Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي اَيَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذِيقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ

fe erselnā ǎleyhim rīHen SarSaran fī eyyāmin neHisātin li nuƶīḳahum ǎƶābe l-ḣizyi fī l-Hayāti d-dunyā ve le ǎƶābu l-āḣirati eḣzā ve hum lā yunSarūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَرْسَلْنَاfe erselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebiz de gönderdik
2عَلَيْهِمْǎleyhimüzerlerine
3رِيحًاrīHenر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özbir rüzgar
4صَرْصَرًاSarSaranص ر ص رBu, sarra'dan (yeşil ağaçkakanın çıkardığı gibi bağırmak, şakırdama sesi çıkarmak) türetilmiş dörtlü bir fiildir. Sarsarun - yüksek sesle kükreyen ve öfkeli rüzgar, soğuk esinti, rüzgar, şiddetli rüzgar, kudurmuş öfkeli ve yoğun soğuk (rüzgar) anlamlarına gelir.dondurucu
5فِي
6اَيَّامٍeyyāminي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünlerde
7نَحِسَاتٍneHisātinن ح سölümcül olmak, bakır gibi kırmızı, talihsizlik, uğursuz olmak.uğursuz
8لِنُذِيقَهُمْli nuƶīḳahumذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygutaddırmak için
9عَذَابَǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabını
10الْخِزْيِl-ḣizyiخ ز يAlçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan etkilenmek.rezillik
11فِي
12الْحَيٰوةِl-Hayātiح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekhayatında
13الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
14وَلَعَذَابُve le ǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı ise
15الْاٰخِرَةِl-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahiret
16اَخْزٰىeḣzāخ ز يAlçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan etkilenmek.daha da kepaze edicidir
17وَهُمْve humve onlara
18لَاhiç
19يُنْصَرُونَyunSarūneن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakyardım edilmeyecektir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken onlara, dünyâ yaşayışında, aşağılık azâbını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırgadır, yolladık ve elbette âhiret azâbı, daha da aşağılatıcıdır ve onlar, bir yardım da görmezler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken onlara, dünyâ yaşayışında, aşağılık azâbını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırgadır, yolladık ve elbette âhiret azâbı, daha da aşağılatıcıdır ve onlar, bir yardım da görmezler.

Adem Uğur

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Ahmed Hulusi

Bu yüzden, dünya hayatında onlara rezillik - zillet azabını tattıralım diye, o bahtsız günler içinde, onların üzerine dondurucu bir rüzgar irsal ettik! Sonsuz gelecek yaşamının azabı elbette daha rezil - rüsva edicidir. . . Onlar yardımcı da bulamazlar!

Ahmet Tekin

Bundan dolayı, biz de, onlara, dünya hayatında, rezillik, rüsvaylık cezasını tattırmak için, helâk edilecekleri o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgâr estirdik. Elbette âhiret, ebedî yurt azâbı daha rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmeyecek.

Ahmet Varol

Biz de onlara, dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da aşağılayıcıdır. Onlar yardım da görmezler.

Ali Bulaç

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

Ali Fikri Yavuz

Biz de, perişanlık azabını dünya hayatında kendilerine taddıralım diye, uğursuz günlerde üzerlerine kavurucu bir rüzgâr (kasırga) gönderdik. Elbette ahiret azabı (dünyadakinden) daha şiddetlidir, daha perişan düşürücüdür. Hem de onlar, (Allah’ın azabından) kurtarılmıyacaklardır.

Ali Rıza Safa

Sonunda, dünya yaşamında aşağılayıcı cezayı tattırmak için, o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgarı, onların üzerine gönderdik. Sonsuz yaşam cezası ise kesinlikle daha aşağılayıcıdır. Onlara yardım da edilmeyecektir.

Bayraktar Bayraklı

Bundan dolayı biz de, onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok perişan edicidir. Onlara hiç yardım da edilmeyecektir.

Bekir Sadak

Rezillik azabini onlara dunya hayatinda tattirmak icin ugursuz gunlerde uzerlerine dondurucu bir kasirga gonderdik. Ahiret azabi ise daha cok alcalticidir ve onlar yardim da gormezler.

Celal Yıldırım

Bu yüzden üzerlerine o uğursuz günlerde bir kasırga gönderdik, bunu Dünya hayatında onlara rezillik rüsvaylık azabını tattırmak için yaptık. Âhiret azabı ise daha rüsvay edicidir ve onlar yardım da göremezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonunda dünya hayatında onlara alçaltıcı cezayı tattırmak için o kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiret azabı ise daha da alçaltıcı olacak, onlara yardım da edilmeyecektir.

Diyanet İşleri

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Diyanet İşleri (eski)

Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.

Diyanet Vakfi

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz de kendilerine dünya hayatında zillet azabını tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine sarsar rüzgarı (dondurucu veya çok gürültülü bir kasırga) gönderdik. Elbette ki, ahiret azabı daha zahmetlidir; hem de onlar kurtarılamayacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de kendilerine Dünya hayatta zillet azabını tattırmak için nuhusetli günlerde üzerlerine bir sarar rüzgarı salıverdik ve elbette Ahıret azabı daha zilletlidir, hem de onlar kurtarılamıyacaklardır

Erhan Aktaş

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

Fizilal-il Kuran

Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını taddırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha da kepazeliktir ve onlara hiç yardım edilmez.

Gültekin Onan

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

Hamdi Döndüren

Biz de onlara, dünya hayatında rezillik azabını tattıralım diye, uğursuz günlerde, üzerlerine kavurucu soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı ise, elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Hasan Basri Çantay

Bundan dolayı biz de, dünya hayatında zillet azabını kendilerine tatdırmamız için, uğursuz uğursuz günlerde üzerlerine çok gürültülü bir bora gönderdik. Ahiret azabı elbet daha horlayıcıdır. Onlara (hiç bir suretle) yardım da olunmaz.

Hasib Asutay

Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde (6) soğuk bir rüzgâr gönderdik. Âhiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara (o gün) yardım da edilmez. (6. Bu günlere uğursuz denmesi o günlerde şiddetli fırtınanın devamlı esmesi nedeniyledir. Yoksa bizzat günlerin kendisinde uğursuzluk diye bir şey söz konusu değildir.)

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine, dünya hayâtında rezillik azâbını kendilerine tattırmak için, o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azâbı ise elbette daha rezîl edicidir; onlara (orada) yardım da edilmez.

İbni Kesir

Böylece uğursuz günlerde dünya hayatında rüsvaylık azabını tattıralım diye Biz de onların üzerine şiddetli bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise, elbet daha horlayıcıdır. Onlara yardım da edilmez.

Mehmet Okuyan

(Bu nedenle) biz de onlara dünya hayatında alçaklık azabını tattıralım diye o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr göndermiştik. Ahiret azabı elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Muhammed Esed

Bunun üzerine, bu dünya hayatında aşağılanmanın azabını tattırmak için o bahtsız günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Onların öteki dünyadaki azap(lar)ı ise daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet bu dünya hayatında alçalışın azabını kendilerine tattırmak için kara günler boyunca üzerlerine iliklere işleyen bir rüzgar gönderdik: ama ahiretin azabı kesinlikle daha alçaltıcıdır ve onlar yardım da göremeyecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık Biz de onların üzerlerine uğursuz günlerde pek ziyâde soğuk bir rüzgâr gönderdik ki, onlara dünya hayatında bir zillet azabını tattıralım ve elbette ki, ahiret azabı daha ziyâde zilletlidir ve onlar yardım da olunmazlar.

Ömer Öngüt

Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha çok alçaltıcı, rüsvay edicidir. Onlara hiç yardım da edilmez.

Suat Yıldırım

Biz de onların üzerine, o uğursuz günlerde bir kasırga gönderdik. Bunu onlara dünya hayatında bir rezillik ve rüsvaylık tattırmak için yaptık.Âhiret azabı ise daha çok rüsvay eder. Hem orada hiç kimse kendilerine yardım edemez.

Süleyman Ateş

Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını taddırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha da kepaze edicidir. Onlara hiç yardım edilmeyecektir.

Süleymaniye Vakfı

Bu yüzden onlara, kara günlerde, soğuk ve şiddetli bir rüzgar gönderdik ki dünya hayatında rezil edici azabı tattıralım. Ahiretteki azap daha da rezil edici olacak ve yardım görmeyeceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Soğuk günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik ki dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattıralım. Ahiretteki azap daha da alçaltıcı olacak ve bir yardım da görmeyeceklerdir.

Şaban Piriş

Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.

Tefhim-ul Kuran

Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felâketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha da bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

Ümit Şimşek

Biz de, dünya hayatında hor ve hakir edici azabı onlara tattırmak için, üzerlerine o uğursuz günlerde gürültülü bir fırtına gönderdik. Âhiret azabı ise bundan daha da aşağılayıcıdır; kimseden de yardım görmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiretin azabı elbette ki daha rezil edicidir. Üstelik onlar hiçbir yardım da görmeyeceklerdir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onlara dünya həyatında rüsvayçılıq əzabını daddırmaq üçün uğursuz günlərdə üstlərinə çox soyuq bir külək göndərdik. Axirət əzabı isə daha rüsvayedicidir. Onlara kömək də edilməz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onlara dünyada rüsvayçılıq əzabını daddırmaq üçün o uğursuz (nəhs) günlərdə üstlərinə vıyıltı ilə əsən (çox soyuq) bir külək (qasırğa) göndərdik. Axirət əzabı isə daha rüsvayedicidir. Onlara (qiyamət günü) kömək də olunmayacaqdır.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir sandten daher brausenden Sturm an unheilvollen Tagen über sie, damit Wir sie die entehrende Strafe im diesseitigen Leben auskosten lassen. Die peinvolle Strafe im Jenseits ist bei weitem schmachvoller. Ihnen wird niemand beistehen.

Almanca — Der Edle Quran

Da sandten Wir gegen sie einen eiskalten Wind an unheilvollen Tagen, um sie die schändliche Strafe im diesseitigen Leben kosten zu lassen. Aber die Strafe des Jenseits ist wahrlich schändlicher, und es wird ihnen keine Hilfe zuteil werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Darum sandten Wir gegen sie einen eiskalten Wind mehrere unheilvolle Tage hindurch, auf daß Wir sie die Strafe der Schmach in diesem Leben kosten ließen. Und die Strafe des Jenseits wird gewiß noch schmählicher sein, und es wird ihnen nicht geholfen werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann schickten WIR über ihnen einen Wirbelsturm an unheilvollen Tagen, damit WIR sie die Peinigung der Erniedrigung im diesseitigen Leben erfahren lassen. Doch die Peinigung des Jenseits ist noch erniedrigender. Und ihnen wird nicht beigestanden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And so We drove against them, on some unlucky and miserable days, a fiercely cold wind swallowing the ground with fierceness and rage, vehement, merciless, roaring for vengeance, avenging wrong and punishing crime so as to taste the suffering of disgrace and multiple humiliations in life, and worse shall be the suffering Hereafter, and no one, then, can fiord them help.

Abdul Haleem

so We let a roaring wind loose on them for a few disastrous days to make them taste the punishment of shame in this world; more shameful still will be the punishment of the life to come, and they will not be helped.

Abdullah Yusuf Ali

So We sent against them a furious Wind through days of disaster, that We might give them a taste of a Penalty of humiliation in this life; but the Penalty of a Hereafter will be more humiliating still: and they will find no help.

Abul A'la Maududi

whereupon We sent upon them a fierce wind on inauspicious days that We might make them taste a degrading chastisement in the life of this world. And surely the chastisement of the Hereafter is even more degrading. There will be none to help them there.

Aisha Bewley

So We sent a howling wind against them on disastrous ill-fated days to make them taste the punishment of degradation in this world. And the punishment of the Next World is even more degrading. And they will not be helped.

Al-Hilali & Khan

So We sent upon them a furious wind in days of evil omen (for them) that We might give them a taste of disgracing torment in this present worldly life. But surely the torment of the Hereafter will be more disgracing, and they will never be helped.

Ali Quli Qarai

so We unleashed upon them an icy gale during ill-fated days, that We might make them taste the punishment of disgrace in the life of the world. Yet the punishment of the Hereafter is surely more disgraceful, and they will not be helped.

Amatul Rahman Omar

So We sent upon them a furious wind for several (of their) ominous days in order to make them suffer a punishment of humiliation in this life, and the punishment which awaits them in the Hereafter will surely be more humiliating, and against which they will not be helped.

Arthur John Arberry

Then We loosed against them a wind clamorous in days of ill fortune, that We might let them taste the chastisement of degradation in the present life; and the chastisement of the world to come is even more degrading, and they shall not be helped.

Bijan Moeinian

Consequently they deserved to be humiliated by the strong windstorm that I sent upon them as punishment for several miserable days. Their punishment in Hereafter is much worth and they can never escape it.

E. Henry Palmer

And we sent upon them a cold blast in unfortunate days, that we might make them taste the torment of disgrace in the life of this world;- but the torment of the hereafter is more disgraceful, and they shall not be helped.

Edip-Layth

Consequently, We sent upon them violent wind, for a few miserable days, that We may let them taste the humiliating retribution in this life, and the retribution of the Hereafter is more humiliating; they can never win.

George Sale

Wherefore We sent against them a piercing wind, on days of ill luck, that We might make them taste the punishment of shame in this world: But the punishment of the life to come will be more shameful; and they shall not be protected therefrom.

Hamid S. Aziz

So We sent on them a furious wind in disastrous days, that We may make them taste the torment of abasement in the life of the world. But verily, the chastisement of the Hereafter is much more shameful, and they shall not be helped.

Mahmoud Ghali

Then We sent against them a most clamorous wind in days of ill-luck that We might let them taste the torment of disgrace in the present life; (Literally: the lowly life, i. e., the life of this world) and indeed the torment of the Hereafter is more disgraceful, and they will not be vindicated.

Marmaduke Pickthall

Therefor We let loose on them a raging wind in evil days, that We might make them taste the torment of disgrace in the life of the world. And verily the doom of the Hereafter will be more shameful, and they will not be helped.

Mohamed Ahmed - Samira

So We let loose on them a violent wind for several days of distress to make them taste a most disgraceful punishment here in this world, and far more shameful will be the punishment in the Hereafter, and there will be no succour for them.

Muhammad Asad

and thereupon We let loose upon them a storm wind raging through days of misfortune, so as to give them, in the life of this world, a foretaste of suffering through humiliation: but [their] suffering in the life to come will be far more humiliating, and they will have none to succour them.

Mustafa Khattab

So We sent against them a furious wind,[1] for ˹several˺ miserable days, to make them taste a humiliating punishment in this worldly life. But far more humiliating will be the punishment of the Hereafter. And they will not be helped.

Progressive Muslims

Consequently, We sent upon them violent wind, for a few miserable day, that We may let them taste the humiliating retribution in this life, and the retribution of the Hereafter is more humiliating; they can never win.

Sahih International

So We sent upon them a screaming wind during days of misfortune to make them taste the punishment of disgrace in the worldly life; but the punishment of the Hereafter is more disgracing, and they will not be helped.

Sam Gerrans

Then We sent upon them a howling wind in days of calamity, that We might let them taste the punishment of disgrace in the life of this world; and the punishment of the Hereafter is more disgracing, and they will not be helped.

Shabbir Ahmed

And so We sent upon them a raging windstorm for days of misfortune, that We let them taste a punishment of humiliation in the life of this world. But the punishment of the Hereafter is far more humiliating and they will have none to help them.

Syed Vickar Ahamed

So, We sent against them a furious wind through days of misfortune so that We might give them a taste of a penalty of humiliation in this Life: But surely, the penalty of the Hereafter will be still more humiliating: And they will not find any help.

Taqi Usmani

So, We let loose a wild wind on them in unlucky days to make them taste the humiliating punishment in the present life. And of course, the punishment of the Hereafter will be much more humiliating, and they will not be helped.

The Monotheist Group

Consequently, We sent upon them a violent wind, for a few miserable days, that We may let them taste the humiliating retribution in this worldly life, and the retribution of the Hereafter is more humiliating; they can never win.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous déchaînâmes contre eux un vent violent et glacial en des jours néfastes, afin de leur faire goûter le châtiment de lʹignominie dans la vie présente. Le châtiment de lʹau-delà cependant est plus ignominieux encore, et ils ne seront pas secourus.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî me jî di wan rojên şûm û bêqudoş de bayekî sar ê seqemî û bi vîzevîz şand ser wan, da ku em di jiyana dinyayê de ezabê riswaker bi wan bidin çêjandin. Ezabê axiretê teqez riswakertir e û arîkariya wan jî nayê kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dus zonden Wij tegen hen een gierende wind op onheilspellende dagen om hun de bestraffing van de schande in het tegenwoordige leven te laten proeven, maar de bestraffing in het hiernamaals is nog schandelijker. En zij krijgen geen hulp.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom deden wij een fellen wind van ongeluk tegen hen opsteken, opdat wij hun de straf der schande in deze wereld zouden doen proeven; maar de straf van het volgende leven zal nog schandelijker wezen, en zij zullen daartegen niet worden beschermd.

Hollandaca — Siregar

Wij zonden toen een zeer koude stormwind over hen, tijdens enkele sombere dagen, om hen tijdens het wereldse leven de bestraffing van de vernedering te doen proeven. En de bestraffing van het Hiernamaals is zeker vernederender en zij worden niet geholpen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И наслали Мы на них [на адитов] холодный и шумный ветер в дни несчастные, чтобы дать им вкусить наказание позора в земной жизни. И, однозначно, наказание Вечной жизни – позорнее, и им не будет оказано помощи!

Rusça — Osmanov

Мы наслали на них ураган в злополучные дни, чтобы они вкусили муки позора в этой жизни, а наказание в будущей жизни позорнее, и никто их не защитит [от этого наказания].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och under (några) ödesdigra dagar sände Vi en rasande, iskall stormvind över dem för att låta dem i detta liv smaka ett förnedrande straff; straffet i det kommande livet skall förnedra dem än mer och de skall inte få någon hjälp.