(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
وَجَعَلْتُ لَهُ مَالًا مَمْدُودًا وَبَنِينَ شُهُودًا
ve ceǎltu lehu mālen memdūden / ve benīne şuhūden
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
O yarattığımı ki yarattım ve ona hayliden hayli mal verdim.
Adem Uğur
Kendisine geniş servet verdim,
Ahmed Hulusi
Kendisine zenginlik oluşturduğumu;
Ahmet Tekin
Ona ardı arkası gelmeyen servetler vermiştim.
Ahmet Varol
Ben ona bolca mal verdim,
Ali Bulaç
Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal' (servet) verdim.
Ali Fikri Yavuz
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Ali Rıza Safa
Ona varlık verdim.
Bayraktar Bayraklı
- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
Bekir Sadak
(11-14) Tek olarak yaratip kendisine bol bol mal, cevresinde bulunan ogullar verdigim ve nimeteri yaydikca yaydigim o kimseyi Bana birak.
Celal Yıldırım
(11-12-13-14) (Ey Peygamber!) Beni, o tek başına yarattığım, kendisine geniş çapta mal ve göz önünde duran çocuklar verdiğim; imkânları hazırlayıp döşediğim adamla başbaşa bırak.
Diyanet İşleri
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Diyanet İşleri (eski)
(11-14) Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Diyanet Vakfi
(11-14) Tek olarak yaratıp, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim o kimseyi bana bırak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hem ona bol servet verdim.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kendisine uzun boylu servet verdim,
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem uzun boylu mal verdim
Erhan Aktaş
Ona hesapsız mal verdim;
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ona hesapsız mal verdim;
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ona hesapsız mal verdim;
Fizilal-il Kuran
Ona bol bol mal verdim.
Gültekin Onan
Ki ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal' (servet) verdim.
Hamdi Döndüren
Hem ona geniş servet verdim.
Hasan Basri Çantay
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
Hasib Asutay
Ona alabildiğine (mal) verdim.
Hayrat Neşriyat
(12-13) Ona, (kapladığı yerler dahi pek) uzun olan bir mal ve (her işinde) yanında hazır oğullar verdim!
İbni Kesir
Kendisine bol bol mal verdiğimi,
Mehmet Okuyan
Ona çok mal verdim.
Muhammed Esed
kendisine geniş imkanlar verdiğim,
Mustafa İslamoğlu
Ki, geniş maddi imkanlar vermiştim ona!
Ömer Nasuhi Bilmen
(9-12) İşte o gün çok çetin gündür. Kâfirlerin üzerlerine kolay değildir. Bırak bana o tek başına yarattığım şahsı. Ve onun üzerine uzunca boylu mal verdim.
Ömer Öngüt
Kendisine bol bol servet verdim.
Suat Yıldırım
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Süleyman Ateş
Ona uzun boylu mal verdim.
Süleymaniye Vakfı
Ona bol bol mal mülk verdim,
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Ona ardı arkası kesilmeyen malllar,
Şaban Piriş
Ona pek çok mal verdim.
Tefhim-ul Kuran
Ki ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal (servet)' verdim,
Ümit Şimşek
Ona bol bol servet,
Yaşar Nuri Öztürk
Hesapsız bir mal verdim ona.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Mən ona bolluca var-dövlət bağışladım,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Mən ona bollu mal-dövlət əta etdim;
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
dem Ich Vermögen in Fülle gewährte,
Almanca — Der Edle Quran
und dem Ich ausgedehnten Besitz gegeben habe
Almanca — M. A. Rassoul
und dem Ich Besitz in Fülle verlieh
Almanca — Muhammad Zaidan
und dem ICH großes Vermögen gewährte
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Then in affluence did I accord him wealth and abounding resources,
Abdul Haleem
then gave vast wealth,
Abdullah Yusuf Ali
To whom I granted resources in abundance,
Abul A'la Maududi
whom I have endowed with abundant riches,
Aisha Bewley
him to whom I have given great wealth
Al-Hilali & Khan
And then granted him resources in abundance.
Ali Quli Qarai
and then furnished him with extensive means,
Amatul Rahman Omar
To whom I gave abundant wealth,
Arthur John Arberry
and appointed for him ample wealth
Bijan Moeinian
The same creature that I provided him with so much resources.
E. Henry Palmer
and for whom I have made extensive wealth,
Edip-Layth
I gave him abundant wealth.
George Sale
on whom I have bestowed abundant riches,
Hamid S. Aziz
And gave vast riches,
Mahmoud Ghali
And set up (Literally: made) for him extensive wealth,
Marmaduke Pickthall
And then bestowed upon him ample means,
Mohamed Ahmed - Samira
And gave him abundant wealth
Muhammad Asad
and to whom I have granted resources vast,
Mustafa Khattab
and granted him abundant wealth,
Progressive Muslims
And I gave him abundant wealth.
Sahih International
And to whom I granted extensive wealth
Sam Gerrans
And appointed for him wealth extended,
Shabbir Ahmed
And then granted him abundant wealth and resources. (73:11).
Syed Vickar Ahamed
And then to whom I (reference to Allah, have) granted resources in plenty,
Taqi Usmani
and gave him extensive wealth,
The Monotheist Group
And I gave him abundant wealth.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et à qui Jʹai donné des biens étendus,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Paşî min malekî pir dayê û min ew kire xwedanmilk…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en aan wie Ik uitgestrekt bezit gegeven heb
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wien ik overvloedige rijkdommen heb geschapen.
Hollandaca — Siregar
En Ik heb hem vele bezittingen ter beschikking gesteld.
Rusça (1)
Rusça — Ebu Adel
и затем кому Я сделал [даровал] богатство широкое [стада, сады, поля,...],
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och gett stor rikedom