Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
اَلَّذِينَ اِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
(e)lleƶīne iƶā ktālū ǎlā n-nāsi yestevfūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | اَلَّذِينَ | (e)lleƶīne | onlar | |
| 2 | اِذَا | iƶā | zaman | |
| 3 | اكْتَالُوا | ktālū | ك ي لÖlçmek, tartmak, karşılaştırmak. | bir şey ölçüp aldıkları |
| 4 | عَلَى | ǎlā | — | |
| 5 | النَّاسِ | n-nāsi | ن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. | insanlardan |
| 6 | يَسْتَوْفُونَ | yestevfūne | و ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm. | ölçüyü tam yaparlar |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Öyle kişilerdir onlar ki insanlardan bir şey alırlarken tamam ölçerler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Öyle kişilerdir onlar ki insanlardan bir şey alırlarken tamam ölçerler.
Adem Uğur
Onlar insanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,
Ahmed Hulusi
Onlar ki, insanlardan haklarını tam ölçüyle alırlar da;
Ahmet Tekin
İnsanlardan alırken ölçüp tartarlarken, tamı tamına ölçüp tartarlar.
Ahmet Varol
Onlar insanlardan ölçerek bir şey aldıklarında noksansız alırlar.
Ali Bulaç
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Ali Fikri Yavuz
Ki onlar, insanlardan ölçüp (haklarını) aldıkları zaman, tam olarak alırlar.
Ali Rıza Safa
İnsanlardan ölçerek aldıklarında eksiksiz alırlar.
Bayraktar Bayraklı
- Onlar, insanlardan bir şey aldıkları zaman tam ölçüp tartarlar. Kendileri bir şey sattıkları zaman onlara eksik ölçüp tartarlar.
Bekir Sadak
(1-3) Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldiklari zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Celal Yıldırım
Onlar ki, insanlardan ölçüp alırken noksansız alırlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onlar, insanlardan ölçerek bir şey aldıklarında tam ölçerler.
Diyanet İşleri
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Diyanet İşleri (eski)
(1-3) İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Diyanet Vakfi
(1-3) İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar ki, insanlar üzerinden kendilerine ölçtüklerinde tam basarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki nas üzerinden kendilerine ölçtükleri zaman tam basarlar
Erhan Aktaş
Onlar, alırlarken tam olarak ölçer, tartarlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, alırlarken tam olarak ölçer, tartarlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, alırlarken tam olarak ölçer, tartarlar.
Fizilal-il Kuran
Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman eksiksiz alırlar.
Gültekin Onan
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Hamdi Döndüren
Onlar insanlardan bir şey ölçüp alırlarken, tam olarak alırlar.
Hasan Basri Çantay
Ki onlar insanlardan ölçekle aldıkları zaman (haklarını) tastamam alanlar,
Hasib Asutay
Ki, insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
Hayrat Neşriyat
Onlar ki, insanlardan ölçerek (bir şey) aldıkları zaman, tam alırlar.
İbni Kesir
Onlar ki; insanlardan bir şey aldıkları zaman kendileri ölçerek tam alırlar.
Mehmet Okuyan
Onlar insanlardan (bir şey alırken) ölçtüklerinde (baskı yaparak) tam ölçerler.
Muhammed Esed
Onlar, (öteki) insanlardan haklarını eksiksiz isterler;
Mustafa İslamoğlu
Kendileri başkalarından alacakları zaman noksansız isterler;
Ömer Nasuhi Bilmen
O kimseler ki, nâs aleyhine ölçtükleri zaman tam ölçer alırlar.
Ömer Öngüt
Onlar ki insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
Suat Yıldırım
Onlar ki satın alırken haklarını tam olarak alırlar.
Süleyman Ateş
Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlar insanlardan alırken ölçünün tam olmasını isteyen;
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İnsanlardan alırken ölçünün tam olmasını isterler,
Şaban Piriş
İnsanlardan/halktan aldıklarında tam alan..
Tefhim-ul Kuran
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Ümit Şimşek
Onlar insanlardan birşey ölçerek aldıklarında tastamam alırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Ki onlar insanlardan alırken ölçüyü tam yaparlar,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O kəslərin ki, camaatdan bir şey aldıqda onu tam almaq istəyərlər,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O kəslər ki, özlərini insanlardan (bir şey) aldıqları zaman onu tam ölçüb alar,
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
die, wenn sie sich von ihren Mitmenschen etwas zuteilen lassen, volles Maß verlangen,
Almanca — Der Edle Quran
die, wenn sie sich von den Menschen zumessen lassen, sich volles Maß geben lassen,
Almanca — M. A. Rassoul
die, wenn sie sich von den Leuten zumessen lassen, volles Maß verlangen.
Almanca — Muhammad Zaidan
diejenigen, wenn sie sich von den Menschen zumessen lassen, über das Maß Hinausgehendes nehmen,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
When they buy from people they insist on a full measure that will not abate.
Abdul Haleem
who demand of other people full measure for themselves,
Abdullah Yusuf Ali
Those who, when they have to receive by measure from men, exact full measure,
Abul A'la Maududi
those who, when they take from others by measure, take their full share;
Aisha Bewley
Those who, when they take a measure from people, exact full measure,
Al-Hilali & Khan
Those who, when they have to receive by measure from men, demand full measure,
Ali Quli Qarai
who, when they measure [a commodity bought] from the people, take the full measure,
Amatul Rahman Omar
When they receive measure from other people they receive in full (not allowing the least shortage and loss),
Arthur John Arberry
when they measure against the people, take full measure
Bijan Moeinian
The ones who insist to get their money’s worth but when it comes to them, …
E. Henry Palmer
who when they measure against others take full measure;
Edip-Layth
Those who when they are receiving any measure from the people, they take it in full.
George Sale
who, when they receive by measure from other men, take the full;
Hamid S. Aziz
Who, when they take the measure of their dues from men take it fully,
Mahmoud Ghali
Who, when they measure against mankind, (i. e., when they take from others) take full (measure),
Marmaduke Pickthall
Those who when they take the measure from mankind demand it full,
Mohamed Ahmed - Samira
Who insist on being given full when they take from others,
Muhammad Asad
those who, when they are to receive their due from [other] people, demand that it be given in full –
Mustafa Khattab
Those who take full measure ˹when they buy˺ from people,
Progressive Muslims
Those who when they are receiving any measure from the people, they take it in full.
Sahih International
Who, when they take a measure from people, take in full.
Sam Gerrans
Those who, when they take measure from men, take in full,
Shabbir Ahmed
Those who demand full measure when receiving from people.
Syed Vickar Ahamed
Those who demand full measure, when they have to receive by measure from men,
Taqi Usmani
who, when they measure something to receive from people, take it in full,
The Monotheist Group
Those who when they are receiving any measure from the people, they take it in full.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
qui, lorsquʹils font mesurer pour eux-mêmes exigent la pleine mesure,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew ên ku dema ji xelkê bi pîvan û kêşan werdigirin bi temamî werdigirin…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
die, wanneer zij zich door de mensen iets laten afmeten, de volle maat verlangen,
Hollandaca — Salomo Keyzer
Die, als zij van anderen koopen eene volle maat verlangen,
Hollandaca — Siregar
Degenen die wanneer zij mensen voor zich laten wegen de volle maat eisen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
[таким] которые, когда покупают (себе что-либо) отмеривая у людей, хотят получить полностью [требуют правильно мерить],
Rusça — Osmanov
а [сами] берут сполна, когда люди отмеривают им.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
de som vid köp kräver fullt mått,