Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.

كَمَثَلِ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَرِيبًا ذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

ke meṧeli (e)lleƶīne min ḳablihim ḳarīben ƶāḳū vebāle emrihim ve lehum ǎƶābun elīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَمَثَلِke meṧeliم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.durumu gibidir
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
3مِنْmin
4قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkendilerinden önceki
5قَرِيبًاḳarībenق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın zaman
6ذَاقُواƶāḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygutadmışlardır
7وَبَالَvebāleو ب لDökmek, büyük damlalar halinde yağmak, şevkle takip etmek.vebalini
8اَمْرِهِمْemrihimا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakyaptıklarının
9وَلَهُمْve lehumve Onların
10عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
11اَلِيمٌelīmunا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, kendilerinden az önce gelip de yaptıkları işin vebâlini tatmış olanlara benzerler ve onlara elemli bir azap var.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, kendilerinden az önce gelip de yaptıkları işin vebâlini tatmış olanlara benzerler ve onlara elemli bir azap var.

Adem Uğur

(Onların durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara acıklı bir azap vardır.

Ahmed Hulusi

(Bu Yahudilerin misali) kendilerinden yakın (zaman) önce (Bedir'de) işlerinin vebalini tatmış ve kendileri için (sonsuz gelecekte) feci bir azap olan kimselerin meseli gibidir.

Ahmet Tekin

Müşriklerin ve müslüman görünerek İslâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıkların durumu, kendilerinden bir müddet önce geçmiş ve mü’minlere karşı yaptıkları kötülük planlarının cezasını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıp inleten, müthiş bir de azap vardır.

Ahmet Varol

Tıpkı kendilerinden kısa süre önce yaptıklarının cezasını tatmış olanlar gibi. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Ali Bulaç

Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, yaptıklarının sonucunu tadmışlardır. Onlara acı bir azab vardır.

Ali Fikri Yavuz

Onların hali, kendilerinden az önce geçenlerin hali gibidir ki, yaptıklarının cezasını (dünyada) taddılar. Onlara (ahirette) acıklı bir azab da var.

Ali Rıza Safa

Kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının karşılığını tatmış olanlara benziyorlar. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Onların durumu, kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanlara benzemektedir. Onlara acıklı bir azap vardır.

Bekir Sadak

Onlarin durumu, kendilerinden az zaman once gecmis ve islerinin karsiligini tatmis olanlarin durumu gibidir. Onlara can yakici azap vardir.

Celal Yıldırım

Bunlar, kendilerinden yakın bir süre önce gelip geçen, işlerinin günah ve vebalini tadan kimselere benzerler. Bunlar için elem verici bir azâb vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerinden az öncekilerin durumu gibi: Onlar yaptıklarının cezasını tatmışlardı ve onları elem veren bir azap beklemektedir.

Diyanet İşleri

Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır.

Diyanet Vakfi

(Onların durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara acıklı bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Bu yahudilerin durumu) kendilerinden az önce, işlerinin günahını tatmış olan, ahirette de kendileri için acı bir azab bulunan kimselerin (Bedir'de cezalarını bulan putperestlerin) durumu gibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Onların durumu) kendilerinden az öncekiler gibidir ki, yaptıklarının cezasını tattılar, ayrıca onlara acı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yakında önlerinden geçenler gibi ki emirlerinin vebalini tattılar, daha da onlara elim bir azab var

Erhan Aktaş

Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.

Fizilal-il Kuran

Onların durumu, kendilerinden az önce, yaptıklarının vebalini tatmış olan, ahirette de kendileri için acı bir azap bulunan kimselerin durumu gibidir.

Gültekin Onan

Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, buyruklarının / buyrultularının sonucunu tatmışlardır. Onlara acı bir azab vardır.

Hamdi Döndüren

Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş, yaptıklarının cezasını tatmış olanların durumu gibidir. Onlar için, (ahirette) can yakıcı bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

(Onların) haali kendilerinden az öncekiler (in haali) gibidir ki onlar, yapdıklarının kötü aakıbetini (dünyada) tatmışlardır. Onlar için (ahiretde de) çetin bir azab vardır.

Hasib Asutay

(O münafıkların durumu) kendilerinden az önce, yaptıklarının cezasını tatmış olan kimselerin (8) durumu gibidir. Onlar için acıklı bir azap vardır. (8. Bedir'de Müslümanlarla savaşan Mekke müşrikleri.)

Hayrat Neşriyat

(Onların misâli;) kendilerinden az önce, yaptıklarının vebâlini tatmış olanların(Bedir’de öldürülenlerin) hâli gibidir! Ve onlar için (âhirette de pek) elemli bir azab vardır.

İbni Kesir

Kendilerinden az önce geçmiş ve işlerin vebalini tatmış olanların durumu gibidir. Onlar için elim bir azab vardır.

Mehmet Okuyan

(Onların durumu), kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların örneği gibidir. Onlara elem verici bir azap vardır.

Muhammed Esed

(Ey müminler, düşmanlarınızın her ikisinin akibeti de) onlardan kısa bir süre önce, kendi yaptıklarından doğan felaketi tatmış olanlar(ınki) gibi (olacak)tır ve onları (öteki dünyada daha şiddetli) bir azap beklemektedir;

Mustafa İslamoğlu

(Onların akıbeti de), kendilerinden hemen önce yaptıklarının acısını tadanların akıbetine benzeyecektir; dahası onları can yakıcı bir azap beklemektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar, kendilerinden biraz zaman evvel işlerinin vebalini tatmış kimseler gibidirler ve kendileri için pek elemli bir azap vardır.

Ömer Öngüt

(Bu yahudilerin durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara elem verici bir azap vardır.

Suat Yıldırım

Bu Yahudilerin hali, kendilerinden az önce, yaptıkları işlerin vebalini tatmış olan, âhirette de ayrıca gayet acı bir azap çekecek olan kimselerin durumuna benzer.

Süleyman Ateş

(Onların durumu), kendilerinden az önce, yaptıklarının vebalini tatmış olan, ahirette de kendileri için acı bir azab bulunan kimselerin durumu gibidir.

Süleymaniye Vakfı

Onların (Beni Nadir Yahudilerinin) durumu, kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının cezasını tadanların (Beni Kaynuka Yahudilerinin) durumu gibidir. Onlar için acıklı bir azap oldu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunların davranışı, kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının cezasını tadanların davranışı gibidir. Bunların da hak ettiği acıklı bir azaptır.

Şaban Piriş

Onlar, kendilerinden az önce, yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar için acı bir azap vardır.

Tefhim-ul Kuran

Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, yaptıklarının sonucunu tadmışlardır. Onlar için acı bir azab vardır.

Ümit Şimşek

Onların durumu, kendilerinden az bir zaman önce, yaptıklarının vebalini tatmış olanların durumu gibidir. Onlar için ayrıca acı bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerinden biraz önce günahlarının vebalini tadanlara benziyorlar. Acı bir azap var onlara...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar özlərindən bir az əvvəl əməllərinin cəzasını dadmış, özləri üçün də ağrılı-acılı bir əzab hazırlanmış kimsələrə bənzəyirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar özlərindən bir az əvvəl əməllərinin cəzasını (dünyada) dadmış kimsələrə (Bədrdə məğlub olmuş Məkkə müşriklərinə) bənzəyirlər. Onları (axirətdə) şiddətli bir əzab gözləyir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie ähneln den Ungläubigen, die es kurz vor ihnen gab. Diese haben im Diesseits die Folgen ihres Unglaubens erlitten, und auf sie wartet eine qualvolle Strafe im Jenseits.

Almanca — Der Edle Quran

Es ist wie das Gleichnis derjenigen (, die es) nahe vor ihnen (erlebten). Sie haben die schlimmen Folgen ihres Verhaltens gekostet, und für sie wird es schmerzhafte Strafe geben.

Almanca — M. A. Rassoul

gleich jenen, die kurz vor ihnen die bösen Folgen ihrer Handlungsweise kosteten. Und für sie ist eine qualvolle Strafe (bereitet)

Almanca — Muhammad Zaidan

Gleich denjenigen vor ihnen vor kurzer Zeit, sie erfuhren die bösen Konsequenzen ihrer Angelegenheit, und für sie ist qualvolle Peinigung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They are like those Pagans of Quraish, who tasted the fatal consequences of the evil way they conducted themselves in life not long ago at the battle of Badr, and there is yet an unsparing penalty and condign punishment.

Abdul Haleem

Like those who went just before them, they have tasted the result of their conduct and a painful punishment awaits them.

Abdullah Yusuf Ali

Like those who lately preceded them, they have tasted the evil result of their conduct; and (in the Hereafter there is) for them a grievous Penalty;-

Abul A'la Maududi

They are like those who tasted the evil consequences of their deeds a short while before. A grievous chastisement awaits them.

Aisha Bewley

They are the same as those a short time before them who tasted the evil consequences of what they did. They will have a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

They are like their immediate predecessors (the Jews of Banû Qainûqâ‘, who suffered); they tasted the evil result of their conduct, and (in the Hereafter, there is) for them a painful torment.

Ali Quli Qarai

like those who, recently before them, tasted the evil consequences of their conduct, and there is a painful punishment for them.

Amatul Rahman Omar

(Their case is) like the case of (Banû Qainuqa`, a Jew tribe at Madînah) their immediate predecessors (who were defeated). They suffered the evil consequences of their (evil) doings, and they received a woeful punishment.

Arthur John Arberry

Like those who a short time before them tasted the mischief of their action; there awaits them a painful chastisement.

Bijan Moeinian

Their fate is the same as the disbelievers before them: total loss. They are going to be punished severely.

E. Henry Palmer

Like unto those before them, recently they tasted the evil result of their affair, and for them is grievous woe.

Edip-Layth

Like the example of those who preceded them. They suffered the consequences of their decisions. They have incurred a painful retribution.

George Sale

Like those who lately preceded them, they have tasted the evil consequence of their deed; and a painful torment is prepared for them hereafter.

Hamid S. Aziz

Like those who preceded them lately, they tasted the evil result of their affair, and theirs is a painful punishment.

Mahmoud Ghali

(They are) as the likeness of (the ones) who were before them, they tasted the pernicious result of (disobeying the) Command (of Allah to them); and they will have a painful torment)

Marmaduke Pickthall

On the likeness of those (who suffered) a short time before them, they taste the ill-effects of their own conduct, and theirs is painful punishment.

Mohamed Ahmed - Samira

Like those who had tasted the gravity of their actions a little before them. There is a grievous punishment for them.

Muhammad Asad

[To both kinds of your enemies, O believers, is bound to happen] the like of [what happened to] those who, a short while before them, had to taste the evil that came from their own doings, with [yet more] grievous suffering awaiting them [in the life to come]:

Mustafa Khattab

They are ˹both just˺ like those who recently went down before them:[1] they tasted the evil consequences of their doings. And they will suffer a painful punishment.

Progressive Muslims

Like the example of those who preceded them. They suffered the consequences of their decisions. They have incurred a painful retribution.

Sahih International

[Theirs is] like the example of those shortly before them: they tasted the bad consequence of their affair, and they will have a painful punishment.

Sam Gerrans

As the likeness of those shortly before them: — they tasted the evil consequence of their affair, and they have a painful punishment;

Shabbir Ahmed

Their example is the same as of those who lately preceded them. They tasted the calamity for their (wrong) decisions, and theirs is the awful doom.

Syed Vickar Ahamed

They are like those who recently came before them, they have tasted the evil result of what they did; And (in the Hereafter there is) a painful penalty for them;

Taqi Usmani

The example (of Banū NaDīr) is like those who were before them in near past, who tasted the evil consequence of their conduct, and for them (in the Hereafter) there is a painful punishment.

The Monotheist Group

Like the example of those who preceded them. They suffered the consequences of their decisions. They have incurred a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils sont semblables à ceux qui, peu de temps avant eux, ont goûté la conséquence de leur comportement et ils auront un châtiment douloureux;

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Rewşa wan cihûyan) mîna rewşa wan (muşrik)ên ku di beriya wan de, ji nêzîk ve (li dinyayê) cezayê kar û kiryarên xwe çêjandine û ji bo wan (li axiretê) ezabekî dijwar heye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zoals bijvoorbeeld zij die kort voor hen het walgelijke van hun gedrag geproefd hebben; voor hen is er een pijnlijke bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gelijk degenen, die hen voorafgingen hebben zij het booze gevolg van hunne daden geproefd, en eene pijnlijke straf is hiernamaals voor hen gereed gemaakt.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Они] подобны тем, которые были недавно до них, [которые] вкусили злое наказание за свои деяния и которым [еще] уготована мучительная кара.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Liksom de som en kort tid före dem fick känna på (de onda) följderna av sina handlingar, måste de utstå svåra lidanden (också i nästa liv).