Ey örtünüp bürünen (Peygamber)!
يَاأَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ
yā eyyuhā l-muzzemmilu
(2-3) Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.
قُمِ الَّيْلَ اِلَّا قَلِيلًا نِصْفَهُ اَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا
ḳumi l-leyle illā ḳalīlen / niSfehu evi nḳuS minhu ḳalīlen
Yahut buna biraz ekle. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku.
اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْتِيلًا
ev zid ǎleyhi ve rattili l-ḳurāne tertīlen
Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz.
اِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
innā se nulḳī ǎleyke ḳavlen ṧeḳīlen
Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur'an ve dua okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.
اِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِيَ اَشَدُّ وَطْـًٔا وَاَقْوَمُ قِيلًا
inne nāşiete l-leyli hiye eşeddu veT'en ve eḳvemu ḳīlen
Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.
اِنَّ لَكَ فِي النَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا
inne leke fī n-nehāri sebHen Tavīlen
Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel.
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْتِيلًا
ve ƶkuri isme rabbike ve tebettel ileyhi tebtīlen
O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise O'nu vekil edin.
رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَكِيلًا
rabbu l-meşriḳi ve l-meğribi lā ilāhe illā huve fe tteḣiƶhu vekīlen
Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
وَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا
ve Sbir ǎlā mā yeḳūlūne ve hcurhum hecran cemīlen
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
وَذَرْنِي وَالْمُكَذِّبِينَ اُو۬لِي النَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
ve ƶernī ve l-mukeƶƶibīne ūlī n-neǎ'meti ve mehhilhum ḳalīlen
(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
اِنَّ لَدَيْنَا اَنْكَالًا وَجَحِيمًا وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا اَلِيمًا
inne ledeynā enkālen ve ceHīmen / ve Taǎāmen ƶā ğuSSatin ve ǎƶāben elīmen
Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.
يَوْمَ تَرْجُفُ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَثِيبًا مَهِيلًا
yevme tercufu l-erDu ve l-cibālu ve kāneti l-cibālu keṧīben mehīlen
(Ey Mekkeliler!) Şüphesiz biz size üzerinize şahitlik edecek bir peygamber gönderdik. Nitekim, Firavun'a da bir peygamber göndermiştik.
اِنَّٓا اَرْسَلْنَٓا اِلَيْكُمْ رَسُولًا شَاهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَا اَرْسَلْنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ رَسُولًا
innā erselnā ileykum rasūlen şāhiden ǎleykum ke mā erselnā ilā fir'ǎvne rasūlen
Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik.
فَعَصٰى فِرْعَوْنُ الرَّسُولَ فَاَخَذْنَاهُ اَخْذًا وَبِيلًا
fe ǎSā fir'ǎvnu r-rasūle fe eḣaƶnāhu eḣƶen vebīlen
Hal böyle iken inkar ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden (kıyametten) nasıl korunursunuz?
فَكَيْفَ تَتَّقُونَ اِنْ كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ شِيبًا
fe keyfe tetteḳūne in kefertum yevmen yec'ǎlu l-vildāne şīben
O günle gök (bile) yarılır, Allah'ın va'di gerçekleşir.
اَلسَّمَٓاءُ مُنْفَطِرٌ بِهِ كَانَ وَعْدُهُ مَفْعُولًا
s-semāu munfeTirun bihi kāne veǎ'duhu mef'ǔlen
Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
اِنَّ هٰذِهِ تَذْكِرَةٌ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّهِ سَبِيلًا
inne hāƶihi teƶkiratun fe men şā'e tteḣaƶe ilā rabbihi sebīlen