(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌ وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ

fe iƶā nufiḣa fī S-Sūri nefḣatun vāHidetun / ve Humileti l-erDu ve l-cibālu fe dukketā dekketen vāHideten / fe yevmeiƶin veḳaǎti l-vāḳiǎtu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِذَاfe iƶāzaman
2نُفِخَnufiḣaن ف خAğızla üflemek, nefes almak.üflendiği
3فِي
4الصُّورِS-Sūriص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmakSur'a
5نَفْخَةٌnefḣatunن ف خAğızla üflemek, nefes almak.üfleme
6وَاحِدَةٌvāHidetunو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.bir tek
1وَحُمِلَتِve Humiletiح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekyerlerinden kaldırıldığı
2الْاَرْضُl-erDuا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyearz
3وَالْجِبَالُve l-cibāluج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmakve dağlar
4فَدُكَّتَاfe dukketāد ك كEzmek, kırmak, dövmek, söndürmek, öğütmek, parçalamak, tamamen ezilip parçalanmak, itmek veya zorlamakçarpıştırıldığı
5دَكَّةًdekketenد ك كEzmek, kırmak, dövmek, söndürmek, öğütmek, parçalamak, tamamen ezilip parçalanmak, itmek veya zorlamakçarpma ile
6وَاحِدَةًvāHidetenو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.bir tek
1فَيَوْمَئِذٍfe yevmeiƶinişte o gün
2وَقَعَتِveḳaǎtiو ق عDüşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.vuku bulur
3الْوَاقِعَةُl-vāḳiǎtuو ق عDüşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.olacak olan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve yeryüzü ve dağlar, bir kerecik birbirlerine çarpıp dağılınca.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve yeryüzü ve dağlar, bir kerecik birbirlerine çarpıp dağılınca.

Adem Uğur

Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman,

Ahmed Hulusi

Arz (bedenler) ve dağlar (benlikler) kaldırılıp da tek darbeyle darmadağın edildiklerinde;

Ahmet Tekin

Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp dehşetle bir defa çarpışarak, un ufak edildiği, lavlar fışkırdığı zaman olacak olur.

Ahmet Varol

Yer ve dağlar kaldırılıp bir çarpışla birbirine çarpıldığı zaman,

Ali Bulaç

Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman.

Ali Fikri Yavuz

Yer ve dağlar kaldırılıp da bir çarpılış çarpıldıkları zaman,

Ali Rıza Safa

Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, tek bir çarpılışla paramparça edildiğinde.

Bayraktar Bayraklı

Yer ve dağlar yükletilip birbirine bir çarpışla parça parça edildiğinde;

Bekir Sadak

(13-15) Sura bir ufurus ufuruldugu, yer ve daglar kaldirilip bir vurusla birbirine carpildigi zaman, iste o gun olacak olur, kiyamet kopar.

Celal Yıldırım

Yerküre ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir tek çarpılışla paramparça edildiğinde,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yeryüzü ve dağlar yerlerinden sökülüp birbirine bir defa çarptırılarak darmadağın edildiğinde;

Diyanet İşleri

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

Diyanet İşleri (eski)

(13-15) Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

Diyanet Vakfi

(13-15) Artık Sûr'a bir defa üflendiği, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman, işte o gün olacak olur (kıyamet kopar).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

o yer ve dağlar yükletilip arkasından bir çarpılış çarpıldıklarında,

Elmalılı Hamdi Yazır

O yer ve dağlar yükletilip arkasından da bir çarpılış çarpıldılar mı bir daf'a

Erhan Aktaş

Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, bir tek çarpışla parçalandığı zaman,

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, bir tek çarpışla parçalandığı zaman,

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, bir tek çarpışla parçalandığı zaman,

Fizilal-il Kuran

Yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir çarpışla birbirlerine çarpıldığı zaman,

Gültekin Onan

Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman.

Hamdi Döndüren

Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp, tek bir vuruşla birbirine çarptırılarak darmadağın olduğu zaman,

Hasan Basri Çantay

yerle dağlar yerlerinden kaldırılıb da yekdiğerine bir çarpışla hepsi toz haaline geldiği (zaman).

Hasib Asutay

Yer ve dağlar kaldırılıp, bir tek vuruşla dümdüz hale getirildiği zaman,

Hayrat Neşriyat

(13-15) Artık Sûr’a bir üfleyişle üflendiği, yer ve dağlar kaldırılıp bir darbe ile birbirine çarpıl(arak darmadağın edil)dikleri zaman, işte o gün olacak olan olmuş (kıyâmet kopmuş)tur!

İbni Kesir

Yer ile dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığında,

Mehmet Okuyan

Sûr’a tek bir kez üflendiği, yer ve dağlar taşınarak birbirine tek çarpışla çarpıştırıldığı zaman, işte o gün o olay gerçekleşmiş (olacak)tır.

Muhammed Esed

yeryüzü(nün) ve dağlar(ın) bir tek darbe ile yerlerinden sökülüp parçalandıkları (anı)!

Mustafa İslamoğlu

yeryüzü ve dağlar yerlerinden edilip, ardından da tek bir seferde un ufak edildiğinde:

Ömer Nasuhi Bilmen

(13-14) Vaktâ ki Sûr'a bir üfürülme ile üfürülmüş olur. Ve yer ve dağlar yerlerinden kaldırılmış ve birbirine bir çarpışla çarpmış, darmadağın olmuş bulunur.

Ömer Öngüt

Yer ve dağlar kaldırılıp birbirine şiddetle çarpılarak darmadağın edildiği zaman.

Suat Yıldırım

(13-14) Artık Sûr'a kuvvetle üflendiğinde, yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir tek darbe ile çarpılıp paramparça edildiğinde,

Süleyman Ateş

Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,

Süleymaniye Vakfı

ve yeryüzü ile dağlar kaldırılıp (un ufak edilerek) tek bir düzlük haline getirildiğinde,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

yeryüzü ve dağlar kaldırılır, bir tek çarpma ile darmadağın edilirler.

Şaban Piriş

Yer ve dağlar kaldırılıp birbirine çarpıldığı zaman.

Tefhim-ul Kuran

Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından da tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman.

Ümit Şimşek

Yer ve dağlar kaldırılıp tek bir darbeyle parçalandığında,

Yaşar Nuri Öztürk

Yer ve dağlar yükletilip birbirine bir çarpılışla parça parça edildiğinde,

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

yer və dağlar qaldırılıb bircə dəfə bir-birinə çırpılacağı zaman –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yer və dağlar qaldırılıb bircə dəfə bir-birinə çırpılacağı (əzilib toza dönəcəyi) zaman -

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

die ebene Erde und die Berge hochgehoben und mit einem Schlag zerschmettert werden,

Almanca — Der Edle Quran

und Erde und Berge gehoben und dann mit einem einzigen Schlag zu Staub eingeebnet werden,

Almanca — M. A. Rassoul

und die Erde samt den Bergen emporgehoben und dann mit einem einzigen Schlag niedergeschmettert wird

Almanca — Muhammad Zaidan

und die Erde und die Berge getragen werden, dann mit einem einzigen Stoß zerstampft werden,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And the earth and the mountains are given a lift and in one crash they are pounded, ending with the wrecks of matter and the crush of the Worlds,

Abdul Haleem

when the earth and its mountains are raised high and then crushed with a single blow,

Abdullah Yusuf Ali

And the earth is moved, and its mountains, and they are crushed to powder at one stroke,-

Abul A'la Maududi

and the earth and the mountains are carried aloft and are crushed to bits at one stroke,

Aisha Bewley

and the earth and the mountains are lifted and crushed with a single blow,

Al-Hilali & Khan

And the earth and the mountains shall be removed from their places, and crushed with a single crushing.

Ali Quli Qarai

and the earth and the mountains are lifted and levelled with a single leveling,

Amatul Rahman Omar

And the earth and the mountains are borne away and then crushed into fine dust with a single crash,

Arthur John Arberry

and the earth and the mountains are lifted up and crushed with a single blow,

Bijan Moeinian

On that day the earth will be thrown out of its projectile and the mountains will be pulverized to powder.

E. Henry Palmer

and the earth shall be borne away, and the mountains too, and both be crushed with one crushing;

Edip-Layth

The earth and the mountains will be removed from their place and crushed with a single crush.

George Sale

and the earth shall be moved from its place, and the mountains also, and shall be dashed in pieces at one stroke:

Hamid S. Aziz

And the earth and the mountains are borne away and crushed with a single crushing.

Mahmoud Ghali

And the earth and the mountains are borne up, then they are pounded one pounding.

Marmaduke Pickthall

And the earth with the mountains shall be lifted up and crushed with one crash,

Mohamed Ahmed - Samira

And the earth and mountains heaved and crushed to powder with one levelling blow,

Muhammad Asad

and the earth and the mountains shall be lifted up and crushed with a single stroke!

Mustafa Khattab

and the earth and mountains will be lifted up and crushed with one blow,

Progressive Muslims

And the Earth and the mountains will be removed from their place and crushed with a single crush.

Sahih International

And the earth and the mountains are lifted and leveled with one blow -

Sam Gerrans

And the earth and the mountains are lifted up and levelled with a single blow,

Shabbir Ahmed

And the earth will be moved and the mountains, and struck with a stroke.

Syed Vickar Ahamed

And the earth and its mountains shall be dislodged from their places and are crushed to powder at one stroke—

Taqi Usmani

and the earth and the mountains will be lifted and crushed into pieces with a single blow,

The Monotheist Group

And the earth and the mountains will be removed from their place and crushed with a single crush.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et que la terre et les montagnes seront soulevées puis tassées dʹun seul coup;

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erd û çiya bên rakirin û bi carekê li hev bên xistin û hûr û hêra bibin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en de aarde en de bergen opgepakt worden en in één klap vergruisd worden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als de aarde van hare plaats zal gerukt worden, en ook de bergen, en zij eensklaps in stukken gebroken zullen worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и будет (поднята и) понесена земля и горы, и (будут они) превращены в пыль за один раз, –

Rusça — Osmanov

и когда взлетят вверх земля и горы и рассыплются во прах,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och jordytan och bergen lyfts upp och krossas i en enda stöt,