Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.

وَلَقَدْ كَانُوا عَاهَدُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ الْاَدْبَارَ وَكَانَ عَهْدُ اللّٰهِ مَسْؤُ۫لًا

ve leḳad kānū ǎāhedū (a)llahe min ḳablu lā yuvellūne l-edbāra ve kāne ǎhdu (a)llahi mes'ūlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadoysa
2كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
3عَاهَدُواǎāhedūع ه دYükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik.söz vermişler
4اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
5مِنْmin
6قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekdaha önce
7لَا
8يُوَلُّونَyuvellūneو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdön(üp kaç)mayacaklarına
9الْاَدْبَارَl-edbāraد ب رArkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek.arkalarına
10وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve idiler
11عَهْدُǎhduع ه دYükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik.verilen sözden
12اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
13مَسْؤُ۫لًاmes'ūlenس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksorumlu

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Halbuki onlar, andolsun ki bundan önce söz de vermişlerdi Allah'a geri dönmemeleri için ve Allah'a verilen söz, sorulacaktır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Halbuki onlar, andolsun ki bundan önce söz de vermişlerdi Allahʼa geri dönmemeleri için ve Allahʼa verilen söz, sorulacaktır.

Adem Uğur

Andolsun ki daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir!

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dair daha önce Allah'a ahdetmişlerdi. . . Allah'a verilen söz (ahd) sorulur (sonucu yaşatılır)!

Ahmet Tekin

Andolsun ki, daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz mesuliyeti gerektirir.

Ahmet Varol

Oysa andolsun ki daha önce, arkalarını dönüp kaçmayacakları konusunda Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorulacaktır.

Ali Bulaç

Oysa andolsun, daha önce 'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' dair Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur.

Ali Fikri Yavuz

Halbuki bundan evvel Allah’a söz vermişlerdi: Arkalarını dönmiyeceklerdi. Allah’a verilen söz ise, sorumluluğu gerektirir.

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, arkalarına dönüp kaçmayacaklarına ilişkin, daha önce, Allah'a söz vermişlerdi. Oysa Allah'a verilen sözün sorumluluğu vardır.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz, mesuliyeti gerektirir.

Bekir Sadak

And olsun ki, daha once, sirt cevirip kacmayacaklarina dair Allah'a ahd vermislerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktir.

Celal Yıldırım

Oysa bunlar, and olsun ki, daha önce arka çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a kesin söz vermişlerdi. Allah'a verilen kesin söz ise (sorumluluk gerektirdiğinden) elbette sorulacaktır..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Halbuki bunlar daha önce ayrılıp dönmeyeceklerine dair yeminle Allah’a söz vermişlerdi ve Allah’a verilen sözün yerine getirilmesi gerekirdi.

Diyanet İşleri

Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, daha önce, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a ahd vermişlerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktır.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Halbuki bundan önce Allah'a ahid vermişlerdi. Arkalarını dönmeyeceklerdi. Allah'a verilen ahid ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Halbuki bundan önce Allah'a söz vermişlerdi. Arkalarını dönmeyeceklerdi. Allah'a verilen söz ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki bundan evvel Allaha ahid vermişlerdi: arkalarını dönmiyeceklerdi, Allahın ahdi ise mes'uliyyetlidir, mutlak sorulur

Erhan Aktaş

Oysaki onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorumluluktur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oysaki onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorumluluktur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oysaki onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorumluluktur.

Fizilal-il Kuran

Oysa arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen sözden sorumluydular.

Gültekin Onan

Oysa andolsun, daha önce 'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' dair Tanrı'ya söz vermişlerdi; Tanrı'ya verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur.

Hamdi Döndüren

Oysa arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen sözün sorumluluğu vardır.

Hasan Basri Çantay

Halbuki onlar, andolsun, arkalarına dönmeyeceklerini daha evvel Allaha karşı teahhüd de etmişlerdi. Allaha verilen söz (ü nakz edenler) mes'uldür.

Hasib Asutay

Andolsun ki, onlar daha önce arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz, mesuliyet gerektirir.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki daha önce onlar, arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dâir Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise mes’ûliyetlidir.

İbni Kesir

Andolsun ki; onlar, daha önceden sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Ve Allah'a verilen ahid, sorumluluktu.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki daha önce onlar, arkalarını dönmeyeceklerine (kaçmayacaklarına) dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz sorumluluk gerektirmektedir.

Muhammed Esed

halbuki daha önce (mesajına) sırt çevirmeyeceklerine dair Allah'ın huzurunda söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz(ün hesabı) mutlaka sorulacaktır.

Mustafa İslamoğlu

Oysa ki onlar, daha önce kaçmayacaklarına dair Allah adına söz vermişlerdi: ama (olsun), nasıl olsa Allah'a verilen sözün hesabı sorulacaktı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Halbuki, onlar geriye dönmeyeceklerine dair evvelce Allah'a kat'iyyen taahütte bulunmuşlardı. Allah için yapılan bir taahhüt ise sorulmuş olacaktır.

Ömer Öngüt

Oysa bunlar andolsun ki daha önce, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a kesin söz vermişlerdi. Allah'a verilen kesin söz ise elbette sorulacaktır.

Suat Yıldırım

Halbuki daha önce, düşmandan kaçmayacaklarına dair Allah’a yemin ederek, söz vermişlerdi. Allah’a karşı verilen o ahitlerin hesabı elbette sorulacaktır.

Süleyman Ateş

Oysa arkalarına dön(üp kaç)mayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen sözden sorumlu idiler.

Süleymaniye Vakfı

Halbuki daha önce sırtlarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a kesin söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorumluluk doğurur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halbuki, daha önce sırtlarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a kesin söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorguya çekilmeyi gerektirir.

Şaban Piriş

Daha önce, arkalarına dönüp, kaçmayacaklarına Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen sözler elbette sorulacaktır.

Tefhim-ul Kuran

Oysa andolsun onlar, daha önce 'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' dair Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur.

Ümit Şimşek

And olsun, onlar geri dönmeyeceklerine dair daha önce Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen sözün hesabı elbette sorulur.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, onlar daha önce, geri dönüp kaçmayacaklarına ilişkin Allah'a söz vermişlerdi. Ve Allah'a verilen söz sorumluluk gerektirirdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Baxmayaraq ki, onlar bundan əvvəl cihaddan boyun qaçırmayacaqlarına dair Allaha söz vermişdilər. Onlar Allaha verdikləri sözə görə sorğu-sual olunacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Halbuki bundan əvvəl (Ühüd vuruşundan sonra) bir daha (düşməndən) üz çevirib qaçmayacaqları barədə Allaha söz vermişdilər. Allaha verilən əhd barəsində (qiyamət günü) mütləq sorğu-sual olunacaqdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie hatten doch vorher Gott gelobt, nicht zu fliehen. Das ist ein Gelöbnis vor Gott, das eingehalten werden muß.

Almanca — Der Edle Quran

Dabei hatten sie sich zuvor gegenüber Allah verpflichtet, sie würden nicht den Rücken kehren. Nach der (Erfüllung der) Verpflichtung gegenüber Allah wird ge fragt werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie hatten doch in Wahrheit zuvor mit Allah den Bund geschlossen, daß sie nicht den Rücken zur Flucht wenden würden. Und über den Bund mit Allah muß Rechenschaft abgelegt werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits gelobten sie vorher ALLAH: ʺSie werden den Rücken nicht flüchtend umkehren.ʺ Und das ALLAH gegenüber gelobte Versprechen wird immer verantwortet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet they had already given their solemn promise to Allah never to defect, desert or flee the enemy. They failed to realize that an engagement entered into with Allah is indeed an immense responsibility.

Abdul Haleem

Yet they had already promised God that they would not turn tail and flee, and a promise to God will be answered for.

Abdullah Yusuf Ali

And yet they had already covenanted with Allah not to turn their backs, and a covenant with Allah must (surely) be answered for.

Abul A'la Maududi

They had earlier covenanted with Allah that they would not turn their backs in flight. And a covenant made with Allah must needs be answered for.

Aisha Bewley

Yet they had previously made a contract with Allah that they would never turn their backs. Contracts made with Allah will be asked about.

Al-Hilali & Khan

And indeed they had already made a covenant with Allâh not to turn their backs, and a covenant with Allâh must be answered for.

Ali Quli Qarai

though they had certainly pledged to Allah before that they would not turn their backs [to flee], and pledges given to Allah are accountable.

Amatul Rahman Omar

And previous to that they had made a covenant with Allâh that they would not turn (their) backs. And a covenant (made) with Allâh will have to be answered for.

Arthur John Arberry

Yet they had made covenant with God before that, that they would not turn their backs; and covenants with God shall be questioned of

Bijan Moeinian

These are the same people who [after their disobedience in the battle of Uhud] pledged to God [that they would make up for their failure in the future trials. ] Making a pledge with God involves a great responsibility [God cannot be deceived by empty words and, just two years after the battle of Uhud, put them to this test.]

E. Henry Palmer

They had covenanted with God before, that they would not turn their backs; and God's covenant shall be enquired of

Edip-Layth

Indeed they had pledged to God before this that they would not turn around and flee. Making a pledge to God brings great responsibility.

George Sale

They had before made a covenant with God, that they would not turn their backs: And the performance of their covenant with God shall be examined into hereafter.

Hamid S. Aziz

And if the enemy had entered upon them from the outlying parts of it, and they had been exhorted to treachery, they would certainly have done it, and they would have hesitated but little.

Mahmoud Ghali

And indeed they had already covenanted with Allah earlier, that they would not turn their backs; and a covenant with Allah will be questioned.

Marmaduke Pickthall

And verily they had already sworn unto Allah that they would not turn their backs (to the foe). An oath to Allah must be answered for.

Mohamed Ahmed - Samira

Whereas earlier they had made a promise to God that they would never turn their backs; and a promise made to God is answerable.

Muhammad Asad

although ere that they had vowed before God that they would never turn their backs [on His message]: and a vow made to God must surely be answered for!

Mustafa Khattab

They had already pledged to Allah earlier never to turn their backs ˹in retreat˺. And a pledge to Allah must be answered for.

Progressive Muslims

And indeed they had pledged to God before this that they would not turn around and flee. Making a pledge to God brings great responsibility.

Sahih International

And they had already promised Allah before not to turn their backs and flee. And ever is the promise to Allah [that about which one will be] questioned.

Sam Gerrans

And they had made a covenant with God before, that they would not turn their backs; and the covenant with God is to be answered for.

Shabbir Ahmed

Although before that they had pledged to Allah that they would not turn their backs (to Faith and against invasion). A pledge to Allah must be answered for.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, they had already made a promise to Allah not to turn their backs (and run away), and a promise to Allah must be kept.

Taqi Usmani

despite that they had already made a covenant with Allah that they would not turn their backs; and a covenant with Allah has to be answered for.

The Monotheist Group

And indeed they had pledged to God before this that they would not turn around and flee; and making a pledge to God brings great responsibility.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

tandis quʹauparavant ils avaient pris lʹengagement envers Allah quʹils ne tourneraient pas le dos. Et il sera demandé compte de tout engagement vis-à-vis dʹAllah.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, wan berê peyman dabû Xwedê ku ew pişta xwe nedin neyar û (ji cengê) nerevin û ev peymana ku wan da Xwedê ew ê teqez jê bêne pirsyarkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toch hadden zij van tevoren met God de verbintenis aangegaan dat zij zich niet zouden omkeren om te vluchten. Maar over de verbintenis met God wordt verantwoording afgelegd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij hadden vroeger een verbond met God gesloten, dat zij hunne ruggen niet zouden keeren; en de nakoming van hun verbond met God zal hier namaals worden onderzocht.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker. zij hadden Allah daarvôôr een belofte gedaan: dat zij niet de rug zouden toekeren. En over de belofte aan Allah zal ondervraagd worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А ведь они [лицемеры] заключили с Аллахом завет [договор] (через Его посланника) еще прежде [до сражения у рва], что не повернуться (к врагу) спинами [что не будут убегать от сражения]. И за завет [договор] с Аллахом будет спрошено.

Rusça — Osmanov

А до того они поклялись Аллаху, что не отступят [на поле брани]. А ведь за клятву, данную Аллаху, призовут к ответу.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ändå hade de tidigare lovat inför Gud att de aldrig skulle vända ryggen (åt fienden), och ett löfte inför Gud medför ansvar.