"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّهِ اِلَيْكَ وَمِنْهُمْ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَا يُؤَدِّهِ اِلَيْكَ اِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَائِمًا ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْاُمِّيِّنَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
ve min ehli l-kitābi men in te'menhu bi ḳinTārin yu'eddihi ileyke ve minhum men in te'menhu bi dīnārin lā yu'eddihi ileyke illā mā dumte ǎleyhi ḳāimen ƶālike bi ennehum ḳālū leyse ǎleynā fī l-ummiyyīne sebīlun ve yeḳūlūne ǎlā (a)llahi l-keƶibe ve hum yeǎ'lemūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Kitap ehlinin içinde öylesi vardır ki ona bir kantar altın emânet etsen onu, olduğu gibi öder. Öylesi de vardır ki bir altın emânet etsen ayak direyip ısrar etmedikçe geri vermez. Bu da, okuma-yazma bilmeyenlerin mallarını almada bir vebal yok bize demelerindendir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Kitap ehlinin içinde öylesi vardır ki ona bir kantar altın emânet etsen onu, olduğu gibi öder. Öylesi de vardır ki bir altın emânet etsen ayak direyip ısrar etmedikçe geri vermez. Bu da, okuma-yazma bilmeyenlerin mallarını almada bir vebal yok bize demelerindendir. Bile bile Allahʼa karşı yalan söylerler.
Adem Uğur
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.
Ahmed Hulusi
Kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlardan öyleleri vardır ki, kantar (dolusu) emanet bıraksan, onu sana aynen iade eder. Öyleleri de vardır ki, tek bir dinar (altın) emanet etsen, tepesine dikilip zorlamadıkça sana geri vermez. Bu onların, "Bize karşı olan ümmilerin (hakikati bilmeyenlerin) hiçbir hakkı yoktur" diye (düşünmelerinden kaynaklanır). Onlar bile bile Allah üzerine yalan söylüyorlar.
Ahmet Tekin
Ehl-i kitaptan öyleleri vardır ki, onlara yüklerle altın ve gümüşü emanet bıraksan, onu sana noksansız iade ederler. Yine onların öyleleri vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan tepesine dikilip ısrarla istemedikçe onu sana iâde etmez. Bu da, onların: 'Ümmîlere, Mekke ve civarındaki belli kabilelere, okuyup yazması olmayan, hesap bilmeyenlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur' demeleri sebebiyledir. Onlar bile bile Allah adına yalan uyduruyorlar.
Ahmet Varol
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, kendisine bir kantar mal emanet etsen, onu sana geri verir. Ama öylesi de vardır ki, kendisine bir dinar emanet etsen başına dikilip durmadığın sürece onu sana geri vermez. Bu onların: 'Bilgisizlere karşı bizim üzerimizde bir sorumluluk yoktur' demelerinden dolayıdır. Onlar bile bile Allah hakkında yalan söylemektedirler. [13]
Ali Bulaç
Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Ali Fikri Yavuz
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, kendisine bir yük altın emanet etsen onu (noksansız olarak) sana öder. Öylesi de vardır ki, ona emanet olarak bir altın versen, sen üzerine ayak direyip ısrar etmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar derler ki, câhil Arapların malını almakta bize günah ve sorumluluk yoktur. Onlar bile bile Allah’a karaşı yalan söylerler.
Ali Rıza Safa
Oysa kitap halkından öyleleri vardır ki, sorumluluğuna tartılar dolusu bıraksan, sana geri verir. Öyleleri de vardır ki, sorumluluğuna bir altın bıraksan, tepesinde dikilmedikçe sana geri vermez. "Önceki kitaplardan bilgisi olmayanlar için, üzerimizde yükümlülük yoktur!" dedikleri için böyle yaparlar. Bilmelerine karşın, Allah hakkında yalanlar söylerler.
Bayraktar Bayraklı
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmedikçe onu sana ödemez. Onlar, "Cahillere karşı bize bir sorumluluk yoktur" dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.
Bekir Sadak
Kitab ehli arasinda kantarla emanet biraksan onu sana odeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikce onu sana odemeyen vardir. Bu, onlarin: «Kitabsizlara karsi uzerimize bir sorumluluk yoktur» demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karsi yalan soylemektedirler.
Celal Yıldırım
Kitap Ehlinden öylesi var ki, kendisine bir kantar (altın) emânet bıraksan, onu sana öder. Öylesi de var ki, kendisine bir dînar emânet etsen, başında dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu da onların: «Ümmîler (okur yazar olmayan kitapsızların bizim üzerimizde sorumluluktan yana bir yolu (bir hakkı) yoktur» demelerindendir. Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ehl-i kitap’tan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen onu sana noksansız öder; içlerinden öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Çünkü onlar “Ümmîlere yaptıklarımızdan dolayı bize bir vebal yoktur” derler. Onlar bile bile Allah adına yalan söylemektedirler.
Diyanet İşleri
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Diyanet İşleri (eski)
Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: 'Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur' demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Diyanet Vakfi
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur» demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur.» demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kitap verilenlerden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana geri verir. Yine onlardan öylesi vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine binmedikçe onu sana vermez. Çünkü onlar: "Bizim aleyhimizde okur yazar olmayanlarda bir yol yok" derler ve Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ehli kitabdan öylesi vardır ki ona yüklerle emanet bıraksan onu sana te'diye eder, gene onlardan öylesi vardır ki ona bir dinar emanet etsen tepesine binmedikçe onu sana te'diye etmez, bunun sebebi: Çünkü bunlar bizim aleyhimize ümmilerde bir yol yoktur derler ve Allaha karşı bile bile yalan söylerler
Erhan Aktaş
Kitap Ehli'nden öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ummilerin malını yemede vebal yoktur." diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ümmilerin malını yemede vebal yoktur." diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki, bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ümmilerin malını yemede vebal yoktur." diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.
Fizilal-il Kuran
Kitap ehlinden öylesi var ki, yanına yüklü bir emanet bıraksan onu sana geri verir, buna karşılık öylesi var ki, eğer ona bir dinarcık emanet versen, sürekli tepesinde dikilmedikçe onu sana geri vermez. 'Ümmilere (kendi dinimizden olmayanlara) karşı hiçbir sorumluluğumuz yoktur' dedikleri için böyle davrananlar, böyle bile bile Allah adına yalan söylerler.
Gültekin Onan
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler [zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar] konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Tanrı'ya karşı yalan söylemektedirler.
Hamdi Döndüren
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle (mal) emanet etsen, onu sana eksiksiz geri verir. Bununla birlikte, onların içinde öylesi de vardır ki, kendisine bir dinar bile emanet etsen, başına dikilip durmadıkça, onu sana geri vermez. Bunun nedeni, “Bizim ümmîlere (Allah’a ortak koşanlara) karşı yerine getirmemiz gereken bir sorumluluğumuz yoktur!” demeleridir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylüyorlar.
Hasan Basri Çantay
Kitablılardan öyle kimse vardır ki kendisine bir kantar (altın) emanet etsen onu sana eksiksiz öder. öyle kimse de vardır ki ona emaneten tek bir altın versen onu — sen üzerinde ayak direyib durmadıkça — sana ödemez. Bunun sebebi şudur: Onlar "Ummiler hakkında bize karşı (mes'uliyyete) bir yol yokdur" demişler (öyle fikir beslemişler) dir. Onlar Allaha karşı, kendileri de bilib durdukları halde, yalan söylerler.
Hasib Asutay
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle (mal) emanet bıraksan, onu sana (eksiksiz) öder. İçlerinden öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmazsan onu sana ödemez. Bu, onların 'Ümmilere (21) karşı bir sorumluluğumuz yoktur' demelerinden dolayıdır. Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylüyorlar. (21. Bu âyette geçen 'ümmiler'den maksat kitap ehli olmayan Araplardır.)
Hayrat Neşriyat
Ehl-i kitabdan öylesi de vardır ki, ona yığınla (altın) emânet etsen, onu sana iâde eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar (bir altın) emânet etsen, tepesine dikilip durmazsan, onu sana iâde etmez. Bu, şübhesiz onların: 'Ümmîler (ehl-i kitab olmayanlara yaptığımız haksızlıklar) hakkında üzerimize bir yol (bir vebâl) yoktur!' demeleri sebebiyledir. Ve onlar (hakikati) biliyor oldukları hâlde, Allah’a karşı yalan söylüyorlar.
İbni Kesir
Ehl-i Kitab'dan öylesi vardır ki; kantarla emanet bıraksan; onu sana öder. Öylesi de vardır ki; bir tek altın emanet etsen; tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Bu, onların: Ümmiler hakkında bize karşı sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Mehmet Okuyan
Kitap ehlinden öylesi vardır ki ona yığınla mal emanet etsen, onu sana (tastamam geri) öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar emanet etsen, başına dikilmediğin sürece onu sana (geri) ödemez. Bunun sebebi, “Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan dolayı) bize hiçbir yol (sorumluluk) yoktur.” demeleridir. Onlar Allah hakkında bilerek yalan söylüyorlar.
Muhammed Esed
Geçmiş vahyin izleyicileri arasında öylesi var ki, kendisine bir hazine emanet etsen sana (sadakatle) iade eder; ve öylesi de var ki ona ufak bir altın sikke emanet etsen, başında dikilmedikçe sana geri vermez; bu, onların, "Kitap ile ilgisi olmayan bu halk(a yaptığımız hiçbir şey)den dolayı bize bir suç yüklenemez" şeklindeki iddialarının bir sonucudur: (Böylece) onlar, (bile bile) Allah hakkında yalan söylerler.
Mustafa İslamoğlu
Önceki vahyin mensuplarından öyleleri var ki, kendisine bir hazine emanet etsen (kuruşuna dokunmadan) iade eder; öyleleri de var ki, tek bir dinar emanet etsen tepesine dikilmedikçe sana geri vermez. Bu, onların, "Bizden olmayanlara yaptıklarımızdan dolayı bir şey lazım gelmez" şeklindeki iddiaları yüzündendir. Fakat onlar bile bile Allah hakkında yalan söylüyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, kendisine bir kıntar emanet versen onu sana ödeyiverir ve onlardan öylesi de vardır ki, kendisine bir dinar emanet bıraksan onu sana ödemez, meğer ki onun üzerine ayak direyip durasın. Bunun sebebi de, «Ümmîler hakkında bizim üzerimize bir yol yoktur,» demiş olmalarıdır. Ve onlar bildikleri halde Allah Teâlâ'ya karşı yalan söylerler.
Ömer Öngüt
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yükler dolusu mal emanet bıraksan, onu sana eksiksiz iâde eder. Fakat onların içinde öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. “Kitap ehli olmayan Araplar'ın ve sair kimselerin (hakkını yemekten dolayı) üzerimize bir sorumluluk yoktur. ” derler ve onlar Allah adına bile bile yalan söylerler.
Suat Yıldırım
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki kendisine yüklerle altın emanet bıraksan onları sana öder. Ama öylesi de vardır ki, bir altın bile versen başında dikilip durmadıkça onu sana geri vermez. Bunun sebebi, onların: "Ümmîler hakkında ne yaparsak mübahtır, ondan dolayı sorumlu olmayız." demeleridir. Onlar bile bile, Allah hakkında yalan uydururlar.
Süleyman Ateş
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Onlar "Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur." dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Ehlikitaptan /kitaplarında uzman olanlardan öyleleri var ki yığınla mal emanet etsen onu sana tastamam geri verir. Öyleleri de var ki bir dinarı emanet etsen tepesine dikilip durmadığın sürece onu sana geri vermez. Bunun sebebi, "Bizim, ümmilere /Mekkelilere karşı bir sorumluluğumuz yoktur." demeleridir. Onlar Allah'a karşı, bile bile yalan söylerler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Ehl-i Kitap içinde öyleleri var ki bir hazineyi emanet etsen aldığı gibi geri verir. Öyleleri de var ki bir dinarı emanet etsen, tepesine dikilmeden vermez. Bu gibiler, Allah'a karşı bile bile yalan söyleyerek şöyle derler: "Kitab'ı bilmeyenlere (ümmilere) karşı bir sorumluluğumuz yoktur
Şaban Piriş
Kitap ehlinden; bir yük altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların: -Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.
Tefhim-ul Kuran
Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, ona bir kantar emanet bıraksan onu sana öder; onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların «ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur» demiş olmalarındandır. Oysa onlar kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Ümit Şimşek
Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, kendisine yükler dolusu emanet bıraksan, onu sana geri verir. Onlardan öylesi de vardır ki, bir dinar bile emanet edecek olsan, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Buna sebep de, 'Kitap Ehli olmayanlar hakkında yaptıklarımızdan sorumlu tutulmayız' demeleridir. Böylece, Allah hakkında bile bile yalan söylüyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Ehlikitap'tan öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet teslim etsen onu sana iade eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine çökmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar: "Ümmilerin, bizim aleyhimize yol bulmaları mümkün değildir." demişlerdir. Onlar, bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Kitab əhlindən eləsi var ki, ona bir yığın mal əmanət etsən, onu sənə tam qaytarar. Onlardan eləsi də var ki, ona bir dinar versən belə, başının üstündə durub tələb etməyincə onu sənə qaytarmaz. Bu, ona görədir ki, onlar: “Avamlardan ötrü bizə günah olmaz!”– deyirlər və bilə-bilə Allaha qarşı yalan söyləyirlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Kitab əhlindən elə kəslər vardır ki, əgər onlara bir qinar (çoxlu) əmanət verərsənsə, onu tamamilə sənə qaytararlar; elələri də vardır ki, onlara təkcə bir dinar qızıl əmanət versən, başlarının üzərində möhkəm durub tələb etməyincə sənə qaytarmazlar. Bunun səbəbi budur ki, onlar: ″Ümmilərə görə (kitab əhli olmayan cahil ərəblərin mallarını mənimsəməyə görə) bizə irad tutulmayacaq″, - deyər və bilə-bilə Allaha qarşı yalan söyləyərlər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Es gibt unter den Schriftbesitzern manchen Zuverlässigen, der dir Zentner Gold oder Silber, die du ihm anvertraust, zurückgibt und manchen Unzuverlässigen, der dir den Dinar, den du ihm anvertraust, nicht zurückerstattet, wenn du nicht darauf bestehst. Sie sagen nämlich: ʺUns darf man nicht belangen, wenn die Betroffenen Unwissende sind. ʺ Sie schreiben Gott fälschlich Gebote und Verbote zu, sind sich ihrer Lügen aber bewußt.
Almanca — Der Edle Quran
Unter den Leuten der Schrift gibt es manche, die, wenn du ihnen einen Qintar anvertraust, ihn dir (wieder) aushändigen. Es gibt unter ihnen aber auch manche, die, wenn du ihnen (nur) einen Dinar anvertraust, ihn dir nicht (wieder) aushändigen, es sei denn, du bist ständig hinter ihnen her. Dies, weil sie sagen: ʺGegen uns kann man der Schriftunkundigen wegen nicht vorgehenʺ. Und sie sprechen (damit) wissentlich eine Lüge gegen Allah aus.
Almanca — M. A. Rassoul
Und unter den Leuten der Schrift gibt es welche, die, wenn du ihnen eine große Summe anvertraust, dir diese aushändigen. Und unter ihnen gibt es auch solche, die, wenn du ihnen einen Dinar anvertraust, ihn dir nur aushändigen, wenn du stets hinter ihnen her bist. Dies geschieht deshalb, weil sie sagen: ʺUns obliegt gegen die Unbelehrbaren keine Pflicht.ʺ Und sie sprechen eine Lüge gegen Allah und wissen es.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und unter den Schriftbesitzern gibt es manch einen, der, wenn du ihm auch viel (Vermögen) anvertraust, es dir zurückgibt. Und unter ihnen gibt es manch einen, der, wenn du ihm einen einzigen Dinar anvertraust, ihn dir nicht zurückgibt, es sei denn du drängst ihn dazu. Dieses ist so, weil sie doch sagten: ʺWas die Nichtjuden anbetrifft, da begehen wir keine Verfehlung.ʺ Und sie verbreiten im Namen ALLAHs Lügen, während sie es wissen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Among Ahl al-Kitab there is he whom you can entrust with a cental of gold and he would return it to you on demand. Also among them is he who if entrusted with one single dinar, would not return it unless you keep asking and he may eventually be pronounced a defaulter. This is by reason of their folly and want of sense that they interpret in words. "We are not," they say, "under any obligation to these illiterate faithless people -the Muslims-" and they intentionally relate to Allah falsehood which they admit into their minds.
Abdul Haleem
There are People of the Book who, if you [Prophet] entrust them with a heap of gold, will return it to you intact, but there are others of them who, if you entrust them with a single dinar, will not return it to you unless you keep standing over them, because they say, ‘We are under no obligation towards the gentiles.’ They tell a lie against God and they know it.
Abdullah Yusuf Ali
Among the People of the Book are some who, if entrusted with a hoard of gold, will (readily) pay it back; others, who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless thou constantly stoodest demanding, because, they say, "there is no call on us (to keep faith) with these ignorant (Pagans)." but they tell a lie against Allah, and (well) they know it.
Abul A'la Maududi
And among the People of the Book there are some who would restore you even if you were to entrust a treasure of gold, and of them there are some whom were you to entrust with one gold piece, will not restore it unless you stand over them. That is because they say: 'We will not be taken to task for whatever we may do to non-Jews (ummls). Thus they falsely fix a lie upon Allah, and do so wittingly.
Aisha Bewley
Among the People of the Book there are some who, if you entrust them with a pile of gold, will return it to you. But there are others among them who, if you entrust them with just a single dinar, will not return it to you, unless you stay standing over them. That is because they say, ‘We are under no obligation where the gentiles are concerned.’ They tell a lie against Allah and they know it.
Al-Hilali & Khan
Among the people of the Scripture (Jews and Christians) is he who, if entrusted with a Qintâr (a great amount of wealth, etc.), will readily pay it back; and among them there is he who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless you constantly stand demanding, because they say: "There is no blame on us to betray and take the properties of the illiterates (Arabs)." But they tell a lie against Allâh while they know it.
Ali Quli Qarai
And among the People of the Book is he who if you entrust him with a quintal will repay it to you, and among them is he who, if you entrust him with a dinar will not repay it to you unless you stand persistently over him. That is because they say, ‘We have no obligation to the non-Jews.’ But they attribute lies to Allah, and they know [it].
Amatul Rahman Omar
And among the people of the Scripture there is he if you trust him with a huge treasure he will surrender it to you; yet there is another among them that if you entrust him with a single dinâr he will not surrender it to you unless you keep on pressing him. They do that because they say, `We are not liable to be called to account in the matter of the unlettered (- not of Jewish race),' and they tell a lie in the name of Allâh deliberately.
Arthur John Arberry
And of the People of the Book is he who, if thou trust him with a hundredweight, will restore it thee; and of them is he who, if thou trust him with one pound, will not restore it thee, unless ever thou standest over him. That, because they say, 'There is no way over us as to the common people.' They speak falsehood against God and that wittingly.
Bijan Moeinian
[Not all the followers of the Scripture are alike. ] Some of them can be trusted with a hoard of Gold. Some of them, on the contrary, cannot be trusted even with a coin as you have to beg them continuously so that they pay that back. They are the ones who say: "God will not hold us (the chosen people, loved by God) responsible for our dealing with the gentiles!" They falsify the word of God and they know it well (See Deuteronomy Ch. vs. as an example of such falsification.)
E. Henry Palmer
And of the people of the Book, there are some of them who, if thou entrust them with a talent give it back to you; and some of them, if thou entrust them with a dinar, he will not give it back to thee except so long as thou dost stand over him. That is because they say, We owe no duty to the Gentiles;' but they tell a lie against God, the while they know.
Edip-Layth
Among the people of the book are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said, "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while knowing.
George Sale
There is of those who have received the scriptures, unto whom if thou trust a talent, he will restore it unto thee; and there is also of them, unto whom is thou trust a dinar, he will not restore it unto thee, unless thou stand over him continually with great urgency. This they do because they say, we are not obliged to observe justice with the heathen: But they utter a lie against God, knowingly.
Hamid S. Aziz
And among the people of the Book, there are some who, if you entrust them with a hoard of gold, will readily return it to you; and others among them, if you entrust them with a single coin, will not return it unless you keep standing over them. That is because they say, "We owe no duty to the Gentiles;" but they tell a lie against Allah, knowingly.
Mahmoud Ghali
And of the population of the Book is he who, in case you put in his custody a hundred- weight, (Literally: a Kantar) will pay it back to you; and of them is he who, if you put in his custody one dinar, will not pay it back to you, except as long as you are upright over him. (Or: over it) That (is) so because they said, "There is no way over us as to the common folk." (i.e., the illiterates or the Gentiles) And they say lies against Allah, and they know (that).
Marmaduke Pickthall
Among the People of the Scripture there is he who, if thou trust him with a weight of treasure, will return it to thee. And among them there is he who, if thou trust him with a piece of gold, will not return it to thee unless thou keep standing over him. That is because they say: We have no duty to the Gentiles. They speak a lie concerning Allah knowingly.
Mohamed Ahmed - Samira
There are some among the people of the Book who return a whole treasure entrusted to them; yet some there are who do not give back a dinar until you demand and insist, because they say: "It is not a sin for us to (usurp) the rights of the Arabs. " Yet they lie against God, and they know it.
Muhammad Asad
AND AMONG the followers of earlier revelation there is many a one who, if thou entrust him with a treasure, will [faithfully] restore it to thee; and there is among them many a one who, if thou entrust him with a tiny gold coin, will not restore it to thee unless thou keep standing over him - which is an outcome of their assertion, "No blame can attach to us [for anything that we may do] with regard to these unlettered folk": and [so] they tell a lie about God, being well aware [that it is a lie]. "
Mustafa Khattab
There are some among the People of the Book who, if entrusted with a stack of gold, will readily return it. Yet there are others who, if entrusted with a single coin, will not repay it unless you constantly demand it. This is because they say, "We are not accountable for ˹exploiting˺ the Gentiles."[1] And ˹so˺ they attribute lies to Allah knowingly.
Progressive Muslims
And from among the people of the Scripture are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said: "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while knowing.
Sahih International
And among the People of the Scripture is he who, if you entrust him with a great amount [of wealth], he will return it to you. And among them is he who, if you entrust him with a [single] silver coin, he will not return it to you unless you are constantly standing over him [demanding it]. That is because they say, "There is no blame upon us concerning the unlearned." And they speak untruth about Allah while they know [it].
Sam Gerrans
And among the doctors of the Law is he who, if thou entrust him with a fortune, will deliver it to thee. And among them is he who, if thou entrust him with a dinar, will not return it to thee unless thou stand over him. For it is that they say: “We owe nothing to the unschooled”; and they ascribe the lie to God, when they know!
Shabbir Ahmed
Among People of the Scripture are some who can be trusted with a treasure, and they will give it back to you. Others among them cannot be trusted with a single gold coin; they will not repay you unless you keep after them. This is because they say, "We do not have to be honest when dealing with the Gentiles." Thus, they attribute lies to Allah and they know it.
Syed Vickar Ahamed
And among the People of the Book are some who, if entrusted with a large amounts of gold, will readily pay it back; Others, who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless you constantly stand demanding, because, they say, "There is no duty on us (to keep faith) with these ignorant (pagans). " But they tell a lie against Allah, and they know it well.
Taqi Usmani
Among the people of the Book there is one who, if you entrust him with a heap (of gold or silver), will give it back to you; and among them there is one who, if you entrust him with a single dīnār (a coin of gold), he will not give it back to you, unless you keep standing over him. This is because they have said, "There is no way we can be blamed in the matter of the unlettered."And they tell lies about Allah knowingly.
The Monotheist Group
And from among the people of the Book are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said: "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while they know.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et parmi les gens du Livre, il y en a qui, si tu lui confies un qintâr, te le rend. Mais il y en a aussi qui, si tu lui confies un dinâr, ne te le rendra que si tu lʹy contrains sans relâche. Tout cela parce quʹils disent: ʺCes (arabes) qui nʹont pas de livre nʹont aucun chemin pour nous contraindre.ʺ Ils profèrent des mensonges contre Allah alors quʹils savent.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En onder de mensen van het boek is er hij die, als je hem een fortuin toevertrouwt, het aan jou teruggeeft en onder hen is er hij die, als je hem een dinar toevertrouwt, hem alleen maar aan jou zal teruggeven als jij erop blijft staan. Dat komt omdat zij zeggen: ʺMen kan van ons geen rekenschap over de ongeletterden vragen.ʺ En zij zeggen over God willens en wetens een leugen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Onder hen die de schrift hebben ontvangen zijn er, die gij een talent kunt toevertrouwen; zij zullen u dit teruggeven; maar er zijn ook anderen, die u een, hun geleenden dinar, niet zullen teruggeven, indien gij hen niet aanhoudend dit herinnert. Dit geschiedt omdat zij zeggen: Wij hebben geen verplichting omtrent de onwetenden. Maar zij liegen omtrent God, tegen beter weten aan,
Hollandaca — Siregar
En onder de Lieden van de Schrift is er degene die, als jij hem een schat toevertrouwt, jou deze zal teruggeven; en onder hen is er degene die als jij hem een dinar toevertrouwt, deze niet aan jou zal teruggeven, behalve als jij er op aandingt. Dat komt omdat zij zeggen: ʺWij zijn niet verantwoordelijk voor de ongeletterden.ʺ En zij vertellen over Allah leugens terwijl zij het weten.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И среди людей Писания (а именно иудеев) есть такой, что, если ты доверишь ему кинтар [большое количество] (имущества), он вернет его [доверенное] тебе, но среди них есть и такой, что, если доверишь ему (всего лишь один) динар, то он не (станет) возвращать его тебе (до тех пор), пока ты не будешь все время стоять над ним. Это – потому, что они [иудеи] сказали: «Нет на нас в отношении простаков [арабов] никакого пути [это не является для нас грехом, и за это мы не будем наказаны]». И наговаривают они [иудеи] на Аллаха ложь, будучи знающими (это).
Rusça — Osmanov
Среди людей Писания есть такие, которые, если ты доверишь им [хоть] кинтар, вернут его тебе. И есть средь них такие, которые, если ты доверишь им динар, не вернут тебе его, даже если ты будешь стоять у них над душой. Поступая так, они говорят: ʺЧто за дело нам до этих невежд?ʺ Вот так они заведомо возводят на Аллаха напраслину.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
OCH BLAND efterföljarna av äldre tiders uppenbarelser finns de som, om du anförtror dem en skatt av guld, (villigt) återlämnar den; och det finns de som, om du anförtror dem en enda dinar, vägrar återlämna den om du inte ansätter dem med ideliga påminnelser. De påstår nämligen: ʺVi har inte blivit ålagda (att hålla våra löften), när det gäller dessa okunniga människorʺ; så säger de om Gud, trots att de vet bättre, det som inte är sant.