’a planlı cephe alan, müslümanlığı ve müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, iman edenlere alay yollu gülüyorlardı.
Ahmet Varol
Doğrusu o suç işleyenler iman edenlere gülerlerdi.
Ali Bulaç
Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp geçerlerdi.
Ali Fikri Yavuz
Doğrusu o günahkar müşrikler, iman edenlere gülüyorlardı.
Ali Rıza Safa
Aslında, suçlu olanlar, inananlara gülüyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
Suçlular, dünyada inananlara gülerlerdi.
Bekir Sadak
Suclular, suphesiz, inanmis olanlara gulerlerdi.
Celal Yıldırım
Gerçekten suçlu günahkârlar (Dünya'da iken) imân edenlere gülerlerdi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Günahkârlar (dünyada) iman edenlere gülüp dururlardı.
Diyanet İşleri
Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Diyanet İşleri (eski)
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
Diyanet Vakfi
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Evet, o günah işleyenler, iman edenlere gülüyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet, o cürm işleyenler iyman edenlere gülüyorlardı
Erhan Aktaş
Suçlular, dünyada İman Edenlere gülüyorlardı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Suçlular, dünyada iman edenlere gülüyorlardı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Suçlular, dünyada iman edenlere gülüyorlardı.
Fizilal-il Kuran
Suçlular, şüphesiz inanmış olanlara gülerlerdi.
Gültekin Onan
Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler' kimi inananlara gülüp geçerlerdi.
Hamdi Döndüren
Günahkârlar yok mu, onlar (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Hasan Basri Çantay
Hakıykat, günah işleyen (o kafir) ler iman edenlerden kimine gülerlerdi.
Hasib Asutay
Şüphesiz o suç işleyenler (8) (dünyada) iman edenlere gülerlerdi. (8. Küfür ve inkâr edenler.)
Hayrat Neşriyat
Şübhesiz ki o suç işleyen (kâfir)ler, bir kısım îmân edenlere (dünyada iken)gülerlerdi.
İbni Kesir
Doğrusu suç işlemiş olanlar; mü'minlere, gülerlerdi.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki suçlular (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Muhammed Esed
Bakın, kendilerini günaha kaptıranlar, imana erenlere gülerler
Mustafa İslamoğlu
Ne var ki günah bataklığına gömülmüş olanlar, bir zamanlar iman edenlere gülerlerdi;
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak o kimseler ki günah işlemişlerdi, imân etmiş olanlara gülerlerdi.
Ömer Öngüt
Suçlular inananlara gülerlerdi.
Suat Yıldırım
Cürümlere, suçlara batanlar dünyada iken, müminlerle alay edip onlara gülerlerdi.
Süleyman Ateş
Suç işleyenler, inananların üstüne gülerlerdi.
Süleymaniye Vakfı
Suça batanlar, inanıp güvenmiş olanlara gülüp dururlardı;
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Suça dalan o kimseler, bu müminlere gülerlerdi.
Şaban Piriş
Suç/günah işlemiş olanlar, iman edenlere gülüyorlardı.
Tefhim-ul Kuran
Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp geçerlerdi.
Ümit Şimşek
Dünyada, mücrimler iman edenlere gülerlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki, suça batmış olanlar, iman sahiplerine gülerlerdi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Doğrudan da, günah edənlər iman gətirənlərə gülürdülər,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Həqiqətən, günahkarlar iman gətirmiş kimsələrə (dünyada) gülürdülər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Die Frevler lachten einst über die Gläubigen.
Almanca — Der Edle Quran
Gewiß, diejenigen, die Übeltaten begingen, pflegten über diejenigen zu lachen, die glauben,
Almanca — M. A. Rassoul
Jene Frevler haben sich über die Gläubigen lustig gemacht
Almanca — Muhammad Zaidan
Gewiß, diejenigen, die schwere Verfehlungen begingen, pflegten sich über diejenigen, die den Iman verinnerlichten, lustig zu machen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Those who criminally denied Allah used to laugh at those who faithfully believed.
Abdul Haleem
The wicked used to laugh at the believers––
Abdullah Yusuf Ali
Those in sin used to laugh at those who believed,
Abul A'la Maududi
Behold, the wicked were wont to laugh at the believers:
Aisha Bewley
Those who did evil used to laugh at those who had iman.
Al-Hilali & Khan
Verily, (during the worldly life) those who committed crimes used to laugh at those who believed.
Ali Quli Qarai
Indeed the guilty used to laugh at the faithful,
Amatul Rahman Omar
Those who had severed their ties (with God) used to laugh at those who believed,
Arthur John Arberry
Behold, the sinners were laughing at the believers,
Bijan Moeinian
They will remember the day that the sinners used to laugh at them.
E. Henry Palmer
Verily, those who sin do laugh at those who believe;
Edip-Layth
Those who were criminals used to laugh at those who had acknowledged.
George Sale
They who act wickedly laugh the true believers to scorn;
Hamid S. Aziz
Surely they who are guilty used to laugh at those who believe.
Mahmoud Ghali
Surely the ones who are (guilty of) crimes used to laugh at the ones who believed,
Marmaduke Pickthall
Lo! the guilty used to laugh at those who believed,
Mohamed Ahmed - Samira
The sinners indeed laughed at believers
Muhammad Asad
BEHOLD, those who have abandoned themselves to sin are wont to laugh at such as have attained to faith
Mustafa Khattab
Indeed, the wicked used to laugh at the believers,
Progressive Muslims
Those who were criminals used to laugh at those who had believed.
Sahih International
Indeed, those who committed crimes used to laugh at those who believed.
Sam Gerrans
Those who were lawbreakers laughed at those who heeded warning,
Shabbir Ahmed
Behold, those who thrived on others' toil used to laugh at those who had attained belief.
Syed Vickar Ahamed
Those in sin used to laugh at those who believed,
Taqi Usmani
Indeed those who were guilty used to laugh at those who believed,
The Monotheist Group
Those who were criminals used to laugh at those who had believed.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Les criminels riaient de ceux qui croyaient,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Birastî li dinyayê yên sûcker bi bawermendan dikenîn.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij die boosdoeners waren lachten om hen die geloofden.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij die zondig handelen, bespotten de ware geloovigen.
Hollandaca — Siregar
Voorwaar, degenen die zondigden plachten over degenen die geloofden te lachen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Поистине, которые взбунтовались [стали неверующими] над теми, которые уверовали, надсмехались [издевались] (в преходящем мире)
Rusça — Osmanov
Воистину, грешники (т. е. мекканские многобожники) насмехались над теми, кто уверовал.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
DE som har slagit sig till ro med sin synd försöker göra de troende till åtlöje,