← Sureler

Mushaf — 575. Sayfa

‹
/ 604
›
73. Müzzemmil Suresi

(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَائِفَةٌ مِنَ الَّذِينَ مَعَكَ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰى وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ وَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًا وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

inne rabbeke yeǎ'lemu enneke teḳūmu ednā min ṧuluṧeyi l-leyli ve niSfehu ve ṧuluṧehu ve Tāifetun mine (e)lleƶīne meǎke ve(a)llahu yuḳaddiru l-leyle ve n-nehāra ǎlime en len tuHSūhu fe tābe ǎleykum fe ḳra'ū mā teyessera mine l-ḳurāni ǎlime en se yekūnu minkum merDā ve āḣarūne yeDribūne fī l-erDi yebteğūne min feDli (a)llahi ve āḣarūne yuḳātilūne fī sebīli (a)llahi fe ḳra'ū mā teyessera minhu ve eḳīmū S-Salāte ve ātū z-zekāte ve eḳriDū (a)llahe ḳarDan Hasenen ve mā tuḳaddimū li enfusikum min ḣayrin tecidūhu ǐnde (a)llahi huve ḣayran ve eǎ'Zeme ecran ve steğfirū (a)llahe inne (a)llahe ğafūrun raHīmun

74. Müddessir Suresi

Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)

يَاأَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ

yā eyyuhā l-muddeṧṧiru

Kalk da uyar.

قُمْ فَاَنْذِرْ

ḳum fe enƶir

Rabbini yücelt.

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

ve rabbeke fe kebbir

Nefsini arındır.

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

ve ṧiyābeke fe Tahhir

Şirkten uzak dur.

وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ

ve r-rucze fe hcur

İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma.

وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُ

ve lā temnun testekṧiru

Rabbinin rızasına ermek için sabret.

وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ

ve li rabbike fe Sbir

(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.

فَاِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِ فَذٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

fe iƶā nuḳira fī n-nāḳūri / fe ƶālike yevmeiƶin yevmun ǎsīrun

Kafirler için hiç kolay değildir.

عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ

ǎlā l-kāfirīne ğayru yesīrin

Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

ذَرْنِي وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

ƶernī ve men ḣaleḳtu veHīden

(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

وَجَعَلْتُ لَهُ مَالًا مَمْدُودًا وَبَنِينَ شُهُودًا

ve ceǎltu lehu mālen memdūden / ve benīne şuhūden

Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.

وَمَهَّدْتُ لَهُ تَمْهِيدًا

ve mehhedtu lehu temhīden

Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.

ثُمَّ يَطْمَعُ اَنْ اَزِيدَ

ṧumme yeTmeǔ en ezīde

Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.

كَلَّا اِنَّهُ كَانَ لِاٰيَاتِنَا عَنِيدًا

kellā innehu kāne li āyātinā ǎnīden

Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

سَاُرْهِقُهُ صَعُودًا

se urhiḳuhu Saǔden