Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.

وَقَالَتْ اُو۫لٰيهُمْ لِاُخْرٰيهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِنْ فَضْلٍ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ

ve ḳālet ūlāhum li uḣrāhum fe mā kāne lekum ǎleynā min feDlin fe ƶūḳū l-ǎƶābe bimā kuntum teksibūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَتْve ḳāletق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2اُو۫لٰيهُمْūlāhumا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçöncekiler
3لِاُخْرٰيهُمْli uḣrāhumا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımsonrakilere
4فَمَاfe māyoktur
5كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
6لَكُمْlekumsizin
7عَلَيْنَاǎleynābize
8مِنْminhiç
9فَضْلٍfeDlinف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeküstünlüğünüz
10فَذُوقُواfe ƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguo halde siz de tadın
11الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
12بِمَاbimākarşılık
13كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduklarınıza
14تَكْسِبُونَteksibūneك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.kazanıyor

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Evvelce girenler, sonrakilere diyecekler ki: Sizin bir üstünlüğünüz yok bize, kazandığınız suçlar yüzünden tadın azâbı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Evvelce girenler, sonrakilere diyecekler ki: Sizin bir üstünlüğünüz yok bize, kazandığınız suçlar yüzünden tadın azâbı.

Adem Uğur

Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!

Ahmed Hulusi

Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. . . Uygulamalarınızın getirisi olarak yaşayın azabı!" derler.

Ahmet Tekin

İktidar sahibi liderler, halka: 'Sizin bize göre farklı bir tarafınız yok. O halde, siz de işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar sebebiyle azâbı tadın.' derler.

Ahmet Varol

Öncekiler de sonrakilere: 'Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktu. Kazandıklarınıza karşılık azabı tadın' derler.

Ali Bulaç

(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."

Ali Fikri Yavuz

Önceki öncüler de sonrakilere; “- Sizin de bize karşı bir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi yaptığınızın cezası olan azabı tadın”, derler.

Ali Rıza Safa

Öncekiler de sonrakiler için, şöyle derler: "Bize karşı bir üstünlüğünüz yok; yaptıklarınıza karşılık, artık tadın cezayı!"

Bayraktar Bayraklı

Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın."

Bekir Sadak

Oncekiler sonrakilere, «Sizin bizden bir ustunlugunuz yoktu, kazandiginiza karsilik azabi tadin» derler. *

Celal Yıldırım

Öncekiler sonrakilere, «Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandığınıza karşılık azabı tadın I» diyecekler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bizden arta kalır bir tarafınız yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”

Diyanet İşleri

Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.

Diyanet İşleri (eski)

Öncekiler sonrakilere, 'Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın' derler.

Diyanet Vakfi

Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Öncekiler de sonrakilere derler ki: «Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Öndekiler de sonrakilere: "Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi kazancınızın cezası olarak tadın azabı." derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Öndekiler de sonrakilere derler ki: sizin de bize karşı bir meziyyetiniz olmadı, artık kendi kesbinizin cezası, tadın azabı

Erhan Aktaş

Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.

Fizilal-il Kuran

Öncekiler de, kendilerinden sonrakilere, «Sizin de bizden bir farkınız yoktu. O halde siz de işlediğiniz kötülüklerin karşılığı olan azabı çekiniz» derler.

Gültekin Onan

(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."

Hamdi Döndüren

O zaman öncekiler sonrakilere şöyle derler: “Sizin bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yokmuş! (Neye azabımız iki kat olsun!) Haydi yapmış olduklarınızdan dolayı azabı tadın!”

Hasan Basri Çantay

Onların evvelkileri de sonrakilerine: "Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğ (ünüz) yokdur. O halde ne kazanmış idiyseniz karşılığı olan azabı tadın" dedi (diyecek).

Hasib Asutay

Öncekiler sonrakilere derler ki: 'Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın.'

Hayrat Neşriyat

Öncekiler ise sonrakilere: 'Hâlbuki (bu mevzu'da) sizin bizim üzerimize hiç bir üstünlüğünüz olmadı, öyle ise kazanageldiğiniz (günahlar) yüzünden azâbı(nızı) tadın!' derler.

İbni Kesir

Öncekiler de sonrakilere: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. Öyleyse ne kazandıysanız karşılığı olan azabı tadın, derler.

Mehmet Okuyan

Öncekiler sonrakilere şöyle diyecekler: “(Belli ki) sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüz yoktur. Siz de (bizim gibi) yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!”

Muhammed Esed

Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: "Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!"

Mustafa İslamoğlu

Bu kez öncekiler sonrakilere: "İşte gördünüz, sizin bizden bir farkınız yok. Öyleyse, kendi işledikleriniz yüzünden tadın azabı!" diyecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Öndekiler de, sonrakilere diyeceklerdir ki: «Sizin için bizim üzerimize bir fazl (ve rüçhan) yoktur. Binaenaleyh (siz de) kazanır olduğunuz şey sebebiyle azabı tadınız.»

Ömer Öngüt

Öncekiler sonrakilere: “Sizin bizden üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın!” derler.

Suat Yıldırım

Bu sefer öndekiler de sonrakilere derler ki: "Gördünüz ya, sizin bize karşı bir ayrıcalığınız olmadı, artık kendi işlediklerinizin cezası olarak tadın azabı!"

Süleyman Ateş

Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın!"

Süleymaniye Vakfı

Önce girenler sonrakilere şöyle diyeceklerdir: "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yok ki! Siz de kazandığınıza karşılık bu azabı tadın."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Öncekiler de sonrakilere şöyle cevap vereceklerdir: "Sizin bizden ne farkınız var ki? Siz de kazandığınıza karşılık bu azabı tadın."

Şaban Piriş

Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: -Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!" derler.

Tefhim-ul Kuran

(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: «Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın.»

Ümit Şimşek

Öncekiler de sonrakilere 'Sizin bize bir üstünlüğünüz yok ki,' derler. 'Siz de kendi kazandıklarınızın azabını tadın.'

Yaşar Nuri Öztürk

Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əvvəlkilər sonrakılara deyəcəklər: “Sizin bizim üzərimizdə heç bir üstünlüyünüz olmayıb. Elə isə qazandıqlarınıza görə dadın əzabı!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əvvəl gələnlər isə sonrakılara: ″Sizin bizdən heç bir üstünlüyünüz yoxdur. (Biz sizi günah işlərə məcbur etmədiyimiz, əksinə, siz onları könüllü surətdə gördüyünüz üçün hər ikimiz eyni əzaba düçar olmalıyıq). Buna görə də qazandığınız günahların cəzası olaraq dadın əzabı! – deyəcəklər.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Und die erste von ihnen sagt zu der letzten: ʺIhr habt doch keinen Vorzug gegenüber uns. So kostet die Strafe für das, was ihr verdient habt.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und die ersten werden zu den letzten sagen: ʺSo hattet ihr denn keinen Vorteil vor uns; kostet also die Strafe für das, was ihr begangen habt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und die Erste (Umma) von ihnen sagte zur Letzten: ʺIhr seid uns gegenüber nicht besser gestellt, so erfahrt die Peinigung wegen dem, was ihr euch zu erwerben pflegtet.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then says the former to the latter: "You lacked intellectual, moral and spiritual perception and therefore you were not of advantage to us but we were both entangled in one party defiled with sin. There, Allah says: you have well deserved the torment in requital of what your minds and souls had impelled you to do".

Abdul Haleem

and the first of them will say to the last, ‘You were no better than us: taste the punishment you have earned.’

Abdullah Yusuf Ali

Then the first will say to the last: "See then! No advantage have ye over us; so taste ye of the penalty for all that ye did!"

Abul A'la Maududi

Then the preceding ones will say to the succeeding ones: 'You were in no way superior to us; taste, then, this torment for your deeds.'

Aisha Bewley

The first of them will say to the last, ‘You are in no way superior to us so taste the punishment for what you earned. ’

Al-Hilali & Khan

The first of them will say to the last of them: "You were not better than us, so taste the torment for what you used to earn."

Ali Quli Qarai

And the first of them will say to the last of them, ‘You have no advantage over us! So taste the punishment because of what you used to earn. ’

Amatul Rahman Omar

And the first of them, (- their leaders) will say to the last of them (- the followers), `(If we are to blame), you (too) are no better than we. Suffer therefore, the punishment of your (evil) deeds.'

Arthur John Arberry

The first of them shall say to the last of them, 'You have no superiority over us, then; so taste the chastisement for what you have been earning. '

Bijan Moeinian

The ancestral generations will say to the later generations: "You were not such victims as you pretend either; therefore, taste the punishment that you have earned for your sins.

E. Henry Palmer

And the first of them will say unto the last, 'Ye have no preference over us, so taste ye the torment for that which ye have earned!'

Edip-Layth

The first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you earned!"

George Sale

And the former of them shall say unto the latter of them, ye have not therefore any favour above us; taste the punishment for that which ye have gained.

Hamid S. Aziz

Then the first will say to the last, "You have no preference (advantage) over us (or were no better than us), so taste you the penalty for that which you have earned!"

Mahmoud Ghali

And the first of them will say to the last of them, "So, in no way are you of any grace (i. e. are in no way superior; are no better) over us; then taste the torment for what you were earning."

Marmaduke Pickthall

And the first of them saith unto the last of them: Ye were no whit better than us, so taste the doom for what ye used to earn.

Mohamed Ahmed - Samira

Then the former will say to the latter: "You have no privilege over us. So taste the punishment for what you had done."

Muhammad Asad

And the first of them will say unto the last of them: "So you were in no wise superior to us! Taste, then, this suffering for all [the evil] that you were wont to do!"

Mustafa Khattab

Then the leaders will say to their followers, "You were no better than us! So taste the torment for what you used to commit."

Progressive Muslims

And the first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you earned!"

Sahih International

And the first of them will say to the last of them, "Then you had not any favor over us, so taste the punishment for what you used to earn. "

Sam Gerrans

And the first of them will say to the last of them: “You were no better than were we, so taste the punishment for what you earned!”

Shabbir Ahmed

The first nation will say to the last, "You are not the least bit better than us. So taste the doom for what you earned."

Syed Vickar Ahamed

Then the first (group) will say to the last (one): "Now you see! You have no advantage over us; So you taste the penalty for all that you did!"

Taqi Usmani

The former ones will say to the latter ones, "So, you have no privilege against us. Now, taste the punishment for what you have been earning."

The Monotheist Group

And the first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you have earned!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et la première fournée dira à la dernière: ʺMais vous nʹavez sur nous aucun avantage. Goûtez donc au châtiment, pour ce que vous avez acquisʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Pêşengên wan ji dûvketiyên xwe re dibêjin: Êdî hûn ji me ne çêtir in (em û hûn di kufr û rêşaşiyê de wekhev in). (Xwedê dibêje:) Nexwe hûn jî bi sedema gunehên ku we kirine, ezabê biçêjin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En de eerste van hen zegt tot de laatste van hen: ʺDan hebben jullie toch geen voordeel boven ons. Proeft dus de bestraffing voor wat jullie begaan hebben.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de eerste van hen zal tot den laatste zeggen: Welk voordeel hebt gij boven ons? Gevoel de straf, die gij door uwe daden hebt gewonnen.

Hollandaca — Siregar

En de eerste van hen zal tot de laatste van hen zeggen: ʺJullie zijn niet boven ons begunstigd, proeft daarom de bestraffing vanwege hetgeen jullie plachten verrichten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (тогда) скажет первая (община) [предводители] другой [своим последователям]: «У вас не было преимущества перед нами [мы были одинаковы в заблуждении]». (И Аллах Всевышний скажет): «Вкусите же (адское) наказание за те (грехи), что вы приобрели!»

Rusça — Osmanov

И скажут предводители своим последователям: ʺВы ничем не лучше нас. Вкусите же наказание за то, что вы творилиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de första skall säga till de sista: ʺNi var alltså inte bättre än vi. Pröva nu på det straff som ni har förtjänat med era handlingar!ʺ