Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.

فَوَرَبِّ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَا اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ

fe ve rabbi s-semāi ve l-erDi innehu le Haḳḳun miṧle mā ennekum tenTiḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَوَرَبِّfe ve rabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbine andolsun ki
2السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göğün
3وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerin
4اِنَّهُinnehuşüphesiz O
5لَحَقٌّle Haḳḳunح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçektir
6مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.gibi
7مَاşey
8اَنَّكُمْennekumsizin
9تَنْطِقُونَtenTiḳūneن ط قKonuşmak, seslendirmek, sesleri artiküle etmek, net konuşmak.konuştuğunuz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de andolsun göğün ve yeryüzünün Rabbine ki hiç şüphe yok, gerçektir o, nasıl siz konuşup söylüyorsunuz.

Adem Uğur

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

Ahmed Hulusi

Semanın ve arzın Rabbine yemin ederim ki, kesinlikle o (bildirilen gelecektekiler), sizin konuşmanız kadar olağan bir gerçektir.

Ahmet Tekin

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, O Kur’ân sizin kullandığınız düşünce usullerine, mantığınıza, konuşma üslûbunuza benzer bir üslupla indirilen hakça düzeni içeren hak bir kitaptır.

Ahmet Varol

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki o, sizin konuşmanız gibi gerçektir.

Ali Bulaç

İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz, o (size va'dedilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir.

Ali Fikri Yavuz

İşte o semânın ve yerin Rabbine yemin olsun ki, bu vaad olunan (cennet), sizin konuşmanız (sabit olduğu) gibi, muhakkak bir gerçektir.

Ali Rıza Safa

İşte, Göklerin ve Yeryüzünün Efendisine yemin olsun ki, aslında, O, sizin konuşmanız gibi kesin gerçektir.

Bayraktar Bayraklı

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, bu Kur'an, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

Bekir Sadak

Gogun ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konusmaniz kadar kesin ve gercektir. *

Celal Yıldırım

Göğün ve yerin Rabbi hakkı için, gerçekten bu, sizin kendi konuşmanızda (şüpheniz olmadığı) gibi hakktır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Göğün ve yerin rabbine andolsun ki bu, tıpkı sizin konuşmanız kadar gerçek!

Diyanet İşleri

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.

Diyanet İşleri (eski)

Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.

Diyanet Vakfi

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, o şüphesiz gerçektir; tıpkı sizin konuşmanız gibi.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte o Göğün ve Yerin rabbına kasem ederim ki o şübhesiz haktır sizin natık olmanız gibi

Erhan Aktaş

Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da o kadar gerçektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da o kadar gerçektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da o kadar gerçektir.

Fizilal-il Kuran

Göklerin ve yerin Rabb'ine and olsun ki bu vaad, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.

Gültekin Onan

İşte, göğün ve yerin rabbine andolsun ki şüphesiz, o (size vaad edilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir.

Hamdi Döndüren

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, bu vaat, tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.

Hasan Basri Çantay

İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki (va'd olunduğunuz) o (şeyler) tıpkı sizin konuşduğunuz gibi şübhesiz ve kat'i bir gerçekdir.

Hasib Asutay

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki şüphesiz o (va'd), sizin (aranızda) konuştuğunuz gibi gerçektir. (4) (4. Buna göre insan kendi konuşmasının kendisine ait olmasından nasıl şüphe etmezse, Allah'ın bildirdiği şeylerden de öyle şüphe etmemelidir.)

Hayrat Neşriyat

İşte göğün ve yerin Rabbine and olsun ki, şübhesiz o, gerçekten sizin konuşmakta olmanız gibi kesin bir gerçektir.

İbni Kesir

Göğün ve yerin Rabbına andolsun ki; bu, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

Mehmet Okuyan

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun: Bu (vadedilen gün) konuşmanız gibi gerçektir.

Muhammed Esed

yerin ve göğün Rabbine andolsun ki bu (ölümden sonraki hayat) gerçektir; konuşma (yeteneği)ne sahip olmanız kadar gerçek!

Mustafa İslamoğlu

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, bu (yeniden diriliş) en az(ından) sizin konuşma yeteneğiniz kadar gerçektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

(22-23) Ve gökte de rızkınız ve vaadolunur olduğunuz şey (vardır). İşte o göğün ve yerin Rabbine kasem olsun ki o (size vaadedilen) herhalde sabittir, sizin söz söyler olmanız gibi (bir hakikattır).

Ömer Öngüt

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

Suat Yıldırım

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki bu vaad, tıpkı sizin konuşmanızın sabit olduğu gibi bir gerçektir.

Süleyman Ateş

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o, sizin konuştuğunuz gibi gerçektir.

Süleymaniye Vakfı

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki o vaat, sizin konuşuyor olmanız gibi gerçektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göğün ve yerin Rabbinin (Sahibinin) hakkı için o (söz verilen şey), aranızdaki konuşmalar kadar gerçektir.

Şaban Piriş

Göğün ve yerin Rabb'ine andolsun ki, size vaat edilenler, tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.

Tefhim-ul Kuran

İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, hiç tartışmasız, o (size va'dedilen) sizin (kendi aranızda) konuştuklarınız kadar, kuşkusu olmayan kesin bir gerçektir.

Ümit Şimşek

Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçek ise, bu vaad de öyle gerçektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konuşabildiğiniz gibi kesin bir gerçektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Göyün və yerin Rəbbinə and olsun ki, bu vəd sizin danışmağa qüdrətiniz olduğu kimi həqiqətdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Göyün və yerin Rəbbinə (sahibinə) and olsun ki, bu (deyilənlər) sizin danışığınız (dediyiniz sözün öz sözünüz olması) kimi həqiqətdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Beim Herrn der Himmel und der Erde! Es ist alles wahr, so wahr wie ihr sprecht.

Almanca — Der Edle Quran

Beim Herrn des Himmels und der Erde, das ist gewiß so wahr, gleichermaßen wie ihr reden könnt.

Almanca — M. A. Rassoul

Darum, bei dem Herrn des Himmels und der Erde - dies ist gewiß wahr, eben wie (es wahr ist,) daß ihr redet.

Almanca — Muhammad Zaidan

Beim HERRN des Himmels und der Erde! Gewiß, es ist bestimmt wahr, genauso (wie es wahr ist), daß ihr sprecht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And so, by the Maker of the heavens and the earth: all of which promise has been made, is as true as the needle to the pole and as true as you express yourselves in words.

Abdul Haleem

By the Lord of the heavens and earth! All this is as real as your speaking.

Abdullah Yusuf Ali

Then, by the Lord of heaven and earth, this is the very Truth, as much as the fact that ye can speak intelligently to each other.

Abul A'la Maududi

So, by the Lord of the heaven and the earth, this is certainly true, as true as the fact of your speaking.

Aisha Bewley

By the Lord of heaven and earth, it is certainly the truth, just as you have speech.

Al-Hilali & Khan

Then by the Lord of the heaven and the earth, it is the truth (i.e. what has been promised to you), just as it is the truth that you can speak.

Ali Quli Qarai

By the Lord of the sky and the earth, it is indeed the truth, just as [it is a fact that] you speak.

Amatul Rahman Omar

By the Lord of the heavens and the earth that which you are promised is true. It is as true as the fact that you can speak to one another.

Arthur John Arberry

So by the Lord of heaven and earth, it is as surely true as that you have speech.

Bijan Moeinian

By the Lord of Heaven [the world of unseen] and the earth [materialistic world] whatever you have heard is as true as any truth that you speak yourself about.

E. Henry Palmer

But by the Lord of the heaven and the earth! verily, it is the truth,- like that which ye do utter!

Edip-Layth

By the Lord of the heaven and the earth, this is truth just as the fact that you speak.

George Sale

Wherefore by the Lord of heaven and earth I swear that this is certainly the truth; according to what yourselves speak.

Hamid S. Aziz

And by the Lord of the heavens and the earth! It is most surely the truth, even as you speak.

Mahmoud Ghali

So by The Lord of the heaven and the earth, surely it is indeed true as (it is true) that you (can) pronounce (your languages).

Marmaduke Pickthall

And by the Lord of the heavens and the earth, it is the truth, even as (it is true) that ye speak.

Mohamed Ahmed - Samira

By the Lord of the heavens and the earth, this is certainly true even as you speak.

Muhammad Asad

for, by the Sustainer of heaven and earth, this [life after death] is the very truth - as true as that you are endowed with speech!

Mustafa Khattab

Then by the Lord of heaven and earth! ˹All˺ this is certainly as true as ˹the fact that˺ you can speak!

Progressive Muslims

By the Lord of the heaven and the Earth, this is truth just as the fact that you speak.

Sahih International

Then by the Lord of the heaven and earth, indeed, it is truth - just as [sure as] it is that you are speaking.

Sam Gerrans

Then by the Lord of Heaven and Earth, it is as true as that you are speaking!

Shabbir Ahmed

And by the Lord of the heavens and the earth, all that which is being said is as Real as your speaking to one another.

Syed Vickar Ahamed

Then by the Lord of heaven and earth, this is the very Truth, as much as the fact that you can speak intelligently to each other.

Taqi Usmani

So, by the Lord of the heavens and the earth, it (the Day of Recompense) is a reality, as sure as the fact that you (can) speak.

The Monotheist Group

By the Lord of the heaven and the earth, this is truth just as the fact that you speak.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Par le Seigneur du ciel et de la terre! Ceci est tout aussi vrai que le fait que vous parliez.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi Xwedayê asîman û erdê sond be, ev peymana (ku ji we re tê dayîn) wekî peyivîna we, rast û heq e

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Bij de Heer van de hemel en de aarde, het is zo waar als dat jullie kunnen spreken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom zweer ik bij den Heer van hemel en aarde, dat dit zekerlijk de waarheid is; overeenkomstig datgene, wat gij zelf zegt.

Hollandaca — Siregar

Bij de Heer van de hemel en de aarde: voorwaar, het is zeker waar, zo waar als (het feit) dat jullie spreken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Клянусь же Господом небес и земли, (что) поистине это [то, что обещано] – истина, такая же (несомненная) как и то, что вы разговариваете [обладаете даром речи]!

Rusça — Osmanov

Клянусь Господом неба и земли, что обещанное - истина, столь же [непреложная], как то, что вы обладаете даром речи.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ja, vid himlarnas och jordens Herre! - allt detta är sanning, (lika sant) som att ni har förmågan att tala!