"Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."

وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا

ve ennā lemesnā s-semāe fe vecednāhā muliet Harasen şedīden ve şuhuben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَنَّاve ennāve elbette biz
2لَمَسْنَاlemesnāل م سDokunmak, elle hissetmek, uzanmak, aramak, sormak, ilişkide bulunmak.dokunduk
3السَّمَاءَs-semāeس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göğe
4فَوَجَدْنَاهَاfe vecednāhāو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakve onu bulduk
5مُلِئَتْmulietم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıdoldurulmuş
6حَرَسًاHarasenح ر سBir kişiyi veya şeyi korumak/saklamak/muhafaza etmek, gözetmek, üzerine titremek.bekçilerle
7شَدِيدًاşedīdenش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.kuvvetli
8وَشُهُبًاve şuhubenش ه بYakmak/kavurmak, beyazlığın siyahlığa üstün geldiği bir renk haline gelmek. Şihab (çoğulu şuhub) - alevli ateş, parlak alev/meteor, yıldız, nüfuz eden alev, parlayan yıldız, canlı/neşeli, alev, meşale, ışık saçan veya parlayan ateş, kayan veya düşen yıldız. Şihab el-harb - korkusuz savaşçı, savaşta keskin ve enerjik olan kişi.ve ışınlarla

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve gerçekten de biz, göğü yokladık da orasını, kuvvetli bekçilerle ve şihaplarla dolu bulduk.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve gerçekten de biz, göğü yokladık da orasını, kuvvetli bekçilerle ve şihaplarla dolu bulduk.

Adem Uğur

Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

Ahmed Hulusi

"Gerçekten biz semaya dokunduk da onu, güçlü bekçilerle (kuvvelerle) ve şihablarla (anlamamızı önleyen ışınlarla) doldurulmuş bulduk. "

Ahmet Tekin

'Doğrusu biz göğü yokladık. Fakat onu sağlam, ciddi bekçiler ve kor halinde, düşen gök cisimleriyle, alevlerle dolu gördük.'

Ahmet Varol

Doğrusu biz göğü yokladık da onu güçlü bekçiler ve parlak ateşlerle doldurulmuş bulduk.

Ali Bulaç

"Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk."

Ali Fikri Yavuz

Doğrusu biz (cinler topluluğu, meleklerin sözünü dinlemek için) semayı yokladık da, onu (meleklerden ibaret) çok kuvvetli bekçiler ve şihaplarla (akan yakıcı yıldızlarla) doldurulmuş bulduk.

Ali Rıza Safa

"Aslında, gökyüzüne dokunduk. Ama onu, güçlü bekçilerle ve yakıcı ışınlarla dolu bulduk!"

Bayraktar Bayraklı

"Doğrusu biz cinler, göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev hüzmeleri ile doldurulmuş bulduk."

Bekir Sadak

«Dogrusu biz gogu yokladik; onu sert bekciler ve kayan ateslerle doldurulmus bulduk.»

Celal Yıldırım

Biz, gerçekten göğü yokladık da sert ve güçlü bekçilerle ve şihablarla dolu bulduk.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hakikaten biz (cinler) göğü yokladık, onu güçlü muhafızlar ve alev toplarıyla doldurulmuş bulduk.

Diyanet İşleri

"Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."

Diyanet İşleri (eski)

'Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk.'

Diyanet Vakfi

Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Cinler, dediler ki): «Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu biz o göğü yokladık da onu kuvvetli muhafızlar ve atılmaya hazır ateşin aleviyle doldurulmuş bulduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz o Semayı yokladık da onu öyle bulduk ki şiddetli muhafızlar ve şihablarla doldurulmuş

Erhan Aktaş

"Gerçekten de biz göğe erişmek istedik, fakat onun zorlu bekçiler ve ışınlarla doldurulmuş olduğunu gördük."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Gerçekten de biz göğe erişmek istedik, fakat onun zorlu bekçiler ve ışınlarla doldurulmuş olduğunu gördük."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Gerçekten de biz göğe erişmek istedik, fakat onun zorlu bekçiler ve parlak alevlerle doldurulmuş olduğunu gördük."

Fizilal-il Kuran

Göğü yokladık, orayı sert bekçilerle ve göktaşları ile dopdolu bulduk.

Gültekin Onan

"Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk."

Hamdi Döndüren

Biz göğe dokunduk; onu güçlü bekçilerle ve yakıcı alevlerle doldurulmuş bulduk.

Hasan Basri Çantay

(Cin devamla:) "Biz ciddi bir suretde göğe erişmek istedik. Fakat onu sert bekçilerle ve (yakıcı) şihablarla doldurulmuş bulduk".

Hasib Asutay

Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, onu sert bekçilerle ve ışınlarla doldurulmuş bulduk.

Hayrat Neşriyat

'Doğrusu biz, (melâikeleri dinlemek için) göğe dokunduk (orayı yokladık) da onu(artık), kuvvetli bekçiler ve alevli yıldızlarla doldurulmuş bulduk.'

İbni Kesir

Doğrusu biz; göğü yokladık da, onu sert bekçiler ve alevlerle doldurulmuş bulduk.

Mehmet Okuyan

Biz göğü de yokladık fakat onu güçlü koruyucularla, ışık huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

Muhammed Esed

Ve (zaman oldu) biz göğe uzandık ama onu güçlü muhafızlar ve alevlerle dolu bulduk,

Mustafa İslamoğlu

(Yine cinler şöyle dediler): "Gerçek şu ki biz göğü yokladık, ama onu tam donanımlı bir koruma ordusu ve tarifsiz bir göktaşı sağanağıyla dopdolu bulduk;

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ve muhakkak ki, biz göğe dokunduk ta hemen onu şiddetli bekçiler ile ve şihaplar ile doldurulmuş bulduk.»

Ömer Öngüt

"Biz göğü yokladık, onu çok kuvvetli bekçilerle ve alevlerle doldurulmuş bulduk. "

Suat Yıldırım

-"Biz göğe çıkmak istedik: Bir de ne görelim: orası sert ve kuvvetli bekçiler, şihablar, alevler, (roket gibi mermiler)le dolu!

Süleyman Ateş

Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçilerle ve ışınlarla doldurulmuş bulduk.

Süleymaniye Vakfı

(Cinler şunları da dediler:) "Biz göğe (onun kapılarına) dokunduk; ama orayı güçlü koruyucularla ve ışınlarla dolu bulduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün göğe vardık; orayı koruyucularla ve ateş parçalarıyla doldurulmuş bulduk.

Şaban Piriş

-Biz, göğü yokladık ve onu şiddetli bir koruma ve alevle dolu bulduk.

Tefhim-ul Kuran

«Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk.»

Ümit Şimşek

'Biz göğü yokladık; fakat onu güçlü bekçiler ve alevlerle dolu bulduk.

Yaşar Nuri Öztürk

"Biz göğe gerçekten dokunduk da onu titiz ve güçlü bekçilerle ve kayıp giden ışınlarla/alevlerle doldurulmuş bulduk."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz səmaya qalxdıqda onun sərt gözətçilər və yandırıb-yaxan alovlarla dolu olduğunun şahidi olduq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz (cinlər yuxarı aləm əhlinin söhbətinə oğrun-oğrun qulaq asmaq üçün) göyə qalxmaq istədik (səmanı yoxladıq), amma onun (mələklərdən ibarət) güclü gözətçilər və yandırıb-yaxan (axan) ulduzlarla dolu olduğunu gördük.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir wollten den Himmel erreichen und fanden, daß er voller strenger Hüter (Engel) und Feuerkörper ist.

Almanca — Der Edle Quran

Und wir haben den Himmel abgetastet, aber festgestellt, daß er mit strengen Wächtern und Leuchtkörpern gefüllt worden ist.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wir suchten den Himmel, doch wir fanden ihn mit starken Wächtern und (schießenden) Sternschnuppen erfüllt.

Almanca — Muhammad Zaidan

ʺUnd gewiß, wir suchten den Himmel, dann fanden sie voll gefüllt mit starken Wächtern und Blitzflammen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"We touched the lower heaven but we found it filled with stern guards and fiery celestial bodies".

Abdul Haleem

We tried to reach heaven, but discovered it to be full of stern guards and shooting stars––

Abdullah Yusuf Ali

'And we pried into the secrets of heaven; but we found it filled with stern guards and flaming fires.

Abul A'la Maududi

and that "we tried to pry (the secrets of) the heaven, but we found it full of terrible guards and shooting meteors";

Aisha Bewley

We tried, as usual, to travel to heaven in search of news but found it filled with fierce guards and meteors.

Al-Hilali & Khan

‘And we have sought to reach the heaven; but found it filled with stern guards and flaming fires.

Ali Quli Qarai

Indeed We made for the heaven and found it full of mighty sentries and flames.

Amatul Rahman Omar

"And we (- the non-Arab Jews, the jinn who had listened to the Qur'ân, as diviners and astrologers) had primarily sought to probe the secrets of space above but we found it teeming with strong guards and shooting stars (a phenomenon which generally occurs before the advent of a divine Reformer).

Arthur John Arberry

And we stretched towards heaven, but we found it filled with terrible guards and meteors.

Bijan Moeinian

"We ventured into inter galactic travels but found the space full of dangerous meteors. "

E. Henry Palmer

"'But we touched the heavens and found them filled with a mighty guard and shooting-stars;

Edip-Layth

"We touched the heavens, but found it full of powerful guards and projectiles."

George Sale

And we formerly attempted to pry into what was transacting in heaven; but we found the same filled with a strong guard of angels, and with flaming darts:

Hamid S. Aziz

"And we sought to reach heaven, but we found it filled with strong guards and flaming fires (or meteors).

Mahmoud Ghali

And that we contacted the heaven, yet we found it filled with very strict guards and flaming (meteors).

Marmaduke Pickthall

And (the Jinn who had listened to the Qur'an said): We had sought the heaven but had found it filled with strong warders and meteors.

Mohamed Ahmed - Samira

We sought to pry into the secrets of the heavens, but found it full of fierce guards and shooting flames.

Muhammad Asad

"'And [so it happened] that we reached out towards heaven: but we found it filled with mighty guards and flames,

Mustafa Khattab

˹Earlier˺ we tried to reach heaven ˹for news˺, only to find it filled with stern guards and shooting stars.[1]

Progressive Muslims

"And we touched the heaven, but found it full of powerful guards and projectiles. "

Sahih International

And we have sought [to reach] the heaven but found it filled with powerful guards and burning flames.

Sam Gerrans

“And that: ‘We touched the heaven, but found it filled with strong guards and flames.’

Shabbir Ahmed

"And we tried to feel the heaven but found it well attended by mighty guards and flames. " (The shining Knowledge in the Qur'an dismisses all conjecture of the astrologers, fortune-tellers, and other claimants of occult sciences).

Syed Vickar Ahamed

" ‘And we have wanted to reach the (secrets of) heavens; But we found it filled with strong (and unfailing) guards and flaming fires (and shooting stars).

Taqi Usmani

and that we sought (to reach) the sky, but we found it filled with stern guards and flames,

The Monotheist Group

"And we touched the heavens, but found it full of powerful guards and projectiles."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avions frôlé le ciel et nous lʹavions trouvé plein dʹune forte garde et de bolides.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî me hewl da ku em herin asîmanan (da ku li melayîketan guhdarî bikin). Lê belê me dît ku asîman ji zêrevanên dijwar û stêrên bizotavêj tije bûye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En: ʹWij hebben de hemel afgezocht en gemerkt dat hij vol is met strenge wachters en staartsterren.?

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij trachtten vroeger te bespieden, wat er in den hemel voortging; maar wij bevonden, dat die met eene sterke wacht van engelen en vlammende flitsen opgevuld was.

Hollandaca — Siregar

En dat wij hebben gevraagd naar de hemel (te mogen gaan): toen vonden wij dat zij vol was met strenge bewakers en brandende vlammen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (также мы признаем),что мы [джинны] коснулись неба (чтобы, как обычно, подслушать речи ангелов), но (в этот раз, когда начал ниспосылаться Коран) мы обнаружили, что оно наполнено могучими стражами [ангелами] (которые охраняют небо со всех сторон) и (которые метают) (пылающие) светочи (в тех, кто приближается к небу).

Rusça — Osmanov

Мы стремились подняться на небо, но оно было заполнено могучими стражами и светочами.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi försökte nå himlen (för att utforska dess hemligheter), men där fann vi mäktiga väktare och flammor av eld;