Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.
وَاَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَاهُمْ فَاسْتَحَبُّوا الْعَمٰى عَلَى الْهُدٰى فَاَخَذَتْهُمْ صَاعِقَةُ الْعَذَابِ الْهُونِ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
ve emmā ṧemūdu fe hedeynāhum fe steHabbū l-ǎmā ǎlā l-hudā fe eḣaƶethum Sāǐḳatu l-ǎƶābi l-hūni bimā kānū yeksibūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Semûd'aysa doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü, hidâyetten üstün görüp sevdiler, onları da, kazandıklarına karşılık aşağılatıcı bir azâbın gelip çatıvermesiyle helâk ettim.
Abdulkadir Gölpınarlı
Semûdʼaysa doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü, hidâyetten üstün görüp sevdiler, onları da, kazandıklarına karşılık aşağılatıcı bir azâbın gelip çatıvermesiyle helâk ettim.
Adem Uğur
Semûd'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.
Ahmed Hulusi
Semud'a (Salih'in halkına) gelince, biz onlara hidayet ettik de onlar amalığı (körlüğü) sevip, hüdaya (hakikate) tercih ettiler. . . Bu halleri yüzünden kazandıkları ile horlayıcı - alçaltıcı azabın yıldırımı kendilerini yakaladı.
Ahmet Tekin
Semûd kavmine de hak yolu göstermiştik. Hak yolda, Allah’ın kitap ve peygamberle gösterdiği yolda yaşamak, faaliyet göstermek varken, onu bırakıp dalâleti, sapıklığı, körlüğü tercih ettiler. Onları, işledikleri ameller, yüklenmeye devam ettikleri günahlar sebebiyle alçaltıcı bir ceza olan yıldırım çarptı.
Ahmet Varol
Semud'a gelince; biz onları doğru yola ilettik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bu yüzden onları kazanmakta olduklarına karşılık alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Ali Bulaç
Semud'a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.
Ali Fikri Yavuz
Semûd kavmine gelince: Biz onlara doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü hidayete tercih ettiler. Onun için, kazandıkları günah yüzünden kendilerini, o şiddetli azab yıldırımı yakalayıverdi.
Ali Rıza Safa
Ve Semud'a gelince; onlara da doğru yolu gösterdik. Yine de körlüğü doğru yola yeğlediler. Sonunda, yaptıklarına karşılık, alçaltıcı ceza yıldırımı onları yakaladı.
Bayraktar Bayraklı
Semud kavmine gelince, onlara yol gösterdik, fakat onlar körlüğü, doğru yolu bulmaya tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azap yıldırımı onları yakaladı.
Bekir Sadak
Semud milletine, dogru yolu gostermistik, ama onlar korlugu, dogru yolda gitmege tercih ettiler. Kazandiklarinin karsiligi olarak onlari alcaltici azabin yildirimi carpti.
Celal Yıldırım
Semûd kavmine gelince Kendilerine doğru yolu gösterdikse de onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bu sebeple kazanıp elde ettiklerine karşılık aşağılayıcı azâb (olarak) yıldırım onları yakalayıver di.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Semûd kavmine gelince, onlara doğru yolu gösterdik ama körlüğü doğru yolu görmeye tercih ettiler; nihayet kendi yapıp ettiklerinin sonucu olarak alçaltıcı bir yıldırım azabı yakalayıverdi onları!
Diyanet İşleri
Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.
Diyanet İşleri (eski)
Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Diyanet Vakfi
Semûd'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Semud'a gelince, Biz onlara yolu gösterdik de onlar, hidayete karşı körlüğü sevmek istediler, derken yaptıkları yüzünden kendilerini o hor azap yıldırımı alıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Semude gelince; biz onlara yolu gösterdik de onlar hidayete karşı körlüğü sevmek istediler, derken ve kendilerini kesibleri sebebiyle o hor azab saıkası alıverdi
Erhan Aktaş
Semud halkına gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Semud halkına gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.
Fizilal-il Kuran
Semud kavmine gelince onlara doğru yolu gösterdik; fakat onlar, körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.
Gültekin Onan
Semud'a gelince; biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.
Hamdi Döndüren
Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu gösterdik; ama onlar körlüğü, doğru yola tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden, alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.
Hasan Basri Çantay
Semuuda gelince: Biz onlara da doğru yolu gösterdik. Amma onlar körlüğü hidayete tercih etdiler. Onun için kendilerini, kazanageldikleri (şirk ve meaasi) yüzünden, o horlayıcı azab yıldırımı tutuverdi.
Hasib Asutay
Semud'a gelince, onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece işledikleri kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onlara çarptı.
Hayrat Neşriyat
Ve Semûd (kavmin)e gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik; fakat (onlar)körlüğü (îman hakikatlerini görmemeyi), hidâyete tercîh ettiler; böylece kazanmakta oldukları(günahlar) yüzünden aşağılayıcı azâbın yıldırımı onları yakalayıverdi.
İbni Kesir
Semud'a gelince; onlara hidayeti göstermiştik, ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler ve yaptıkları yüzünden onları horlayıcı azabın yıldırımı çarptı.
Mehmet Okuyan
Semûd’a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik ama onlar körlüğü doğru yola tercih etmişlerdi. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden küçük düşürücü azabın yıldırımı onları yakalayıp çarpmıştı.
Muhammed Esed
Semud (kavmine) gelince, onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Ve böylece, yaptıkları (kötülükler)in bir karşılığı olarak onların üzerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düştü.
Mustafa İslamoğlu
Semud kavmine gelince... Nitekim Biz onlara da yol göstermiştik, fakat onlar doğru yolu görmektense körlüğü tercih ettiler: Sonuçta yapa geldikleri şeylere karşılık, onları onur kırıcı azabın yıldırımı çarptı.
Ömer Nasuhi Bilmen
Semûd'a gelince, Biz onlara doğru yolu gösterdik, onlar ise hidâyet üzerine körlüğü seviverdiler. Artık onları kazanır oldukları şey sebebiyle o zelil edici yıldırım azap yakaladı.
Ömer Öngüt
Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu göstermiştik, amma onlar körlüğü doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları fenalıkların karşılığı olarak alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.
Suat Yıldırım
Semûd halkına gelince, Biz onlara da doğru yolu gösterdik fakat onlar körlüğü hidâyete tercih ettiler. Derken işledikleri işler sebebiyle alçaltıcı bir azap yıldırımı onları alıverdi.
Süleyman Ateş
Semud (kavmin)e gelince onlara yol gösterdik fakat onlar, körlüğü doğru yolu bulmağa yeğlediler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.
Süleymaniye Vakfı
(Salih'in kavmi) Semud'a gelince, onlara doğru yolu gösterdik ama onlar körlüğü sevip doğru yola tercih ettiler. Yaptıklarına karşılık onları, alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Semud halkına da doğru yolu gösterdik ama onlar doğruyu değil, körlüğü tercih edince yaptıklarına karşılık gökten gelen alçaltıcı bir azaba çarpıldılar.
Şaban Piriş
Semud'a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Onlar ise körlüğü kılavuza tercih ettiler. Bu sebeple onları, yaptıklarına karşılık zelil edici bir azabın sarsıntısı tutmuştu.
Tefhim-ul Kuran
Semûd'a da gelince; biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazanmakta oldukları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.
Ümit Şimşek
Semud'a da Biz doğru yolu gösterdik; fakat körlük onlara hidayetten daha sevimli geldi. Onları da kazandıkları günahlar yüzünden aşağılayıcı bir azabın yıldırımı çarpıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Semud'a gelince, biz onlara kılavuzluk ettik ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bunun üzerine, kazandıkları yüzünden, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.
Azerice (1)
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Səmud qövmünə gəlincə, Biz onlara haqq yolu göstərdik, amma onlar korluğu (küfrü) doğru yoldan üstün tutdular. Beləliklə, onları qazandıqları günahların ucbatından zəliledici ildırım əzabı yaxaladı.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Den Thamûd haben Wir den rechten Weg gewiesen. Sie aber zogen dem rechten Weg die Blindheit vor. Darum ergriff sie der Blitzsturm mit seiner entwürdigenden Strafe als Vergeltung für die Sünden, die sie sich aufgebürdet hatten.
Almanca — M. A. Rassoul
Und was die Tamud anbelangt, so wiesen Wir ihnen den Weg, sie aber zogen die Blindheit dem rechten Weg vor; darum erfaßte sie die blitzschlagartige Strafe der Erniedrigung um dessentwillen, was sie begangen hatten.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und hinsichtlich Thamud, so leiteten WIR sie recht, dann bevorzugten sie die Verblendung vor der Rechtleitung, dann richtete sie der Blitzschlag der erniedrigenden Peinigung für das, was sie zu erwerben pflegten.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But as to Thamud -The Thamudites-, they preferred to close their minds' eyes than to open their hearts' ears and lift to Allah their inward sight, and so they were seized by a thunderbolt stunning them with disgrace and humiliation in requital of their deeds of iniquity.
Abdul Haleem
As for Thamud, We gave them guidance but they preferred blindness, so they were struck by a blast of humiliating punishment for their misdeeds.
Abdullah Yusuf Ali
As to the Thamud, We gave them Guidance, but they preferred blindness (of heart) to Guidance: so the stunning Punishment of humiliation seized them, because of what they had earned.
Abul A'la Maududi
As for Thamud, We bestowed guidance upon them, but they preferred to remain blind rather than be guided. At last a humiliating scourge overtook them on account of their misdeeds.
Aisha Bewley
As for Thamud, We guided them, but they preferred blindness to guidance. So the lightning-bolt of the punishment of humiliation seized them on account of what they earned.
Al-Hilali & Khan
And as for Thamûd, We showed and made clear to them the Path of Truth (Islâmic Monotheism) through Our Messenger, (i.e. showed them the way of success), but they preferred blindness to guidance; so the Sâ‘iqah (a destructive awful cry, torment, hit, a thunderbolt) of disgracing torment seized them because of what they used to earn.
Ali Quli Qarai
As for [the people of] Thamūd, We guided them, but they preferred blindness to guidance. So the bolt of a humiliating punishment seized them because of what they used to earn.
Amatul Rahman Omar
As for (the tribe of) Thamûd, We gave them guidance, but they preferred misguidance to guidance so the scourge of a humiliating punishment seized them on account of the (bad) deeds they had done.
Arthur John Arberry
As for Thamood, We guided them, but they preferred blindness above guidance, so the thunderbolt of the chastisement of humiliation seized them for that they were earning.
Bijan Moeinian
As for the Thamud, I offered them the right path but they chose to stay blind rather than opening their eyes to my light of guidance. Consequently I humiliated them by sending a disastrous thunderbolt which they really deserved it.
E. Henry Palmer
And as for Thamud we guided them; but they preferred blindness to guidance, and the thunder-clap of the torment of abasement caught them for what they had earned;
Edip-Layth
As for Thamud, We provided them with guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the blast of humiliating retribution annihilated them, because of what they earned.
George Sale
And as to Thamûd, We directed them; but they loved blindness better than the true direction: Wherefore the terrible noise of an ignominious punishment assailed them, for that which they had deserved;
Hamid S. Aziz
And as to Thamud, We showed them the right way, but they chose blindness (of heart) above guidance, so there overtook them the stunning (like a bolt of lightening) punishment of humiliation for what they earned.
Mahmoud Ghali
And as for Thamûd, so We guided them, yet they showed love for blindness above guidance; so the (stunning) thunderbolt of the torment of degradation took them (away) for whatever they used to earn.
Marmaduke Pickthall
And as for Thamud, We gave them guidance, but they preferred blindness to the guidance, so the bolt of the doom of humiliation overtook them because of what they used to earn.
Mohamed Ahmed - Samira
As for the (tribe of) Thamud, We tried to guide them, but they preferred blindness to guidance; then they were seized by the torment of a humiliating punishment as requital for their misdeeds;
Muhammad Asad
And as for [the tribe of] Thamud, We offered them guidance, but they chose blindness in preference to guidance: and so the thunderbolt of shameful suffering fell upon them as an outcome of all [the evil] that they had wrought;
Mustafa Khattab
As for Thamûd, We showed them guidance, but they preferred blindness over guidance. So the blast of a disgracing punishment overtook them for what they used to commit.
Progressive Muslims
And as for Thamud, We provided them with guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the blast of humiliating retribution annihilated them, because of what they earned.
Sahih International
And as for Thamud, We guided them, but they preferred blindness over guidance, so the thunderbolt of humiliating punishment seized them for what they used to earn.
Sam Gerrans
And as for Thamūd: We guided them, but they preferred blindness over guidance, so the thunderbolt of the punishment of humiliation seized them for what they earned.
Shabbir Ahmed
And as for Thamud, We showed them the Way, but they preferred blindness over the light of Guidance. So the thunder of a degrading punishment seized them for what they used to earn.
Syed Vickar Ahamed
And as for the Samood (Thamud people), We gave them the guidance, but they preferred blindness (of heart) to Guidance: So the sudden punishment of humiliation got them, because of what they had earned.
Taqi Usmani
As for Thamūd, We showed them the way, but they preferred blindness to the guidance. Therefore, they were seized by the bang of the abasing punishment because of what they used to earn.
The Monotheist Group
And as for Thamud, We gave them the guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the blast of humiliating retribution annihilated them, because of what they earned.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quant aux Tamûd, Nous les guidâmes; mais ils ont préféré lʹaveuglement à la guidée. Cʹest alors quʹils furent saisis par la foudre du supplice le plus humiliant pour ce quʹils avaient acquis.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Herçî ku gelê Semûd e, me riya rast nîşanî wan da, vêca wan rêşaşî di ser hîdayetê re girtin. Êdî bi sebûnet a ku bi dest xistin birûska ezabê riswaker ew hingaftin.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En wat de Thamoed betreft, Wij wezen hun de goede richting, maar zij hadden blindheid liever dan de goede richting gewezen te worden. Toen greep de donderslag van de schandelijke bestraffing hen voor wat zij begaan hadden.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En wat Thamoed betreft wij leidden hen, maar zij beminden de blindheid meer dan de ware richting; daarom overviel hen het vreeselijk gedruisch van eene schandelijke straf, om hetgeen zij hadden verdiend.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А что касается самудян [народа пророка Салиха], то Мы указали им верный путь, но они полюбили [выбрали] слепоту [неверие] вместо истинного пути, и постиг их поражающий удар унизительного наказания за то (неверие), что они приобретали [совершали] (отказавшись уверовать в Аллаха и признать Его посланников)!
Rusça — Osmanov
Что же касается самудитов, то Мы наставили их на прямой путь, но они предпочли прямому пути слепоту, и их поразила молния унизительного наказания за то, что они вершили.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och vad (stammen) Thamud beträffar gav Vi dem vägledning, men de valde att förbli blinda hellre än att vägledas, och till straff för de (onda) handlingar de begick drabbades de av ett förödmjukande och förkrossande slag.