Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkarcılar hüsrana uğradılar.

فَلَمْ يَكُ يَنْفَعُهُمْ اِيمَانُهُمْ لَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَا سُنَّتَ اللّٰهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ فِي عِبَادِهِ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ

fe lem yeku yenfeǔhum īmānuhum lemmā raev be'senā sunnete (a)llahi lletī ḳad ḣalet fī ǐbādihi ve ḣasira hunālike l-kāfirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمْfe lemfakat
2يَكُyekuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsağlamadı
3يَنْفَعُهُمْyenfeǔhumن ف عFayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak.kendilerine bir fayda
4اِيمَانُهُمْīmānuhumا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmaları
5لَمَّاlemmāzaman
6رَاَوْاraevر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördükleri
7بَأْسَنَاbe'senāب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkhışmımızı
8سُنَّتَsunneteس ن نYol, metot, kural, davranış biçimi, adet, tarz, gelenek, görenek, kalıp, gidişat, alışkanlıkyasası budur
9اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
10الَّتِيlletī
11قَدْḳadelbette
12خَلَتْḣaletخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsizgelip geçen
13فِيhakkında
14عِبَادِهِǐbādihiع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulları
15وَخَسِرَve ḣasiraخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.ve ziyana uğramışlardır
16هُنَالِكَhunālikeorada
17الْكَافِرُونَl-kāfirūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, onlara bir fayda vermez. Allah'ın, kulları hakkında icrâ edilegelen yolu yordamıdır bu ve işte buracıkta kâfirler, ziyan edip giderler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, onlara bir fayda vermez. Allahʼın, kulları hakkında icrâ edilegelen yolu yordamıdır bu ve işte buracıkta kâfirler, ziyan edip giderler.

Adem Uğur

Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'ın kulları hakkında süregelen âdeti budur. İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır.

Ahmed Hulusi

Fakat hışmımızı gördükten sonra onların iman etmeleri kendilerine fayda vermedi! Bu, geçmişten beri uygulanan kulları hakkındaki Sünnetullah'tır! Hakikat bilgisini inkar edenler (hakikatlerinden, Sünnetullah'tan perdeliler) işte bundan dolayı hüsrana uğradı!

Ahmet Tekin

Fakat azâbımızı gördükten sonraki imanları kendilerine fayda sağlamayacaktır. Allah’ın kullarıyla ilgili süregelen uyguladığı âdeti, sünneti, ceza kanunu budur. İşte o zaman kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler hüsrana uğrayacaklardır.

Ahmet Varol

Ancak zorlu azabımızı gördükleri zamanki imanları onlara yarar sağlamadı. (Bu) Allah'ın kulları hakkında uygulanagelen sünnetidir. İşte inkâr edenler burada hüsrana uğramışlardır.

Ali Bulaç

Ama Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, imanları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. (Bu,) Allah'ın kulları arasında sürüp giden sünnetidir. İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Ali Fikri Yavuz

Fakat azabımızı gördükleri vakit, imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah’ın kulları hakkında olagelen sünneti (nizamı) budur. İşte kâfirler burada aldanmışlar, ziyana uğramışlardır.

Ali Rıza Safa

Sonunda, cezamızın yaman olduğunu gördükleri zaman, inanmaları onlara yarar sağlamaz. Allah'ın Yasası, kulları için böyle gelip geçmiştir. Ve nankörlük edenler, orada yitime uğramışlardır.

Bayraktar Bayraklı

Ancak, azabımızı görünce, inanmalarının kendilerine hiçbir faydası olmamıştı. İşte, öteden beri Allah'ın kullarına uyguladığı yasası budur. O durumda inkar edenler kaybedeceklerdir.

Bekir Sadak

Ama, Bizim siddetli azabimizi gorup de oyle inanmalari kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'in kullari hakkinda, otedenberi yururlukte olan yasasidir. Iste inkarcilar o zaman husranda kaldilar. *

Celal Yıldırım

Ne var ki, hışım ve şiddetimizi gördükleri vakitteki imânları kendilerine bir fayda vermedi. (Bu), Allah'ın kulları arasında süregelen sünnetidir ve işte kâfirler burada hüsrana uğradılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ama azabımızı gördüklerinde artık inanmaları kendilerine fayda vermeyecektir; Allah’ın, kulları hakkında öteden beri uygulanan yasası böyledir. İşte o zaman artık inkârcılar hüsrana uğramışlardır.

Diyanet İşleri

Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkarcılar hüsrana uğradılar.

Diyanet İşleri (eski)

Ama, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar.

Diyanet Vakfi

Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'ın kulları hakkında süregelen âdeti budur. İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ama hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın, kulları hakkındaki geçegelen kanunu budur. İşte kâfirler bu noktada hüsrana düştüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler ama, hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın kulları hakkındaki süregelen kanunu (bu), işte hüsrana bu noktada düştü kafirler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Dediler amma hışmımızı gördükleri vakıtki iymanları kendilerine faide verecek değildi. Allahın kullarında geçegelen sünneti, ve işte husrana bu noktada düştü kafirler

Erhan Aktaş

Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası budur. Kafirler orada zarara uğradılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası budur. Kafirler orada zarara uğradılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası budur. Gerçeği yalanlayan nankörler orada zarara uğradılar.

Fizilal-il Kuran

Fakat şiddetli azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda sağlamadı. Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur. İşte o zaman kafirler ziyana uğramışlardır.

Gültekin Onan

Ama bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman inançları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. (Bu,) Tanrı'nın kulları arasında sürüp giden sünnetidir. İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Hamdi Döndüren

Ancak, azabımızı gördüklerinde inanmış olmaları, Allah’ın kulları hakkında, eskiden beri yürürlükte olan yasası gereği, onlara bir yarar sağlamamıştı. İşte inkârcılar, o zaman ziyana uğramışlardı.

Hasan Basri Çantay

Fakat hışmımızı gördükleri zaman imanları faide verecek değildi. Allahın, kulları hakkında cari olagelen adeti (budup). İşte kafirler burada hüsrana uğradı.

Hasib Asutay

Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları kendilerine yarar sağlayacak değildi. Allah'ın kulları hakkında süregelen adeti (budur). İşte orada kâfirler ziyana uğradılar.

Hayrat Neşriyat

Fakat azâbımızı gördükleri zaman (ettikleri bu) îmanları kendilerine fayda verecek değildir. Allah’ın, kulları hakkında süregelen kanunu (bu)dur! İşte kâfirler orada hüsrâna uğramıştır.

İbni Kesir

Ama baskınımızı görüp de öylece inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu; Allah'ın kulları hakkında öteden beri cari olan sünnetidir. Ve işte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Mehmet Okuyan

Allah’ın kulları hakkında süregelen kanunu olarak azabımızı gördükleri zaman (o anki) imanları, kendilerine yarar sağlamamış (olacak)tır. Kâfirler, orada kaybedeceklerdir.

Muhammed Esed

Fakat cezamızın farkına vardıktan sonra iman etmiş olmaları kendilerine bir fayda sağlamayacaktır. Allah'ın kulları için her zaman uyguladığı yol yöntem budur. İşte, hakikati inkar etmiş olanlar, o zaman ve orada, ziyana uğramış olacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

Fakat kahredici cezamızı gördükten sonra iman etmeleri, onlara hiçbir yarar sağlamadı. Kulları hakkında geçmişten bugüne Allah'ın uygulaması budur: Nitekim inkarı tabiat edinenler orada ve o anda hüsrana uğradılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onlara Bizim azabımızı gördükleri zaman imân etmeleri bir fâide vermiş olmadı. (Bu) Allah'ın kulları hakkında cari olan adetidir. İşte kâfirler orada helâke uğramış oldu.

Ömer Öngüt

Fakat çetin azabımızı gördükleri zaman iman etmiş olmaları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Kulları hakkında Allah'ın önceden beri geçmiş olan sünneti (âdeti) budur. İşte kâfirler o zaman hüsrana uğramışlardır.

Suat Yıldırım

Fakat şiddetimizi gördüklerinde iman etmeleri kendilerine fayda sağlamadı. Allah’ın kulları hakkında carî olan uygulaması hep böyle olmuştur. İşte kâfirler burada hüsrana uğramışlardır.

Süleyman Ateş

Fakat hışmımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda sağlamadı. Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur. İşte o zaman kafirler ziyana uğramışlardır.

Süleymaniye Vakfı

Ama baskınımızı görünce inanmalarının onlara bir faydası olmadı. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan sünneti /yasasıdır. Kafirler /ayetleri görmezlikten gelenler, işte o son noktada kaybederler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şiddetli azabımızı gördükleri zaman inanmalarının onlara faydası olmadı. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. Kendilerini doğrulara kapatanlar (kafirler) işte o zaman(azabı görünce) kaybederler.

Şaban Piriş

Azabımızı gördükleri zaman iman etmeleri onlara bir yarar sağlamadı. Allah'ın geçen kulları hakkındaki kanunu budur. İşte inkarcılar böyle hüsrana uğrar.

Tefhim-ul Kuran

Ama bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, imanları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. (Bu,) Allah'ın kulları arasında sürüp gitmekte olan sünnetidir. İşte kâfirler burada hüsrana uğramışlardır.

Ümit Şimşek

Fakat azabımızı gördükleri zamanki imanlarının onlara bir faydası olmadı. Bu, Allah'ın kulları hakkında geçerli olan kanunudur. İşte o zaman kâfirler hüsrana düşüp gitmişlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne var ki, şiddetimizi gördüklerinde, ettikleri iman kendilerine yarar sağlamadı. Allah'ın, kulları hakkında işleyip duran yolu yöntemidir bu. İnkarcılar orada hüsrana uğradılar.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Amma əzabımızı gördükləri zaman iman gətirmələri – Allahın Öz bəndələri barəsində öncə olub-keçmiş (tətbiq edilmiş) adətinə (qayda-qanununa) müvafiq olaraq heç bir fayda vermədi. (Əzab gəlməmişdən əvvəl iman gətirmək lazımdır, əzabı gördükdə gətirilən imanın heç bir faydası olmaz). Kafirlər elə oradaca ziyana uğradılar (məhv oldular).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Bekenntnisse, die sie ablegten, nützten ihnen nichts, als sie Unsere vernichtende Strafe erblickten. Das ist Gottes Gesetz, das es seit den früheren Generationen gibt. Die Ungläubigen sind, wenn die Strafe kommt, die Verlierer.

Almanca — Der Edle Quran

Aber nicht mehr nützen konnte ihnen ihr Glaube, als sie Unsere Gewalt sahen - (so war) Allahs Gesetzmäßigkeit, die bereits (in der Vergangenheit) an Seine Diener ergangen war, und verloren waren da die Ungläubigen.

Almanca — M. A. Rassoul

Aber ihr Glaube - als sie Unsere Strafe sahen - konnte ihnen nichts mehr nützen. Dies ist Allahs Gebot, das stets gegenüber Seinen Dienern befolgt worden ist. Und so gingen die Ungläubigen zugrunde.

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch ihr Iman nützte ihnen nicht, als sie Unsere Peinigung sahen. Dies ist ALLAHs Handlungsweise, die bei Seinen Dienern bereits angewandt wurde. Und verloren haben dort die Kafir!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But their submission to Allah, then and their acknowledgment of His Godhead when they saw His severe punishment befalling them precluded forgiveness; a mode of action adopted by Allah and has long been pursued. The loss, then, falls on those who deny Him.

Abdul Haleem

but believing after seeing Our punishment did not benefit them at all- this has always been God’s way of dealing with His creatures- there and then the disbelievers were lost.

Abdullah Yusuf Ali

But their professing the Faith when they (actually) saw Our Punishment was not going to profit them. (Such has been) Allah's Way of dealing with His Servants (from the most ancient times). And even thus did the Rejecters of Allah perish (utterly)!

Abul A'la Maududi

But their believing after they had seen Our chastisement did not avail them. That has been Allah's Way concerning His servants. And the unbelievers courted utter loss, then and there.

Aisha Bewley

But when they saw Our violent force their iman was of no use to them. That is the pattern Allah has always followed with His slaves. Then and there the kafirun were lost.

Al-Hilali & Khan

Then their Faith (in Islâmic Monotheism) could not avail them when they saw Our punishment. (Like) this has been the way of Allâh in dealing with His slaves. And there the disbelievers lost utterly (when Our Torment covered them).

Ali Quli Qarai

But their faith was of no benefit to them when they sighted Our punishment —Allah’s precedent which has passed among His servants, and it is thence that the faithless will be losers.

Amatul Rahman Omar

But their belief was of little use to them when they have (actually) seen Our calamity. Such is the law of Allâh that has ever been in vogue in respect of His servants. It is at such times that the disbelievers suffer a loss (and are reminded).

Arthur John Arberry

But their belief when they saw Our might did not profit them -- the wont of God, as in the past, touching His servants; then the unbelievers shall be lost.

Bijan Moeinian

But the belief or the repentance after the inevitable [death or punishment of God] is not acceptable. The fact of the matter is: "The disbelievers are always doomed."

E. Henry Palmer

But their faith was of no avail to them when they saw our violence - the course of God with His servants in time past, and there the misbelievers lose!

Edip-Layth

But their acknowledgement could not help them once they saw Our might. Such is God's sunna that has been established with His servants. The ingrates were then totally in loss.

George Sale

But their faith availed them not, after they had beholden our vengeance. This was the ordinance of God, which was formerly observed in respect to his servants: And then did the unbelievers perish.

Hamid S. Aziz

But their belief could not avail them when they had seen Our punishment; this is Allah's law, which has indeed held true for His servants, and then the disbelievers perished (or were ruined).

Mahmoud Ghali

Yet their belief did not in the least profit them as soon as they saw Our violence, the enactment of Allah, which has passed on His bondmen; and there over the disbelievers lost

Marmaduke Pickthall

But their faith could not avail them when they saw Our doom. This is Allah's law which hath ever taken course for His bondmen. And then the disbelievers will be ruined.

Mohamed Ahmed - Samira

But then their affirming served them nothing after they had seen Our torment. This is the law of God that has prevailed among His creatures, Then the unbelievers went to rack and ruin.

Muhammad Asad

But their attaining to faith after they had beheld Our punishment could not possibly benefit them such being the way of God that has always obtained for His creatures -: and so, then and there, lost were they who had denied the truth.

Mustafa Khattab

But their faith was of no benefit to them when they saw Our torment. This has ˹always˺ been Allah’s way ˹of dealing˺ with His ˹wicked˺ servants. Then and there the disbelievers were in ˹total˺ loss.

Progressive Muslims

But their belief could not help them once they saw Our might. Such is God's way that has been established with His servants. And the rejecters were then totally in loss.

Sahih International

But never did their faith benefit them once they saw Our punishment. [It is] the established way of Allah which has preceded among His servants. And the disbelievers thereupon lost [all].

Sam Gerrans

But their faith did not benefit them when they saw Our might — the practice of God which has passed among His servants[...] — and thereupon the false claimers of guidance were lost.

Shabbir Ahmed

But their proclamation of Faith could not help them, once they saw Our Blow. This is the Law of Allah that has always applied to His servants. And so, there and then, lost were the rejecters of the changeless Divine Laws.

Syed Vickar Ahamed

Then their accepting the Faith after they (actually) saw Our Punishment was not going to help them. (Such has been) Allah’s Way of dealing with His servants, (from the oldest of times). And the rejecters of Allah were (totally) destroyed (in the Punishment)!

Taqi Usmani

But, their profession of faith was not (competent) to benefit them, once they had seen Our punishment - a customary practice of Allah that has been there all along in the matter of His servants - and hence, the disbelievers became the losers.

The Monotheist Group

But their belief could not help them once they saw Our might; such is the way of God that has been established for His servants; and the rejecters were then totally in loss.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais leur croyance, au moment où ils eurent constaté Notre rigueur, ne leur profita point; Telle est la règle dʹAllah envers Ses serviteurs dans le passé. Et cʹest là que les mécréants se trouvèrent perdants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca piştî ku ezabê me dîtin, (ew îmanê bînin jî) îmana wan dê qet feydeyekê nede wan. Ev rêk û rêbaza Xwedê ye ku der barê bendeyê wî de derbas bûye û ha li wê derê kafir xesar dikin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij hadden geen nut van hun geloof toen zij Ons geweld zagen. Het was Gods gebruikelijke behandeling die reeds eerder te midden van Zijn dienaren had plaatsgevonden. Daar hadden de ongelovigen dus verloren.

Hollandaca — Siregar

Maar hun geloof baatte hun niet toen zij Onze bestraffing zagen. Dat is de handelwijze van Allah, die reeds voor Zijn dienaren was. En de ongelovigen verloren toen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Но не помогла им (такая) их вера, когда они (уже) увидели Нашу мощь [наказание], (согласно) установлению Аллаха, которое уже происходило раньше по отношению к Его рабам [как и не помогла прежним общинам, когда к ним уже явилось наказание от Аллаха, их вера]. И тогда (когда придет наказание) окажутся в убытке неверующие [они всегда в убытке, но в тот момент их убыток станет очевидным]!

Rusça — Osmanov

Но не поможет им верование в то время, когда они почувствуют Наше наказание согласно закону Аллаха, который установлен для Его рабов, и тогда неверные будут в убытке.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men den tro de gav uttryck för när de fick se Vårt straff, var dem till ingen nytta - så har Gud alltid gått till väga gentemot Sina tjänare. Och så var de i denna stund förlorade, de som hade förnekat sanningen.