(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

فَلَا اُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ وَمَا لَا تُبْصِرُونَ اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

fe lā uḳsimu bimā tubSirūne / ve mā lā tubSirūne / innehu le ḳavlu rasūlin kerīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَاfe lāhayır
2اُقْسِمُuḳsimuق س مBölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin etmek. Aqsama (fiil 4) - yemin etmek. Taqasama (fiil 6) - birbirine yemin etmek. Muqtasimun (fiil 8) - bölen kişi. Istaqsama (fiil 10) - kura çekmek. Tastaqsimu - bölüşüm ararsın.yemin ederim
3بِمَاbimāşeylere
4تُبْصِرُونَtubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgördükleriniz
1وَمَاve māve şeylere
2لَا
3تُبْصِرُونَtubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörmedikleriniz
1اِنَّهُinnehuşüphesiz o
2لَقَوْلُle ḳavluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleelbette sözüdür
3رَسُولٍrasūlinر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir resul
4كَرِيمٍkerīminك ر مÜretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmakdeğerli

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve görmediğinize.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve görmediğinize.

Adem Uğur

Ve göremediklerinize ki,

Ahmed Hulusi

Ve görmediklerinize!

Ahmet Tekin

Andolsun görmediklerinize, kavrayamadıklarınıza!

Ahmet Varol

Ve görmediğinize ki,

Ali Bulaç

Görmediklerinize de.

Ali Fikri Yavuz

Ve görmediklerinize...

Ali Rıza Safa

Ve görmediklerinize!

Bayraktar Bayraklı

- Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine andolsun.

Bekir Sadak

(38-40) Gorebildikleriniz ve goremedikleriniz uzerine yemin ederim ki, Kuran serefli bir elcinin getirdigi sozdur.

Celal Yıldırım

(38-39) Hayır, gördüklerinize ve görmediklerinize and içerim ki,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(38-39) Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki,

Diyanet İşleri

(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

Diyanet İşleri (eski)

(38-40) Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

Diyanet Vakfi

(38-39) Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki,

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve görmediklerinize..

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ve görmediklerinize!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve görmediklerinize

Erhan Aktaş

Ve görmediklerinize.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve görmediklerinize.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve görmediklerinize.

Fizilal-il Kuran

Ve görmediklerinize ki,

Gültekin Onan

Görmediklerinize de.

Hamdi Döndüren

Ve görmediklerinize,

Hasan Basri Çantay

(38-39) (Demek ki iş müşriklerin sandığı gibi değildir, zaahirdir). Neler görüyor, neler görmüyorsanız (onların hepsine) andederim ki,

Hasib Asutay

Görmediklerinize de;

Hayrat Neşriyat

Ve göremiyor olduklarınıza!

İbni Kesir

Ve göremediklerinize de;

Mehmet Okuyan

Hayır! Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki

Muhammed Esed

ve bütün göremediklerinizi!

Mustafa İslamoğlu

göremediklerinize de.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve göremez olduğunuza da yemin ederim.

Ömer Öngüt

Ve göremedikleriniz üzerine de.

Suat Yıldırım

(38-39) Yok, yok! Gördüğünüz ve göremediğiniz âlemlere yemin olsun ki!

Süleyman Ateş

Ve görmediklerinize,

Süleymaniye Vakfı

Göremediklerinize de (yemin ederim ki)

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmedikleriniz de.

Şaban Piriş

(38-39) Hayır, görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki...

Tefhim-ul Kuran

Görmediklerinize de.

Ümit Şimşek

Ve görmediklerinize:

Yaşar Nuri Öztürk

Ve görmediklerinize!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

və həm də görmədiklərinizə!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və görmədiklərinizə ki,

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und was ihr nicht seht!

Almanca — Der Edle Quran

und dem, was ihr nicht seht.

Almanca — M. A. Rassoul

und bei dem, was ihr nicht seht

Almanca — Muhammad Zaidan

und bei dem, worin ihr keinen Einblick habt,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And by all that you cannot see,

Abdul Haleem

and by what you cannot see:

Abdullah Yusuf Ali

And what ye see not,

Abul A'la Maududi

and by what you do not see,

Aisha Bewley

and what you do not see,

Al-Hilali & Khan

And by whatsoever you see not,

Ali Quli Qarai

and what you do not see:

Amatul Rahman Omar

And that which you do not see,

Arthur John Arberry

and by that you do not see,

Bijan Moeinian

I (God) swear by whatever you do not see.

E. Henry Palmer

or what ye do not see,

Edip-Layth

What you do not see.

George Sale

and that which ye see not,

Hamid S. Aziz

And that which you do not see.

Mahmoud Ghali

And whatever you do not behold,

Marmaduke Pickthall

And all that ye see not

Mohamed Ahmed - Samira

And what you do not see,

Muhammad Asad

as well as all that you cannot see!

Mustafa Khattab

and whatever you cannot see!

Progressive Muslims

And what you do not see.

Sahih International

And what you do not see

Sam Gerrans

And what you see not:

Shabbir Ahmed

And all that you see not (the subtle progression of the Law of Requital).

Syed Vickar Ahamed

And what you see not,

Taqi Usmani

and what you do not see,

The Monotheist Group

And what you do not see.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ainsi que par ce que vous ne voyez pas,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi tiştên ku hûn nabînin jî…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en wat jullie niet doorzien,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En datgene wat gij niet ziet.

Hollandaca — Siregar

En bij wat jullie niet zien.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и тем, чего не видите!

Rusça — Osmanov

и тем, чего не видите!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och vid det som ni inte kan urskilja!