(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

اَلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اِنَّنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ اَلصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْاَسْحَارِ

(e)lleƶīne yeḳūlūne rabbenā innenā āmennā fe ğfir lenā ƶunūbenā ve ḳinā ǎƶābe n-nāri / S-Sābirīne ve S-Sādiḳīne ve l-ḳānitīne ve l-munfiḳīne ve l-musteğfirīne bi l-esHāri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīne(onlar ki)
2يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
3رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
4اِنَّنَٓاinnenāgerçekten biz
5اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
6فَاغْفِرْfe ğfirغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekbağışla
7لَنَاlenābizden
8ذُنُوبَنَاƶunūbenāذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçlarımızı
9وَقِنَاve ḳināو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive bizi koru
10عَذَابَǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabından
11النَّارِn-nāriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateş
1اَلصَّابِرِينَS-Sābirīneص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabredenler
2وَالصَّادِقِينَve S-Sādiḳīneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.ve sadık olanlar
3وَالْقَانِتِينَve l-ḳānitīneق ن تDindar, itaatkar olmak, tüm tevazu ile tam ve yürekten uzun süre duada durmak. Qanitun - tam, yürekten ve tüm tevazu ile dindar ve itaatkar olan kişi.ve gönülden itaat edenler
4وَالْمُنْفِقِينَve l-munfiḳīneن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.ve infak edenler
5وَالْمُسْتَغْفِرِينَve l-musteğfirīneغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekve istiğfar edenler
6بِالْاَسْحَارِbi l-esHāriس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktiseherlerde

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, sabredenler, gerçekten itaat eyleyenler, mallarını yoksullara harcayanlar ve seher çağlarında, suçlarının yarlıganmasını dileyenlerdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, sabredenler, gerçekten itaat eyleyenler, mallarını yoksullara harcayanlar ve seher çağlarında, suçlarının yarlıganmasını dileyenlerdir.

Adem Uğur

Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah'tan bağış dileyenler (içindir).

Ahmed Hulusi

(Onlar) sabredenlerdir, sadıklardır, kanitlerdir (kulluğunun idrakıyla boyun eğmişlerdir), (muhtaçlara) bağışlayanlardır, seher vakti (uyanma sürecinde) eksikliklerinden dolayı istiğfar edenlerdir.

Ahmet Tekin

'Sabrederek mücadeleye devam edenleri, imanda, İslâm’da samimî davrananları, huzurunda boyun bükenleri, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla namaz kılanları, dinî, insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getirenleri, saygıda kusur etmeyenleri, karşılık gözetmeden, gönüllü hayır yapanları, seher vakitlerinde derûnî kalp ile namaz kılıp dua edenleri, bağışlanma dileyenleri, yalvaranları koru' diyenlerdir.

Ahmet Varol

Onlar sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, iyilik için harcamada bulunan ve seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dileyen kimselerdir.

Ali Bulaç

Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.

Ali Fikri Yavuz

O takva sahipleri, taât ve musibetlere sabreden (söz, iş ve niyyetlerinde) sadâkat gösteren, Allah’a itaat eden. Allah yolunda mallarını harcayan, seherlerde Allah’dan mağfiret isteyen ve namaz kılanlardır.

Ali Rıza Safa

Dirençli olanlar, doğruyu söyleyenler, içtenlikle özgüleyenler, yardımlaşmak amacıyla paylaşanlar ve güneşin doğmasına yakın zamanlarda bağışlanma dileyenlerdir.

Bayraktar Bayraklı

- Allah, "Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet, günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenlerin, zorluklara sabredenlerin ve sözlerini tutanların, Rablerine yürekten bağlı olanların, servetlerini Allah yolunda harcayanların ve seherlerde bütün kalpleriyle af dileyenlerin kalplerindeki her şeyi görür.

Bekir Sadak

(16-17) Onlar ki, «Rabbimiz! Biz suphesiz inandik, bunun icin gunahlarimizi bize bagisla ve bizi atesin azabindan koru» diyen, sabreden, dogru olan, gonulden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bagislanma dileyenlerdir.

Celal Yıldırım

(16-17) «Ey Rabbimiz ! Şüphesiz ki biz imân ettik; artık günahlarımızı bağışla ve bizi Cehennem ateşinin azabından koru» diyenler: Sabredenler, doğru olanlar, itaat edip baş eğenler, boyun bükenler, (mallarını Allah yolunda) harcayanlar ve seher vakitlerinde istiğfar edenlerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(16-17) (Bu nimetler) “Ey rabbimiz! Biz gerçekten iman ettik, günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğruluktan şaşmayanlar, huzurda boyun bükenler, hayır yolunda harcama yapanlar ve seher vakitlerinde Allah’tan bağışlanma dileyenler (içindir).

Diyanet İşleri

(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

Diyanet İşleri (eski)

(16-17) Onlar ki, 'Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru' diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Diyanet Vakfi

Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah'tan bağış dileyenler (içindir).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O sabredenleri, doğruluktan ayrılmayanları, divan duranları, nafaka verenleri ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenleri koru! derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O sabr edenleri, o sıdk-u sadakatle gidenleri, o divan duranları, o nefaka verenleri, ve o seher vakitleri istiğfar eyleyenleri

Erhan Aktaş

Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

Fizilal-il Kuran

Bunlar sabırlılar, samimî bağlılar, gönülden kulluk edenler, mallarını Allah yolunda harcayanlar ve seher vakitlerinde günahlarının bağışlanmasını dileyenlerdir.

Gültekin Onan

Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.

Hamdi Döndüren

Sabreden, doğru olan, huzurda boyun büküp divan duran, hayra harcayan ve seher vaktinde bağış dileyenler (içindir).

Hasan Basri Çantay

(16-17) (O takvaaya erenler): "Ey Rabbimiz, biz iman etdik. Artık bizim günahlarımızı yarlığa ve bizi o ateşin azabından koru" diyenler, sabredenler, (imanlarında) gerçek olanlar, (Allaha) itaatle boyun eğenler, infaak edenler, seharlarda Allahdan mağfiret isteyenlerdir.

Hasib Asutay

Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğenler (Allah yolunda) harcama yapanlar ve seher vakitlerinde (6) bağışlanma dileyenlerdir. (6. Seher, gecenin altıda birinin son vaktine denir.)

Hayrat Neşriyat

(Onlar:) Sabredenler, doğru olanlar, itâat edenler, (mallarını Allah yolunda) sarf edenler ve seherlerde (sabah namazı vaktinden önce) mağfiret dileyenlerdir.

İbni Kesir

Sabredenler, doğru olanlar, gönülden ibadet edenler, infak edenler ve seherlerde Allah'tan mağfiret dileyenlerdir.

Mehmet Okuyan

(Onlar) sabredenler, dürüst olanlar, (Allah’a) boyun eğenler, infak edenler (verenler) ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler(dir).

Muhammed Esed

Zorluklara sabredenlerin ve sözlerini tutanların, (Rablerine) yürekten bağlı olanların, (servetlerini Allah yolunda) harcayanların ve bütün kalpleriyle af dileyenlerin.

Mustafa İslamoğlu

(zorluklara) sabredenleri, (imana) sadakat gösterenleri, (Allah'a) boyun eğenleri, (O'nun için) harcayanları, (günahlarından dolayı) seherlerde canı gönülden yalvaranları (da görür).

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar sabredicilerdir, sâdıktırlar, ibadetlere müdavimdirler, infak edenlerdir, seher vakitlerinde de istiğfarda bulunanlardır.

Ömer Öngüt

(Onlar) sabredenler, sâdıklar, huzurunda gönülden boyun bükenler, Allah için infak edenler ve seher vaktinde istiğfar edenlerdir.

Suat Yıldırım

Onlar sabırlı, imanlarında sadık ve samimî, Allah’ın huzurunda itaatla divan duran, mallarını hayırda harcayan, seher vakitlerinde Allah’tan af dileyen müminlerdir.

Süleyman Ateş

Sabredenleri, doğru olanları, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranları, Allah için (mal) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri (Allah'tan bağışlanmalarını dileyenleri Allah) görmektedir.

Süleymaniye Vakfı

O kullar sabırlı /duruşunu bozmayan, doğru sözlü, Allah'a içten boyun eğen, infak eden /hayra harcayan ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar sabırlı, özü sözü doğru, Allah'a içten boyun eğen, mallarından hayra harcayan ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyen kimselerdir.

Şaban Piriş

(Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Tefhim-ul Kuran

Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.

Ümit Şimşek

Onlar sabredenlerdir, sözünde ve imanında sadık olanlardır, Allah huzurunda saygı ile el bağlayanlardır, mallarını hayır için harcayanlardır, seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dileyenlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Kullar ki sabredenlerdir, özü-sözü doğru olanlardır, ilahi huzurda duranlardır, nimet ve imkanlardan başkalarını yararlandıranlardır; seherlerde, bağışlanmak için yakaranlardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

onlar səbir edən, doğru danışan, müti olan, malından Allah yolunda xərcləyən və sübh çağına yaxın bağışlanma diləyən kimsələrdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (müsibətlərə) səbr edən, (sözlərində və işlərində) doğru olan, (Allaha) itaət edən, mallarından fəqirlərə verən və sübh vaxtı (Allahdan) bağışlanmaq diləyənlərdir (sübh namazına qalxanlardır).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das sind die Geduldigen, Ehrlichen, die Bescheidenen, die für Gottes Sache großzügig spenden und in der Stille vor der Morgendämmerung Gott um Vergebung bitten.

Almanca — Der Edle Quran

Die Standhaften und die Wahrhaftigen, die demütig Ergebenen und diejenigen, die ausgeben, und die im letzten Teil der Nacht um Vergebung Bittenden.

Almanca — M. A. Rassoul

Die Geduldigen und die Wahrhaften und die Andachtsvollen und die Spendenden und diejenigen, die um Vergebung bitten im Morgengrauen.

Almanca — Muhammad Zaidan

(Diese sind) die Duldsamen, die Wahrhaftigen, die Demütigen, die Spendenden und die gegen Ende der Nacht (ALLAH) um Vergebung Bittenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

It is they who are patient and unwearied in the face of difficulties, who habitually tell the truth with their words and their deeds. It is they who are obedient and submissive to the will of Allah, who are charitable in divine service and the devout who pray to Allah and beseech His forgiveness far into the night and before the day dawns.

Abdul Haleem

those who are steadfast, truthful, truly devout, who give [in God’s cause] and pray before dawn for forgiveness.’

Abdullah Yusuf Ali

Those who show patience, Firmness and self-control; who are true (in word and deed); who worship devoutly; who spend (in the way of Allah); and who pray for forgiveness in the early hours of the morning.

Abul A'la Maududi

men who are steadfast, truthful, obedient, spend (in the way of Allah) and implore the forgiveness of Allah before daybreak.

Aisha Bewley

The steadfast, the truthful, the obedient, the givers, and those who seek forgiveness before dawn.

Al-Hilali & Khan

(They are) those who are patient, those who are true (in Faith, words, and deeds), and obedient with sincere devotion in worship to Allâh. Those who spend [give the Zakât and alms in the Way of Allâh] and those who pray and beg Allâh’s Pardon in the last hours of the night.

Ali Quli Qarai

Patient and truthful, obedient and charitable, and pleading [Allah’s] forgiveness at dawns.

Amatul Rahman Omar

(And those who are) the patiently persevering, the truthful and the obedient, and those who spend (liberally in the cause of Allâh) and the implorers of Divine protection in the latter part of the night (and from the core of their hearts).

Arthur John Arberry

men who are patient, truthful, obedient, expenders in alms, imploring God's pardon at the daybreak.

Bijan Moeinian

Such people are patient, truthful, true worshippers of God, generous in charity and beg for the Lord’s forgiveness in the early hours of the morning.

E. Henry Palmer

the patient, the truthful, the devout, and those who ask for pardon at the dawn.

Edip-Layth

The patient, the truthful, the devout, the givers, and the seekers of forgiveness in the late periods of the night.

George Sale

The patient, and the lovers of truth, and the devout, and the almsgivers, and those who ask pardon early in the morning.

Hamid S. Aziz

Those who show patient, firmness and self-control, the truthful in word and deed, the devout in worship, and those who spend, and pray for forgiveness at dawn.

Mahmoud Ghali

(The ones who are) patient, and the sincere, and the devout, and the expenders (in the way of Allah), and (the ones who) ask forgiveness (from Allah) before dawn. (i.e. the hours before dawn)

Marmaduke Pickthall

The steadfast, and the truthful, and the obedient, those who spend (and hoard not), those who pray for pardon in the watches of the night.

Mohamed Ahmed - Samira

They are the patient, the sincere and devout, full of charity, who pray for forgiveness in the hours of dawn.

Muhammad Asad

those who are patient in adversity, and true to their word, and truly devout, and who spend [in God's way], and pray for forgiveness from their innermost hearts.

Mustafa Khattab

˹It is they˺ who are patient, sincere, obedient, and charitable, and who pray for forgiveness before dawn.[1] 

Progressive Muslims

The patient, and the truthful, and the devout, and the givers, and the seekers of forgiveness in the late hours of the night.

Sahih International

The patient, the true, the obedient, those who spend [in the way of Allah ], and those who seek forgiveness before dawn.

Sam Gerrans

The patient, the truthful, the humbly obedient, those who spend, and the seekers of forgiveness at dawn.

Shabbir Ahmed

They are proactively steadfast, truthful in word and action, ever submitting to the Commandments, keeping their wealth open for the society, and guarding themselves early against any forthcoming challenge.

Syed Vickar Ahamed

Those who show patience, firmness and self control; Who are true (in word and deed); Who pray with sincerity (and obedience); Who spend (in the way of Allah): And who pray for forgiveness in the early hours of the morning.

Taqi Usmani

(and those who are) the patient, the truthful and the devout, who spend (in Allah’s way) and who seek forgiveness in pre-dawn hours."

The Monotheist Group

The patient, and the truthful, and the dutiful, and the givers, and the seekers of forgiveness in the late hours of the night.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ce sont les endurants, les véridiques, les obéissants, ceux qui dépensent (dans le sentier dʹAllah) et ceux qui implorent pardon juste avant lʹaube.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku sebirkêş in, rast û dirust in, bi awayê pêdivî îbadetker in, (bi malê xwe di rêka Xwedê de) bexşende ne û di wextê seherê de lêborîna gunehên xwe dixwazin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die geduldig volharden, die waarheidslievend zijn, die onderdanig zijn, die bijdragen geven en die in de morgenschemering om vergeving vragen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo spreken de geduldigen, de waarheidminnenden, de aandachtigen; zij die aalmoezen geven en bij iederen zonsopgang om Gods genade smeeken.

Hollandaca — Siregar

(Zij zijn) de geduldigen en de waarachtigen en de gehoorzamen en degenen die (voor Allah) uitgeven en degenen die (Allah) om vergeving vragen op het laatst van de nacht.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

терпеливых (в повиновении Ему, в остережении от ослушания Его и когда их постигает беда), правдивых (в своих речах и делах), всецело подчинившихся (Ему), расходующих (свои средства ради Его довольства), просящих прощения в предрассветное время [в конце ночи].

Rusça — Osmanov

которые терпеливы, правдивы, смиренны, тратят на подаяние и просят прощения [Аллаха] на заре.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

de tålmodiga och uthålliga, de sanningsenliga, de som ödmjukt böjer sig under Hans vilja, de som ger av sitt åt andra och som i den tidiga gryningen ber om Guds förlåtelse för sina synder.