İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.

وَمَا يَسْتَوِي الْبَحْرَانِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَائِغٌ شَرَابُهُ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌ وَمِنْ كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى الْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهِ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

ve mā yestevī l-baHrāni hāƶā ǎƶbun furātun sāiğun şerābuhu ve hāƶā milHun ucācun ve min kullin te'kulūne leHmen Tariyyen ve testeḣricūne Hilyeten telbesūnehā ve terā l-fulke fīhi mevāḣira li tebteğū min feDlihi ve leǎllekum teşkurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve olmaz
2يَسْتَوِيyestevīس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeeşit
3الْبَحْرَانِl-baHrāniب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilginiki deniz
4هٰذَاhāƶāşu
5عَذْبٌǎƶbunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12tatlıdır
6فُرَاتٌfurātunف ر تTatlı olmak (su), susuzluğu gidermek, Fırat/Dicle.susuzluğu keser
7سَائِغٌsāiğunس و غGüzel ve hoş gelmek, Uygun olmak, Makul olmak, Meşru olmak, Caiz olmak, İzin vermek, Müsaade etmeklezzetlidir
8شَرَابُهُşerābuhuش ر بİçmek, yutmak, batmak, emmek. Shirbun - su porsiyonu, içme vakti. Shurbun - içme. Shaaribun - içen kişi. Sharaabun - içecek, meşrubat, porsiyon. Mashrabun - içme yeri. Ashraba (fiil 4) - içirmek, içmeye sebep olmak, işlemek. Ushribu fi-qalbihi - şu veya bu şeyin sevgisi kalbine işledi, kelime bu şekilde kullanılır çünkü sevgi, onu paylaşanı sarhoş eden alkol gibidir.içimi
9وَهٰذَاve hāƶāşu da
10مِلْحٌmilHunم ل حEmzirmek veya süt vermek, tuzlu veya acı olmak, şişmanlamak, güzel/hoş/sevimli olmak, göze veya kulağa hoş gelmek, griye veya beyaza çalan, birini süt kardeş olarak benimsemektuzludur
11اُجَاجٌucācunا ج جAğızda yanma, acı/sıcak/tuzlu, içilemez.acıdır
12وَمِنْve minve
13كُلٍّkullinك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsinden
14تَأْكُلُونَte'kulūneا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryersiniz
15لَحْمًاleHmenل ح مEt/et yedirmek, deri/post/kumaşet
16طَرِيًّاTariyyenط ر وAnsızın meydana gelmek, beklenmedik şekilde ortaya çıkmak, birdenbire olmak, birdenbire gelmek, taze olmaktaze
17وَتَسْتَخْرِجُونَve testeḣricūneخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakve çıkarırsınız
18حِلْيَةًHilyetenح ل يSüslemek, süs eşyaları ile donatmak veya süs eşyaları edinmek/yapmak.süs
19تَلْبَسُونَهَاtelbesūnehāل ب سGiymek/örtmek, giysi giymek, giyinmek, sarmak, gizlemek, uygun olmak, saklamak/kamufle etmek, giyilen şey.takındığınız
20وَتَرَىve terāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.ve görürsün
21الْفُلْكَl-fulkeف ل كYuvarlak olmak, dairesel olan herhangi bir şey, ısrar etmek/sebat etmek, gemi, gemi, yıldızların dönme yeri, gök küresi, gökyüzü kubbesi, gökyüzü, çevreleyen küreler, gökyüzü, dönme, dönme, devre, gidip gelme, çalkalanma durumunda, iğin dönüşü, etrafında dönen kişigemilerin
22فِيهِfīhiorada
23مَوَاخِرَmevāḣiraم خ رYarmak, bir şeyi ses çıkararak yarmak ve koşmak, ses veya gürültü çıkarmak, ileri gidip geri gelmek, rüzgara dönmek veya yüzünü rüzgara çevirmek, (suyu) yarıp ilerlemek.(denizi) yarıp gittiğini
24لِتَبْتَغُواli tebteğūب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakpayınızı aramanız için
25مِنْmin-ndan
26فَضْلِهِfeDlihiف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutfu-
27وَلَعَلَّكُمْve leǎllekumve umulur ki
28تَشْكُرُونَteşkurūneش ك رTeşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan.şükredersiniz

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve iki deniz, bir ve eşit olamaz; şu, tatlı ve içilecek sudur, içilince kandırır adamı, boğazdan kolaycacık ve iyi bir sûrette kayıp gider; buysa tuzludur, acıdır ve hepsinden de terütaze balıklar çıkarır, yersiniz ve takıp süsleneceğiniz ziynet eşyâsı çıkarırsınız ve görürsün ki, lütuf ve ihsânını arayıp bulmanız ve şükretmeniz için hepsinde de, suları yara yara gemiler gitmede.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve iki deniz, bir ve eşit olamaz; şu, tatlı ve içilecek sudur, içilince kandırır adamı, boğazdan kolaycacık ve iyi bir sûrette kayıp gider; buysa tuzludur, acıdır ve hepsinden de terütaze balıklar çıkarır, yersiniz ve takıp süsleneceğiniz ziynet eşyâsı çıkarırsınız ve görürsün ki, lütuf ve ihsânını arayıp bulmanız ve şükretmeniz için hepsinde de, suları yara yara gemiler gitmede.

Adem Uğur

İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır (boğazı yakar). Hepsinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayıp da şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.

Ahmed Hulusi

İki deniz eşit olmaz! Biri tatlı mı tatlı, susuzluğu giderir, içimi hoş ve kolaydır. . . Diğeri ise tuzludur, acıdır. . . Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız. . . O'nun fazlından talep etmeniz ve şükretmeniz için, gemileri onda yara yara gidenler görürsün.

Ahmet Tekin

Onun için benzerlik ve farklılık yaratmak da kolaydır, iki deniz bir değildir, birbirine benzemez. Bu tatlı, susuzluğu giderici, içimi kolaydır. Şu da, tuzlu ve acıdır, boğazı yakar. Her birinden de taze et, balık, yersiniz. Takıp süsleneceğiniz süs eşyaları çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan nasibinizi aramanız, ticaret yapmanız için gemilerin, filoların denizleri yararak her tarafa gittiğini görürsün. Ola ki, bu nimetler şükrünüze vesile olur.

Ahmet Varol

İki deniz bir değildir: Şu tatlı, susuzluğu giderici ve içimi kolay, şu da tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yer ve takınacağınız süs eşyaları çıkarırsınız. O'nun lütfundan (nasib) aramanız için ve olur ki şükredersiniz diye gemilerin onun içinde (suyu) yararak gittiklerini görürsün.

Ali Bulaç

İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.

Ali Fikri Yavuz

Hem iki deniz (suyu acı ve tatlılıkta) müsavi olmuyor: Bu gayet tatlı; içimi âfiyetlidir, kandırır. Bu (beriki) de gayet tuzlu; acıdır, içilemez. (Böyle olmakla beraber acı ve tatlı) her iki denizden de taptaze et (balık) yersiniz. (Suyu acı denizden inci gibi mücevherat) süs eşyası çıkarıp giyinirsiniz. Gemileri de görürsün ki, denizde suyu yara yara giderler; Allah’ın rızkından arayasınız diye... Olur ki şükredersiniz.

Ali Rıza Safa

İki deniz aynı değildir. Birisi tatlı, susuzluğu giderici, içimi güzel; diğeri tuzlu ve acıdır. Ama tümünden taze et yersiniz ve süs takıları çıkarırsınız. O'nun lütfundan aramanız için, gemilerin yarıp gittiklerini görürsünüz. Böylece, belki şükredersiniz.

Bayraktar Bayraklı

İki deniz bir değildir. Birisi son derece tatlı, içimi kolay, diğeri ise son derece tuzlu ve acıdır. Her birinden taze et yersiniz; takınacağınız takılar çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan rızkınızı aramanız için orada suyu yararak giden gemileri görürsünüz. Umulur ki şükredersiniz.

Bekir Sadak

Iki deniz bir degildir. Birinin suyu tatli ve kolay icimlidir; digeri tuzlu ve acidir. Herbirinden taze balik eti yersiniz; takindiginiz susler cikarirsiniz; Allah'in lutfuyla rizik aramaniz icin gemilerin onu yararak gittigini gorursun. Belki artik sukredersiniz.

Celal Yıldırım

İki deniz (veya göl) bir değildir. Bu, tatlı, susuzluğu giderici, kolay içimlidir. O, tuzlu acıdır; ama her birinden taze et yersiniz ve takındığınız (bazı) süs eşyasını çıkarırsınız. Allah'ın taşan nîmetini elde etmek için gemilerin de denizde suyu yara yara yüzüp gittiğini görürsün. Ola ki şükredersiniz.

Diyanet İşleri

İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.

Diyanet İşleri (eski)

İki deniz bir değildir. Birinin suyu tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yersiniz; takındığınız süsler çıkarırsınız; Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz.

Diyanet Vakfi

İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır (boğazı yakar). Hepsinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayıp da şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hem iki deniz eşit olmuyor. Şu tatlı, hararet keser, içerken (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet çıkarır, giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasib arayasınız diye suyu yara yara giden gemileri de görürsün. Gerek ki şükredeceksiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de iki deniz bir olmuyor; şu tatlı, hararet keser, içerken kayar; şu da tuzludur, yakar kavurur. Bununla beraber herbirinden bir taze et yersiniz ve bir zinet çıkarıp giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasip arayasınız diye gemilerin de suyu yara yara orada gittiğini görürsün. Gerek ki, şükredersiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem iki deniz müsavi olmuyor, şu tatlı, hararet keser, içerken kayar, şu da tuzlu, yakar kavurur bununla beraber herbirinden bir taze et yersiniz ve bir ziynet çıkarır giyinirsiniz, gemileri de görürsün onda yarar yarar giderler, fadlından nasib arayasınız diye ve gerek ki şükredesiniz

Erhan Aktaş

İki deniz bir değildir. Biri lezzetlidir, tatlıdır. Susuzluğu gideren içimi rahat olandır. Diğeri tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et yersiniz. Ve her ikisinden de kullandığınız süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lütfundan rızık aramanız için, onu yararak giden gemileri görürsün. Umulur ki şükredersiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İki deniz bir değildir. Biri lezzetlidir, tatlıdır. Susuzluğu gideren içimi rahat olandır. Diğeri tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et yersiniz. Ve her ikisinden de kullandığınız süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lütfundan rızık aramanız için, onu yararak giden gemileri görürsün. Umulur ki şükredersiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İki deniz bir değildir. Biri lezzetlidir, tatlıdır. Susuzluğu gideren içimi rahat olandır. Diğeri tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et yersiniz. Ve her ikisinden de kullandığınız süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lütfundan rızık aramanız için, onu yararak giden gemileri görürsün. Umulur ki şükredersiniz.

Fizilal-il Kuran

İki deniz aynı değildir. Birinin suyu tatlı kolay içimli, öbürününki tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze balık eti yer ve takı olarak kullandığınız süs eşyaları çıkarırsınız. Allah'ın size yönelik bağışını aramanız ve O'na şükretmeniz için geminin suları yararak yol aldığını görürsünüz.

Gültekin Onan

İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.

Hamdi Döndüren

İki deniz birbirine eşit olmaz. Biri tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi de hoştur; diğeri ise tuzludur, acıdır. Bununla birlikte her ikisinden de taze et yersiniz ve takacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan aramanız ve şükretmeniz için, gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün.

Hasan Basri Çantay

İki deniz (in suyu) bir olmaz. Şu çok tatlıdır, susuzluğu keser, içimi boğazdan kolay geçer; şu çok tuzludur, acıdır (boğazı yakar kavurur). Bununla beraber siz her birinden tamtaze bir et yersiniz. Giyeceğiniz (takınacağınız) bir zinet çıkarırsınız. (Allahın) fazl (ve kerem) inden (nasıybinizi) aramanız, Ona şükretmeniz için her birinde gemilerin, (suları) yara yara, gitdiklerini görürsün.

Hasib Asutay

İki deniz (in suyu) birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır. Hepsinde de taze et (balık) yersiniz ve takınacağınız süs (eşyası) çıkarırsınız. O'nun (Allah'ın) lütfundan aramanız için gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün. Umulur ki şükredersiniz!

Hayrat Neşriyat

Ve iki deniz bir olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu gidericidir, içmesi kolaydır; şu da tuzludur, acıdır (içilmez)! Bununla berâber her birinden tâze bir et (balık) yersiniz ve (inci, mercan gibi) kendisini takınacağınız bir ziynet (eşyâsı) çıkarırsınız. Ayrıca gemileri onda suyu yara yara giden (vâsıta)lar olarak görürsün ki O’nun lütfundan (rızkınızı) arayasınız. Ve tâ ki şükredesiniz.

İbni Kesir

İki deniz bir olmaz. Şu; çok tatlıdır, susuzluğu keser içilmesi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lutfundan aramanız ve şükretmeniz için gemilerin yara yara gittiklerini görürsünüz.

Mehmet Okuyan

İki deniz birbirine eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu keser, içmesi kolaydır; diğeri ise tuzludur, acıdır. (Buna rağmen) hepsinden de taze et (balık) yiyorsunuz ve giyeceğiniz (takınacağınız) süs (eşyası) çıkartıyorsunuz. (Allah’ın) nimetlerinden arayıp da şükretmeniz için gemilerin denizi yarıp gittiğini görürsün.

Muhammed Esed

(O'nun için benzerlik ve farklılık yaratmak da kolaydır.) O halde, (yeryüzündeki) iki büyük su kütlesi aynı olamaz; birisi tatlı, susuzluğu giderici, içimi güzel iken ötekisi tuzlu ve acıdır. Fakat her ikisinden de taze et yersiniz ve (ikisinden de) süs takıları çıkarırsınız; ikisinin de üzerinde Allah'ın lütfundan nasibinizi aramanızı ve böylece şükredenlerden olmanızı sağlayan gemilerin dalgaları yararak ilerlediklerini görürsün.

Mustafa İslamoğlu

Dahası (O'nun benzerler arasında farklılıklar yaratması da zor değildir): İki büyük su kütlesi (bile) aynı olmayabilir: şu biri tatlı, susuzluğu giderici, içimi kolay; o biri tuzlu, acı. Ne ki her birinden hem taze balık eti yersiniz, hem de takı olarak kullundığınız süs eşyaları çıkarırsınız. Bir de (Allah'ın) lütfundan nasibinizi aramanız ve şükretmeniz için, onun bağrında gemilerin dalgaları yararak yol aldıklarını görürsün(üz).

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve iki deniz müsavî olmaz. Bu çok temizdir, pek tatlıdır, kolayca içilir. Şu da çok tuzludur, acıdır. Hepsinden tertemiz bir et yersiniz ve kendisini giyeceğiniz bir ziynet çıkarırsınız ve O'nun fadlından arayasınız ve umulur ki, şükretmeniz için, bunun içinde gemileri yara yara bir halde gider görürsünüz.

Ömer Öngüt

İki deniz birbirine eşit olmaz. Şu çok tatlıdır. Susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da çok tuzludur, acıdır (boğazı yakar). Hepsinden de taze et (balık) yersiniz. Takmakta olduğunuz süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan nasibinizi arayıp şükretmeniz için gemilerin denizi yarıp gittiğini görürsün.

Suat Yıldırım

(Allah sınırsız miktarda birbirinden farklı varlıkları yaratabilir. Bu cümleden olarak) iki denizin suyu bir olmaz: şu tatlı, içimi âfiyetli, boğazdan kayıverir; o ise tuzlu, acıdır. Bununla beraber her iki denizden de taptaze et yersiniz ve takındığınız inci gibi süs eşyası çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan nasip arayıp bulmak için gemilerin suları yardığını, denizlerde devamlı dolaştıklarını görürsün. Umulur ki bütün bu nimetlere şükredersiniz.

Süleyman Ateş

İki deniz bir olmaz: Şu tatlıdır, susuzluğu keser, içimi (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takındığınız (inci, sedef gibi) süs (eşyası) çıkarırsınız. (Allah'ın) Lutfundan payınızı arayıp şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.

Süleymaniye Vakfı

Şu iki büyük su kütlesi bir olmaz: Biri güzel, tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze et yer, takındığınız süsleri çıkarırsınız. Suyu yara yara giden gemileri görürsün. Bu, Allah'ın lütuf olarak verdiklerini aramanız içindir. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İki deniz bir olmaz. Biri güzel, tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yer, takındığınız süsler çıkarırsınız. Onun(Allah'ın) ikramını aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki teşekkür edersiniz.

Şaban Piriş

İki deniz eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu giderir ve içimi kolaydır; diğeri tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Gemilerin suları yarıp gittiğini görürsün. Bunlar, O'nun verdiği nimetleri aramanız ve O'na şükretmeniz içindir.

Tefhim-ul Kuran

İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.

Ümit Şimşek

İki deniz bir olmaz. İşte şu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır; şu da tuzludur, acıdır. Onların herbirinden taze et yer, takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Gemilerin de suyu yara yara gittiklerini görürsün. Bunlar, Allah'ın lütfundan nasibinizi aramanız ve şükretmeniz içindir.

Yaşar Nuri Öztürk

İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi hoş ve rahattır; şu tuzludur, acıdır. Ama hepsinden de taze et yersiniz; giyip takınacağınız bir süs çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan nasip aramanız ve şükredebilmeniz için, gemilerin denizi yara yara gittiğini görürsün.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İki dəniz eyni deyildir. Birinin suyu dadlı, şirin və içməyə rahat, digərininki isə həddindən artıq duzlu və acıdır. Onların hər birindən təzə balıq yeyir, taxdığınız zinət əşyalarını çıxarırsınız. Sən gəmilərin onu yara-yara üzdüyünü görürsən. Bütün bunlar Allahın lütfünü axtarıb tapmağınız və şükür etməyiniz üçündür.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İki dəniz eyni deyildir. Birinin suyu çox şirin, dadlı və içməyə rahat (boğazdan rahat keçən), digərininki isə həddindən artıq şor və acıdır. Onların hər birindən təzə ət (balıq) yeyir, taxdığınız (inci və mərcan kimi) bəzəklər çıxardırsınız. Onun (Allahın) lütfündən (neʼmətindən) ruzi diləyib axtarmağınız (ticarət etməyiniz) üçün gəmilərin də orada (suyu) yara-yara üzdüyünü görürsən. (Bütün bunlara görə), bəlkə, (Allaha) şükür edəsiniz.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die beiden großen Wasser sind nicht gleich. Das eine ist süß, frisch und bekömmlich, und das andere ist salzig und bitter. Aus beiden eßt ihr zartes Fleisch (den Fisch) und holt daraus Schmuck, den ihr euch anlegt. Du siehst die Schiffe darauf Wellen ziehen. So fahrt ihr, um aus Gottes Gabenfülle zu schöpfen. Dafür sollt ihr Gott gebührend danken.

Almanca — Der Edle Quran

Nicht gleich sind die beiden Meere : dies ist süß, erfrischend und angenehm zu trinken; jenes ist salzig und (auf der Zunge) brennend. Und aus allen (beiden) eßt ihr frisches Fleisch und holt Schmuck heraus, den ihr anlegt. Und du siehst die Schiffe, wie sie es durchpflügen, damit ihr nach etwas von Seiner Huld trachtet, und auf daß ihr dankbar sein möget!

Almanca — M. A. Rassoul

Und die beiden Gewässer sind nicht gleich: dieses (ist) wohlschmeckend, süß und angenehm zu trinken, und das andere (ist) salzig, bitter. Und aus den beiden esset ihr zartes Fleisch und holt Schmucksachen, die ihr tragt. Und du siehst die Schiffe darauf fahren, auf daß ihr nach Seiner Huld trachten und vielleicht doch dankbar sein möget.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und einander nicht gleich sind die beiden Meere, dies ist süß, sehr angenehm, leicht beim Trinken, und dies ist salzig, bitter, und von beiden esst ihr zartes Fleisch und holt Schmuck heraus, den ihr tragt. Und du siehst die Schiffe darauf durchpflügend, damit ihr von Seiner Gunst anstrebt und damit ihr euch dankbar erweist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nor do the two kinds of flowing waters compare: one fresh and sweet pleasant to drink and the other salty and bitter, and from each do you eat tender meat and you obtain various kinds of gems you use as articles of ornaments carried on your bodies. And you see the ships -the large sea-going vessels and the river- boats- ploughing through the waves and cleaving the surface thereof to help you accomplish your objects sought after of His bounty to the end that your bosoms may hopefully surge and answer thanks.

Abdul Haleem

The two bodies of water are not alike- one is palatable, sweet, and pleasant to drink, the other salty and bitter- yet from each you eat fresh fish and extract ornaments to wear, and in each you see the ships ploughing their course so that you may seek God’s bounty and be grateful.

Abdullah Yusuf Ali

Nor are the two bodies of flowing water alike,- the one palatable, sweet, and pleasant to drink, and the other, salt and bitter. Yet from each (kind of water) do ye eat flesh fresh and tender, and ye extract ornaments to wear; and thou seest the ships therein that plough the waves, that ye may seek (thus) of the Bounty of Allah that ye may be grateful.

Abul A'la Maududi

The two masses of water are not alike. The one is sweet, sates thirst, and is pleasant to drink from, while the other is salt, bitter on the tongue. Yet from both you eat fresh meat, and extract from it ornaments that you wear; and you see ships cruising through it that you may seek of His Bounty and be thankful to Him.

Aisha Bewley

The two seas are not the same: the one is sweet, refreshing, delicious to drink, the other salty, bitter to the taste. Yet from both of them you eat fresh flesh and extract ornaments for yourselves to wear; and you see ships on them, cleaving through the waves so that you can seek His bounty and so that hopefully you will be thankful.

Al-Hilali & Khan

And the two seas (kinds of water) are not alike: this is palatable, sweet and pleasant to drink, and that is salt and bitter. And from them both you eat fresh tender meat (fish), and derive the ornaments that you wear. And you see the ships cleaving (the sea-water as they sail through it), that you may seek of His Bounty, and that you may give thanks.

Ali Quli Qarai

Not alike are the two seas: this one sweet and agreeable, pleasant to drink, and that one briny and bitter, and from each you eat fresh meat and obtain ornaments which you wear. And you see the ships plowing through them, that you may seek of His grace, and so that you may give thanks.

Amatul Rahman Omar

The two great bodies of water are not alike; this one is palatable, sweet and pleasant to drink while the other is saltish and bitter. Yet (inspite of all this) you take for food fresh and wholesome meat (of fish) from them both; and bring out from them (pearl-like things used in) ornaments for your wear. And you can see the ships cleaving (their way) through it so that you may seek of His bounty (by means of commercial navigation), and so that you may give (Him) thanks.

Arthur John Arberry

Not equal are the two seas; this is sweet, grateful to taste, delicious to drink, and that is salt, bitter to the tongue. Yet of both you eat fresh flesh, and bring forth out of it ornaments for you to wear; and thou mayest see the ships cleaving through it, that you may seek of His bounty, and so haply you will be thankful.

Bijan Moeinian

Be grateful to God:

E. Henry Palmer

The two seas are not equal: one is sweet and fresh and pleasant to drink, and the other is salt and pungent; but from each do ye eat fresh flesh, and bring forth ornaments which ye wear; and thou mayest see the ships cleave through it, that ye may search after His grace, and haply ye may give thanks.

Edip-Layth

Nor are the two seas the same. One is fresh and palatable, good to drink, while the other is salty and bitter. From each of them you eat tender meat, and you extract jewelry to wear. You see the ships sailing through them, seeking His provisions; and perhaps you may be appreciative.

George Sale

The two seas are not to be held in comparison: This is fresh and sweet, pleasant to drink; but that is salt and bitter: Yet out of each of them ye eat fish, and take ornaments for you to wear. Thou seest the ships also plowing the waves thereof, that ye may seek to enrich yourselves by commerce, of the abundance of God: Peradventure ye will be thankful.

Hamid S. Aziz

And Allah created you of dust, then of the life-germ, then He made you pairs; and no female bears, nor does she bring forth, except with His knowledge; and no one whose life is lengthened has his life lengthened, nor is aught diminished of one's life, but it is all recorded in a Book; surely this is easy for Allah.

Mahmoud Ghali

And in no way can the two seas be equal; this is sweet, gratifying (to taste) palatable as a drink; and this (other) is salt, bitter (to the tongue); and of each you eat fresh flesh and draw forth ornaments for you to wear. And you see the ships plowing through it that you may seek of His Grace and that possibly you would thank (Him).

Marmaduke Pickthall

And the two seas are not alike: this, fresh, sweet, good to drink, this (other) bitter, salt. And from them both ye eat fresh meat and derive the ornament that ye wear. And thou seest the ship cleaving them with its prow that ye may seek of His bounty, and that haply ye may give thanks.

Mohamed Ahmed - Samira

Alike are not two bodies of water: This one is sweet and fresh and pleasant to drink, and this one brine and bitter; yet you get fresh meat to eat from both, and take out ornaments to wear. You see how the ships churn through them so that you may seek of His bounty and, perhaps, give thanks.

Muhammad Asad

[Easy is it for Him to create likeness and variety:] thus, the two great bodies of water [on earth] are not alike the one sweet, thirst-allaying, pleasant to drink, and the other salty and bitter: and yet, from either of them do you eat fresh meat, and [from either] you take gems which you may wear; and on either thou canst see ships ploughing through the waves, so that you might [be able to] go forth in quest of some of His bounty, and thus have cause to be grateful.

Mustafa Khattab

The two bodies of water are not alike: one is fresh, palatable, and pleasant to drink and the other is salty and bitter. Yet from them both you eat tender seafood and extract ornaments to wear. And you see the ships ploughing their way through both, so you may seek His bounty and give thanks ˹to Him˺.

Progressive Muslims

Nor are the two seas the same. One is fresh and palatable, good to drink, while the other is salty and bitter. And from each of them you eat tender meat, and you extract jewellery to wear. And you see the ships sailing through them, seeking His provisions; and perhaps you may be appreciative.

Sahih International

And not alike are the two bodies of water. One is fresh and sweet, palatable for drinking, and one is salty and bitter. And from each you eat tender meat and extract ornaments which you wear, and you see the ships plowing through [them] that you might seek of His bounty; and perhaps you will be grateful.

Sam Gerrans

And not alike are the two seas: one is fresh and sweet, delicious to drink, and one is salty and bitter. And from each you eat succulent flesh, and extract ornaments which you wear. And thou seest the ships ploughing therein, that you might seek of His bounty and that you might be grateful.

Shabbir Ahmed

(Observe the diversity in Nature. ) Thus the two seas (and subsoil waters) are not alike. One is fresh, good to drink, the other undrinkable, salty (25:53). Yet, from either of them you eat tender meat and extract ornament that you may wear. And you see ships sailing through the waves seeking His Bounty, so that you may have cause to be grateful.

Syed Vickar Ahamed

And the two (seas) kinds of water are not alike (and the same)— One is tasteful, sweet and pleasant to drink, and the other, (tastes of) salt and is bitter. Yet from (both of) them, you eat fresh and tender flesh (fish and foods from the seas); From each (group of water), and you take out ornaments (pearls) to wear; And in there you see the ships that go through the waves, for you to search from the (riches and) bounty of Allah that you may be thankful.

Taqi Usmani

And two seas are not alike; this one is sweet, saturating, pleasant to drink, and that one is salt, bitter. But from each, you eat fresh meat, and derive ornaments that you wear. And you see the boats therein cleaving through water, so that you may search for His grace, and that you may be grateful.

The Monotheist Group

Nor are the two seas the same. One is fresh and palatable, good to drink, while the other is salty and bitter. And from each of them you eat tender meat, and you extract jewelry to wear. And you see the ships sailing through them, seeking His provisions; and perhaps you may be thankful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les deux mers ne sont pas identiques: (lʹeau de) celle-ci est potable, douce et agréable à boire, et celle-là est salée, amère. Cependant de chacune vous mangez une chair fraîche, et vous extrayez un ornement que vous portez. Et tu vois le vaisseau fendre lʹeau avec bruit, pour que vous cherchiez certains (des produits) de Sa grâce. Peut-être serez-vous reconnaissants!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Her du derya ne wek hev in; ev a pir şêrîn e, têhnahiyê dibe, vexwarina wê hêsan e. Ev a ha jî pir şor e, tehl e. Hûn ji tevan jî goştekî taze (masî) dixwin û xişrekî ku hûn li xwe dikin jê derdixin. Tu keştiyan dibînî ku behrê diqelêşin/digerin, da ku hûn ji qenciya Xwedê (li risqê xwe) bigerin û (ji bo ku Xwedê ev qencî daye we hûn) şukrê Wî bikin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

De twee zeeën kunnen niet met elkander vergeleken worden; deze is frisch, zoet en aangenaam te drinken, maar gene is zout en bitter. Toch eet gij visch uit beide en haalt gij er versierselen uit om die te dragen. Gij ziet ook hoe de schepen hare golven doorploegen, opdat gij u van Gods overvloed, door den koophandel zoudt trachten te verrijken; misschien zult gij dankbaar wezen.

Hollandaca — Siregar

Ein de twee zeeën zijn niet gelijk, de éne is zoet, fris en aangenaam om van te drinken, de andere is zout en bitter, maar uit beiden eten jullie vers vlees en halen jullie sieraden tevoorschijn, die jullie dragen. En jullie zien de schepen haar doorklieven opdat jullie Zijn gunst zullen zoeken. En hopelijk zullen jullie dankbaar zijn.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И не сравнятся два моря: это – приятное, пресное, пригодное для питья, а это – соленое, горькое [негодное для питья]. И из каждого (из морей) вы питаетесь свежим мясом [рыбами,...] и извлекаете украшения [жемчуг, коралл,...], которые вы надеваете. И ты видишь суда в нем, рассекающие (поверхность моря), чтобы вы обретали (себе) (удел) от Его щедрости (добывая морские дары Аллаха и занимаясь торговлей), и может быть, вы будете благодарны (Аллаху Всевышнему) (за Его великие благодеяния вам)!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De två stora vattenmassorna (på jorden) är inte lika: den enas (vatten) är sött, det släcker törsten och är angenämt att dricka, medan den andras är salt och bittert; men ni kan i båda (fånga fisk), vars färska kött ni äter, och ni kan ur båda hämta ting som ni pryder er med. Och på båda ser ni skeppen som plöjer vågorna, så att ni (med dem) kan söka det som Han i Sin godhet (beviljar er); kanske tackar ni (Honom).