(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.

اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا لِلطَّاغِينَ مَاٰبًا لَابِثِينَ فِيهَا اَحْقَابًا

inne cehenneme kānet mirSāden / li T-Tāğīne māben / lābiṧīne fīhā eHḳāben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2جَهَنَّمَcehennemeجهنمcehennem
3كَانَتْkānetك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmuştur
4مِرْصَادًاmirSādenر ص دGözetlemek, pusuya yatmak, gözlemlemek, hazırlanmak, pusu kurmak. Marsadun - pusu yeri, askeri karakol, gözetleme yeri. Mirsad - gözetleme, gözcü. İrsad - hazırlık veya keşif araçları, saklanma yeri, pusu yeri.gözetleme yeri
1لِلطَّاغِينَli T-Tāğīneط غ يaşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık, dinsizlik, isyan, şiddetli gök gürültüsü ve şimşek fırtınası, patlama, kötülük güçleri, kötülüğe sürüklemek, çok cesur olmak, inatçı direniş, aşırı derecede itaatsiz, ölçüsüz, yozlaşmış, dağın tepesi veya üst kısmı, put/şeytan, kötülüğün kaynağıazgınların
2مَاٰبًاmābenا و بGeri dönmek, tövbe etmek, (yıldızların) batması, tekrarlamak, (itaatsizlikten itaate) dönmek, yankılanmak, geceleyin konaklamak.varacağı yerdir
1لَابِثِينَlābiṧīneل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.kalacalardır
2فِيهَاfīhāorada
3اَحْقَابًاeHḳābenح ق بBastırılmak; yağışsız yıl, verimsiz. İdrar tutulmasından muzdarip olmak, işemekte zorluk çekmek, süt tutulmasından muzdarip olmak (dişi deve), geciktirilmek veya alıkonulmak, bozulmak/zarar görmek/düzensiz olmak/engellenmek, deveye semer vurmak, bir şeyi devenin semerine bağlamak, bir yükü üzerine almak.çağlar boyu

Tüm mealler

Meal seçin (76 / 76 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yıllar boyunca kalırlar orada.

Adem Uğur

(Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklar,

Ahmed Hulusi

Çok uzun süre kalıcılar olarak!

Ahmet Tekin

Cehennem’de çağlar boyu kalacaklar.

Ahmet Varol

Sonu gelmeyecek çağlar boyunca orada kalacaklardır.

Ali Bulaç

Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.

Ali Fikri Yavuz

Nice devirler boyunca içinde kalacaklar...

Ali Rıza Safa

Çağlar boyunca orada kalacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

Azgınlar, çağlar boyu orada kalırlar.

Bekir Sadak

Orada sonsuz kalacaklardir.

Celal Yıldırım

Orada uzun süre kalacaklar.

Diyanet İşleri

(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.

Diyanet İşleri (eski)

Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.

Diyanet Vakfi

(23-26) (Azgınlar) orada çağlar boyu kalırlar, orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar, ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak kaynar su ve irin tadarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Orada çağlarca kalacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İçinde devirlerce kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Devirlerce içinde kalacaklar

Erhan Aktaş

Orada "ahkaben" kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Orada "ahkaben" kalacaklardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Orada "ahkaben" kalacaklardır.

Fizilal-il Kuran

Orada sonsuza dek kalacaklardır.

Gültekin Onan

Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.

Hamdi Döndüren

Onlar orada nice çağlar boyu kalırlar.

Hasan Basri Çantay

Sonsuz devirler boyunca içinde kalacaklar,

Hasib Asutay

Orada çağlar boyu kalırlar. (6) (6. Ahkab, kesintisi olmayan, asla son bulmayan zamanlar demektir.)

Hayrat Neşriyat

(Onlar) orada sonsuz devirler boyu kalıcıdırlar!

İbni Kesir

Sonsuz devirler boyunca orada kalacaklardır.

Mehmet Okuyan

(Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklardır.

Muhammed Esed

Onlar orada uzun süre kalacaklar.

Mustafa İslamoğlu

onlar orada uzun zamanlar boyu kalacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

(23-25) Onun içinde devirlerce kalıcılardır. Orada bir serinlik, içilecek bir su tadamazlar. Ancak bir kaynar su ve bir irin tadarlar.

Ömer Öngüt

Onlar orada sonsuz çağlar boyunca kalacaklardır.

Suat Yıldırım

Devirler boyunca orada kalacaklardır.

Süleyman Ateş

Orada çağlar boyu kalacalardır.

Süleymaniye Vakfı

çağlar boyu içinde kalmak üzere (varacakları yer)…

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Orada çağlar boyu kalacaklar,

Şaban Piriş

Orada çağlar boyu kalacaklardır.

Tefhim-ul Kuran

Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.

Ümit Şimşek

Orada çağlar boyunca kalırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Devirlerce kalacaklardır içinde.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar orada əsrlər boyu qalacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar orada sonsuz müddət qalacaqlar.

Almanca (1)

Almanca — M. A. Rassoul

die dort Epoche für Epoche bleiben

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therein, they remain for ages as has been predestinated.

Abdul Haleem

to stay in for a long, long time,

Abdullah Yusuf Ali

They will dwell therein for ages.

Abul A'la Maududi

therein they shall abide for ages,

Aisha Bewley

remaining in it for countless aeons,

Al-Hilali & Khan

They will abide therein for ages.

Ali Quli Qarai

to reside therein for ages,

Amatul Rahman Omar

There they shall be staying for ages (till all their maladies are completely treated).

Arthur John Arberry

therein to tarry for ages,

Bijan Moeinian

So that they live there for ages to come.

E. Henry Palmer

to tarry therein for ages.

Edip-Layth

They will abide in it for eons.

George Sale

who shall remain therein for ages:

Hamid S. Aziz

Abiding therein for ages.

Mahmoud Ghali

Lingering therein for epochs.

Marmaduke Pickthall

They will abide therein for ages.

Mohamed Ahmed - Samira

Where they will remain for aeons,

Muhammad Asad

In it shall they remain for a long time.

Mustafa Khattab

where they will remain for ˹endless˺ ages.

Progressive Muslims

They will abide in it for eons.

Sahih International

In which they will remain for ages [unending].

Sam Gerrans

They will tarry therein long ages.

Shabbir Ahmed

They will abide in it for ages. (Hell is not forever. Allah's Grace comes to rescue the dwellers of the Hellfire (6:128), (11:107), (40:12). While the abode of Paradise is Eternal).

Syed Vickar Ahamed

They will live in there for ages.

Taqi Usmani

who will be abiding in it for ages.

The Monotheist Group

They will be in it for eons.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils y demeureront pendant des siècles successifs.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ku her û her tê de dimînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

waar zij voortdurend zullen blijven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die daar gedurende eeuwen zullen wonen.

Hollandaca — Siregar

Zij verblijven eeuwig daarin.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[где] пребудут вечно.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Där skall de förbli under oöverskådlig tid