"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ بَلْ كُنْتُمْ قَوْمًا طَاغِينَ

ve mā kāne lenā ǎleykum min sulTānin bel kuntum ḳavmen Tāğīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve mā
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve yoktu
3لَنَاlenābizim
4عَلَيْكُمْǎleykumsizi zorlayacak
5مِنْminhiçbir
6سُلْطَانٍsulTāninس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmakgücümüz
7بَلْbelbilakis
8كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsiz idiniz
9قَوْمًاḳavmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir toplum
10طَاغِينَTāğīneط غ يaşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık, dinsizlik, isyan, şiddetli gök gürültüsü ve şimşek fırtınası, patlama, kötülük güçleri, kötülüğe sürüklemek, çok cesur olmak, inatçı direniş, aşırı derecede itaatsiz, ölçüsüz, yozlaşmış, dağın tepesi veya üst kısmı, put/şeytan, kötülüğün kaynağıazgın

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve size karşı bir gücümüz, kuvvetimiz yoktu bizim, hayır, siz azgın kişilerdiniz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve size karşı bir gücümüz, kuvvetimiz yoktu bizim, hayır, siz azgın kişilerdiniz.

Adem Uğur

Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.

Ahmed Hulusi

"Bizim, üzerinizde bir hakimiyetimiz yoktu. . . Aksine siz azgın bir topluluk idiniz. "

Ahmet Tekin

'Bizim, sizin üzerinizde bir nüfûzumuz yoktu. Siz, zaten azgın, haksızlığı alışkanlık haline getirmiş bir toplumdunuz.'

Ahmet Varol

Bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz yoktu. Aksine siz kendiniz azgın bir topluluktunuz.

Ali Bulaç

"Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz."

Ali Fikri Yavuz

Bizim de sizin üzerinize bir hakimiyetimiz yoktu; ancak siz azmış bir kavim idiniz.

Ali Rıza Safa

"Üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu!" "Hayır! Siz, azıtmış bir toplumdunuz!"

Bayraktar Bayraklı

"Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz, azgın bir toplum olmuştunuz."

Bekir Sadak

«Bizim sizin ustunuzde bir nufuzumuz yoktu. Bilakis, azmis bir millettiniz.»

Celal Yıldırım

Bizim sizin üzerinizde bir sultamız olmadı, ama siz, azıp sapıtan bir millettiniz, derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bizim, sizin üzerinizde hiçbir etkili baskımız olmamıştı; bilâkis siz azgın bir topluluktunuz.

Diyanet İşleri

"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."

Diyanet İşleri (eski)

'Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz.'

Diyanet Vakfi

(29-30) (Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yok. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

bizim size karşı zorlayacak bir gücümüz de yoktu; fakat siz azmış bir kavimdiniz;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bizim size karşı cebredebilecek bir saltanatımız yoktu, fakat siz azmış bir kavm idiniz

Erhan Aktaş

"Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir halktınız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir halktınız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir toplumdunuz.

Fizilal-il Kuran

«Ve bizim size karşı bir hakimiyetimiz de yoktu. Bilakis siz azgınlar güruhu idiniz.»

Gültekin Onan

"Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz."

Hamdi Döndüren

“Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Ama siz kendiniz azgın bir kavim idiniz.”

Hasan Basri Çantay

"Ve bizim size karşı bir haakimiyyetimiz de yokdu. Bil'akis siz (de bizim gibi) azgınlar güruhu idiniz".

Hasib Asutay

'Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.

Hayrat Neşriyat

'Hem bizim için, sizin üzerinizde bir güç yoktu. Bil'akis (siz), bir azgınlar topluluğu idiniz.'

İbni Kesir

Bizim, sizin üstünüzde bir hakimiyetimiz de yoktu. Aksine siz, azgınlar topluluğu oldunuz.

Mehmet Okuyan

Bizim sizi zorlayacak hiçbir gücümüz yoktu. Aslında siz azgın bir toplumdunuz!

Muhammed Esed

Üstelik sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu, bilakis, siz küstahça bir kibire kapılmıştınız!

Mustafa İslamoğlu

Hem bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktur: bilakis siz küstah ve azgın bir topluluktunuz!

Ömer Nasuhi Bilmen

«Bizim için sizin üzerinizde bir saltanat bulunmuş değildik. Belki siz sapıtmışlar olan bir kavim olmuş idiniz.»

Ömer Öngüt

"Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu, siz kendiniz azgın bir topluluk idiniz. "

Suat Yıldırım

(29-32) "Hayır, bilakis! derler öbürleri, siz zaten iman eden kimseler değildiniz. Hem bizim, sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu ki! Bilakis, siz azgın bir gürûh idiniz!" "Ne dersek boş! Artık Rabbimizin azap hükmü hakkımızda kesinleşti. Biz hak ettiğimiz cezayı mutlaka tadacağız. Evet, sizi biz kışkırttık, çünkü biz de azmış durumdaydık."

Süleyman Ateş

"Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."

Süleymaniye Vakfı

Bizim size boyun eğdirecek bir gücümüz de yoktu. Siz zaten taşkınlık eden bir topluluktunuz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bizim sizin üzerinizde bir üstünlüğümüz(sulta) olamazdı. Aslında sizler taşkınlık eden kimselerdiniz.

Şaban Piriş

-Bizim size karşı bir yaptırım gücümüz de yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.

Tefhim-ul Kuran

«Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır, siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz.»

Ümit Şimşek

'Sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Kendiniz bir azgınlar güruhu olup çıktınız.

Yaşar Nuri Öztürk

"Bizim size karşı bir sultamız yoktu. İşin esası şu ki siz azmış bir topluluktunuz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bizim sizin üzərinizdə heç bir hökmranlığımız da yox idi. Xeyr, siz özünüz həddi aşmış adamlar idiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və bizim sizin üzərinizdə heç bir hökmümüz də yox idi. Xeyr, siz (özünüz) azğın (günah etməkdə həddi aşmış) bir qövm idiniz.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben euch keinen Zwang auferlegt. Ihr seid vermessene Frevler gewesen.

Almanca — Der Edle Quran

Wir aber hatten keine Macht über euch, sondern vielmehr wart ihr Leute, die das Maß (an Frevel) überschreiten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wir hatten über euch keine Verfügung. Nein, sondern ihr wart übertretende Leute!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Nor did we have authority over you or impose on you an edict or edicts; the fact is that you played the tyrant and were people given to transgression".

Abdul Haleem

we had no power over you- and you were already exceeding all limits.

Abdullah Yusuf Ali

"Nor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a people in obstinate rebellion!

Abul A'la Maududi

We had no power over you. You were a rebellious people,

Aisha Bewley

We had no authority over you. Rather you were unbridled people.

Al-Hilali & Khan

"And we had no authority over you. Nay! But you were Tâghûn (transgressing) people (polytheists, and disbelievers).

Ali Quli Qarai

We had no authority over you. Rather you [yourselves] were a rebellious lot.

Amatul Rahman Omar

`And we had no authority over you (to seduce you). The truth is that you yourselves were an unrestrained people (and given to excesses).

Arthur John Arberry

we had no authority over you; no, you were an insolent people.

Bijan Moeinian

[They will continue]: "We did not have any power over you; it was you who chose the rebellion. "

E. Henry Palmer

nor had we any authority over you; nay, ye were an outrageous people.

Edip-Layth

"We never had any power over you, but you were a wicked people."

George Sale

For we had no power over you to compel you; but ye were people who voluntarily transgressed:

Hamid S. Aziz

"And we had no authority over you, but you were a wayward people;

Mahmoud Ghali

And in no way did we have any all- binding authority over you; no indeed, (but) you were an inordinate people. "

Marmaduke Pickthall

We had no power over you, but ye were wayward folk.

Mohamed Ahmed - Samira

We had no power over you. In fact, you were a people rebellious.

Muhammad Asad

Moreover, we had no power at all over you: nay, you were people filled with overweening arrogance!

Mustafa Khattab

We had no authority over you. In fact, you yourselves were a transgressing people.

Progressive Muslims

"And we never had any power over you, but you were a wicked people. "

Sahih International

And we had over you no authority, but you were a transgressing people.

Sam Gerrans

“And we had over you no authority. The truth is, you were people transgressing all bounds,

Shabbir Ahmed

And we had no power at all over you. Nay, you were a people of unrestrained conduct."

Syed Vickar Ahamed

"Also we did not have any authority over you. No, it was you who were a transgressing people!

Taqi Usmani

We had no authority over you at all, but you yourselves were a transgressing people.

The Monotheist Group

"And we never had any power over you, but you were a wicked people."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et nous nʹavions aucun pouvoir sur vous. Cʹest vous plutôt qui étiez des gens transgresseurs.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Tu hêza me ya ku em zorê li we bikin jî nebû. Lê belê hûn bi xwe civateke jirêderketî bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en wij hadden geen macht over jullie, maar jullie waren onbeschaamde mensen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Want wij hadden geene macht over u, om u te dwingen, maar gij hebt vrijwillig gezondigd.

Hollandaca — Siregar

Ea wij hadden geen macht over jullie. Jullie waren zelfs een overtredend volk.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и не было у нас над вами власти [ни довода, ни влияния] (чтобы отклонить вас от Веры). Но вы (о, многобожники) (сами) были народом излишествующим. [преходящими пределы в грехах]

Rusça — Osmanov

и мы вовсе не были властны над вами. Вы сами были ослушниками.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi hade alls ingen makt över er; tvärtom var ni egensinniga och påstridiga.