"Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."
وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًا
ve ennā kunnā neḳ'ǔdu minhā meḳāǐde li s-sem'ǐ fe men yestemiǐ l-āne yecid lehu şihāben raSaden
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve gerçekten de biz, orada, bir söz duymak için bâzı yerlere otururduk, fakat şimdi kim, dinlemeye kalkışsa kendisini gözetliyen bir şihap buluyor.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve gerçekten de biz, orada, bir söz duymak için bâzı yerlere otururduk, fakat şimdi kim, dinlemeye kalkışsa kendisini gözetliyen bir şihap buluyor.
Adem Uğur
Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.
Ahmed Hulusi
"Biz anlamak için ondan mekan edinip oturuyorduk. Şimdi ise kim dinlese kendisi için gözetleyen tahrip edici ışın bulur!"
Ahmet Tekin
'Halbuki daha önce, biz göğün bazı bölgelerinde, haber dinlemek için oturacak yerler bulup oturuyorduk. Fakat şimdi, kim bilgi hırsızlığı yapmak isterse, kendisini gözetleyen kor halinde düşen gök cisimleriyle, alevlerle karşılaşıyor.'
Ahmet Varol
Oysa biz (daha önce, gayb haberlerini) dinlemek için orada bazı oturacak yerlere otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olursa kendisini izleyen parlak bir ateş(i karşısında) buluyor.
Ali Bulaç
"Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur."
Ali Fikri Yavuz
Halbuki biz (Peygamberin gönderilmesinden önce) haber dinlemek için göğün bazı (bekçilerden boş) yerlerine otururduk; fakat şimdi, kim dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen bir şihap (yakıcı bir yıldız) buluyor.
Ali Rıza Safa
"Aslında, dinlemek için orada oturma yerlerine otururduk. Artık, şimdi kim dinlemek isterse, kendisini izleyen yakıcı ışınlar bulur!"
Bayraktar Bayraklı
"Halbuki biz, göğü dinleyebileceğimiz yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi, kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev hüzmesi buluyor."
Bekir Sadak
«Dogrusu biz, gogun dinleyebilecegimiz bir yerinde otururduk; ama simdi kim dinleyecek olsa, kendisini gozleyen bir ates buluyor.»
Celal Yıldırım
Ve biz doğrusu orada dinlemeye uygun oturulacak yerlerde oturduk. Ama şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir şihab bulur.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Halbuki biz (daha önce, göğü) dinlemek için onun oturulabilecek yerlerinde otururduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse kendisini gözetleyen bir alev topuyla karşılaşıyor.
Diyanet İşleri
"Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."
Diyanet İşleri (eski)
'Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor.'
Diyanet Vakfi
Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
«Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu biz dinlemek için onun bazı mevkilerinde otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen bir alev buluyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve doğrusu biz ondan dinlemek için bazı mevkı'lere otururduk fakat şimdi her kim dinliyecek olursa onun için gözeten bir şihab buluyor.
Erhan Aktaş
"Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışın buluyor."
Erhan Aktaş (10. Baskı)
"Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışın buluyor."
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
"Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen parlak bir alev buluyor."
Fizilal-il Kuran
Daha önce göğün elverişli dinleme yerlerinde pusuya yatardık. Fakat şimdi hangimiz oranın seslerini işitmeye çalışsa kendisini bekleyen göktaşları ile karşılaşır.
Gültekin Onan
Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, hemen kendisini izleyen bir şihab bulur."
Hamdi Döndüren
Oysa biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde, (gayb haberlerini) dinlemek için otururduk. Ancak şimdi kim dinlemek istese, karşısında kendini gözetleyen yakıcı bir alev buluyor.
Hasan Basri Çantay
"Halbuki hakıykaten biz (bundan evvel haber) dinlemek için onun ba'zı kısımlarında oturacak yerler (bulub) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinleyecek olursa kendisini gözetib duran bir şihab (karşısında) bulunuyor".
Hasib Asutay
Oysa gerçekte biz dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Artık şimdi kim dinleyecek olsa kendisini gözetleyen bir ışın buluyor.
Hayrat Neşriyat
'Hâlbuki şübhesiz biz, (peygamberin gönderilmesinden önce) ondan oturulacak yerlerde (semâvât ehlini) dinlemek için otururduk. Fakat şimdi kim dinlemeye kalksa,(karşısında) kendisini (helâk etmek üzere) gözetleyen bir alev buluyor!'
İbni Kesir
Doğrusu biz; göğün dinlenebileceği bir yerinde oturmuştuk; ama şimdi kim onu dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen bir alev buluyor.
Mehmet Okuyan
(Oysa) biz (haber) dinlemek için göğün (çeşitli) yerlerinde oturuyorduk; (fakat) şimdi kim (haber) dinlemek isterse, kendisini takip eden bir alev huzmesi bulu(yo)r.
Muhammed Esed
halbuki onu(n gizlediği her sırrı) dinleyebileceğimiz (uygun) yerlere kurulmuştuk ve şimdi (veya başka zaman) onu dinlemeye çalışan herkes (aynı şekilde) kendisini bekleyen bir alev ile karşılaşacaktır!
Mustafa İslamoğlu
halbuki vaktiyle biz onun uygun yerlerinde (haber) dinlemek için otururduk; ne var ki şimdi (bizden) her kim dinlemeye kalksa, derhal karşısında hedefe kilitli bir ateş topu buluyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve hakikaten biz dinlemek için ondan oturulacak yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinleyecek olursa onun için bir gözetici şihap buluyor.»
Ömer Öngüt
"Biz bundan evvel, haber işitmek için göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk. Artık şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözetleyen bir alev bulunuyor. "
Suat Yıldırım
"Önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor.
Süleyman Ateş
Ve biz onun dinlemeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur (gayb haberlerini dinlemeğe çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın bulur.
Süleymaniye Vakfı
Halbuki biz (büyük melekler topluluğunu) dinlemek için oradaki oturma yerlerine otururduk. Şimdi kim dinlemeye kalksa kendini gözleyen bir ışın buluyor.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Halbuki biz orada bazı yerlere oturur, (yüce meclisi) dinlerdik. Şimdi orayı kim dinlese kendini gözleyen bir ateş parçasıyla karşılaşıyor.
Şaban Piriş
Oysa, orada bizim dinlemek için oturma yerlerimiz vardı. Şimdi kim dinlemek istese onu gözeten bir alev yakalıyor.
Tefhim-ul Kuran
«Oysa gerçekten biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur.
Ümit Şimşek
'Önceden, haber dinlemek için orada oturacak yerler bulup otururduk. Şimdi kim birşey dinlemeye kalksa, kendisini gözetleyen bir alev bulur.
Yaşar Nuri Öztürk
"Biz eskiden, onun, dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk. Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz əvvəllər gizlicə qulaq asmaq üçün göyün bəzi sahələrində oturardıq. Amma kim bunu indi etmək istəsə, o, pusquda gözləyən yandırıcı alova rast gələr.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz (Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbər göndərilməsindən əvvəl mələklərin söhbətinə) qulaq asmaq üçün (göyün) bəʼzi yerlərində otururduq. Lakin indi kim (onların söhbətinə) qulaq asmış olsa, yandırıb-yaxan bir ulduzun onu gözlədiyini görər.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wir hatten einst (zum Himmel hin) Posten eingenommen, um zu lauschen. Wer nun zu lauschen versucht, findet dort einen Feuerkörper, der auf ihn lauert.
Almanca — M. A. Rassoul
Und wir pflegten auf einigen seiner Sitze zu sitzen, um zu lauschen. Wer aber jetzt lauscht, der findet einen schießenden Stern für sich auf der Lauer.
Almanca — Muhammad Zaidan
ʺUnd gewiß, wir pflegten auf manchen seiner Warten zum Lauschen zu sitzen, wer nun lauscht, der findet für sich eine lauernde Blitzflamme.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
"Long did we sit peering deep into heaven to spy what is being said or discussed in the heaven's realm. But now he of us who endeavours to pry into the realm is followed by a fiery celestial body and suffers annihilation".
Abdul Haleem
we used to sit in places there, listening, but anyone trying to listen now will find a shooting star lying in wait for him––
Abdullah Yusuf Ali
'We used, indeed, to sit there in (hidden) stations, to (steal) a hearing; but any who listen now will find a flaming fire watching him in ambush.
Abul A'la Maududi
and that "we would take up stations in the heaven to try to hear but anyone who now attempts to listen finds a shooting meteor in wait for him";
Aisha Bewley
We used to sit there on special seats to listen in. But anyone listening now finds a fiery meteor in wait for him.
Al-Hilali & Khan
‘And verily, we used to sit there in stations, to (steal) a hearing, but any who listens now will find a flaming fire watching him in ambush.
Ali Quli Qarai
We used to sit in its positions to eavesdrop, but anyone listening now finds a flame waiting for him.
Amatul Rahman Omar
"And that we used to sit in some of the observatories to listen to something. But he that tries to listen (in order to forecast some event) now (with the advent of Islam) finds a shooting star in ambush for him.
Arthur John Arberry
We would sit there on seats to hear; but any listening now finds a meteor in wait for him.
Bijan Moeinian
"And we were used to seat in some places in the space, monitoring intergalactic bands of noises/voices. But those places now are in the projectile of dangerous meteors."
E. Henry Palmer
and we did sit in certain seats thereof to listen; but whoso of us listens now finds a shooting-star for him on guard.
Edip-Layth
"We used to sit in it in places of listening, but anyone who sits now finds a projectile seeking him."
George Sale
And we sat on some of the seats thereof to hear the discourse of its inhabitants; but whoever listeneth now, findeth a flame laid in ambush for him, to guard the celestial confines.
Hamid S. Aziz
"And we used to sit in some high hidden places therein to steal a hearing, but he who would try to listen now would find a flame lying in wait for him:
Mahmoud Ghali
And that we used to sit (there) on seats for (over)hearing; yet whoever listens now finds a flaming (meteor) (closely) observing him.
Marmaduke Pickthall
And we used to sit on places (high) therein to listen. But he who listeneth now findeth a flame in wait for him;
Mohamed Ahmed - Samira
We sat in observatories to listen; but any one who listened found a shooting star in wait for him.
Muhammad Asad
notwithstanding that we were established in positions [which we had thought well-suited] to listening to [whatever secrets might be in] it: and anyone who now [or ever] tries to listen will [likewise] find a flame lying in wait for him!
Mustafa Khattab
We used to take up positions there for eavesdropping, but whoever dares eavesdrop now will find a flare lying in wait for them.
Progressive Muslims
"And we used to sit in it in places of listening, but anyone who sits now finds a projectile homing in on him. "
Sahih International
And we used to sit therein in positions for hearing, but whoever listens now will find a burning flame lying in wait for him.
Sam Gerrans
“And that: ‘We sat there on seats to hear; but whoso listens in now finds for him a flame waiting.’
Shabbir Ahmed
(The nomads continued), "And we used to sit on places listening to the 'heavenly news'. But now whoever listens will find a flame waiting for him." (The brilliant flame of Divine Revelation is now ever-ready to torch the conjecture of the astrologers (37:6-9), (67:5)).
Syed Vickar Ahamed
" ‘And verily, we used indeed, to sit there in (the hidden) places, to listen in but anyone who listens now will find a flaming fire (and shooting stars) watching him in hiding (to drive him away).
Taqi Usmani
and that we used to sit at places therein to listen; but if one will (try to) listen now, he will find a flame in ambush for him,
The Monotheist Group
"And we used to sit in it in places of listening, but anyone who sits now finds a projectile seeking him."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Nous y prenions place pour écouter. Mais quiconque prête lʹoreille maintenant, trouve contre lui un bolide aux aguets.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Hal ev e, (berî şandina Pêxember) ji bo me, li asîmanan cihê guhdariyê hebû. Lê belê vêga kî bixwaze guhdariyê bike dê bibîne ji stêran pêta agir li berê sekiniye.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En: ʹWij zaten er op allerlei plaatsen te luisteren, maar wie nu wil luisteren die vindt een staartster voor hem op de loer liggen.?
Hollandaca — Siregar
En dat, wij vroeger (vóór de Koran) op geheime plaatsen zaten om mee te luisteren, maar wie nu wil meeluisteren treft een pijl van vuur aan die op hem loert.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И (также мы признаем),что мы (прежде) сидели около него [неба] на седалищах, чтобы подслушать (то, что там). Но кто прислушивается теперь, тот находит для себя подстерегающий светоч (которым метают в него ангелы, и который сжигает его).
Rusça — Osmanov
Мы прежде сидели в засаде на небе, чтобы подслушивать. Но того, кто подслушивает в наше время, подстерегает падучая звезда.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och vi (försökte) komma till de platser där vi brukade lyssna, men den som nu vill lyssna kommer att finna (att) en flamma av eld ligger i beredskap för honom.