O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der.

قَالُوا بَلْ اَنْتُمْ۠ لَا مَرْحَبًا بِكُمْ اَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا فَبِئْسَ الْقَرَارُ

ḳālū bel entum lā merHaben bikum entum ḳaddemtumūhu lenā fe bi'se l-ḳarāru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2بَلْbelhayır
3اَنْتُمْ۠entumasıl size
4لَاyoktur
5مَرْحَبًاmerHabenر ح بHoş geldiniz demek, geniş olmak, ferah olmak, büyük olmak. Merhaba - hoş geldiniz anlamına gelen bir selamlama şekli.merhaba
6بِكُمْbikumsize
7اَنْتُمْentumsiz
8قَدَّمْتُمُوهُḳaddemtumūhuق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.bunu önümüze getirdiniz
9لَنَاlenābizim
10فَبِئْسَfe bi'seب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkne kötü
11الْقَرَارُl-ḳarāruق ر رSerin olmak veya serinlemek, sessiz kalmak, sebatlı olmak, sağlam olmak, ferahlamak, istikrarlı olmak, sağlam olmak, almak tatmin etmek, doğrulamak, kabul etmek, yerleşmek, sürmek. Karar - istikrar, sabit veya güvenli bir yer, emanet yeri, ilerideki yer. Kurratun - serinlik, keyif. Akarra (fiil 4) - onaylamak, dinlendirmek veya kalmaya sebep olmak. İstakarra (fiil 10) - sağlam kalmak. Müstakırrun - sağlam şekilde sabit kalan veya onaylanan, gizlenen, kalıcı olan, kesinlikle gerçekleşen, varlığında/hedefinde/amacında yerleşik olan. Müstakar - sağlam şekilde sabit/yerleşik, geçici ikamet, mesken. Kurratun - serinlik, ferahlık, neşe ve rahatlık kaynağı. Kawarir (karuratun'un çoğulu) - bardaklar, kristaller.durak

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar da hayır diyecekler, asıl siz, rahat yüzü görmeyin; siz getirdiniz başımıza bunu, gerçekten de karar edilecek ne kötü yer.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar da hayır diyecekler, asıl siz, rahat yüzü görmeyin; siz getirdiniz başımıza bunu, gerçekten de karar edilecek ne kötü yer.

Adem Uğur

(Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.

Ahmed Hulusi

(O önderlere uyanlar ise): "Hayır, asıl size 'Merhaba = rahat olmak' yoktur. . . Onu (cehennemi) bize siz önerdiniz! Ne kötü bir karargahtır bu!" dediler.

Ahmet Tekin

Tâbi olanlar ise, kendilerini isyana sevk eden, cehenneme sokan liderlerine: 'Asıl rahat yüzü görmeyecek, işleri kolay olmayacak olan sizsiniz. Bu azâbı başımıza getiren de sizsiniz. Ne kötü bir yer burası.' derler.

Ahmet Varol

Derler ki: 'Aksine siz rahatlık görmeyin. Bunu bizim başımıza siz getirdiniz. (Bu) ne kötü bir durak!'

Ali Bulaç

(Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak."

Ali Fikri Yavuz

(Yardakçılar elebaşlarına şöyle) derler: “- Hayır, asıl siz rahatlık görmeyin. Bu azabı bizim önümüze siz getirdiniz. Bakın ne kötü karargâh!”

Ali Rıza Safa

"Hayır!" diyecekler; "Aslında, size, ‘Merhaba' yok! Bunu, önümüze siz çıkardınız; ne kötü bir yer burası!"

Bayraktar Bayraklı

Önderlere uyanlar ise, "Asıl siz rahat yüzü görmeyiniz! Bizi buraya süren sizsiniz. Burası ne kötü bir yerdir!" derler.

Bekir Sadak

Toplulukta bulunanlar ise: «Hayir, asil siz rahat yuzu gormeyin; bunu basimiza getiren sizsiniz; ne kotu bir duraktir!» derler.

Celal Yıldırım

(Uyanlar ise onlara): Hayır, size rahat ve huzur yüzü olmasın ; bunu bize sunan sizsiniz. Ne kötü eyleşilecek yerdir! (derler).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Diğerleri, “Hayır, asıl rahat yüzü görmemesi gereken sizlersiniz; bizi bu duruma siz sürüklediniz. Ne kötü bir yer burası!” derler.

Diyanet İşleri

O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der.

Diyanet İşleri (eski)

(Onlara uyanlar;) 'Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!' derler.

Diyanet Vakfi

(Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: «Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Bu topluluk): "Hayır, asıl size rahatlık yok, bunu bize siz hazırladınız; bakın ne kötü yatak!" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

(59-60) Şu: bir alay maıyyetinizde göğüs germiş; onlara merhaba yok, çünkü onlar Cehenneme salınıyorlar. Hayır derler size merhaba yok, onu bize siz takdim ettiniz, bakın ne fena yatak.

Erhan Aktaş

Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

Fizilal-il Kuran

Toplulukta bulunanlar ise; «Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bizi buraya getiren sizsiniz, ne kötü bir duraktır» derler.

Gültekin Onan

(Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak."

Hamdi Döndüren

(Uyanlar, önderlere), “Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Çünkü bizi buraya siz getirdiniz. Burası, ne kötü bir yerdir!” derler.

Hasan Basri Çantay

(Tabi' olanlar rüesaya) derler: "Hayır, siz, asıl rahat (huzur) görmeyin. Bunu bizim önümüze siz getirdiniz. (Bakın) ne çirkin durum"!

Hasib Asutay

(Önderlere uyanlar ise,) 'Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü durak (bu)!'

Hayrat Neşriyat

(O elebaşlarına uyanlar ise:) 'Hayır! (Asıl) siz rahat yüzü görmeyin! Bunu bizim başımıza siz takdîm ettiniz (siz getirdiniz). Artık o ne kötü karargâhtır!' derler.

İbni Kesir

Dediler ki: Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin. Bizi buraya siz sürdünüz. Ne kötü bir duraktır burası.

Mehmet Okuyan

(Saptırılanlar ise bunu söyleyen liderlerine) "Esasında siz rahat yüzü görmeyin! Onu (ateşi) bize siz sundunuz! Burası ne kötü bir yerdir!" diyeceklerdir.

Muhammed Esed

(Ve) onlar, (ayartılmış olanlar,) feryad edecekler: "Hayır, asıl (sorumlu) sizsiniz! Siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza getiren sizsiniz: Ne kötü bir yer burası!"

Mustafa İslamoğlu

(Körü körüne izleyenler ise), "Hayır, (sorumlu) sizsiniz! Asıl siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza siz sardınız ve gele gele en berbat yeri (buldunuz)!" diyerek

Ömer Nasuhi Bilmen

(59-61) Şunlar, sizinle beraber (ateşe) dalıvermiş bir gürûhtur. Onlara bir merhaba yok. Muhakkak ki, onlar ateşe gidicilerdir. (Onlar da) Derler ki: «Hayır. Sizlersiniz (O bedduaya daha müstehak). Sizin için merhaba yoktur, belki o küfrü bizim için siz takdim ettiniz. Artık ne fena karargâh (O ateş!)» Derler ki: «Ey Rabbimiz! Bize bunu kim takdim etti ise imdi onun için ateşte azabı kat kat artır.»

Ömer Öngüt

(Uyanlar uyulanlara): "Asıl size merhaba yok! Siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza getiren sizsiniz. Ne kötü bir durak! " derler.

Suat Yıldırım

Tâbi olanlar, onlara: "Hayır, asıl size merhaba olmasın, rahat yüzü görmeyin sizler! Bu azabı bize getiren sizsiniz. O ne kötü yerdir!" derler.

Süleyman Ateş

(Uyanlar, uyulanlara) Dediler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok, (asıl siz rahat yüzü görmeyin), siz bunu bizim önümüze getirdiniz. Ne kötü durak (bu)!"

Süleymaniye Vakfı

(Onlara uyanlar da:) "Asıl size merhaba yok! Bunu (dünyada güzel göstererek) bize siz sundunuz. Ne kötü kalma yeri!" diyeceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Yeni gelenler öncekilere) "Rahat yüzü görmemeyi asıl hak eden sizlersiniz. Bu suçu önce siz işlediniz... Burası da ne kötü konaklama yeri böyle!" derler.

Şaban Piriş

Orada, birbirleriyle tartışacaklar, kendilerinin cehennemlik olmalarına sebep olan kimselere lanetler yağdıracaklar. -Hayır, siz rahat yüzü görmeyin. Onu siz bizim önümüze getirdiniz derler. Ne kötü karar.

Tefhim-ul Kuran

(Onlara uyanlar) Derler ki: «Hayır, sizler; asıl size merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak.»

Ümit Şimşek

Onlar ise 'Asıl siz rahat yüzü görmeyin,' derler. 'Bu âkıbeti siz bize hazırladınız. Ne kötü bir yer burası!'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Hayır, size merhaba yok. Onu siz önümüze çıkardınız. Ne kötü durak yeridir o!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Tabe olanlar deyəcəklər: “Xeyr, sizin özünüzə salam olmasın! Bunu bizə siz təqdim edirdiniz. Ora necə də pis qərar tutulan yerdir!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Tabe olanlar da öz başçılarına) belə deyəcəklər: ″Xeyr, siz elə özünüz rahatlıq üzü görməyəsiniz! (Sizin özünüzə salam olmasın!) Bunu bizim üçün siz hazırladınız (bu əzaba, küfrə bizi siz uğratdınız). Bir baxın (bu Cəhənnəm) necə də pis məskəndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Anhänger sagen: ʺIhr seid es, die nicht willkommen sind. Ihr habt uns die Höllenpein verschafft. Welch eine schlimme Bleibe!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagen: ʺNein! Vielmehr seid ihr es, die ihr nicht willkommen seid. Das habt ihr uns doch bereitet - ein schlimmer Aufenthalt!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie werden sagen: ʺNein, ihr seid es. Kein Willkomm (sei) euch denn! Ihr seid es, die uns dies bereitet haben. Und welch schlimmer Ort ist das!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺNein, sondern kein Willkommen für euch! Ihr habt es uns unterbreitet!” So erbärmlich ist der Aufenthalt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"You are not welcomed here either", say those in Hell to the fresh crowd, "You brought this evil destiny upon our heads, therefore evil is the place of your destined end".

Abdul Haleem

They will say to them, ‘You are not welcome! It was you who brought this on us, an evil place to stay,’

Abdullah Yusuf Ali

(The followers shall cry to the misleaders:) "Nay, ye (too)! No welcome for you! It is ye who have brought this upon us! Now evil is (this) place to stay in!"

Abul A'la Maududi

They will reply: "Rather, no welcome to you. (You will roast in Hell.) It is you who led us to this end. What an evil resort!"

Aisha Bewley

They will say, ‘No, it is you who have no welcome. It is you who brought it upon us. What an evil place to settle!’

Al-Hilali & Khan

(The followers of the misleaders will say): "Nay, you (too)! No welcome for you! It is you (misleaders) who brought this upon us (because you misled us in the world), so evil is this place to stay in!"

Ali Quli Qarai

They say, ‘Rather, may wretchedness be your lot! You prepared this [hell] for us. What an evil abode!’

Amatul Rahman Omar

They (- their followers) will say (to their leaders), `Nay, it is rather you (who deserve Hell)! There is no welcome for you (either). In truth it was you that brought about this (evil punishment) for us (by leading us astray), what an evil resting place it is!'

Arthur John Arberry

They say, 'No, it is you have no Welcome; you forwarded it for us; how evil a stablishment!'

Bijan Moeinian

The new comers will complain to the Hell’s residents: "You deviated us from the right path to this end. You deserve to suffer like this."

E. Henry Palmer

They shall say, 'Nay, for you too is there no welcome! it was ye who prepared it beforehand for us, and an ill resting-place it is!'

Edip-Layth

They said, "No, you are the ones without welcome. It was you who misled us, so here is the result!"

George Sale

And the seduced shall say to their seducers, verily ye shall not be bidden welcome: Ye have brought it upon us; and a wretched abode is hell.

Hamid S. Aziz

They shall say, "Nay! Thee too! No welcome for you: it is you who have brought this upon us; evil is this resting-place. "

Mahmoud Ghali

They will say, "No indeed, it is you (who) have no welcome; you forwarded it for us; so, miserable is the reposing!"

Marmaduke Pickthall

They say: Nay, but you (misleaders), for you there is no word of welcome. Ye prepared this for us (by your misleading). Now hapless is the plight.

Mohamed Ahmed - Samira

They will say: "In fact, it is you who will have no welcome. It is you who brought this upon us. What an evil place of rest!"

Muhammad Asad

[And] they [who had been seduced] will exclaim: "Nay, but it is you! No welcome to you! It is you who have prepared this for us: and how vile a state to abide in!"

Mustafa Khattab

The followers will respond, "No! You are not welcome! You brought this upon us. What an evil place for settlement!"

Progressive Muslims

They said: "No, you are the ones without welcome. It was you who misled us, so here is the result!"

Sahih International

They will say, "Nor you! No welcome for you. You, [our leaders], brought this upon us, and wretched is the settlement."

Sam Gerrans

They will say: “The truth is, you — no welcome for you — you sent it ahead for us; and evil is the fixed lodging!”

Shabbir Ahmed

The followers will say to the leaders, "Nay, but you! There is no welcome for you either! It is you who sent this forth for us! What a station of plight!" (14:21), (33:67), (34:32), (37:29), (40:47).

Syed Vickar Ahamed

(The followers of evil will cry out to their leaders:) No, you (too)! (There is) no welcome for you! It is you who have made this happen to us! Now, (this) place to stay-in is evil!

Taqi Usmani

They (the followers) will say (to their leaders) "No, it is you who are not welcome; you are the ones who brought this upon us." So, how evil is the place to stay (for ever)!”

The Monotheist Group

They said: "No, you are the ones without welcome. It was you who presented this to us, what a miserable result!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺPas de bienvenue pour vous, plutôt. Cʹest vous qui avez préparé cela pour nousʺ. Quel mauvais lieu de séjour!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Dûvketî jî ji serokên xwe re) dibêjin: Nexêr, belkî hûn ne bi xêr û ne bi selametî hatin! We ev anî pêşiya me. Vêca ev çi pîs wargeh e!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeggen: ʺNee hoor, jullie zijn niet welkom. Jullie hebben ons dit geleverd. Dat is pas een slechte standplaats!ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de verleiden zullen tot hunne verleiders zeggen: Waarlijk, gij zult niet verwelkomd worden; gij hebt deze kastijding over ons gebracht, en de hel is een ellendig verblijf!

Hollandaca — Siregar

Zij (hun volgelingen zullen) zeggen: ʺNee, juist voor jullie is er geen welkom, jullie zijn het die dit over ons hebben gebracht.ʺ Dat is dan de slechtste vestiging.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажут (беспредельным в ослушании) (их последователи): «Наоборот, это вам не будет радушного приема! Вы представили нам это [заблуждение], и как же ужасно это местопребывание!»

Rusça — Osmanov

[Последователи же] вскричат: ʺО нет! Это вам не будет приветствия. Это из-за вас нам уготован ад. И мерзко же это местопребывание!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Efterföljarna) svarar: ʺDet är ni som inte skall hälsas välkomna! Ni har dragit oss med er ned hit - detta jämmerliga tillhåll!ʺ