Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ فِي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ
hum ve ezvācuhum fī Zilālin ǎlā l-erāiki muttekiūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (78 / 78 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlar da, eşleri de, gölgeliklerde, tahtlara oturup dayanmışlardır.
Abdulkadir Gölpınarlı
Onlar da, eşleri de, gölgeliklerde, tahtlara oturup dayanmışlardır.
Adem Uğur
Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar.
Ahmed Hulusi
Onlar ve eşleri gölgeler içinde tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
Ahmet Tekin
Onlar ve eşleri, gölgelerde, koltuklar üzerinde yaslanarak otururlar.
Ahmet Varol
Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara yaslanmışlardır.
Ali Bulaç
Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
Ali Fikri Yavuz
Kendileri ve zevceleri, ağaçların gölgeleri altında süslü koltuklar üzerine kurulub yaslanmışlardır.
Ali Rıza Safa
Eşleriyle birlikte, gölgelerdeki sedirler üzerine dayanmışlardır.
Bayraktar Bayraklı
Onlar ve eşleri, gölgeler altında koltuklara yaslanacaklardır.
Bekir Sadak
Onlar ve esleri golgeliklerde, tahtlar uzerine yaslanmislardir.
Celal Yıldırım
Onlar da, eşleri de gölgede tahtlar, kanepeler üzerinde kurulmuşlardır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Kendileri ve eşleri gölgelik yerlerde, tahtlarına kurulacaklar.
Diyanet İşleri
Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
Diyanet İşleri (eski)
Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır.
Diyanet Vakfi
Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kendileri ve eşleri gölgelikler içinde koltuklar üzerinde kurulmuşlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendileri ve zevceleri erikeler üzerine kurulmuşlardır
Erhan Aktaş
Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine kurulmuşlardır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine kurulmuşlardır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine kurulmuşlardır.
Fizilal-il Kuran
Kendileri ve eşleri gölgelerde, koltuklara yaslanmışlar.
Gültekin Onan
Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
Hamdi Döndüren
Onlar ve eşleri gölgelerde, koltuklara yaslanırlar.
Hasan Basri Çantay
Kendileri de, zevceleri de (cennet) gölgeler (in) dedirler. Tahtların üstüne kurulub dayanmışlardır.
Hasib Asutay
Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
Hayrat Neşriyat
Onlar ve hanımları, (artık o gün) gölgelerde tahtlar üzerinde (oturup) yaslanmış olanlardır.
İbni Kesir
Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
Mehmet Okuyan
Onlar ve eşleri, tahtların üzerinde gölgelerde (olacaklar)dır.
Muhammed Esed
onlar ve eşleri sedirler üzerinde mutlu bir şekilde yatıp uzanacaklar,
Mustafa İslamoğlu
onlar ve eşleri (bu huzurun) gölgesi altında mükemmel yataklar üzerinde uzanacaklar;
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar ve zevceleri gölgeler içinde tahtlar üzerine dayanıp durmuşlardır.
Ömer Öngüt
Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine yaslanmışlardır.
Suat Yıldırım
Hem kendileri, hem eşleri gölgeliklerde, tahtlarına kurulurlar.
Süleyman Ateş
Kendileri ve eşleri, gölgelerde, koltuklara yaslanmışlardır.
Süleymaniye Vakfı
Kendileri ve eşleri, gölgelikler içinde koltuklara kurulurlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde tahtlara kurulacaklardır.
Şaban Piriş
Kendileri ve eşleri gölgeliklerde, koltuklara yaslanmışlardır.
Tefhim-ul Kuran
Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
Ümit Şimşek
Eşleriyle birlikte gölgelerdeki koltuklara kurulmuşlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, koltuklar üzerinde yaslanmışlardır.
Azerice (1)
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar (möʼmin kişilər) və zövcələri kölgəliklərdə (yumşaq) taxtlara söykənmişlər.
Almanca (2)
Almanca — Der Edle Quran
Sie und ihre Gattinnen befinden sich im Schatten und lehnen sich auf überdachte Liegen.
Almanca — M. A. Rassoul
Sie und ihre Gattinnen liegen im Schatten auf Ruhebetten gestützt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And together with their mates they shall be reclining on luxurious couches in the shades afforded by trees and overshadowing foliage,
Abdul Haleem
they and their spouses- seated on couches in the shade.
Abdullah Yusuf Ali
They and their associates will be in groves of (cool) shade, reclining on Thrones (of dignity);
Abul A'la Maududi
they and their spouses shall be reclining on their couches in shady groves;
Aisha Bewley
they and their wives reclining on couches in the shade.
Al-Hilali & Khan
They and their wives will be in pleasant shade, reclining on thrones.
Ali Quli Qarai
—they and their mates, reclining on couches in the shades.
Amatul Rahman Omar
They and their companions will be in (pleasant) shades, reclining on raised couches.
Arthur John Arberry
they and their spouses, reclining upon couches in the shade;
Bijan Moeinian
They will enjoy the comfortable shade of the trees, reclined in luxurious furnishings, accompanied by their wives.
E. Henry Palmer
they and their wives, in shade upon thrones, reclining;
Edip-Layth
They and their spouses, both will be shaded, reclining on high furnishings.
George Sale
They and their wives shall rest in shady groves, leaning on magnificent couches.
Hamid S. Aziz
They and their wives (companions) shall be in shades, reclining on thrones of dignity.
Mahmoud Ghali
They and their spouses are reclining upon couches in the shades.
Marmaduke Pickthall
They and their wives, in pleasant shade, on thrones reclining;
Mohamed Ahmed - Samira
They and their companions will recline on couches in the shade.
Muhammad Asad
in happiness will they and their spouses on couches recline;
Mustafa Khattab
They and their spouses will be in ˹cool˺ shade, reclining on ˹canopied˺ couches.
Progressive Muslims
Both them and their spouses, they will be shaded, reclining on high furnishings.
Sahih International
They and their spouses - in shade, reclining on adorned couches.
Sam Gerrans
They and their wives, in shade, upon couches reclining.
Shabbir Ahmed
They and their spouses in pleasant shades, on thrones of honor reclining.
Syed Vickar Ahamed
They and their wives will be in the (cool) shade of thick trees, resting on thrones (of dignity);
Taqi Usmani
They and their spouses are in pleasant shades, reclining on couches.
The Monotheist Group
Both them and their spouses, they will be shaded, reclining on raised couches.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
eux et leurs épouses sont sous des ombrages, accoudés sur les divans.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew û jinên xwe di binê siyan de li ser textan paldayî ne.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij en hun echtgenotes zijn in een schaduwrijke omgeving terwijl zij er op ligbanken achteroverleunen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij en hunne vrouwen zullen in schaduwrijke boschjes rusten, tegen heerlijke zetels leunende.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Они и их супруги в тенях (райских деревьев) (сидят) на (украшенных) ложах (облокотившись).
Rusça — Osmanov
они и их супруги покоятся на ложах в тени [деревьев],
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
vilande i ljuvlig skugga med sina följeslagare, stödda på divanernas (mjuka kuddar),