Azabımızı gördükleri zaman, "Yalnız Allah'a inandık; O'na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkar ettik" dediler.

فَلَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَا قَالُوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَحْدَهُ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِ مُشْرِكِينَ

fe lemmā raev be'senā ḳālū āmennā bi(a)llahi veHdehu ve kefernā bimā kunnā bihi muşrikīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2رَاَوْاraevر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördüler
3بَأْسَنَاbe'senāب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkhışmımızı
4قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
5اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
6بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
7وَحْدَهُveHdehuو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.tek
8وَكَفَرْنَاve kefernāك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretve inkar ettik
9بِمَاbimāşeyleri
10كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolan
11بِهِbihiO'na
12مُشْرِكِينَmuşrikīneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortak koştuğumuz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken azâbını görünce de Allah'ın birliğine inandık dediler ve şirk koştuğumuz şeyleri inkâr ettik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken azâbını görünce de Allahʼın birliğine inandık dediler ve şirk koştuğumuz şeyleri inkâr ettik.

Adem Uğur

Artık o çetin azabımızı gördükleri zaman: Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik, derler.

Ahmed Hulusi

Hışmımızı gördüklerinde: "Esma'sıyla hakikatimiz olan Allah'a ve O'nun Tek olduğuna iman ettik; O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik" dediler.

Ahmet Tekin

Hışmımızı, azâbımızın şiddetini gördükleri zaman: 'Allah’a iman ettik. İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında O’na ortak koştuğumuz şeyleri, terkettik, inkâr ettik' derler.

Ahmet Varol

Zorlu azabımızı gördükleri zaman: 'Yalnız Allah'a iman ettik ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik' dediler.

Ali Bulaç

Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, dediler ki: "Bir olan Allah'a iman ettik ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri de inkar ettik."

Ali Fikri Yavuz

O vakit, azabımızın şiddetini gördüklerinde şöyle dediler: “- Allah’ın birliğine iman ettik ve O’na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik.”

Ali Rıza Safa

Sonra, cezamızın yaman olduğunu gördükleri zaman, şöyle dediler: "Allah'a, Tek ve Eşsiz olarak inandık; O'na ortaklar koştuklarımızı da inkar ettik!"

Bayraktar Bayraklı

Azabımızı gördüklerinde, "Tek olan Allah'a inandık. Ortak koştuklarımızı inkar ettik" demişlerdi.

Bekir Sadak

siddetli azabimizi gorduklerinde: «Yalniz Allah'a inandik; O'na kostugumuz esleri inkar ettik» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar, bizim hışım ve şiddetimizi görünce, «biz, bir olan Allah'a inandık ve O'na koştuğumuz şeyleri de inkâr ettik!» dediler.

Diyanet İşleri

Azabımızı gördükleri zaman, "Yalnız Allah'a inandık; O'na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkar ettik" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Şiddetli azabımızı gördüklerinde: 'Yalnız Allah'a inandık; O'na koştuğumuz eşleri inkar ettik' dediler.

Diyanet Vakfi

Artık o çetin azabımızı gördükleri zaman: Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik, derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O vakit azâbımızı gördüklerinde: 'Allah’a tek olarak inandık ve kendisiyle (Allah’a)şirk koşan kimseler olduğumuz şeyleri inkâr ettik' derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman hışmımızı gördüklerinde: "Allah'ın birliğine inandık ve ona ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt hışmımızı gördüklerinde Allahın birliğine inandık ve ona şirk koştuğumuz şeylere küfrettik dediler

Erhan Aktaş

Bizim cezamızı gördükleri zaman: "Allah'ın tekliğine iman ettik ve O'na şirk koştuklarımızı küfrettik." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bizim cezamızı gördükleri zaman: "Allah'ın tekliğine iman ettik ve O'na şirk koştuklarımızı inkar ettik." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bizim cezamızı gördükleri zaman: "Allah'ın tekliğine iman ettik ve O'na şirk koştuklarımızı inkar ettik." dediler.

Fizilal-il Kuran

Ne zaman ki, şiddetli azabımızı gördüler: «Tek Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik.» dediler.

Gültekin Onan

Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman dediler ki: "Bir olan Tanrı'ya inandık ve O'na şirk koştuğumuz şeylere de küfrettik."

Hamdi Döndüren

Sonra, azabımızı gördüklerinde, onlar, “Artık, tek olan Allah’a inanıyoruz ve O’na koştuğumuz ortakları, inkâr ediyoruz!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Artık, vaktaki o çetin azabımızı gördüler. "Allaha, bir olarak inandık. Ona eş tutmakda olduğumuz şeyleri inkar etdik" dediler.

Hasib Asutay

Azabımızı gördükleri zaman 'Yalnız Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri (33) inkâr ettik' derler. (33. Putları.)

Hayrat Neşriyat

O vakit azâbımızı gördüklerinde: 'Allah’a tek olarak inandık ve kendisiyle (Allah’a)şirk koşan kimseler olduğumuz şeyleri inkâr ettik' derler.

İbni Kesir

Baskınımızı görünce: Yalnız Allah'a inandık ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri inkar ettik, dediler.

Mehmet Okuyan

Ağır azabımızı gördükleri zaman “Tek olan Allah’a inandık ve O’na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik.” derler.

Muhammed Esed

Ve sonra, verdiğimiz cezayı (apaçık) görünce de: "Tek Allah'a artık inandık ve Allah'a ortak koştuğumuz şeylere inancımızı terk ettik!" dediler.

Mustafa İslamoğlu

Ve kahredici cezamızı gördükleri zaman "Tek olan Allah'a iman ettik ve O'na ortak koştuğumuz şeylere olan inancımızı reddettik!" dediler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ne zaman ki hışmımızı gördüler: "Tek Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik." dediler.

Ömer Öngüt

Artık o çetin azabımızı gördüklerinde: "Bir olan Allah'a inandık, O'na ortak koştuğumuz şeyleri de inkâr ettik. " dediler.

Suat Yıldırım

Onlar Bizim azabımızın şiddetini görür görmez "Allah’ın birliğine iman ettik, ona şerik saydığımız putları da red ve inkâr ettik" dediler.

Süleyman Ateş

Ne zaman ki hışmımızı gördüler: "Tek Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Baskınımızı görünce şöyle dediler: "Allah'ın tek (ilah) olduğuna inandık; ona ortak saydıklarımızı inkar ettik."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şiddetli azabımızı görünce şöyle dediler: "Allah'ın birliğine inandık; O'na ortak saydıklarımızı tanımıyoruz."

Şaban Piriş

Azabımızı görünce: Bir tek Allah'a inandık, ona şirk koştuklarımızı inkar ettik dediler.

Tefhim-ul Kuran

Onlar bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, dediler ki: «Bir olan Allah'a iman ettik ve O'na şirk koşmakta olduğumuz şeyleri de inkâr ettik.»

Ümit Şimşek

Azabımızı gördüklerinde, 'Allah'a bir olarak inandık ve Ona ortak koştuğumuz şeyleri de reddettik' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Hışmımızı gördüklerinde, "Allah'a, yalnızca O'na inandık, O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik." dediler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar əzabımızı daddıqda: “Biz Vahid Allaha iman gətirdik, Ona ortaq qoşduqlarımızı isə inkar edirik!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar əzabımızı gördükdə dedilər: ″Biz yalnız Allaha iman gətirdik, (Rəbbimizə) qoşduğumuz şərikləri (bütləri) isə inkar etdik!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als sie Unsere qualvolle Strafe zu sehen bekamen, sprachen sie: ʺWir glauben an Gott allein und verwerfen alles, was wir Gott an Gefährten beigesellten.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Als sie dann Unsere Gewalt sahen, sagten sie: ʺWir glauben an Allah allein und verleugnen das, was wir Ihm beizugesellen pflegten.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als sie Unsere Strafe sahen, sagten sie: ʺWir glauben an Allah als den Einigen, und wir verwerfen all das, was wir Ihm zur Seite zu stellen pflegten.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als sie Unsere Peinigung sahen, sagten sie: ʺWir verinnerlichten den Iman an ALLAH allein, und betrieben Kufr dem gegenüber, womit wir Ihm gegenüber Schirk betrieben haben.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they encountered and experienced Our severe punishment, it was only then that they declared: "We believe in Allah alone, and we deny all the deities which we incorporated with Him. "

Abdul Haleem

when they saw Our punishment, they said, ‘We believe in God alone; we reject any partner we ascribed to Him,’

Abdullah Yusuf Ali

But when they saw Our Punishment, they said: "We believe in Allah,- the one Allah - and we reject the partners we used to join with Him."

Abul A'la Maududi

When they saw Our chastisement, they said: "We have come to believe in Allah, the Only One, and we reject all what we had associated (with Allah in His Divinity)."

Aisha Bewley

When they saw Our violent force, they said, ‘We have iman in Allah alone and reject what we associated with Him. ’

Al-Hilali & Khan

So when they saw Our punishment, they said: "We believe in Allâh Alone and reject (all) that we used to associate with Him as (His) partners.

Ali Quli Qarai

Then, when they sighted Our punishment, they said, ‘We believe in Allah alone, and disavow what we used to take as His partners. ’

Amatul Rahman Omar

So when they saw Our punishment they said, `We believe in Allâh alone, and We reject (all) that we used to associate with Him. '

Arthur John Arberry

Then, when they saw Our might, they said, 'We believe in God alone, and we disbelieve in that we were associating with Him. '

Bijan Moeinian

When they faced My punishment, they cried out: "We now believe in God, the one. We denounce all those gods whom we used to worship beside God."

E. Henry Palmer

And when they saw our violence they said, 'We believe in God alone, and we disbelieve in what we once associated with Him. '

Edip-Layth

So when they saw Our might, they said, "We acknowledge God Alone, and we reject all the partners we used to set up!"

George Sale

And when they beheld our vengeance, they said, we believe in God alone, and we renounce the idols which we associated with Him:

Hamid S. Aziz

But when they saw Our punishment, they said, "We believe in Allah alone and we deny what we used to associate with Him. "

Mahmoud Ghali

Then, as soon as they saw Our violence, they said, "We believe in Allah alone, and we disbelieve in whatever we used to be associating with Him. "

Marmaduke Pickthall

Then, when they saw Our doom, they said: We believe in Allah only and reject (all) that we used to associate (with Him).

Mohamed Ahmed - Samira

So that when they saw Our might, they said: "We believe in God the one and single, and reject those we associated (with Him). " --

Muhammad Asad

And then, when they [clearly] beheld Our punishment, they said: "We have come to believe in the One God, and we have renounced all belief in that to which we were wont to ascribe a share in His divinity!"

Mustafa Khattab

When they saw Our punishment, they cried, "˹Now˺ we believe in Allah alone and reject what we had been associating with Him!"

Progressive Muslims

So when they saw Our might, they said: "We believe in God Alone, and we reject all the partners we used to set up!"

Sahih International

And when they saw Our punishment, they said," We believe in Allah alone and disbelieve in that which we used to associate with Him. "

Sam Gerrans

And when they saw Our might, they said: “We believe in God alone, and deny that to which we ascribed a partnership!”

Shabbir Ahmed

And then, as they saw Our Strike, they cried, "We believe in Allah, the One God only and reject all that we used to associate with Him. " (We will dismiss false 'authorities' and submit to the Divine System of Life).

Syed Vickar Ahamed

So when they saw Our Punishment, they said: "We believe in Allah— the One Allah— And we reject all the partners we used to enjoin with Him. "

Taqi Usmani

When they saw Our punishment, they said, "We have (now) come to believe in Allah alone, and We have rejected everything we used to ascribe (to Him) as partners."

The Monotheist Group

So when they saw Our might, they said: "We believe in God alone, and we reject all the partners we used to set up!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, quand ils virent Notre rigueur ils dirent: ʺNous croyons en Allah Seul, et nous renions ce que nous Lui donnions comme associésʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî dema ku wan ew ezabê me yê dijwar dît, gotin: Me bes bawerî bi Xwedê tenê anî û em wan (pût)ên ku me jê re dikir hevpişk, înkar dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen zij Ons geweld zagen zeiden zij: ʺWij geloven in God alleen en wij hechten geen geloof aan wat wij aan Hem als metgezellen toegevoegd hebben.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen zij onze wraak zagen, zeiden zij: Wij gelooven in God alleen en wij doen afstand van de afgoden, welke wij met hem hebben vereenigd.

Hollandaca — Siregar

En toen zij Onze straf zagen, zeiden zij: ʺWij geloven in Allah, de Énige. En wij geloven niet in wat wij aan Hem plachten toe te kennen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда они увидели Нашу ярость [когда уже пришло к ним от Аллаха наказание], то сказали они: «Уверовали мы в Аллаха, (только в Него) Одного и (вот) (уже) мы отвергли то, что Ему придавали в сотоварищи [отреклись от своих ложных богов]!»

Rusça — Osmanov

И когда они почувствовали [на себе] Наше наказание, они воскликнули: ʺМы уверовали в единого Аллаха и отреклись от тех, кому поклонялись наряду с Ним!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när de fick skåda Vårt straff, sade de: ʺVi tror (nu) på den Ende Guden och vi tar avstånd från det som vi förr satte vid Hans sida!ʺ