(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.

وَحَسِبُوا اَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا وَصَمُّوا ثُمَّ تَابَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا وَصَمُّوا كَثِيرٌ مِنْهُمْ وَاللّٰهُ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ

ve Hasibū ellā tekūne fitnetun fe ǎmū ve Sammū ṧumme tābe (a)llahu ǎleyhim ṧumme ǎmū ve Sammū keṧīrun minhum ve(a)llahu beSīrun bimā yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَحَسِبُواve Hasibūح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.ve sandılar
2اَلَّاellā
3تَكُونَtekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmayacak
4فِتْنَةٌfitnetunف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.bir fitne
5فَعَمُواfe ǎmūع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.kör oldular
6وَصَمُّواve Sammūص م مsağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olmasıve sağır kesildiler
7ثُمَّṧummesonra, ayrıca
8تَابَtābeت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbesini kabul etti
9اللّٰهُ(a)llahuAllah
10عَلَيْهِمْǎleyhimonların
11ثُمَّṧummesonra yine
12عَمُواǎmūع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.kör
13وَصَمُّواve Sammūص م مsağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olmasıve sağır kesildiler
14كَثِيرٌkeṧīrunك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çokları
15مِنْهُمْminhumonlardan
16وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
17بَصِيرٌbeSīrunب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörüyor
18بِمَاbimāne ki
19يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve sandılar ki bir cezaya uğramayacaklar. Kör oldular âdeta, sağır kesildiler, sonra tövbe ettiler, Allah kabul etti, sonra gene de çoğu körleşti, sağır oldu ve Allah, onların yaptıklarını tamamıyla görür.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve sandılar ki bir cezaya uğramayacaklar. Kör oldular âdeta, sağır kesildiler, sonra tövbe ettiler, Allah kabul etti, sonra gene de çoğu körleşti, sağır oldu ve Allah, onların yaptıklarını tamamıyla görür.

Adem Uğur

Bir belâ olmayacak zannettiler de kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoğu yine kör ve sağır oldu. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

Ahmed Hulusi

Bir zararı olmayacak zannettiler de (hakikate) kör oldular, (hakikatin seslenişine) sağır kesildiler! Sonra Allah onların tövbelerini kabul etti. . . Sonra onlardan çoğu (yine) kör (hakikati değerlendirememek) ve sağır (anlatılanı algılayamamak) kesildiler! Allah onların yapmakta olduklarına (yaptıklarının yaratanı olarak) Basıyr'dir.

Ahmet Tekin

Yahudiler, bir fitne kopmayacağını, belâlara, sıkıntılara, imtihanlara maruz kalmayacaklarını sandılar, doğru yolu görmemek için kör kesildiler. Peygamberlerin tebliğini, hak ve hakikati duymamak için kulaklarını tıkadılar. Sonra Allah, onların tevbelerini, günah işlemekten vazgeçip itaatle kendisine yönelişlerini kabul etti. Daha sonra içlerinden çoğu yine daha önce yaptıkları gibi, Muhammed’in peygamberliği ve tebliği ile ortaya çıkan hak dine karşı da kör ve sağır kesildiler. Allah onların işledikleri amelleri biliyor, görüyor.

Ahmet Varol

(Yaptıklarından dolayı) başlarına bir bela gelmeyeceğini sandılar, kör ve sağır oldular. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti. Sonra onların çoğu yine kör ve sağır oldu. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

Ali Bulaç

Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir.

Ali Fikri Yavuz

Hem sandılar ki, peygamberleri yalanlayıp öldürme belâsı başlarına kopmıyacaktır. Onlar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Arkasından yine onların çoğu hakkı görmez ve işitmez oldular. Allah, bütün yaptıklarını görücüdür.

Ali Rıza Safa

Sınanmayacaklarını sandılar; kör ve sağır kesildiler. Sonra, Allah, pişmanlıklarını kabul etti. Sonra, onların çoğu, yine kör ve sağır kesildiler. Oysa Allah, onların yaptıklarını Görendir.

Bayraktar Bayraklı

Bir fitne kopmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine çokları kör ve sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görüyor.

Bekir Sadak

Bir fitne kopmayacagini sandilar, korlestiler, sagirlastilar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de cogu korlestiler ve sagirlastilar. Allah, islediklerini gorur.

Celal Yıldırım

Hem (yapageldiklerinden dolayı) bir fitne olmayacağını sandılar da körleşip sağırlaştılar. Allah onların ne yaptığını görmektedir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Başlarına bir felâketin gelmeyeceğini sanıp kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tövbelerini kabul buyurdu. Sonra içlerinden birçoğu yine görmezden ve duymazdan geldiler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

Diyanet İşleri

(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri (eski)

Bir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür.

Diyanet Vakfi

Bir belâ olmayacak zannettiler de kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoğu yine kör ve sağır oldu. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve başlarına bir fitne kopmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, tevbelerini kabul buyurdu, sonra içlerinden birçoğu tekrar kör ve sağır kesildiler. Şimdi de Allah, ne yapıyorlar görüyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem başlarına bir fitne kopmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler, sonra Allah tevbelerini kabul buyurdu, sonra içlerinden bir çoğu yine kör ve sağır kesildiler, şimdi de Allah görüyor ne yapıyorlar

Erhan Aktaş

Bir fitne olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, onların üzerine tevbe etti. Daha sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah ne yaptıklarını gerçeğiyle görmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir fitne olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, onların üzerine tevbe etti. Daha sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah ne yaptıklarını gerçeğiyle görmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir fitne olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, onların üzerine tövbe etti. Ardından onlardan birçoğu kör ve sağır kesildiler. Allah ne yaptıklarını gerçeğiyle görmektedir.

Fizilal-il Kuran

Bu cinayetleri hiçbir fitneye, hiçbir kargaşaya yol açmayacak sandılar. Gözleri kör ve kulakları sağır oldu. Sonra Allah tevbelerini kabul etti, fakat arkasından çoğu yine kör ve sağır oldu. Hiç şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını görüyor.

Gültekin Onan

Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Tanrı, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Tanrı yapmakta olduklarını görendir.

Hamdi Döndüren

Onlar başlarına bir belâ gelmeyeceğini sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoğu yine kör ve sağır oldu. Allah onların yapmakta olduklarını çok iyi görendir.

Hasan Basri Çantay

Ve öyle sandılar ki (o yapdıkları, başlarına) bir bela olmayacakdır. Kör kesildiler, sağır kesildiler onlar. Sonra Allah kendilerine tevbe nasıyb etdi (amma) sonra yine içlerinden bir çoğu kör ve sağır oldular. Allah, ne yaparlarsa hakkıyle görücüdür.

Hasib Asutay

Bir fitne olmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra (yine) onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görmektedir.

Hayrat Neşriyat

Ve (yapmakta oldukları şeyler, kendileri için) bir musîbet olmayacak sandılar da(hakka karşı) kör oldular, sağır oldular; sonra Allah tevbelerini kabûl etti; sonra içlerinden birçoğu (yine) kör ve sağır kesildiler. Hâlbuki Allah, ne yaparlarsa hakkıyla görendir.

İbni Kesir

Bir fitne olmayacağını sandılar da körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah kendilerine tevbe nasib etti. Sonra yine içlerinden bir çoğu, körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini hakkıyla görücüdür.

Mehmet Okuyan

Bir fitne (imtihan) olmayacak sanmışlar da kör ve sağır kesilmişlerdi. Sonra Allah tevbelerini kabul etmişti; ardından içlerinden çoğu yine kör ve sağır kesilmişti. Allah onların yapmakta olduklarını görendir.

Muhammed Esed

(bunu yapmakla) kendilerine bir zarar gelmeyeceğini düşünüyorlardı; böylece (kalben) kör ve sağır oldular. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti: (ama sonra) onların çoğu yine körleşti, sağırlaştı. Allah onların bütün yaptıklarını görür.

Mustafa İslamoğlu

Zira kendilerine bir bela gelmeyeceğini sanarak kör ve sağır davrandılar. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti. Bunun ardından onların çoğu yine körleşti ve sağırlaştı: ama Allah yaptıkları her şeyi görmektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve sandılar ki bir fitne olmayacaktır. Artık onlar kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah Teâlâ tevbelerini kabul buyurdu, sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah Teâlâ ise ne yaptıklarını bihakkın görücüdür.

Ömer Öngüt

Onlar (yapageldiklerinden dolayı) bir fitne kopmayacağını sandılar, kör oldular sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra yine de içlerinden bir çoğu kör oldular, sağır kesildiler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

Suat Yıldırım

Başlarına bir bela gelmeyeceğini sandıkları için, kör ve sağır kesildiler. Sonra tövbe ettiklerinde Allah da tövbelerini kabul buyurdu. Sonra içlerinden birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah yaptıklarını hakkıyla görüyor.

Süleyman Ateş

Bir fitne kopmayacak sandılar, kör oldular, sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine çokları kör, sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görüyor.

Süleymaniye Vakfı

Başlarına bir sıkıntı gelmeyecek sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, tövbelerini /dönüşlerini kabul etti. Ama onların çoğu daha sonra yine kör ve sağır kesildi. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Zor bir imtihandan geçirilmeyeceklerini sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, dönüşlerini (tevbe) kabul etti. Ama onların çoğu daha sonra yine de kör ve sağır kesildi. Allah, onların yaptığı herşeyi görür.

Şaban Piriş

Bir fitnenin olmayacağını zannederek körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Ardından yine onların çoğu körleşip, sağır oldular. Allah, yaptıklarını çok iyi görmektedir.

Tefhim-ul Kuran

Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir.

Ümit Şimşek

Onlar başlarına bir belâ gelmeyecek sandılar da körleşip sağırlaştılar. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti. Sonra da birçokları yine körleşip sağırlaştı. Allah ise onların yapmakta olduklarını görüyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir fitne kopmayacak sandılar. Kör oldular, sağır kesildiler. Derken Allah tövbelerini kabul etti. Sonra yine birçokları körleştiler, sağırlaştılar. Allah, onların yaptıklarını ayan-beyan görür.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar müsibət gəlməyəcəyini güman etdilər, beləliklə də kor və kar oldular. Sonra Allah onların tövbələrini qəbul etdi. Daha sonra isə onlardan bir çoxu yenə kor və kar oldular. Allah onların nə etdiklərini görür.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və elə hesab edərdilər ki, (bunun müqabilində özlərinə) heç bir bəla üz verməyəcəkdir. Onlar kor və kar oldular. (Haqqı görməkdən və eşitməkdən aciz qaldılar). Sonra Allah onların tövbələrini qəbul etdi. Bundan sonra onların bir çoxu yenə (haqqı) görməz və eşitməz oldu. Allah onların nə etdiklərini görəndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da sie glaubten, daß sie keiner Prüfung ausgesetzt würden, verhielten sie sich wie Blinde und Stumme der Wahrheit gegenüber. Sie wurden aber geprüft, bereuten ihre Taten, und Gott verzieh ihnen. Dann aber verhielten sich viele von ihnen wieder wie Blinde und Stumme. Gott sieht alles, was sie tun.

Almanca — Der Edle Quran

Und sie meinten, daß es keine Versuchung gäbe. Sie waren blind und taub. Hierauf nahm Allah ihre Reue an. Dann aber wurden (wieder) viele von ihnen blind und taub. Und Allah sieht wohl, was sie tun.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie dachten, dies würde keine Verwirrung zur Folge haben; so wurden sie blind und taub. Dann wandte Sich Allah ihnen gnädig wieder zu; trotzdem wurden viele von ihnen abermals blind und taub; und Allah sieht wohl, was sie tun.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie dachten, daß es keine Fitna sein würde. So waren sie (der Wahrheit gegenüber) blind und taub, dann hat ALLAH ihnen vergeben, dann wurden sie wieder blind und taub - viele von ihnen. Und ALLAH ist dessen allsehend, was sie tun.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They overlooked Allah’s test of their belief and mental leaning, and closed their hearts’ ears and their minds’ eyes and deviated from the path of righteousness. Yet Allah gave up resentment against them and pardoned their offense. Again, many of them closed their hearts’ ears and their minds’ eyes; Allah is Bassirun (Omnipresent); He sees all that they do.

Abdul Haleem

they thought no harm could come to them and so became blind and deaf [to God]. God turned to them in mercy but many of them again became blind and deaf: God is fully aware of their actions.

Abdullah Yusuf Ali

They thought there would be no trial (or punishment); so they became blind and deaf; yet Allah (in mercy) turned to them; yet again many of them became blind and deaf. But Allah sees well all that they do.

Abul A'la Maududi

thinking that no harm would come from it. Thus they became blind and deaf (to the Truth). Thereafter Allah turned towards them in gracious forgiveness; but many of them became even more deaf and blind (to the Truth). Allah sees all that they do.

Aisha Bewley

They thought there would be no fitna. They were blind and deaf. Then Allah turned towards them. Then many of them went blind and deaf again. Allah sees what they do.

Al-Hilali & Khan

They thought there will be no Fitnah (trial or punishment), so they became blind and deaf; after that Allâh turned to them (with Forgiveness); yet again many of them became blind and deaf. And Allâh is the All-Seer of what they do.

Ali Quli Qarai

They supposed there would be no testing, so they became blind and deaf. Thereafter Allah accepted their repentance, yet [again] many of them became blind and deaf, and Allah sees best what they do.

Amatul Rahman Omar

And they thought there would be no punishment (for them) so they willfully became blind and deaf; (then they sought Allâh's pardon) then Allâh turned to them (with mercy with the advent of Jesus), yet again many of them became blind and deaf. And Allâh is Watchful of what they do.

Arthur John Arberry

And they supposed there should be no trial; but blind they were, and deaf. Then God turned towards them; then again blind they were, many of them, and deaf; and God sees the things they do.

Bijan Moeinian

They were such deaf and blind that they did not even thought about the consequences of their wrongdoings. I forgave them for their wrongdoings but most of them went back to their old routines becoming deaf and blind again. God has been watching over what they have been doing.

E. Henry Palmer

And they reckoned that there would be no disturbance; but they were blind and deaf! and then God turned again towards them: and then many amongst them were blind and deaf! but God saw what they did.

Edip-Layth

They did not consider that it might be a test, so they turned blind and deaf. Then God accepted the repentance from them. But again many of them turned blind and deaf. God is watcher over what they do.

George Sale

And they imagined that there should be no punishment for those crimes, and they became blind, and deaf. Then was God turned unto them; afterwards many of them again became blind and deaf; but God saw what they did.

Hamid S. Aziz

And they thought that no harm would come to them; but they were blind and deaf! And then Allah turned (in mercy) again towards them: and even then many amongst them were wilfully blind and deaf! Allah is Seer of what they did.

Mahmoud Ghali

And they reckoned that there would be no temptation, so they were willfully blind, and they were willfully deaf, (yet) thereafter Allah relented on them; (then) thereafter they were willfully blind and they were willfully deaf, many of them; and Allah is Ever-Beholding whatever they do.

Marmaduke Pickthall

They thought no harm would come of it, so they were wilfully blind and deaf. And afterward Allah turned (in mercy) toward them. Now (even after that) are many of them wilfully blind and deaf. Allah is Seer of what they do.

Mohamed Ahmed - Samira

And imagined that no trials would befall them; and they turned deaf and blind (to the truth). But God still turned to them; yet many of them turned blind and deaf again; but God sees everything they do.

Muhammad Asad

thinking that no harm would befall them; and so they became blind and deaf [of heart]. Thereafter God accepted their repentance: and again many of them became blind and deaf. But God sees all that they do.

Mustafa Khattab

They thought there would be no consequences, so they turned a blind eye and a deaf ear. Yet Allah turned to them in forgiveness ˹after their repentance˺, but again many became blind and deaf. And Allah is All-Seeing of what they do.

Progressive Muslims

And they did not consider it might be a test, so they were blind and deaf. But God would have accepted the repentance from them; but many of them were still blind and deaf. God is watcher over what they do.

Sahih International

And they thought there would be no [resulting] punishment, so they became blind and deaf. Then Allah turned to them in forgiveness; then [again] many of them became blind and deaf. And Allah is Seeing of what they do.

Sam Gerrans

And considered there would be no means of denial, so they became blind and deaf. Then turned God towards them; then became many among them blind and deaf; and God sees what they do.

Shabbir Ahmed

They persisted in their violations thinking they could escape requital. As a consequence, they became blind and deaf to reason. But, there is plenty of room for forgiveness in Allah's Law. They took corrective actions and attained Allah's Mercy. Yet again, a great many of them faltered and fell blind and deaf. Allah is Seer of what people do.

Syed Vickar Ahamed

They thought there would be no trial (Or punishment for their actions) so they became blind and deaf; (not to see or to hear about their own actions. ) yet Allah (in Mercy) turned to them; even after that, many of them became blind and deaf. But Allah sees well all that they do.

Taqi Usmani

They thought that no harm would follow. Therefore, they became blind and deaf. Then, Allah accepted their repentance, but again they turned blind and deaf, many of them. Allah is watchful of what they do.

The Monotheist Group

And they did not consider it might be a test, so they were blind and deaf. But God would have accepted the repentance from them; but many of them were still blind and deaf. God is Seer over what they do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Comptant quʹil nʹy aurait pas de tentation contre eux, ils étaient devenus aveugles et sourds. Puis Allah accueillit leur repentir. Ensuite, beaucoup dʹentre eux redevinrent aveugles et sourds. Et Allah voit parfaitement ce quʹils font.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji wan we ye ku tu bela dê bi serê wan de neyê, êdî ew ker û kor bûn. Paşî (tobe kirin) Xwedê tobeya wan qebûl kir, dûvre dîsa ji wan pir kes kor û ker bûn. Xwedê bi ya ku ew dikin bîner e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij dachten dat er geen verzoeking zou zijn; zij waren blind en doof. Toen wendde God zich genadig tot hen, maar velen van hen werden weer blind en doof. God doorziet wel wat zij doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij verbeeldden zich dat zij daarvoor niet zouden worden gestraft, en zij werden blind en doof. Daarop wendde God zich tot hen, daarna werden velen van hen blind en doof, maar God zag wat zij deden.

Hollandaca — Siregar

En zij dackten dat er geen beproeving zou zijn, zij werden daarop blind en doof. Vervolgens aanvaardde Allah hun berouw, maar velen van hen werden (weer) blind en doof. En Allah zict wat zij doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И они [потомки Исраила] посчитали, что (за убиение пророков и другие виды ослушаний) не будет искушения [что их не постигнет беда и наказание], и поэтому (обманувшись отсрочкой, которую дал им Аллах) стали они слепы (чтобы следовать прямым путем) и глухи (к истине). Затем [после того, как их постигло наказание и они обратились к Аллаху с покаянием] Аллах принял их покаяние. Потом [после того, как ясной стала Истина] (снова) стали слепыми и глухими многие из них. И (ведь) Аллах видит то, что они делают (и воздаст им по тому, чего они заслуживают)!

Rusça — Osmanov

воображая, что не понесут наказания. Но они были слепы и глухи [сердцем]: потом Аллах простил их, но многие из них оставались слепы и глухи. Но Аллах видит то, что они вершат.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De trodde att inga prövningar skulle drabba dem och så slöt de ögon och öron (för sanningen). Gud tog därefter emot deras ånger, men sedan slöt många av dem ögon och öron (på nytt). Gud ser vad de gör.