(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

فَذَرْنِي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَدِيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

fe ƶernī ve men yukeƶƶibu bi hāƶā l-Hadīṧi se nestedricuhum min Hayṧu lā yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَذَرْنِيfe ƶernīو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmekbana bırak
2وَمَنْve menkimseyi
3يُكَذِّبُyukeƶƶibuك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayan
4بِهٰذَاbi hāƶābu
5الْحَدِيثِl-Hadīṧiح د ثYeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmaksözü
6سَنَسْتَدْرِجُهُمْse nestedricuhumد ر جAdım adım yürümek, kademeli olarak ilerlemek, derece derece yok etmek, bir şeyi yerleştirmek, açmak/çözmek, kademeli olarak ulaşmak, aldatmak, (bir günahkara) hoşgörü göstermek.onları derece derece yaklaştıracağız
7مِنْmin
8حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredeyerden
9لَا
10يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmedikleri

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık sen, bu sözü yalanlayanı bırak bana, biz onları yavaş yavaş, hiç bilmedikleri yerden cehenneme çeker dururuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Artık sen, bu sözü yalanlayanı bırak bana, biz onları yavaş yavaş, hiç bilmedikleri yerden cehenneme çeker dururuz.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

Ahmed Hulusi

(Rasulüm) artık beni ve bu olayı yalanlayanı (başbaşa) bırak! Onları hiç bilmedikleri yönden aşama aşama helaka götüreceğiz!

Ahmet Tekin

Bu sözü, Kur’ân’ı yalanlayanları bana bırak. Onları bilmedikleri, farkına varmadıkları yerlerden kademe kademe alçaltacağız, azâba yaklaştıracağız.

Ahmet Varol

Bu sözü yalanlayanı sen bana bırak. Biz onları bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş (azaba) yaklaştıracağız.

Ali Bulaç

Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

Ali Fikri Yavuz

O halde (Ey Rasûlüm), bu Kur’an’ı yalan sayanları bana bırak, (sen kalbini onlarla meşgul etme. Ben onların hakkından gelirim). Biz, onları, bilemiyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız; (Onlara sıhhat ve bol nimet veririz de, onu haklarında iyi zannederler. Halbuki o kâfirlere verdiğimiz bu mühletin sonu fecidir).

Ali Rıza Safa

Artık, bu sözü -hadisi- yalanlayanları, Bana bırak; bilmedikleri bir yerden, yavaş bir biçimde onları yaklaştıracağız.

Bayraktar Bayraklı

Sen, bu Kur'an'ı yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

Bekir Sadak

Kuran'i yalanlayanlari Bana birak; Biz onlari bilmedikleri yerden yavas yavas azaba yaklastiracagiz.

Celal Yıldırım

Artık bu sözü yalanlayanı bana bırak; biz, onları bilmedikleri cihetten kademe kademe sürükleyip (azaba) yaklaştırırız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sen bu sözü yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilemeyecekleri bir şekilde yavaş yavaş azaba doğru çekeceğiz.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

Diyanet İşleri (eski)

Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde Bana bırak bu sözü yalanlayanları! Biz onları bilmeyecekleri yönden derece derece azap uçurumuna yuvarlarız.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız.

Erhan Aktaş

O halde bu hadisi yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O halde bu hadisi yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O halde bu sözü yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.

Fizilal-il Kuran

Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece azaba yaklaştıracağız.

Gültekin Onan

Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

Hamdi Döndüren

Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları, bilmedikleri yönden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

Hasan Basri Çantay

Artık bu sözü yalan sayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir cihetden, derece derece azaba yaklaşdırıyoruz.

Hasib Asutay

Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanı bana bırak. (11) Onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş (azaba) yaklaştıracağız. (11. Kendini üzme.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Artık bu sözü (Kur’ân’ı) yalanlayanları bana bırak! Yakında onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş (azâba) yaklaştıracağız!

İbni Kesir

Bu sözü yalanlayanları Bana bırak. Biz; onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.

Mehmet Okuyan

Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanı bana bırak! Biz onları bilemedikleri bir şekilde yavaş yavaş helake sürükleyeceğiz.

Muhammed Esed

O halde bu haberi yalanlayanları Bana bırak. Onları, ne olup bittiğini fark etmeyecekleri şekilde, yavaş yavaş alçaltacağız;

Mustafa İslamoğlu

Artık bana bırak bu sözü yalanlayanları; hiç bilmedikleri bir yerden azar azar bitireceğiz onları.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık bu kelâmı tekzîp edenleri bana bırak. Onları bilmedikleri bir taraftan derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

Ömer Öngüt

Bu sözü yalan sayanlarla beni başbaşa bırak! Biz onları bilmeyecekleri bir cihetten derece derece azaba yaklaştıracağız.

Suat Yıldırım

(44-45) O halde sen bu şerefli sözü, Kur’ân’ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veriyorum! Doğrusu Ben’im düzenim, pek sağlamdır.

Süleyman Ateş

Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

Süleymaniye Vakfı

Bu söz (Kur'an) karşısında yalana sarılanı bana bırak! Onları beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştıracağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu söz (Kur'an) karşısında yalana sarılanı bana bırak! Onları beklemedikleri yerden adım adım kötü sona yaklaştırırız.

Şaban Piriş

Bu sözü yalan sayanları bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden ağır ağır azaba yaklaştıracağız.

Tefhim-ul Kuran

Artık bu sözü yalan sayanı sen bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (günahla yükletip azaba) yaklaştıracağız.

Ümit Şimşek

Bu sözü yalanlayanı Bana bırak. Onları ummadıkları yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu sözü yalanlayanla beni baş başa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu Sözü yalan sayanları Mənim öhdəmə burax. Biz onları tovlayıb bilmədikləri bir yöndən tədricən əzaba sürükləyirik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Artıq bu kəlamı (Qurʼanı) yalan sayanları Mənə tapşır. Biz onları özləri də bilmədən tədriclə əzaba giriftar edərik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Klage mir nichts mehr vor, und sage mir nichts über die Leute, die die Offenbarung der Lüge bezichtigten! Wir werden sie Schrittt für Schritt zur qualvollen Strafe ziehen, ohne daß sie sich dessen bewußt sind.

Almanca — Der Edle Quran

Lasse Mich (allein) mit denjenigen, die diese Aussage für Lüge erklären; Wir werden sie stufenweise (dem Verderben) näherbringen, von wo sie nicht wissen.

Almanca — M. A. Rassoul

So überlaß Mir diejenigen, die diese Verkündigung leugnen. Wir werden sie Schritt um Schritt gehen lassen, ohne daß sie es wissen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

So leave to Me the one who refuses to admit the truth of the Quran. We shall give such persons enough rope and allow them free scope, so that they overreach and commit themselves to an evil line of conduct and be swept away in the general cataclysm.

Abdul Haleem

So [Prophet] leave those who reject this revelation to Me: We shall lead them on, step by step, in ways beyond their knowledge;

Abdullah Yusuf Ali

Then leave Me alone with such as reject this Message: by degrees shall We punish them from directions they perceive not.

Abul A'la Maududi

So leave Me, (O Prophet), to deal with him who gives the lie to this Discourse. We shall draw them little by little (to their undoing) in a way that they will not know.

Aisha Bewley

So leave anyone who denies this discourse to Me! We will lead them, step by step, into destruction from where they do not know.

Al-Hilali & Khan

Then leave Me Alone with such as belie this Qur’ân. We shall punish them gradually from directions they perceive not.

Ali Quli Qarai

So leave Me with those who deny this discourse. We will draw them imperceptibly [into ruin], whence they do not know.

Amatul Rahman Omar

Therefore leave Me alone to deal with those who deny this revelation. We shall overtake them (leading them to their ruin) step by step, in a manner they do not know.

Arthur John Arberry

So leave Me with him who cries lies to this discourse! We will draw them on little by little whence they know not;

Bijan Moeinian

So Mohammad, never mind those who reject My word and leave them to Me. They will be overtaken in such a way that they cannot even realize that they are being ruined.

E. Henry Palmer

But let me alone with him who calls this new discourse a lie. We will surely bring them down by degrees from whence they do not know.

Edip-Layth

Therefore, let Me deal with those who reject this hadith; We will entice them from where they do not perceive.

George Sale

Let Me alone, therefore, with him who accuseth this new revelation of imposture. We will lead them gradually to destruction, by ways which they know not:

Hamid S. Aziz

So leave Me and him who rejects this Announcement (The Message of Muhammad); We will overtake them by degrees, from whence they perceive not:

Mahmoud Ghali

So leave Me (to deal) with him who cries lies to this discourse! We will soon draw them gradually (to punishment) from where they do not know,

Marmaduke Pickthall

Leave Me (to deal) with those who give the lie to this pronouncement. We shall lead them on by steps from whence they know not.

Mohamed Ahmed - Samira

So leave those who deny this Discourse to Me. We shall lead them step by step to (ruin) in a way they will not know.

Muhammad Asad

Hence, leave Me alone with such as give the lie to this tiding. We shall bring them low, step by step, without their perceiving how it has come about:

Mustafa Khattab

So leave to Me ˹O Prophet˺ those who reject this message. We will gradually draw them to destruction in ways they cannot comprehend.

Progressive Muslims

Therefore, let Me deal with those who reject this narration; We will entice them from where they do not perceive.

Sahih International

So leave Me, [O Muúammad], with [the matter of] whoever denies the Qur'an. We will progressively lead them [to punishment] from where they do not know.

Sam Gerrans

So leave thou Me with those who deny this narrative. We will lead them by degrees, whence they know not;

Shabbir Ahmed

So leave unto Me him who denied this Message (39:23). We shall lead them step by step to a reprisal from directions they had never conceived.

Syed Vickar Ahamed

Then leave Me Alone with those who falsify this Message: By degrees shall We punish them from directions they perceive not.

Taqi Usmani

So, leave Me alone with those who reject this discourse. We will draw them on little by little (towards Hell) from a way they do not know.

The Monotheist Group

Therefore, let Me deal with those who reject this narrative; We will entice them from where they do not perceive.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Laisse-Moi donc avec quiconque traite de mensonge ce discours; Nous allons les mener graduellement par où ils ne savent pas!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Tu min û kesê ku bi vê Quranê bawerî nayînê ji hev re bihêle. Di nêzîk de Em ê jî hêdî hêdî wan ber bi dojehê ve bikêşim, bêyî ku ew bi xwe bihisin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Spreek dus niet ten gunste van hen, die deze openbaring van bedrog beschuldigen. Wij zullen hen allengs tot de vernietiging voeren, langs wegen die zij niet kennen.

Hollandaca — Siregar

Laat daarom degene die deze Boodschap loochent aan Mij over. Wij zullen hen langzaam maar zeker vernietigen, op een manier dat zij het niet merken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Оставь же Меня (о, Пророк) с теми, кто считает ложью это повествование [Коран]. Мы постепенно завлечем их (в наказание) (дав им много богатства и детей), так что они даже не узнают [не осознают] (что они этим погружаются под наказание Аллаха).

Rusça — Osmanov

Так оставь же Меня с теми, кто отрицает это повествование (т. е. Коран). Мы постепенно извлечем их отовсюду, где бы они ни были, [и подвергнем каре].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Lämna nu åt Mig (att ta itu med) dem som förnekar sanningen i detta budskap; Vi skall föra dem mot undergången steg för steg, utan att de inser vad (som sker);