ق ن ط ر (GNŦR) kökünün geçtiği ayetler
Büyük bir servet sahibi olmak, büyük miktarda paraya sahip olmak, hazinelere sahip olmak, yeteneğe sahip olmak. Qintar - servet/hazine/yetenek yığını, eski bir para ve ağırlık birimi.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (4)
Bu kök Kur'an boyunca 4 kez, 4 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
وَالْقَنَاطِيرِ1 kez
Al-i İmran 3:14وَالْقَنَاطِيرِve l-ḳanāTīrive kantarlarca
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ
zuyyine li n-nāsi Hubbu ş-şehevāti mine n-nisā'i ve l-benīne ve l-ḳanāTīri l-muḳanTarati mine ƶ-ƶehebi ve l-fiDDeti ve l-ḣayli l-musevvemeti ve l-en'ǎāmi ve l-Harṧi ƶālike metāǔ l-Hayāti d-dunyā ve(a)llahu ǐndehu Husnu l-mābi
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.
الْمُقَنْطَرَةِ1 kez
Al-i İmran 3:14الْمُقَنْطَرَةِl-muḳanTaratiyığılmış
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ
zuyyine li n-nāsi Hubbu ş-şehevāti mine n-nisā'i ve l-benīne ve l-ḳanāTīri l-muḳanTarati mine ƶ-ƶehebi ve l-fiDDeti ve l-ḣayli l-musevvemeti ve l-en'ǎāmi ve l-Harṧi ƶālike metāǔ l-Hayāti d-dunyā ve(a)llahu ǐndehu Husnu l-mābi
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.
بِقِنْطَارٍ1 kez
Al-i İmran 3:75بِقِنْطَارٍbi ḳinTārinyüklerle mal
وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّهِ اِلَيْكَ وَمِنْهُمْ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَا يُؤَدِّهِ اِلَيْكَ اِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَائِمًا ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْاُمِّيِّنَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
ve min ehli l-kitābi men in te'menhu bi ḳinTārin yu'eddihi ileyke ve minhum men in te'menhu bi dīnārin lā yu'eddihi ileyke illā mā dumte ǎleyhi ḳāimen ƶālike bi ennehum ḳālū leyse ǎleynā fī l-ummiyyīne sebīlun ve yeḳūlūne ǎlā (a)llahi l-keƶibe ve hum yeǎ'lemūne
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
قِنْطَارًا1 kez
Nisa 4:20قِنْطَارًاḳinTārankantarlarca (mal)
وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍ وَاٰتَيْتُمْ اِحْدٰيهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا مِنْهُ شَيْـًٔا اَتَأْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبِينًا
ve in eradtumu stibdāle zevcin mekāne zevcin ve āteytum iHdāhunne ḳinTāran fe lā te'ḣuƶū minhu şey'en e te'ḣuƶūnehu buhtānen ve iṧmen mubīnen
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?