Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.

كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا

keennehum yevme yeravnehā lem yelbeṧū illā ǎşiyyeten ev DuHāhā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَاَنَّهُمْkeennehumonlar sanki gibidir
2يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigün
3يَرَوْنَهَاyeravnehāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onu gördükleri
4لَمْlem
5يَلْبَثُواyelbeṧūل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.(dünyada) kalmamışlar
6اِلَّاillābaşka
7عَشِيَّةًǎşiyyetenع ش وGece boyunca gitmek, görüşü zayıf olmak, gece körlüğü olmak, geri çekilmek, terk etmek. isha - karanlığın başlangıcı, erken gece, alacakaranlık, akşam. ashiyyatan - gece yolu, akşam. ya'shu - yeryüzünden ürün toplamak veya almak, yardım etmek, destek olmak, kurtarmak, korumak, birine bir şey vermek, birine fayda sağlamak.bir akşamdan
8اَوْevveya
9ضُحٰيهَاDuHāhāض ح وKuşluk vakti olmak, Güneş yükselmek, Aydınlanmak, Açığa çıkmak, Ortaya çıkmak, Belirginleşmek, Parlak olmak, Net olmak, Güneş doğmakonun kuşluk vaktinden

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onu gördükleri gün, bir akşamcık yaşamışa dönerler yahut da günün kuşluk çağı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onu gördükleri gün, bir akşamcık yaşamışa dönerler yahut da günün kuşluk çağı.

Adem Uğur

Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.

Ahmed Hulusi

Onu gördükleri süreçte, sanki onlar (dünyada) hiç kalmamışlardır! Ancak bir Aşiyye (Güneş'in ufukta batma süresi) yahut onun battıktan sonraki kalan aydınlık süresi kadar dünyada yaşamış olduklarını sanırlar.

Ahmet Tekin

İnsanlar kıyametin kopacağı ânı gördüklerinde, dünyada sadece ikindi-akşam aralığıya da kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar.

Ahmet Varol

Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.

Ali Bulaç

Onu gördükleri gün, sanki, bir akşam veya bir kuşluk vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler.

Ali Fikri Yavuz

(İnsanlar), kıyameti görecekleri gün, sanki bir akşam veya kuşluğundan başka (dünyada, yahud kabirlerde) durmamışa dönecekler.

Ali Rıza Safa

Onu gördükleri gün, bir akşam veya bir kuşluk zamanından başka kalmamış gibi olacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

- Sana,kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki? Onun bilgisi sadece Rabbine aittir. Sen, sadece kıyametten korkanı uyaransın. Kıyameti gördükleri gün, dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar.

Bekir Sadak

Kiyameti gordukleri gun dunyada ancak bir aksam yahut bir kusluk vakti kadar kalmis olduklarini sanirlar.*

Celal Yıldırım

Kıyâmet'i gördükleri gün sanki (Dünya'da) ancak bir akşam veya kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler. (Dünya'nın ömrünün uzunluğuna, Âhiretin sonsulzuğuna nisbetle insanoğlunun ömrünün ne kadar kısa olduğuna işaret ediliyor.)

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti veya onun kuşluğu kadar kaldıklarını sanırlar.

Diyanet İşleri

Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.

Diyanet İşleri (eski)

Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.

Diyanet Vakfi

Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, onu (kıyameti) görecekleri gün, sanki bir akşam veya bir kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu görecekleri gün onlar, sanki bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler

Erhan Aktaş

Onlar onu görecekleri gün, dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka kalmamış sanacaklar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar onu görecekleri gün, dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka kalmamış sanacaklar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar onu görecekleri gün, dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka kalmamış sanacaklar.

Fizilal-il Kuran

Onlar onu gördükleri zaman sanki dünyada bir akşam veya onun kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.

Gültekin Onan

Onu gördükleri gün sanki, bir akşam veya bir kuşluk vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler.

Hamdi Döndüren

Onlar kıyameti gördükleri zaman, (dünyada) sadece bir akşam vakti veya kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.

Hasan Basri Çantay

Onlar bunu görecekleri gün sanki (günün) bir akşamından, yahud bir kuşluğundan başka durmamışlardır.

Hasib Asutay

Onu gördükleri gün onlar, sanki (dünyada) ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.

Hayrat Neşriyat

Onu görecekleri gün, sanki onlar (dünyada) bir akşam veya onun kuşluk vaktinden başka kalmamış gibidirler!

İbni Kesir

Ve onlar onu gördükleri gün; sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti kalmış gibi olurlar.

Mehmet Okuyan

Onu (mahşeri) gördükleri gün, (dünyada sanki) bir yatsı vakti veya (gündüzün) kuşluğu kadar kalmış gibi olacaklar.

Muhammed Esed

Onu anladıkları Gün (onlara, bu dünyada) bir akşamdan ya da kuşluğuyla (birlikte sona eren bir gece)den fazla kalmamışlar (gibi gelecek)!

Mustafa İslamoğlu

(Kafirler) bu hakikati bizzat gördükleri gün, onlara sanki (bu dünyada) bir akşam veya bir kuşluktan fazla kalmamışlar gibi gelecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar, o Kıyameti gördükleri gün sanki bir akşam veya bir kuşluk vaktinden başka kalmamış gibi olurlar.

Ömer Öngüt

Onlar o kıyameti gördükleri gün, sanki dünyada bir akşamdan veya kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.

Suat Yıldırım

Onu gördükleri gün öyle gelir ki onlara; yalnız bir akşam veya bir sabah faslı durdular dünyada.

Süleyman Ateş

Onlar onu gördükleri zaman sanki (dünyada) bir akşam veya onun kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar onu gördükleri gün, bu dünyada sadece bir akşam üzeri ya da kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnsanlar onu gördükleri gün, bu dünyada bir akşam ya da bir gündüz vakti kadar kalmış gibi olurlar.

Şaban Piriş

Onu gördükleri gün, onlar sanki, sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti süresince (dünyada) kalmış olurlar.

Tefhim-ul Kuran

Kendileri onu gördükleri gün, sanki onlar, bir akşam veya bir kuşluk vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler.

Ümit Şimşek

O günü gördüklerinde sanırlar ki, dünyada ya bir gece kalmışlardır, ya da bir kuşluk vakti.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu gördükleri gün onlar, dünyada sanki bir akşam veya onun kuşluk vaktinden başka kalmamışa dönerler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar Qiyaməti gördükləri an dünyada yalnız bir axşam çağı və yaxud bir gündüz qədər yaşadıqlarını güman edəcəklər!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onu (qiyaməti) gördükləri gün (dünyada və ya qəbir evində) yalnız bir axşam, yaxud bir səhər qaldıqlarını sanacaqlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie sie erleben werden, meinen sie, sie hätten auf der Erde nur einen Abend oder den folgenden Vormittag geweilt.

Almanca — Der Edle Quran

Am Tag, da sie sie sehen, wird ihnen sein, als hätten sie nur einen Nachmittag verweilt oder seinen (dazugehörigen) Vormittag

Almanca — M. A. Rassoul

An jenem Tage, an dem sie sie schauen, als hätten sie (auf der Erde) nicht länger geweilt als einen Abend oder den Morgen darauf.

Almanca — Muhammad Zaidan

Als hätten sie, wenn sie sehen, nicht verweilt außer einer Nacht und ihrer Morgendämmerung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

On the day they eye-witness the Event, it appears to them in retrospect as if it were only an afternoon or a forenoon that they actually spent.

Abdul Haleem

On the Day they see it, it will seem they lingered [in this life] an evening [at most,] or its morning.

Abdullah Yusuf Ali

The Day they see it, (It will be) as if they had tarried but a single evening, or (at most till) the following morn!

Abul A'la Maududi

On the Day they see it, they will feel as though they had stayed (in the grave) no more than one evening or one morning.

Aisha Bewley

On the Day they see it, it will be as if they had only lingered for the evening or the morning of a single day.

Al-Hilali & Khan

The Day they see it, (it will be) as if they had not tarried (in this world) except an afternoon or a morning.

Ali Quli Qarai

The day they see it, it shall be as if they had not stayed [in the world] except for an evening or forenoon.

Amatul Rahman Omar

The day they witness it (-the Hour, they will feel) as if they had stayed (in the world and the grave) for an afternoon or a (short) forenoon thereof.

Arthur John Arberry

It shall be as if; on the day they see it, they have but tarried for an evening, or its forenoon.

Bijan Moeinian

When the dooms day take place, man will think that it was only a few hours ago that he was enjoying his daily life on earth.

E. Henry Palmer

On the day they see it, it will be as though they had only tarried an evening or the noon thereof.

Edip-Layth

For the day they see it, it will be as if they had remained an evening or half a day.

George Sale

The day whereon they shall see the same, it shall seem to them as though they had not tarried in the world longer than an evening, or a morning thereof.

Hamid S. Aziz

On the day that they behold it, it will be as though they had not tarried but an evening or the morning.

Mahmoud Ghali

It will be as if, on the Day they see it, they have not lingered except for a nightfall or its forenoon.

Marmaduke Pickthall

On the day when they behold it, it will be as if they had but tarried for an evening or the morn thereof.

Mohamed Ahmed - Samira

The day they see it, it will seem they had stayed in the world but only an evening or its turning into dawn.

Muhammad Asad

On the Day when they behold it, [it will seem to them] as if they had tarried [in this world] no longer than one evening or [one night, ending with] its morn!

Mustafa Khattab

On the Day they see it, it will be as if they had stayed ˹in the world˺ no more than one evening or its morning.

Progressive Muslims

For the Day they see it, it will be as if they had remained one evening or half a day.

Sahih International

It will be, on the Day they see it, as though they had not remained [in the world] except for an afternoon or a morning thereof.

Sam Gerrans

It will be, the day they see it, as though they had not tarried save a day’s end or a morning thereof.

Shabbir Ahmed

On the Day when they see it, it will be as if they had lived no longer than an evening or its morning.

Syed Vickar Ahamed

The Day when they see it, (it will be) as if they had waited for it a single evening, or the following morning!

Taqi Usmani

The day they will see it, it will seem to them as if they did not live (in the world) but only for one afternoon or for the morning thereof.

The Monotheist Group

For the Day they see it, it will be as if they had remained an evening or half a day.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Le jour où ils la verront, il leur semblera nʹavoir demeuré quʹun soir ou un matin.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Roja ku ew qiyametê dibînin, hizir dikin ku ew ji êvarê yan jî ji danê sibehê pêvetir (li dinyayê) nemane.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En op de dag dat zij het zien zal het zijn alsof het voor hen niet langer dan een avond of de morgen erna geduurd heeft.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op den dag waarop zij dit zullen zien, zal het hun toeschijnen, als waren zij niet langer op de aarde gebleven dan een avond of een ochtend van dien dag.

Hollandaca — Siregar

Op de Dag dat zij het (Uur) zien, zal het zijn alsof zij slechts een avond of de morgen op de aarde verbleven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они в тот день, как увидят его [наступление Дня Суда], (им покажется) как будто бы пробыли только часть дня [с времени зенита до захода солнца] или утро [с времени восхода солнца до зенита].

Rusça — Osmanov

В тот день, когда они узрят его (т. е. Судный час), покажется им, что они пробыли [в могилах] не более одного вечера или утра.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Den Dag då de får uppleva den, (skall det förefalla dem) som om de inte hade tillbringat mer än en afton eller en morgon (på jorden).