(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ اِلٰى شَيْءٍ نُكُرٍ خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌ
fe tevelle ǎnhum yevme yed'u d-dāǐ ilā şey'in nukurin / ḣuşşeǎn ebSāruhum yeḣrucūne mine l-ecdāṧi keennehum cerādun munteşirun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Gözleri yerde, kabirlerden çıkarlar, sanki onlar, dağılmış çekirgelerdir.
Abdulkadir Gölpınarlı
Gözleri yerde, kabirlerden çıkarlar, sanki onlar, dağılmış çekirgelerdir.
Adem Uğur
Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar.
Ahmed Hulusi
Gözleri dehşetten önlerine eğik halde, sanki yayılan çekirge sürüsü misali, cedeslerinden (kozalarından) çıkıyorlar.
Ahmet Tekin
Kâfirler, bakışları, korku ve saygıdan perişan bir halde, savrulan çekirge sürüleri gibi kabirlerden çıkarlar.
Ahmet Varol
Gözleri düşkün (zillet içinde), sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Ali Bulaç
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Ali Fikri Yavuz
(Korkudan) gözleri baygın olarak kabirlerden çıkacaklar; etrafa yayılan çekirgeler gibi...
Ali Rıza Safa
Alçalmış bakışlarla, yayılan çekirgeler gibi mezarlarından çıkarlar.
Bayraktar Bayraklı
Gözleri korkudan perişan bir vaziyette, etrafa saçılmış çekirgeler gibi bulundukları yerden çıkarlar.
Bekir Sadak
(7-8) Gozleri dalgin dalgin, cekirgeler gibi yayilmis, o cagirana kosarak kabirlerden cikarlar. Inkarcilar: «Bu, zorlu bir gundur» derler.
Celal Yıldırım
Onlar da gözleri korkudan önlerine eğik bir halde kabirlerinden çıkarlar; tıpkı etrafa yayılan çekirge misâli.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(7-8) Gözlerini korku bürümüş halde kabirlerinden çıkıp etrafa yayılmış çekirgeler gibi o çağrıcıya doğru koşarlar. İnkârcılar, “Bu, gerçekten zor bir gün!” derler.
Diyanet İşleri
(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Diyanet İşleri (eski)
(7-8) Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: 'Bu, zorlu bir gündür' derler.
Diyanet Vakfi
(7-8) Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde ve dâvetçiye koşarak kabirlerden çıkarlar. O esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gözleri düşkün düşkün sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gözleri düşgün düşgün kabirlerden çıkarlar, sanki çıvgın çekirgeler gibi
Erhan Aktaş
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
Fizilal-il Kuran
Mezarlarından donuk ve ürkek bakışlarla çıkarak çekirge sürüsü gibi etrafa yayılırlar.
Gültekin Onan
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Hamdi Döndüren
(O gün, onlar) gözleri düşkün olarak kabirlerinden çıkarlar. Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibidirler.
Hasan Basri Çantay
gözleri zelil ve hakıyr (dönüş) olarak, (hepsi de) çıvgın (ve yaygın) çekirgeler gibi, kabirler (in) den çıkacaklar,
Hasib Asutay
Gözleri düşkün olarak, yayılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Hayrat Neşriyat
(7-8) (O gün) gözleri (korku içinde) baygın olarak kabirlerden çıkarlar; sanki onlar, yayılmış çekirgeler gibi o çağırıcıya (İsrâfîl’e) doğru koşan kimselerdir. Kâfirler (o gün) der ki: 'Bu, pek zor bir gündür!'
İbni Kesir
Gözleri hor ve hakir olarak, yaygın çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Mehmet Okuyan
Etrafa yayılmış çekirgeler gibi bakışları perişan bir hâlde mezarlardan çıkacaklardır.
Muhammed Esed
onlar kederli gözlerle, (rüzgarın) dağıtıp savurduğu çekirgeler gibi mezarlarından kalkacaklar,
Mustafa İslamoğlu
onlar yılgın ve bitkin gözlerle, savrulmuş çekirge sürüleri gibi mevzilerinden çıkacaklar;
Ömer Nasuhi Bilmen
Gözlerî zeliller olarak kabirlerinden çıkacaklardır. Sanki onlar dağılmış çekirgelerdir.
Ömer Öngüt
Gözleri dalgın dalgın (zillet ve dehşet içinde), tıpkı etrafa yayılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Suat Yıldırım
Gözleri korkudan önlerine eğildikçe eğilmiş, dehşet içinde mezarlarından çıkar, yayılmış çekirgeler gibi her tarafı dalga dalga kaplarlar.
Süleyman Ateş
Gözleri düşkün düşkün (zillet ve dehşet içinde) kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler.
Süleymaniye Vakfı
bakışları öne eğik vaziyette kabirlerinden çıkacaklar, etrafa yayılan çekirgeler gibi olacaklar,
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Gözleri saygıyla öne eğik olarak kabirlerinden çıkar, çekirge sürüleri gibi olurlar.
Şaban Piriş
(7-8) Gözleri yere yıkık çekirgeler gibi yayılmış o çağırana koşarak kabirlerinden çıkarlar. Kafirler: -Bu, zor bir gün! derler.
Tefhim-ul Kuran
Gözler 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'etrafa serpilen' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Ümit Şimşek
Ürkek bakışlarla, yayılmış çekirgeler gibi mezarlarından çıkarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Kaymış olarak gözleri, çıkarlar kabirlerden. Sanki çekirgelerdir, çıvgın mı çıvgın!
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
onlar zəlil baxışlarla gözlərini aşağı dikmiş halda ətrafa yayılan çəyirtkələr kimi qəbirlərindən çıxacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar (o gün) gözlərini zəlilanə aşağı tikib (ətrafa) səpələnmiş çəyirtkələr kimi qəbirlərindən çıxacaqlar.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Mit niedergeschlagenem Blick werden sie wie Unmengen von Heuschrecken aus den Gräbern kommen
Almanca — Der Edle Quran
werden sie mit gedemütigten Blicken aus den Gräbern herauskommen wie ausschwärmende Heuschrecken,
Almanca — M. A. Rassoul
werden sie mit niedergeschlagenen Blicken aus den Gräbern hervorkommen, als wären sie weithin zerstreute Heuschrecken
Almanca — Muhammad Zaidan
erniedrigt sind ihre Blicke, sie kommen aus den Gräbern heraus, als wären sie ausschwärmende Heuschrecken,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Incensed by humiliation reflecting their multiplied wrongs, they will emerge from the graves with downcast eyes in throngs like locusts clustering in myriads,
Abdul Haleem
eyes downcast, they will come out of their graves like swarming locusts
Abdullah Yusuf Ali
They will come forth,- their eyes humbled - from (their) graves, (torpid) like locusts scattered abroad,
Abul A'la Maududi
with down-cast eyes they shall go forth from their graves, as though they were scattered locusts.
Aisha Bewley
they will emerge from their graves with downcast eyes, like swarming locusts,
Al-Hilali & Khan
They will come forth, with humbled eyes from (their) graves as if they were locusts spread abroad,
Ali Quli Qarai
with a humbled look [in their eyes], they will emerge from the graves as if they were scattered locusts,
Amatul Rahman Omar
While (with the sense of remorse) their eyes will be downcast, they will come forth from (their) graves as though they were (swarms of) locusts being scattered about,
Arthur John Arberry
abasing their eyes, they shall come forth from the tombs as if they were scattered grasshoppers,
Bijan Moeinian
They will come out of their graves with the most horrified eyes resembling to a bunch of locusts.
E. Henry Palmer
Humbly casting down their looks shall they come forth from their graves, as though they were locusts scattered abroad!
Edip-Layth
With their eyes humiliated, they come out of the graves like scattered cicadas.
George Sale
they shall come forth from their graves with down-cast looks: Numerous as locusts scattered far abroad;
Hamid S. Aziz
With downcast eyes, they come forth from their graves as if they were scattered locusts,
Mahmoud Ghali
With most submissive be holdings, they will go out of the graves as if they were locusts spread abroad,
Marmaduke Pickthall
With downcast eyes, they come forth from the graves as they were locusts spread abroad,
Mohamed Ahmed - Samira
They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
Muhammad Asad
they will come forth from their graves, with their eyes downcast, [swarming about] like locusts scattered [by the wind],
Mustafa Khattab
With eyes downcast, they will come forth from the graves as if they were swarming locusts,
Progressive Muslims
With their eyes humiliated, they come out of the graves like scattered locusts.
Sahih International
Their eyes humbled, they will emerge from the graves as if they were locusts spreading,
Sam Gerrans
Their eyes humbled, they will come forth from the graves like locusts spreading,
Shabbir Ahmed
They will come forth from their places of rest like a swarm of locusts, but will be thoroughly dispersed with their eyes downcast.
Syed Vickar Ahamed
They will come forth— Their eyes humbled—. From (their) graves, (dazed) like locusts scattered aboard.
Taqi Usmani
With their eyes humbled, they will come out of the graves like locusts spread all over,
The Monotheist Group
With their eyes humiliated, they come out of the graves like scattered locusts.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
les regards baissés, ils sortiront des tombes comme des sauterelles éparpillées,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Çavtirsandî û çavşikestî ji tirban derdikevin, her wekî ew kuliyên belavbûyî ne...
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en zij met hun deemoedige blikken uit de graven tevoorschijn komen alsof zij uiteengejaagde sprinkhanen zijn,
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zullen zij met nedergeslagen blikken uit hunne graven komen, talrijk, als verspreide sprinkhanen.
Hollandaca — Siregar
Met teneergeslagen blikken komen zij uit de graven tevoorschijn, alsof zij verspreidde sprinkhanen zijn.
Rusça (1)
Rusça — Ebu Adel
с униженными взорами выйдут они [неверующие] из могил, (в своем множестве и движении к месту расчета) подобно саранче рассеявшейся,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
kommer de att stiga ut ur sina gravar, stirrande i marken, och som svärmar av gräshoppor