(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰى

ve n-necmi iƶā hevā / mā Delle SāHibukum ve mā ğavā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالنَّجْمِve n-necmiن ج مGörünmek/yükselmek/başlamak, başarmak, takip etmek, devam etmekyıldıza andolsun
2اِذَاiƶāzaman
3هَوٰىhevāه و يKuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayalleraşağı kaydığı
1مَا
2ضَلَّDelleض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.sapmadı
3صَاحِبُكُمْSāHibukumص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.arkadaşınız
4وَمَاve māve
5غَوٰىğavāغ و يHata yapmak, sapmak veya yolunu kaybetmek, dikkatsiz, ihmalkar, dalgın, kasıtsız, düşüncesiz, umursamaz, unutkan; yanıltılmak/baştan çıkarılmak, hayal kırıklığına uğramak, karanlıkta yolculuk etmek, orada uzağa gitmek; karanlık, yoğun siyah, en koyu siyah; gençliğin ilk dönemi veya hali; karınazmadı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı.

Adem Uğur

Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı.

Ahmed Hulusi

Arkadaşınız ne saptı ne de azdı!

Ahmet Tekin

Hemşehriniz, arkadaşınız Muhammed, başına buyruk hareket etmedi, hak yoldan uzaklaşmadı, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih etmedi, bâtıla inanmadı, insanlara karşı hiçbir zaman haince bir düşünce taşımadı.

Ahmet Varol

Arkadaşınız sapmadı da, azmadı da.

Ali Bulaç

Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.

Ali Fikri Yavuz

Sapmadı doğru yoldan arkadaşınız (Hz. Peygamber), azıtmadı da; (haberiniz olsun, ey Kureyş halkı!)

Ali Rıza Safa

Arkadaşınız, ne sapmış ne de azmıştır.

Bayraktar Bayraklı

- Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.

Bekir Sadak

Arkadasiniz (Muhammed) sapmamis ve azmamistir.

Celal Yıldırım

Arkadaşınız (Muhammed) ne sapıttı, ne de azıttı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(1-2) Battığı sırada yıldıza andolsun ki bu arkadaşınız ne sapıtmış ne de eğri yola gitmiştir.

Diyanet İşleri

(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

Diyanet İşleri (eski)

Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.

Diyanet Vakfi

(1-3) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da!

Elmalılı Hamdi Yazır

Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da

Erhan Aktaş

Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.

Fizilal-il Kuran

Arkadaşınız Muhammed ne sapıttı ne de azıttı.

Gültekin Onan

Arkadaşınız (olan peygamber) sapmadı ve azmadı.

Hamdi Döndüren

Arkadaşınız (Muhammed) ne yolunu şaşırmış ne de yanılmıştır!

Hasan Basri Çantay

saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı.

Hasib Asutay

Arkadaşınız sapmadı ve azmadı.

Hayrat Neşriyat

(1-2) Battığı zaman necm’e (o yıldıza) and olsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve azmadı!

İbni Kesir

Arkadaşınız sapmamış ve azmamıştır.

Mehmet Okuyan

Arkadaşınız (Muhammed), sapmamış ve azgınlaşmamıştır.

Muhammed Esed

Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır,

Mustafa İslamoğlu

Arkadaşınız ne sapmıştır, ne kanmıştır;

Ömer Nasuhi Bilmen

(2-3) Sahibiniz şaşırmadı ve bâtıla inanmadı. Ve hevâdan söz söylemez.

Ömer Öngüt

Arkadaşınız sapmamış ve azmamıştır.

Suat Yıldırım

Arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı.

Süleyman Ateş

Arkadaşınız sapmadı, azmadı.

Süleymaniye Vakfı

Arkadaşınız doğru yoldan sapmadı, yanlış kurgulara da kapılmadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Arkadaşınızın yoldan çıkmadığı ve boş hayallere kapılmadığı da önemlidir.

Şaban Piriş

Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı.

Tefhim-ul Kuran

Sahibiniz (olan peygamber) şaşırıp sapmadı ve azmadı.

Ümit Şimşek

Arkadaşınız ne saptı, ne de şaşırdı.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sizin yoldaşınız nə haqdan azmış, nə də yoldan çıxmışdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sizin yoldaşınız (Muhəmməd əleyhissəlam) nə haqq yoldan sapmış, nə də azmışdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Euer Gefährte hat sich weder vom geraden Weg abbringen lassen, noch irrt er sich.

Almanca — Der Edle Quran

Nicht in die Irre geht euer Gefährte, und auch nicht einem Irrtum ist er erlegen,

Almanca — M. A. Rassoul

Euer Gefährte ist weder verwirrt, noch befindet er sich im Unrecht

Almanca — Muhammad Zaidan

Euer Weggenosse ist weder irregegangen, noch folgte er einer Verführung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In confirmation of the truthful attributes of your compatriot Muhammad- who did not err nor stray from the path of safety and righteousness,

Abdul Haleem

Your companion has not strayed; he is not deluded;

Abdullah Yusuf Ali

Your Companion is neither astray nor being misled.

Abul A'la Maududi

your companion has neither strayed nor is he deluded;

Aisha Bewley

your companion is not misguided or misled;

Al-Hilali & Khan

Your companion (Muhammad صلى الله عليه وسلم) has neither gone astray nor has erred.

Ali Quli Qarai

your companion has neither gone astray, nor gone amiss.

Amatul Rahman Omar

That your comrade (Muhammad) has neither deviated (from true guidance in his practices) nor has he erred (in his beliefs).

Arthur John Arberry

your comrade is not astray, neither errs,

Bijan Moeinian

That your fellow citizen (Mohammad) is neither wrong nor misled.

E. Henry Palmer

your comrade errs not, nor is he deluded!

Edip-Layth

Your friend was not astray, nor was he deceived.

George Sale

your companion Mohammed erreth not, nor is he led astray:

Hamid S. Aziz

Your companion (Muhammad) does not err, nor is he deceived (or astray or is misled);

Mahmoud Ghali

In no way has your companion (The Prophet) erred, and in no way is he misguided.

Marmaduke Pickthall

Your comrade erreth not, nor is deceived;

Mohamed Ahmed - Samira

That your companion is not confused, nor has he gone astray,

Muhammad Asad

This fellow-man of yours has not gone astray, nor is he deluded,

Mustafa Khattab

Your fellow man[1] is neither misguided nor astray.

Progressive Muslims

Your friend was not astray, nor was he deceived.

Sahih International

Your companion [Muúammad] has not strayed, nor has he erred,

Sam Gerrans

Your companion has not strayed, nor has he erred,

Shabbir Ahmed

Your honored companion is neither in error, nor is he misled.

Syed Vickar Ahamed

Your Companion (the Prophet) is not in evil ways and (he is) not being misled.

Taqi Usmani

your fellow (the Holy Prophet) has neither missed the way, nor did he deviate.

The Monotheist Group

Your friend was not astray, nor was he deceived.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Votre compagnon ne sʹest pas égaré et nʹa pas été induit en erreur

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hevalê we (Pêxember) ji riya rast derneketiye û bi batilî bawer nekiriye…

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie medeburger dwaalt niet en heeft geen afwijking,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Uw makker Mahomet dwaalt niet, en hij is niet afgeleid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(что) не заблудился (с истинного пути) [не является невежей] товарищ [единоплеменник] ваш (о, курайшиты) [Мухаммад] и не отклонился он.

Rusça — Osmanov

Не заблудился ваш собрат и не обольщен [демонами].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Er landsman har inte gått vilse och han är alls inte besatt.